İyi Okumalar 🦋
_______________
~Seungmin~
S: "Olmaz dedim Chan"
C: "Yani her gece odana gelmemi istiyorsun"
Sakinleşmek adına gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım. Sanırım hayatımda yaptığım en tatlı yanlış bir kaplana onu sevdiğimi söylemekti.
Chan eskisiden daha da çok yapışıyordu bana. Her saniye temas etmek istiyordu ama babama yakalanırsam kesinlikle ikimizi de keserdi.
Bu yetmezmiş gibi gece onun yanında uyumadığım için bana trip atıyordu resmen. Her gece bir bahaneyle odamda beliriyordu ve ona geceleri gelmemesini, babam yakalarsa çok kızacağını söyledim.
O ise çözüm olarak gece, hatta tüm gün onun yanında kalmamı önerdi. Tabii ki böyle bir şey mümkün olmadığından hayır dediğim için trip yiyordum...
S: "Sen bilirsin Chan. Babam yakalarsa, seni onun elinden kurtarmam"
Elini omzuma biraz daha sararak beni kendisine doğru çektiğinde sandalyemde gergin bir şekilde kıpırdandım. Babam burada değildi ama her an gelebilirdi.
Diğer ilaç kutusunun üzerine de içeriğini yazdıktan sonra elimi, omzumdan sarkan Chan'ın eline sardım ve kolunu omzumdan uzaklaştırdım.
S: "Chan. Babam diyorum. İkimizi de ibretlik olsun diye kasabanın girişine asar diyorum"
Umursamaz bir şekilde kolunu tekrar omzuma sarmış ve bu sefer beni sert bir şekilde göğsüne çekmişti.
C: "Kimse sana dokunmaya cesaret edemez. Baban bile"
Bu korumacı haline sırıtarak başımı usulca göğsüne yasladım. O kadar güzeldi ki onun sıkı tutuşlarının arasında eriyip yok olmak.
C: "Böyle sarılmam hoşuna gidiyor değil mi?"
Beklemeden hemen başımı onaylar anlamda salladım. Tabii ki hoşuma gidiyordu onun kaslı kollarının arasında ezilmek, sırtımı sıcak parmaklarıyla okşaması.
C: "İşte gece yanımda kalmayı kabul edersen böyle sarılacağız"
Beni ikna etmeye çalışıyordu hala. Bilmediği şey vardı ki ben çoktan ikna olmuştum zaten. Tek engel babamdı. Chan ile yakınlaşmamı pek istemiyordu. Aramızdaki yakınlığın ne derece ilerlediğini öğrenirse ne tepki verir tahmin bile edemiyordum.
S: "Beni baştan çıkarmaya çalışıyorsun"
Aniden saçlarımın arasında hissettiğim sıcaklıkla, tüm ağırlığımı Chan'ın göğsüne bıraktım. Dudakları saçlarımı usul usul öpüyordu ve ben sanırım aşktan hakiki anlamda eriyordum.
Yanağımı sert göğsüne bastırarak iyice oraya sürtündüm ve kafamın rahat ettiğine emin olduktan sonra huzurla kapattım gözlerimi.
Lakin dışarıda, sağlık ocağının önünde duyulan çığlık sesleri, bu huzurlu anın sadece saniyeler sürmesine izin vermişti.
Başımı sevgilimin göğsünden kaldırarak hızla ayağa kalktım. Bu çığlıkları atan sesin kime ait olduğunu biliyordum. Hatta tüm kasaba biliyordu.
Chan da benim peşimden ayağa kalkarak gelmişti. Kapıyı açarak dize kadar gelen kar birikintilerinin üzerinde çığlık atarak koşmaya çalışan bedene baktım.
Ne kadar koşmak için çırpınsa da, bu kadar karın üzerinde tabii ki mümün değildi. Ama Jisung'un kızarmış yanaklarına ve nefessiz kaldığı için aralık kalan dudaklarına baktığımda bunu yapmak için ne kadar çabaladığı açıkça belliydi.
J: "Git! Hoşt! Şaka yaptım şaka gelme gelme git!"
Tekrar çığlık atarak konuşmuş ve arkasına dönerek bakmıştı. Uzaktan koşarak gelen beden ise Jisung'un bu durumda olmasının asıl nedeniydi.
Omega, peşinde olan bedenin tekrar hızlandığını gördüğünde tiz bir çığlık atarak karın üzerinde koşmaya çalışmaya devam etmişti.
J: "Gelme! Gelme! Tamam en hızlı sensin"
Jisung her ne kadar kendisini kurtarmaya çalışsa da, onu kovalayan Minho, çoktan küçük olanı yakalamış ve elindeki kartopunu, yuvarlak yanaklara vurmuştu.
F: "Bir panterle yarış yapmaya kalkarsa sonu böyle olacaktı tabii ki"
Yakınımda duyduğum sesle irkilerek ikiliyi izlemeyi bıraktım ve kulübenin duvarına yaslanıp, kollarını önünde birleştiren Felix'e baktım.
Felix deminden beri buradaydı ve bana yardıma gelmiyor muydu? Oysa ki Jisung ve Felix de ilaçları düzenlemem için bugün sabah erkenden bana yardım etmeliydi.
S: "Neden içeri girmiyorsunuz? Tüm ilaçları ben düzenledim"
Tüm işi üzerime yıkan arkadaşlarıma trip atacaktım ki, Felix yaslandığı yerden, kulübenin camını gözleriyle işaret etmiş ve sırıtmıştı.
