İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 5 · 5 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 5

{5} Kader

İyi Okumalar 🦋

_____________

Felix kendi krallığına vardıktan sonra eve kolayca gelebilmişti. Bahçenin büyük kapısını açarak nefes nefese kendisini büyüdüğü evin bahçesine attı ve ellerini dizlerine yaslayarak nefeslendi.

Her ne kadar zor olsa da bir o kadar da eğlenceliydi. Hala kalbi kıpır kıpırdı. Yüzüne zaferin gülücüğünü yerleştirerek derin bir nefes aldı.

Ellerini dizlerinden çekerek belini dikeltti ve annesine seslenmek için ağzını açtı. Ama açtığı küçük ağzı şokla öylece açık kalmıştı.

Geniş bahçenin ortasına yerleştirilmiş masanın arkasında oturan iri bedene baktı. Hyunjin sinirli olduğunu gayet açık hir şekilde belli ederek omegaya bakıyor, uzun parmaklarıyla masanın üzerinde ritim tutuyordu.

Felix endişeyle bir adım geri çekilde. Gerçekten bu kadar kolay kaçabileceğini düşünmesi komikti.

F: "Hayır, hayır, hayır.."

Küçük beden fısıldayarak konuştu ve hızla arkasını döndü bahçeden çıkıp kaçmak için. Ama arkasına döndüğü an kaşları çatılı bir vaziyette ona bakan annesiyle gözgöze geldi.

Orta yaşlı kadının gözlerinde hafif bir sitem vardı, biraz kızgın biraz endişeliydi. Ama en önemlisi oğlunu iyi gördüğü için rahatlama hissi vardı.

"Ruh eşinden kaçmak ne demek Felix? Bu kadar kutsal bir bağa yaptığın bu saygısızlık da ne?"

Kadının sesi her ne kadar oğlunun özlemiyle kavruluyor olsa da kendi sesini düz ve tok tutmaya çalışıyoru. Çocuğunun yaramaz olduğunu biliyordu.

F: "Ben.. sadece biraz düşünmek istedim."

Annesinden yediği azar yüzünden kısık ses tonuyla konuştu küçük olan. O düşünmüştü ki annesine giderse annesi mutlu olacak. Kızacağını akıl etmemişti.

Hyunjin ile ne denli güçlü bir bağa sahip olduklarının ve bu bağdan kaçmaması gerektiğini ne yazık ki hala anlamış değildi.

Küçük bedenin gözleri dolmaya yüz tutmuşken o an büyük kapıdan birisi içeri girdi. Sylva kraliçesi ve yanında birkaç muhafız.

"Prens Hyunjin'in Sylva krallığında olduğunu duydum"

Kraliçe Jennie tatlı bir şekilde konuşarak bahçede oturan prense baktı. Hyunjin gülümseyerek yerinden hafifçe kalktı ve saygılı bir şekilde baş eğerek selam verdi.

Kraliçe prense eşlik etmek için masaya doğru adımladı ve onun karşısına oturdu. Annesi de Felix'i hafifçe kolundan tuttu ve kendisi ile birlikte masaya doğru çekiştirdi.

"Majesteleri içecek olarak ne istersiniz"

Kadın saygılı bir şekilde eğildiğinde Felix kaşlarını çatarak tek boş yer olan Hyunjin'in yanına geçti.

Kraliçe Jennie kadına gülümseyerek yanındaki sandalyeyi çekti ve oturmasını işaret etti.

"Sadece konuşmak için geldim. Lütfen rahat hissedin"

Herkes masaya oturduğunda Felix huzursuz bir şekilde kıpırdandı yerinde. Bu masa yıllar önce doğum günü pastalarının kesildiği yerdi onun için ama şimdi kaderinin tartışıldığı bir toplantı yerine dönüşmüştü.

Sylva kraliçesi korkmuş ve endişeli görünen güzel omegaya bakarak konuşmaya başladı.

"Dört krallığın da eski kaynakları toplanarak efsaneler araştırıldı. Ve Felix'in tehlikeli değil de özel olduğunu, korunması gerektiği kararına varıldı. Bu yolda bana Umbra kraliçesi oldukça yardımcı oldu."

Felix ürkek bakışlarını kaldırdı ve masanın etrafında gezindirdi.

H: "Kraliçe Lisa'ya da özel olarak teşekkürlerimi ileteceğim"

Sonra omega bakışlarını yanında konuşan bedene çevirdi. Kraliyet giyisilerinin ardında fazlasıyla asil ve güçlü duruyordu.

F: "Ben sadece bir omegayım"

Felix küçük eliyle masanın altında sarkan kumaşı sıkıştırdı ve kısık ses tonuyla konuştu. Omuzlarına ağır yükler binsin istemiyordu.

Kraliçe gözlerini Omega'nın üzerine dikti. Öyle ki Felix bakışlarını her ne kadar kaçırmaya çalışsa da bunu yapamıyordu.

"Hayır Felix. Sen kutsal ruhun taşıyıcısın. Elementlerin kalbindeki dengeyi doğuracak olan kişisin. O çocuk, senin bedeninden gelecek"

Felix kaşlarını çatarak Kraliçenin yanında oturan annesinin yüzüne baktı. Sanki ondan da bir açıklama bekliyormuş gibi.

F: "Ne demek çocuk?"

