İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 7 · 6 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 7

{7} zaman

İyi Okumalar 🦋

_____________

Omega odasına vuran sabah güneşiyle gözlerini kısıkça açtı. Avluda eğitim yapan askerlerin sesleri, taş yollarda yankılanan kalabalığın ayak sesleri doluyordu kulağa.

Sarayın içi ise bunun aksine daha sessiz ve sakindi. Felix'in kaldığı oda ise daha da sessizdi sanki.

İgnis krallığına geleli üç gün olmuştu ama hala kendisini buraya aitmiş gibi hissetmiyordu. Yataktan kalkarak parmak uçlarında yürüdü ve beyaz perdeleri aralayarak güneşin gözlerini kamaştırmasına izin verdi.

Dışarıda hava fazlasıyla parlak ve canlı hissettiriyordu. Bu yüzden hemen üzerini giyinerek kimseye haber vermeden bahçeye indi.

Bahçenin arka köşesinde küçük bir sera vardı. Sera'nın yanındaki taş banklardan birinin üzerine oturdu ve ayaklarını sallayarak derin nefesler çekti içine.

Bir süre sonra aldığı oksijenin içine hafif karanfil kokusu da eklendiğinde dudaklarının kenarı kıvrıldı.

Hyunjin Omega'nın onu kokusundan tanıdığını anlayarak gülümsedi ve elindeki tepsiyle Felix'e yaklaşıp yanına oturdu.

Tepsiyi bankın kenarına bırakarak kupalardan tekini aldı ve Felix'e uzattı. Tepside duran kurabiye tabağını da dizlerinin üzüne bıraktı.

F: "Bulmuşsun beni"

H: "Senin beni kokumdan tanıdığın gibi ben de seni kokun sayesinde buluyorum"

Hyunjin hızlı ve kıvrak cevap vererek omeganın gülümsemesini sağladı. Arlarındaki bağ yavaş yavaş daha da güçleniyor, daha da büyüyordu. Felix'in içindeki güven hissi artıyordu.

H: "Sen de bu sefer kaçmamışsın"

Omega elinde tuttuğu kupasını dizinin üzerine koydu, iki elini kupanın etrafına sararak ellerini ısıttı.

F: "Çünkü.. bu sefer kalmak, kaçmaktan daha güvenli hissettirdi"

Alfa sonunda omega'dan böyle bir şey duyduğu için hem şaşırmış hem de sevinmişti. Yanında duran kurabiyelerden birini alarak Felix'e uzattı.

Omega daha şimdi uyandığı için açtı. Kurabiyeyi alarak ısırdı. Çikolatalı ve fazlasıyla tatlıydı. Tam onun seveceği tarzda.

H: "Bugün biraz sıkıntılı geçebilir"

Felix kurabiyesini yerken bakışlarını güzel çiçeklerden alıp Hyunjin'e döndü neden diye bakışlar atarak.

H: "Babam bizimle konuşmak istiyor"

Küçük beden ağzındaki lokmayı yutmakta zorlandığı için çayından bir yudum aldı ve endişeli bir şekilde baktı büyüğüne.

F: "Ne konuşacak ki? Ben gelmesem olur mu?"

Kral Mingyu omega, Sylva krallığından döndüğü gün konuşmak istemişti. Ama Hyunjin babasını durdurmuş ve bu işi biraz erteleyebilmişti.

En azından Felix'in alışması için elinden geldiğince zaman kazanmaya çalışıyordu.

H: "Sanırım bu konuşmadan kaçma şansımız yok"

...

Felix o gün karanlık çökene kadar öylece durmuştu. Sessiz ama içinde fırtınalar kopacak bir şekilde.

Kral ile görüşme zamanı gelene kadar binlerce görüşme gerçekleştirmişti kendi hayalinde. Ve hepsi hep nedensizce kötü sonla bitmişti. Gün boyu sadece gergin hissetmişti...

