İyi Okumalar 🦋
________________
~Seungmin~
Chan'ın omuzlarının hayal kırıklığıyla düştüğünü her gördüğümde kalbim parçalanıyordu resmen. Ne ara ona bu kadar önem verir olmuştum ki.
Soğuk havada, kasabanın en yüksek ve rüzgarlı tepesinde neredeyse yarım saattir karın üzerinde oturarak sürüden bir parçaya ulaşmaya çalışıyordu.
Ama onun düşen omuzlarını gördüğümde, artık neler olduğunu anlıyordum. Zaman kaybetmeden ona arkadan yaklaştım ve yerde oturan bedenin arkadan boynuna sarılarak ağırlığımı onun omuzlarına bıraktım.
S: "Yarın yine geliriz"
Aynı ona söz verdiğim gibi. Her gün gelecektik buraya. Asla pes etmeyecektim ve onun da pes etmesine izin vermeyecektim.
Gülümseyerek beni onayladığında, biraz daha üzerine abanarak dudaklarımı yanağına bastırdım. Anında gülümsemesi daha genişlemiş ve yanağındaki çukurlar belirgin hale gelmişti.
Gamzesinin üzerine de sesli bir öpücük kondurarak gülücüğünün biraz daha büyümesini sağladım.
Aniden kollarını bana uzatmış ve omzunun üzerinden beni tek hamlede kaldırarak kucağına çekmişti. Şokla ağzımdan çıkan çığlık, sanki tepede yankılanarak tüm kasabaya ulaşmıştı.
Kendimi susturmak için dudaklarımı birbirine bastırarak Chan'a baktım. Bazen onun gücünü hafife alıyordum. Gerçekten beni isterse tek parmağıyla bilr kaldırabilirdi.
C: "Diğer yanağım boş kaldı"
Şimdi beni neden kucağına çektiğini anlamıştım. Sinsi bir şekilde sırıtarak kucağında kıpraştım ve iyice oraya yerleşerek kollarımı boynuna sardım.
Gerçekten ikimiz de delirmiştik. Uçurumun kenarında onun kucağında oturuyordum ama düşmeyeceğimden o kadar emindim ki, yüksekten korkmuyordum bile.
Memnun bir şekilde sevgilimin diğer yanağına ulaşarak dudaklarımı oraya bastırdım ve sesli bir öpücük kondurdum. Kaplanım bulunduğu konumdan gayet memnundu mimiklerine bakılırsa.
Sıcak parmakları çenemi sardığında gülümsemem donmuştu. Bu hareketi yaptığında neyin geldiğini biliyordum. Heyecanla yutkunarak onun sıcak dokunuşlarını bekledim.
Çok geçmeden dudakları, dudaklarıma temas ettiğinde zevkle gözlerimi kapatarak biraz daha sokuldum ona doğru. Beklediğim yine onun aceleci öpücükleriydi ama bu sefer dudağıma yumuşak bir öpücük bırakarak uzaklaşmıştı.
Neler olduğunu anlamak için gözlerimi kısıkça açtığımda, bu sefer çene hattımda hissettiğim dolgun dudakları yüzündrn gözlerim tekrar geri kapandı.
Kışın soğuğuna zıt bir şekilde sıcacık olan dudakları çene hattım boyunca sürüklenerek aşağı inmişti. Dudaklarını boynumda hissettiğimde istemsizce kasıldım kucağında.
Boynuna sardığım ellerimi sıkılaştırarak onu kendime doğru biraz daha bastırdım. Böylece dudağının baskısını boynumda daha net hissetmiştim.
Sıcaklık tüm parmak uçlarıma ulaştığında küçük bir şekilde mırıldanma kaçtı dudaklarımın arasından. Hissettiğim sıcak öpücükler tüm vücudumu uyuşturuyordu.
C: "Kokun yoğunlaşmış"
Dudaklarını boynumdan çekmeden, sıcak nefeslerini boynuma çarptırarak konuştuğunda başımı omzuna bıraktım zevkten.
S: "Hmm hmm şu sıralar normal"
Beyaz Kaplanların kızgınlık dönemleri geçirmediklerini biliyordum. Bu yüzden açıkça söylemek yerine böyle bir cevap vermiştim.
C: "Kızgınlığa mı gireceksin?"
Lakin Chan beklemediğim bir soru sorduğunda, başımı omzundan kaldırarak şaşkın bakışlarımla ona baktım.
S: "Sen nereden biliyorsun?"
C: "Sijae'nin evinde kurtlar hakkında çok fazla kitap var"
Yanıma gelemeyen Kaplancığımın tüm gece sıkıntıdan neler yaptığını anlamıştım artık. Onun bu haline kıkırdayarak başımı salladım ve soğuktan üşüyen parmaklarımı onun sıcacık saçlarının arasına daldırarak ısıttım.
S: "Hmm kızgınlıkta evden kaçıp yanına mı gelsem? Kitap okuruz birlikte"
Chan'ı sesli bir şekilde güldürmeyi başardığımda zaferle sırıttım. Belimi saran elleri daha da sıkılaştığında, onun dokunuşlarına uyum sağlayarak kucağına doğru biraz daha sokuldum.
C: "Benim okuyacağım kitap sensen neden olmasın"
Kıkırdayarak başımı omzuna geri yasladım. Her ne kadar bu konuyu başlatan ben olsam da yanaklarım istemsizce kızarmıştı.