"Felix, tüm kalp çiçekleri yok oldu. Kökler tekrar filizlenmiyor. Efsanelerde yazdığı gibi çiçeğin yeniden filizlenip var olması için senin ve ruh eşinin kanından gelecek çocuğa ihtiyacımız var"

Omega'nın gözleri dolmuştu. Ağlamak üzereydi ama bu kadar kişinin içinde ağlayıp da kendisini zayıf göstermek istemiyordu.

Omuzlarını dikleştirerek burnunu çekti. Gözlerindeki yaşların düşmemesi için gözlerini dahi kıpmıyordu.

F: "Ben istemiyorum. Bunların hepsi fazla.. çok fazla"

"Felix, kalp çiçekleri olmazsa içimizdeki güçler tükenir. Dolayısıyla biz de tükeniriz. Zamanla yok oluruz. Kutsal ruhun bebeğinin doğmasıyla kökler tekrar filizlenecek."

Kraliçe her seferinde daha sakin, daha temkinli ses tonuyla konuşarak omega'ya açıklama yapmaya çalışıyordu.

Tüm bunların bir günde olması, onun hayatının tamamen değişmesinin ne kadar zor olduğunun farkındaydı.

F: "Hayır.."

Annesi masanın üzerinden elini uzatarak oğlunun titreyen elini tuttu ve cesaret vermek istercesine hafifçe sıkarak bıraktı.

"Yalnız değilsin küçük kurdum. Korkmana gerek yok. Biz yanındayız, Prens Hyunjin yanında"

Felix başını hayır anlamında sallayarak yanında oturan bedene baktı. Onun aksine fazlasıyla rahat görünüyordu.

Prens belini dikleştirerek ağlamak üzere olan bedenin gözlerine baktı ve uzun süren sakinliğini bozdu.

Pelerininin altında duran elini masanın üzerine koydu ve Felix'e yaklaştırdı. Omega bir yakışıklı surata bir de masanın üzerinde duran ele baktı.

Hyunjin elini ters bir şekilde avuç içi yukarı gelecek şekilde masanın üzerine bırakmıştı. Boğazını temizleyerek ürkek bakışları tekrar üzerine çekti.

H: "Eğer elimi tutarsan bu yükün altında asla yalnız olmayacaksın Felix. Eğer elimi tutarsan hiçbir şeyi tek başına taşımak zorunda kalmayacaksın, hep yanında olacağım. Eğer elimi tutmazsan ben yine senin yanında olacağım. Tek farkı olacak bu sefer senin isteğin dışında orada bulunacağım."

Küçük olan daha fazla kendisini tutamadı. Kırmızı gözlerinden birkaç damla yaş süzülerek aktı ve yanağını okşayarak çenesine kadar indi.

Başka seçim hakkı yokru. Prensin de söylediği gibi kaçacak durumu da yoktu. Ne olursa olsun sonuç olarak kendisini yine onun yanında bulacaktı.

Felix masanın altında sıktığı parmaklarını gevşeterek elini kaldırdı ve korkak bir şekilde küçük parmaklarını alfanın uzun parmaklarına yaklaştırdı.

Titreyen elini alfanın iri elinin içine bıraktığında gözünden akan yaşlar daha da şiddetlendi. Hyunjin parmaklarını zarif bir şekilde bükerek minik eli kendi elinin içine sakladı.

Tenleri birbirine dokunduğu anda yine iki tarafın da içi titremişti. Felix hala bu titremenin verdiği doğru kararın ruhuna işleyişi olduğundan habersizdi.

F: "Ben... ne yapacağım şimdi?"

Omega hıçkırıkları arasından konuştuğunda Hyunjin eli arasındaki eli biraz daha sıktı. Onun ağlamasını, dudaklarından kaçan hıçkırıkları, gözlerinden akan her bir damla yaşı kendi kalbinin en derinlerinde hissediyordu.

"Felix sen içindeki güçle tanışacaksın. Sonra içindeki duygularla, ruh eşi bağıyla ve zamanla bebeğini taşıyacaksın. Bizim var olmamızı sağlayacak tek şey o"

Felix dudaklarını büzerek başını önünde doğru eğdi. Başını usulca onaylar anlamda sallayarak kraliçeyi anladığını belli etti.

Kısa süren sessizlikten sonra başını kaldırarak hala onun elini sıcacık bir şekilde tutan alfanın gözlerinin içine baktı.

F: "Bugün burada kalabilir miyiz?"

Hyunjin gülümseyerek başını salladı ve güzel omegasını onaylayarak parmaklarını kıpırdataral avcunun içindeki yumuşak teni okşadı.

H: "Sadece bugünlük. Sonra krallığa dönmemiz gerekiyor"

Felix, alfanın gözlerine bakarak büzülmüş dudaklarıyla onu onayladı ve annesine baktı. Son kez onunla, büyüdüğü evde kalıyor olması daha da üzüyordu küçük olanı.

Ama bu yeni başlayacak olan mükemmel hayatının sadece ilk adımıydı... ileride onu bekliyor olan mutluluktan habersiz bir şekilde sessizce ağladı sadece.

_________________

Artık Lix ve Hyun'un birbirini tanıdığı, önemli olan bölümlere geçeceğiz. Giriş bitti.

Bölüm sonu

8 yorum