F: "Meşgul gözüküyordun. Rahatsız etmeyelim dedik"
İşin sonunda yakalanan taraf ben olduğum için gergin bir şekilde sırıtarak, kızaran yanaklarımı saklamaya çalıştım. Yanaklarımı saklasam da, artık arkadaşlarımdan ilişkimi saklayamayacağımı biliyordum.
S: "Hyunjin yok mu?"
Konuyu kendi üzerimden dağıtmak adına, Felix'e sorumu yöneltmiştim. Normalde alışmıştık Felix'in olduğu her yerde Hyunjin'i de görmeye.
Felix, siyah saçlarını savurarak sinsi bir şekilde gülümsemiş ve sivri tırnaklarını ortaya çıkararak suç aletini temizler gibi, tırnaklarına üflemişti.
F: "Bana kedicik dediği için cezasını çekiyor"
Beni titreten şey soğuk hava mıydı? Felix'in dedikleri mi? Emin değildim. Ama fazlasıyla üşüdüğüm için kollarımı etrafıma sararak yutkundum.
Felix, şu an Hyunjin'i öldürmüş bile olabilirdi. Aşırı soğukkanlı birisiydi. Ciddi bir ameliyyat olduğunda babam sadece Felix'i alırdı yanına. Kritik anlarda her riski kabul etmeye hazır olan birisiydi.
S: "Lütfen bana katil oldum deme"
Tüm bu kişiliğine zıt bir şekilde küçücük olan bedenini kıpırdatarak başını hayır anlamında sallamıştı.
F: "Küçük bir çizik sadece"
Gerginlikten midem öyle bir kasılmıştı ki dudaklarımın arasından küçük bir hıçkırık kaçtı. Umarım gerçekten sadece küçük bir çiziktir.
Felix, yanımdan geçerek kulübeye geçtiğinde, son kez bakışlarımı, karın üzerinde güreş yapan ikiliye çevirdim. Bu işin sonunda yine bir pantere kafa tutmaya çalışan Jisung, kardan adama çevrilecekti eminim.
Aniden kollarımda hissettiğim sıcaklıkla gülümsedim. Chan, önce ellerini omuzlarıma sarmış, sonra beni kendisine doğru çeketek sırtımı göğsüne yaslamış ve arkadan bana sarılmıştı.
Vücudum anında sıcacık olduğunda alt dudağımı ısırarak gülümsedim. Her seferinde bu şekilde ısıtılacaksam sanırım bu kış kaban giyinmeme gerek yoktu.
C: "Hemen üşüyorsun"
Aslında artık üşümek işime geliyordu. Bu yüzden gülümseyerek onun göğsüne biraz daha sokuldum. Ama burada daha fazla böyle kalamayacağımız için çok geçmeden sırtımı ondan uzaklaştırdım.
S: "İçeri geçelim artık"
Chan, beni onaylayarak mırıldandığında, Minho tarafından karın içine gömülen omegaya baktım. Kesinlikle kış için hazırladığımız ilaçları yarın Jisung'un üzerinde kullanmaya başlayacaktık.
S: "Kış ayının ilk hastası Jisung oldu"
CB: "Rekor bizde her zamanki gibi. İlk hastamız Jeongin"
Changbin hyung'un sesini duyduğumda kulübenin kapısından biraz daha dışarı boylandım ve sağ tarafa dönerek yaklaşan ikiliye baktım.
Jeongin kaşlarını sinirle çatsa da, Changbin hyung onun elini sıkıca tutarak, peşinden sürüklüyordu. Jeongin'in soğuk havaya bağışıklığı pek yoktu. İki rüzgar esti mi hasta olurdu.
Ama doktora gelmeyi ve ilaç içneyi sevmediği için Changbin hyung onu hep zorla getiriyordu. Bu sefer de arkadaşımın mimiklerine bakılırsa zorla buradaydı.
S: "Ben de Jeongin nerede kaldı diyecektim"
Changbin hyung gülümseyerek, Jeongin'in başına taktığı bereyi iyice aşağı indirmiş ve eşinin üşüyen kulaklarını bereyle kapatmıştı.
Jeong gerçekten güçlüydü. Hepimizi yere yığacak kadar güçlüydü. Hatta ben evde gizliden gizliye Changbin hyung'u dövdüğüne bile inanıyordum. Ama yine de hyung ona bebeğiymiş gibi davranıyordu.
CB: "Benim portakalım yine hasta olmuş da"
Jeongin aldığı hitapla, hyung'un koluna sağlam bir yumruk indirmişti. Adım gibi emindim evde kedi gibi Changbin'e sokularak onun kucağından inmediğine lakin şimdi utandığı için böyle yapıyordu.
S: "Hadi içeri geçelim de daha fazla üşümeyelim"
Hyung da başını onaylar anlamda salladığında, Chan beni içeri çekmek için ellerini omuzlarıma sarmıştı.
CB: "Minho bırak çocuğu artık yüz felci geçirecek soğuktan!"
_________________
Durmadan bu aptallara böyle saçma bölümler yazabilirim. Çok şapşallar offf. Ama kitabın konusundan çıkmamalıyız.
Skz Talker bölümünde Chan, Seung'a diyor ki bacak hareketlerini çok yapma, üst vücuda odaklan, kendini yormanı istemiyorum 😭😭😭
SKZ code bölümünde de Seung partner olarak Chan'ı seçiyor 😭😭😭 iki gündür bunlara ağlıyorum ama yazmayı unutmuşum 😭😭😭

