İyi Okumalar 🦋
________________
~Seungmin~
Kollarımı kaldırarak yorganın altından çıkardım ve sıcacık yatağımda iyice gerindim. Her kıpırdandığımda burnuma kaplanımın kokusu geldiği için, tekrar uyumak istiyordum.
Son birkaç gündür ırk değiştirip panda olmuştum sanırım. Yaptığım tek şey yatakta veya Chan'ın göğsünde yuvarlanmak, uyumak olmuştu.
Ailem merak etmesin diye sağlık ocağına gidiyor, birkaç saat yardım etdikten sonra Chan'ın yanına gideceğim bahanesiyle eve dönerek yatakta uyuyordum.
Daha öncesinde de uykuyu seven birisiydim ama şimdi yeni doğan bebekler gibi günün yarısından çoğunu uyumak istiyordum. İlk başlarda daha da kötüydüm. Sanki çaresiz bir problemin içindeymişin gibi kalbim sıkışıyordu.
Bilmiyorum belki de kaplanlara ulaşmak için kendimi çok zorluyordum. Chan için daha iyisini yapmaya çalışıyordum her gün.
Her şey kötü olacakmış gibi hissediyordum. Sanki gökyüzünde sadece kara bulutlar vardı. Ama son birkaç gün daha iyi hissediyordum. Yani sanırım.
Kıpraştığım yatakta tenime değen sıcaklığı hissetmediğim için, sevgilimin yanımda olmadığını anlamıştım. Bu yüzden kaşlarımı çatarak yatakta doğruldum ve etrafıma bakındım.
Gelip beni sarıp sarmalaması için ona üç saniye veriyordum..
"Bizi buraya getiren bağın sahibini görmek istiyoruz!"
Duyduğum bağırma sesiyle irkilerek etrafıma baktım. Daha şimdi yeni uykudan uyanmış gibiydim. Sesler kulağıma daha net gelmeye başlamıştı.
Yataktan dikkatli bir şekilde kalkarak, üşüyen çıplak ayaklarımı aldırmadım. Altımda kendi pijamam, üzerimde ise artık son günlerde kendi kıyafetlerim gibi kullandığım, dizlerime kadar uzanan Chan'ın kazağı vardı.
Kapıya doğru yaklaşarak sesleri daha net duymak için kulağımı kapıya yasladım. Ama bağırmadıkları sürece sesler çok kısık geliyordu.
"Ben hepinizi topraklarımdan, sürümden kovmadan yerinizi bilseniz iyi olur!"
Babamın sinirli ses tonunu duyduğumda, bir saniye bile beklemeden ev terliklerini ayağıma geçirerek kapıyı açtım ve karın üzerinde terliklerimle yürümeye başladım.
Birkaç metra evden uzak olan meydana doğru hızla adımladığımda, ilk Chan'ın bakışları bana doğru dönmüştü. Kilometrelerce uzakta bile olsam beni kokumdan hemen bulurdu. Buna emindim.
C: "Seungmin eve geri dön!"
Daha meydandaki kalabalığın yanına ulaşmama onlarca adım varken, Chan uzaktan bana bağırmıştı. Sert ve sinirli ses tonunu duymak, kalbimin hızlanmasına ve boğazımın düğümlenmesine neden olmuştu.
Normalde bana bağırsa, ağzının üzerine tokadı yapıştırır, ben ona bağırırdım ama şu an oturup saatlerce ağlayasım vardı.
Ben öylece orada donup kalırken, tüm kalabalığın gözleri benim üzerimdeydi. Yanyana dikilen babama ve Chan'a bakmayı bırakarak, bakışlarımı onların karşısında duran yaklaşık on kişilik gruba çevirdim.
Kaplanlar? Bu kadar çok kaplan?
Onların kaplan olduğunu hissettiğimde gözlerimi sonuna kadar açtım. Bu kadar büyük bir grup olduğunu bilmiyordum. Ve başarmıştım. Onlara ulaşmıştım.
Mutlulukla gülümseyerek bir adım daha attığımda, Chan elini kaldırarak durmamı işaret ettiği için adımlarım donup kalmıştı.
C: "Seungmin eve git!"
Tekrar bana bağırdığında, ağlamamak için ellerimi yumruk yaparak dişlerimi sıktım. Bu kadar çok kaplana ulaşmışken sorun neydi anlamıyordum?
Neden babam ve Chan onların karşısında duruyordu.
"Demek aradığımız kişinin adı Seungmin.."
Diğer seslere nazan daha kısık gelmişti sesi. Ama kısık olsa bile duyulması o kadar net bir ses tonuydu ki. Bakışlarım bu otoriter sesin sahibine kaydığında istemsizce kaşlarımı çattım.
O kadar yaşlıydı ki elleri ve suratı buruşmuştu. Ama bu kırışıklıklar, gençliğinde ne kadar güzel olduğunu kapatamıyordu. Yaşlılık yüzünden beli hafif kamburdu. Bembeyaz saçları ise upuzundu. Sanki tüm vücudu yaşlanmış, saçları ise hala gençti.
Gülümseyerek bana doğru birkaç yavaş adım attığında, Chan da ona doğru adımlamıştı sanırım onu durdurmak için.