Saray içinde, krallık üyelerine ait olan özel toplantı alanına girdiklerinde Felix'in gerginliği daha da artmıştı.

İgnis Kralı ve Kraliçesi ciddi surat ifadeleriyle masanın arkasında oturuyorlardı. Hyunjin ve Felix de baş eğerek selam verdikten sonra masaya geçerek onların karşısına oturdular.

Omeganın omuzları biraz gergin bakışları hep zemindeydi. Onun aksine alfa ise net, dik ve sakindi.

"Çiçekler yok oldu. Denge hala bozulmuş halde. Sizin de anlayacağınız gibi bu daha fazla ertelenemez"

Kral gençlerin nefeslenmesine bile izin vermeden net ses tonuyla konuştu. Söylediği her sözcük boş odanın duvarlarında yankılanıp daha ağır bir şekilde küçük olanın omuzlarına konuyordu.

O, hiçbir şey yapmamıştı. Ne çiçeğin beyaz kalmasını, ne de tüm çiçeklerin yanıp kül olmasını. Hiçbir şeyi o istememişti ama kaderin oyunu yüzünden tüm bedelleri o ödemek zorundaydı.

Eşinin cümlesi bittikten sonra Kraliçe konuşmaya devam etti. Ses tonu aynı Hyunjin'in sesi gibi etkileyiciydi. Kraliçe Yeji'nin bakışları bile Hyunjin'in bakışlarıyla aynıydı. Prens annesine daha çok benziyordu.

"Umbra kealiçesinin verdiği bilgilere göre Kutsal Ruh'un taşıyıcısı olarak Felix'in görevi netleşti. Doğacak çocuk, çiçeklerin yeniden filizlenmesini sağlayacak. Dört krallığında güç dengesini koruması için buna ihtiyacı var."

Küçük olan masanın altında ellerini birbirine kenetleyerek kendisini kastı. Günlerdir aynı şeyleri duymak onu o kadar yormuştu ki...

F: "Ama ben.. hazır değilim. Çocuk bir kader değil bir hayat. Ve böyle bir şeye sadece anlatılan efsaneler yüzünden karar veremem"

Kraliçe ses tonunu sakinleştirmeye çalışarak karşısında oturan bedene doğru eğildi. Belki omega anlamıyordu ama hepsinin sonunu getirebilirdi.

"Bu kader senin içinde doğdu, Felix. Senin ruhun seçildi. Dirensen bile içindeki gücün zamanla seni tüketecek. Ve tüm bunlar sadece seni değil hepimizi etkiler. Bu yüzden sadece senin karar vermeni bekleyemeyiz"

Omega dolu gözleriyle daha fazla kraliçeye bakamadığı için bakışlarını birbirine kenetli olan ellerine indirdi ve sessizce burnunu çekti.

F: "Ama ben de sadece bir beden değilim.."

Kral elini masaya çarptığında Felix yerinde irkilerek biraz daha küçüldü ve sandalyesine sindi. Kendi hayatı hakkında karar veremeyecek kadar zordaydı.

Deminden beri sakinliğini koruyan Prens ise bu hamleyle sinirli bakışlarını babasının gözlerine çıkardı. İki beden de gözlerini dahi kırpmadan birbirine bakıyordu.

İki beden de gözlerinin içinde sinirin ateşinin en sıcak kıvılcımlarını taşıyordu.

H: "Bir çocuğum olacaksa onu kurtuluş sembolü olarak değil de sevgiyle karşılamak isterim. Bir çocuğum olacaksa bu krallığın da varisi demektir. Bunu zorla değil de isteyerek yapmamız gerekmez mi?"

Kral gözlerindeki ateşi bir an olsun bile söndürmeden oğlunun dediklerini dinliyordu.

"Asırlardır ruhunuz birbirine ait. İlerleyen zamanlarda ayrı kalmanız mümkün değil. Zaten sonunuz ne olursa olsun birlikte yazıldı. Birbirinize aşık olmak için doğdunuz siz. Doğacak çocuğunuz da kurtuluş sembolü asla olmayacaktır, aynı zamanda bizim de torunumuz olacak."

