İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 8 · 5 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 8

{8} Yüz yıl bile olsa

İyi Okumalar 🦋

_____________

O kasvetli odadan çıktıkları an Felix tuttuğu göz yaşlarını serbest bıraktı. Kendi odasına geldiğinde Hyunjin'in elini bırakarak pencereye doğru adımladı ve camları açarak derin bir nefes aldı.

Bu oda da ona soğuk ve yabancıydı. Her köşe fazla düzenliydi. Her şey fazla planlanmış gibiydi. Göğsü daralıyordı aldığı her nefeste.

Camdan sızan temiz hava ile birlikte burnuna karanfil kokusu da dolmaya başladı. Gözlerini usulca kapattı ve alfasının kokusunun onu sakinleştirmesine izin verdi.

Küçük beden pencere pervazına oturarak sırtını kenara yasladı ve ellerinin tersiyle yüzünde biriken yaşları temizledi. Mükemmel hayatı bir anda altüst olmuştu.

Hyunjin hafifçe kokusunu yaymaya devam ederek Felix'e yaklaştı ve aynı onun gibi karşısına, pencere pervazına oturdu.

F: "Ben sadece... ben de sadece bir çocuğum Hyunjin"

Küçük beden dudakları titreyerek konuşmaya çalıştığında alfanın kalbi bin parçaya ayrıldı. Arlarındaki bağın gücünü her defasında daha da şiddetli hissediyordu.

Son kelime küçük dudakların arasından çıktığında gözyaşları tekrar akmaya başladı. Tüm bedeni soğukta kalmış gibi hafifçe titredi.

F: "Saklanacak, kaçacak yerim yokmuş gibi. Kalbim patlamak üzereymiş gibi. Nereye kaçarsam kaçayım kaderim peşimi bırakmayacak ben çıkmazda gibiyim."

Omega titreyerek konuştuğunda alfa biraz daha endişelendi. Ona nasıl teselli olacağını bilmiyordu. Belki onu bu kaderden kurtaramazdı ama kaderini güzelleştirmeye hazırdı.

Hyunjin daha fazla beklemeyerek kollarını öne doğru uzattı, ince bele sarılarak onu kollarının arasına alıp sıkıca kucakladı.

Omega tereddüt bile etmeden alfanın göğsüne çökerek onun kollarına sığındı ve dudakları arasından hıçkırıkların kopmasına izin verdi.

H: "Bu yolda asla üzülmeyeceğine, seni hep mutlu edeceğime söz verirsem beni kabul eder misin?"

Hyunjin kolları arasında titreyerek ağlayan bedenin saçlarını usulca okşayarak konuştu.

F: "Korkuyorum.. ya bir gün her şey senin için de sadece bir görev olursa.. duygulardan uzak bir şekilde"

Omega başını kaldırarak kızarmış gözleriyle baktı alfanın gözlerine. O kadar ihtiyacı vardı ki onu rahatlatacak bir cevaba.

Gidecek kimsesi yoktu Hyunjin'den başka. Ona sığınmak istiyordu ama bunun için güvene ihtiyacı vardı.

H: "Sadece yanında olmak istiyorum Felix. Ne bir çocuk için ne de çiçek için. Bunu daha önce söyledim. Ben senin yanında olmak istiyorum"

Felix derin bir nefes alarak başını onun omzuna yasladı. Kollarını yavaşça Hyunjin'in sırtına doladı. Alfasının sıcak elleri onun saçlarını ve sırtını okşarken ağlamaktan yorulan sesiyle fısıldadı.

F: "Biraz böyle kalabilir miyiz?"

Hyunjin kollarını daha da sıkı sardı küçük bedene.

H: "İstediğin kadar. Yüz yıl bile olsa"

Felix, sıcak kollara ve kranfil kokusuna sığınarak gözlerini huzurlu bir şekilde kapattı. Ruh eşine güvenmeyi seçmişti.

F: "Bu gece burada kal.. sadece kal. Hiçbir şey olmasın. Sarılalım"

Alfa gülümseyerek başını salladı ve kolları arasındaki bedeni sıkıca sararak ayağa kalktı. Yatağa doğru yaklaştıklarında omegayı dikkatli bir şekilde sırtüstü yatağa bıraktı ve kendisi de yatağın diğer tarafına geçti.

İkisi de düz bir şekilde tavana bakarak uzanıyorlardı. Birinin temas edecek cesareti yokken diğeri kendisini geri çekmeye çalışıyordu.

Felix, yatakta kıpırdanarak biraz daha sokuldu Hyunjin'in yanına ve başını onun koluna yaslayarak gözlerini huzurlu bir şekilde kapattı.

Alfa ise omega'nın koluna yaslanarak uyumasını izledi. Küçük bir temas bile içlerindeki güven duygusunu her geçen saniye daha da artırıyordu.

...

Felix derin bir uykudan gözlerini araladığında ilk hissettiği şey... sıcaklıktı. Öyle bir sıcaklık ki günlerdir ihtiyacı olduğu bir şey. Sonunda kendisini güvende, huzurlu hissediyordu.

Gözleri usulca geri kapandığında, göğsü bir başka bedenin ritmiyle hareket ediyordu.

Burnuna tanıdık bir koku geldi. Karanfil.

Ve yavaşça fark etti ki, Hyunjin'in kolları beline dolanmıştı. Gece en son ona sokularak uyuduğunu hatırlıyordu.