Ama kadın sadece bir parmağını kaldırarak Chan'ı durdurmayı başarmıştı bile. Birkaç adımdan sonra durarak önce babama, sonra bana bakmıştı.
"Joon bana yalvararak geldiğinde, kanım karşılığında para istemişti. Bir kaplan kanını para karşılığında asla satmaz.."
Duyduklarımla derin bir nefes alarak babama baktım. Birkaç cümle bile yetmişti onun kim olduğunu anlamama.
Annemin karnındayken beni yaşatmak için kullandıkları kanın sahibi tam karşımda duruyordu...
Kalbim sıkıştığında tekrar derin bir nefes alma gereğinde bulundum.
"Karşımda güçlü ama çocuğu için her şeyi yapacak bir Thita, annesinin karnında ölmek üzere olan zayıf ama güçlü bir ruh vardı. Benimse.. kaybetmek üzere olduğum soyum"
Hem konuşup, hem yürümekte fazlasıyla zorlandığı için yavaş ve temkinli bir şekilde cümlelerini kuruyor, sonra ara vererek bana birkaç adım daha yaklaşıyordu.
"Güçlü kana sahip olan lider kaplanlar ya öldürülmüştü, ya da kayıplardı. Soyun tükenmemesi için ise güçlü bir kana ihtiyacımız vardı. Çocuğum olamayacak kadar yaşlıydım.."
İstemsizce gerildiğim ve korktuğum için birkaç adım geri atmak istedim ama düşüncelerimi hareketlerime yansıtamamıştım.
"Eta bir bebek ve güçlü bir kaplan kanı. Annen bir kere bile kanımı içseydi yeterdi senin hayata tutunmana. Ama ben onlara her ay kanımdan verdim. Çünkü DNA'ların yeniden doğduğu bir bedene kaplan kanı aşılamak türümü kurtarmam için son şansımdı"
Artık tamamen karşımda durduğunda, güzel yüzüne baktım. Yaşlı olmasına rağmen gözleri iri ve parlak bakıyordu. Sanki yaşlılık sadece vücudunu almıştı ondan, ruhuna dokunamamıştı.
"Baban istediği gibi çocuğa sahip oldu. Ben ise güçsüz düşsem bile kanımı taşıyıp, sürüyü bir araya getirebilecek birine sahip oldum. Bence adil bir oyundu değil mi?"
Gergin bir şekilde yutkunarak bizi uzaktan izleyen kalabalığa, sonra ise bana endişeyle bakan sevgilime ve babama baktım.
S: "Size yatdım etmişken sorun ne anlayamıyorum"
Sorun yok dermiş gibi sakin bir şekilde gülümsemiş ve başını iki yana sallamıştı. Ardından ise sıcacık elini omzuma yaslayarak bana doğru biraz daha yaklaştı. Bu sefer söyleyeceklerini kimse duysun istemiyordu.
"Sorun çıkarmıyoruz. Sana minnettar olduğumuz için seni görmek istedik. Baban tek evladını korumaya çalıştığı için karşı çıktı. Ama orada duran genç kaplan var ya.."
Başını arkasına çevirerek Chan'ı işaret etmiş, sonra gülümseyerek bana doğru dönmüştü. Biraz daha yaklaşarak bu sefer kulağıma doğru fısıldadı.
"İşte o genç kaplan ise seni kimseye göstermek istemiyor. İlk defa baba olan kaplanlar böyle yaparlar. Daha ne olduğunun farkında bile değil ama seni koruma içgüdüsüyle yanıp tutuşuyor"
Kaşlarımı anlamadığımı belli eder bir şekilde çattım. Ama kadın yüzüme bakmadığı için beni görmediğini biliyordum. Kurumuş boğazımı ıslatmak adına zor da olsa yutkundum ve konuşmaya çalıştım.
S: "Nasıl yani?"
"Bugüne kadar olan her şeyi planlamıştım Seungmin. Sana kanımı verdim, senin kanının gücünü hisseden kaplanların bir araya toplanacağını biliyordum ama.."
Kulağımdan uzaklaşarak samimi bir şekilde gülümsemiş ve sonra bakışlarını yavaşça karnıma indirmişti.
"Ama senin genç bir kaplana aşık olup, türümüze hamile kalacağını ben bile planlamamıştım"
Kalbim sıkıştığında, elimi kalbimin üzerine bastırarak dudaklarımı araladım nefes almak için ama aksine gözlerim yaşarmıştı.
Neler oluyordu? Bu kadar şeyi bünyem kaldıramazdı. Artık algılayamıyordum.
Gözlerim yavaş yavaş bulanıklaşmaya ve başım dönmeye başladığında, dolu gözlerimle Chan'a baktım. Çünkü onun beni gözlerimden bile aynlayacağını biliyordum.
"Kendine dikkat et kaplan bir bebek taşımak kolay değil"
Son kez bana fısıldadığında, bikaç adım geri atmıştı. Ki saniyeler sonra Chan'ın kolları belime sarıldığında, huzurla gözlerimi kapattım. Onun kollarındaysam, bana kimse zarar veremezdi...
_________________
FAVORİ BÖLÜMÜM
OFF ŞU KAPLAN KARIYI ÇOK SEVİYORUM
artık herkes sakinleşsin baba Chan okuyalım lütfen 🥹