Kraliçe eşi ve oğlu arasındaki gerginliği azaltmak için lafa girmişti. İki genç gerçekten durumun ciddiyetini kavramak yerine kendi hislerini düşünüyorlardı sadece.

"Sizin için en doğru kararı veriyoruz!"

Kral hiç sakinleşmemiş olan ses tonuyla tekrar konuştu. Hyunjin de aynı onun gibiydi. İkisinin de içindeki sinir dinmiyordu. Bu konuda da babasına benzemişti.

H: "Biz, kendimiz için doğru karar verebilecek durumdayız!"

"Öyle mi Hwang? Peki.. Felix hamile kalmayıncaya kadar hiçbir krallıktaki çiçekler filizlenmeyecek. Çiçekler filizlenmedikçe insanlar yok olma korkusuna kapılacak. Bu hayatta en tehlikeli şey birinin ölümle burunburuna gelmesidir. İnsanlar güç demgesinin zayıfladığını hissetriğinde her şeyi yapmaya hazır olacaklar. İşte o zaman hedef Felix olacak! Dört krallık da kutsal ruh için ayağa kalkacak! Senin şu an mantıklı dediğin karar çok demiyorum iki ay içinde iç savaşa neden olacak! Umarım gayet açıklayıcı konuşmuşumdur."

Hyunjin bıkkın bir nefes vererek sırtını sandalyesine yasladı. Babası tüm olanakları gözden geçirerek mantıklı bir şekilde karar yürütüyordu.

Ama bu karar omega için zor olduğundan alfa karşı çıkmaya çalışıyordu. Ki zaten onlar da artık anlamışlardı durumun ciddiyetini.

Kraliçe boğazını temizleyerek dikkatleri üzerine çekti. Felix de dolu gözlerini kaldırarak titreyen dudaklarını birbirne bastırdı ve sessizce gelen konuşmayı bekledi.

"Felix için bir bebek sorunsa eğer tüm bakımını üstleniyorum. Eğer onu zorlayan şey erken bir zamanda alacağı sorumluluksa senden hiçbir şey beklemiyoruz Felix. Bebeği doğurman yeterli. Torunuma en iyi şekilde bakacağım ben ve seni hiçbir türlü zorlamasına izin vermeyeceğim"

Omega daha Kraliçe cümlesine başlar başlamaz başını hayır anlamında sallamaya başlamıştı bile. Canından bir parça olursa onu asla bırakmayacağını biliyordu.

Korktuğu şey de buydu ya zaten kendisinden bile çok sevdiği bir bebeğe sahip olmak. Ve bu bebeği daha birkaç gündür tanıdığı birisiyle yapmak.

H: "Felix'in tek istediği şey zaman"

"Bizim de sahip olmadığımız tek şey zaman"

Kraliçe Yeji tekrar oğlunu susturup Felix'e baktı. Omeganın çok da seçebileceği bir çıkış yolu yoktu. Ya bebeği doğruacak ve büyütecekti ya da sadece doğuracaktı.

"Konuşma bitmiştir. Herşey gayet açık ve net. Son karar verilmiştir. Çıkabilirsiniz!"

Kral daha fazla uzatmayarak net bir şekilde konuştuğunda Hyunjin de bu ağır ortama daha fazla dayanamadan ayağa kalktı.

Elini hala sandalyesinde dolu gözleriyle oturan bedene uzattığında Felix hiç beklemeden onun elini tuttu. Çünkü tutunacak birisine ihtiyacı vardi.

Alfa omegasını kendisine doğru çekerek daha fazla beklemeden çıktı bu kasvetli odadan.

Onlar için zor görünen bu karar, aksine hayatlarını daha da süslemek üzere verilmiş olan bir karadı.

_______________

Tamam sevişin bebek istiyorum.

Bölüm sonu

20 yorum