Soğuktan üşüyen yüzümü sevgilimin boynuna gömerek, onun sıcak teni altında ısınmasına izin verdim. Chan da bilerek başını yana doğru eğmiş ve başımı, boynuyla omzu arasında sıkıştırmıştı.
C: "Burnun üşümüş yine"
Onu onaylamak adına mırıldanarak burnumu sıcacık boynuna biraz daha bastırdım. Az önce soğuk yüzünden donmak üzere olan suratım şimdi onun sayesinde sıcacık olmuştu.
S: "Sence aramızda nasıl bir bağ var?"
Sıcak nefeslerim onun boynunda dağılmıştı. Şu an kalkıp gitmemiz gerekiyordu. Daha fazla bu soğukta, dışarıda oyalanmamıza gerek yoktu. Ama onun kucağında, başbaşa olabileceğimiz bu yerde kalmak daha cazip geliyordu.
C: "Aşk? Çekim? Uyum?"
Haklıydı. Bunların üçünün de olduğuna emindim. Ama bence başka bir şeyler daha vardı. İkimiz de farklı türlerdik. Onu ilk gördüğüm günden beri ona güvenmem, inanmam, yardım etmem normal olamazdı. Bu üç duyguyu da doğuran ve daha hızlı alevlendiren bir bağ vardı aramızda bence.
S: "Başka?"
Onun ne cevaplar vereceğini çok merak ediyordum. Çünkü biz kurtlardan daha derin duygulara sahipti kaplanlar. Bir kaplan tarafından sevilmek nasıl olacaktı? Bizi bekleyen her aşk dolu günlerimizi merak ediyordum.
C: "Güven, sevgi ve tatlı dudaklar"
Sondaki cevabına sesli bir şekilde gülerek yumruğumu omzuna indirdim. Benimle dalga geçiyordu resmen.
S: O zaman ben de cevap veriyorum. Sıcacık ten"
Bunu söylerken burnumu boynuna sürttüm. Tatlı burnum kaç senedir her kış üşüyordu. Artık bundan sonra hep sıcacık kalacaktı.
C: "Bana annesine sokulan civciv gibi sokulduğundan anlıyordum sıcak tenimi sevdiğini"
Benzetmesine sırıtarak ellerimi beline indirdim ve ona daha da sıkı sarıldım. Şu an hiçbir şekilde soğuk vücuduma etki etmediği için burada geceye, hatta sabaha kadar kala bilirdim.
S: "Chan.. kaplanlarla kurtlar pek iyi anlaşmazlar. Sen, yani biz nasıl bu kadar bağlandık hala anlamlandıramıyorum"
Kafamı kurcalayan soruyu, üstü kapalı değil de olduğu gibi sormuştum. Ona olan duygularımdan emindim. Ama duygularımın bu kadar yoğun olması bazen beni korkutuyordu.
Büyük elleri sırtımda gezindiğinde, üzerimde kalın kaban olmasına rağmen dokunuşlarını tenimde hissediyordum resmen. Gözlerimi huzurla kapattım. Uyumamak için kendimi zor tutuyordum.
C: "Seni ilk gün ormanda gördüğümde, yaşamaya dair tüm umudum tükenmişti. Çünkü artık yolumu bulamıyordum, Sijae'ye ulaşamıyordum"
Bir ay öncesine, ilk tanıştığımız güne gittiğimizde dudaklarım tekrar kıvrıldı. Onun göğsünde, kollarının arasında, huzurlu sesini dinlemek..
C: "Öylece o ormanda yavaş yavaş ölmeyi bekleyecektim"
Bunu duymak bile kalbimin binbir parçaya bölünmesine neden olmuştu. Ölümden konuştuğu için kaşlarımı çatarak, başımı rahat yerimden, göğsünden kaldırarak yüzüne baktım.
Sanki bunu yapmamı bekliyormuş gibi hemen yüzüne doğru yaklaşmış ve alnını alnıma yaslamıştı yumuşakça. Bu harrketi her yaptığında tüm vücudum eriyordu işte...
C: "Ama aniden senin kokunu aldım. Sijae bana kokunu sadece tarif etmişti. Ama senin kokunu gerçekten almak.. tüm vücudumu enerjiyle doldurdu. Yoksa ayağa kalkacak gücüm bile yoktu"
Gücüm yoktu diyordu ama o gün beni ağzında mağaraya kadar taşımıştı. Sanki yavrusunu taşıyormuş gibi...
C: "Kokun bana zaten güven veriyordu. Gözlerinin içine bakmak ise tekrar yaşamam için bana umut vermişti Seungmin. Sanki sürümü, ailemi, her şeyimi kaybeden ben, sonunda yaşama nedenimi bulmuş gibiydim.
Sırtımda dolanan ellerinden tekini yanağıma çıkardığında, hemen yanağımı onun sıcacık avcuna bastırdım ve küçük elimi, elinin üzerine yasladım.
C: "Bu yüzden aramızda bir bağ var mı veya yok mu bilemem. Ama kalbimde sana karşı olan büyük bir aşkın olduğuna dair yemin ede bilirim"
Dudaklarım istemsizce memnun bir şekilde kıvrılmıştı. Böyle konuşması, tüm kanımın kaynamasına neden oluyordu.
S: "Seni Seviyorum Chan. Seni çok seviyorum"
__________________
Bizim hödük zırto yavaş yavaş romantik insan oldu hoop kalkın dansaaa