Başını kaldırdı, Hyunjin hala uyuyordu. Bir kolu onun belindeydi, diğer kolu ise Felix'in başının hemen yanında, sanki düşmesine tekrar kaçmasına engel olmak için oradaydı.

Alfa'nın yüzü her zamankinden daha sakindi. Normalde güçlü ve sert bakan gözleri, şimdi göz kapaklarının altında huzurla dinleniyordu.

Felix istemsizce içinden geçirdi. "Bu kadar huzurlu görünebileceğini bilmiyordum... Sanırım sen de uyuduğunda sorumluluklarından kaçıp dinlenmeyi seçiyorsun"

Küçük beden prens'in de bir insan olduğunu biliyordu. Hayat koşulları onları farklı dünyalardan seçip birleştirmişti ama önemli olan kalpleriydi.

Felix, dün gece gerçekten... onunla uyumuştu. Korkmadan. Kaçmadan. Çekinmeden

Sadece... güvende hissederek.

Derin bir nefes alırken hafifçe kıpırdandı.

Ama Hyunjin'in kolu daha da sıkı sardı onu. Gözlerini hala kapalı tutarak mırıldandı büyük beden.

H: "Daha değil... beş dakika daha..."

Felix bir anlığına kısıkça elini ağzına bastırarak kıkırdadı. Bu kadar büyük ve güçlü bir alfadan gelen bu tembellik cümlesi, içini tuhaf bir sıcaklıkla doldurdu.

Uyuyan alfaya cevap olarak bir şey söylemeye hazırlanırken. Kapı aniden çalınmadan aralandı.

"Prens Felix, bu sabah–"

Hizmetçi genç kadın, elindeki gümüş tepsiyi düşürmedi ama az kalsın panikle yere bırakıp gözlerini kapatacaktı.

Felix ve Hyunjin'in birbirine sarılmış şekilde yatakta olduğunu görünce gözleri büyüdü, soluğu kesildi. Kıpkırmızı kesildi. Majesteleri bu hatası yüzünden ona fazlasıyla kızacaktı.

Omega genç kadınla gözgöze geldiğinde aynı onun gibi ne yapacağını şaşırdı. Felix, aniden doğrulmaya çalışırken Hyunjin'in sıkı kollarından kaçamayacağını anlayarak battaniyenin altına daha çok gömüldü.

F: "A-ah! Bu... şey değil! Yanlış anlama! Sadece sarılıp uyuyorduk!"

Hyunjin ise tek kolunu Felix'in başından uzaklaştırarak, odadaki sesler yüzünden, yüzünü elleriyle ovuşturup sadece mırıldandı. Felix'in panikleyip yorganın altına girişiyşe anlamıştı ne olduğunu.

H: "Kapıyı çalmadan giren biri yanlış anlamayı hak eder."

"Ç-çok özür dilerim, Majesteleri. Ben... hemen çıkıyorum."

Panikleyen kadın kekeleyerek konuşup titreyen elleriyle kapıyı hızla kapatıp çıktı. Felix ise hala utancından, yorganın altından çıkmamıştı.

F: "O bizi... öyle görünce..."

Omega yorganı yüzünden çekmeden mırıldandığında Hyunjin gülümseyerek kolunu daha sıkı sardı ince bedene. Kendisini ilk defa bu kadar enerjik hissediyordu.

Ruh eşini sarıp sarmalayarak uyumak yılların yorgunluğunu çekip almıştı bedeninden. Yeniden doğmuş gibi hissediyordu. Artık Felix olmadan uyuyamayacağına da emindi.

H: "Bu kadar utanmana gerek yok Felix. Sadece sarılıyorduk ve üzerimiz giyinikti"

Hyunjin'in sözleri küçük bedeni daha da utandırmıştı. Felix yorganın altından başını azıcık çıkardı, saçları darmadağınıktı. Ama gözlerinde ilk defa bir çekinmeden çok utanma vardı.

Bu Hyunjin için yeni bir şeydi. Daha tatlı... içinde büyüyen "bu tatlılığı öpme" hissi onu bunu yapmaya teşvik ediyordu resmen.

Hyunjin küçüğünün yüzünün yarısını kapatan yorganı hafifçe indirdi ve zarif bedene sarılı olan kolunu sıkılaştırarak vücutlarını biraz daha yaklaştırdı.

Felix'in gözlerindeki paniği gördüğünde yüzündeki gülümseme daha da büyüdü. Küçüğüne yakınlaşmaya çalışıyordu. Çünkü yavaş yavaş alışmaları gerekiyordu ama omega fazlasıyla çekingen ve utangaçtı.

Alfa, başını biraz eğerek kolları arasındaki bedene doğru yaklaştı ve dudaklarını yumuşak bir şekilde şaşkın şaşkın bakan omega'nın alnına yasladı.

Gözlerini kapatarak kalbinin aşkla dolmasına izin verdi. Kalbi aşkla dolarken burnuna da beyaz yasemin kokusu doluyordu. Fazla tatlı, fazla davetkar bir şekilde.

Felix'in heyecandan feromonlarını kontrol edemediğini anlayan Hyunjin dudaklarını usulca ondan uzaklaştırdı ve kızarmış surata baktı.

H: "Bugün seni güçlerinle tanıştırayım mı beyaz çiçeğim?"

________________

Beyaz çiçeğim çok tatlı değil mi 😭😭

Bölüm sonu

26 yorum