İyi Okumalar 🦋
_____________
~Felix~
Kollarımı önümde birleştirmiş, sinirli bir şekilde, bana bakan insanların yüzüne bakıyordum. Ters bakışlarımla denk gelen herkes ise gözlerini kaçırıyordu hemen.
Niye bana bakıyorlardı ki? Komik miydim ben? Normal hamile omegayım işte. Topa benzediğim için mi bakıyorlardı bana? Hepsini dövebilecek sinirdeydim şu an.
Derin bir nefes alarak elimi belime yasladım ve ağrıyan belimi okşayarak kapalı kapıya baktım. 10'a kadar sayacaktım on saniye içinde Hyunjin o odadan çıkmazsa boşanacaktım!
Tam içimde saymaya başlayacaktım ki sarayın toplantı odasının kapısı açılmış ve içeriden tanımadığım onlarca insan sesli bir şekilde birbirleriyle konuşarak odadan çıkmışlardı.
Bakışlarım sonunda saatlerdir toplantısının bitmesini beklediğim alfam ile buluştuğunda anında tüm sinirim uçup gitmiş, yerini ağlama isteğine bırakmıştı.
Onun bakışları beni bulduğunda karşısında durmadan konuşan kişiden dikkatini alarak bana hafif göz kırpmış ve adamı dinlemeye geri dönmüştü.
Şu an beni Prens olarak görmeselerdi yemin ederim hepsine tekme tokat dalıp döverek kovar sonra alfama sıkıca sarılırdım.
Gerçi şimdi şöyle düşününce kimseye tekme atamayacak durumdaydım. Ayaktayken aşağı doğru baktığımda ayaklarımı bile göremiyordum.
Bırak bacağımı kaldırıp birine tekme atmayı zar zor yürüyordum. Gerçekler yüzüme çarptığında daha da sinirli hissettim.
Tekmem yoksa tokatla dalardım, gücüm yetmiyorsa misafirlere dövdürürdüm. Umrumda değildi. Tek istediğimin alfamın yanında olmak, ona sarılmak, onun kokusunu hissetmekti!
Ama ne yazık ki ben de artık bu sarayda Prens olarak görülüyordum ve bunu hiç istemesem de asil davranmak zorundaydım..
Tanrıya şükürler olsun ki kimseyi döverek kovmama gerek kalmadan alfam benim bakışlarımdan ne istediğimi anlıyordu.
Sonunda hararetli dönen konuşmasını bitirerek kocaman gülümsedi ve bana doğru gelerek uzun parmaklarını saçlarımın arasına daldırdı.
Anında gözlerim huzurla kapanmış, vücudumdaki tüm ağırlık geçmişti.
H: "Bahçeye yürüyüşe çıkmayacak mıydın sen güzelim? Beni mi bekledin burada?"
Hemen başımı onaylar anlamda sallayarak gözlerimi açtım ve dolu olduğuna emin olduğum gözlerimle Hyunjin'in gözlerine baktım.
F: "Yürüyüşe çıktım ama hemen bacaklarım ağrıdı"
Dudaklarımı büzerek konuştuğumda etrafımızda onlarca insan olduğunu hatırlar hatırlamaz hemen kendimi toparladım. Yok galiba herkesi tekmeleyerek kovacaktım.
H: "Odana çık dinlen istersen çiçeğim"
Başımı okşayan parmaklar beni o kadar mayıştırmıştı ki şimdi şurada uyumak istiyordum.
F: "İşin bitmedi mi? Seninle çıkmak istiyorum odaya"
Fısıldar gibi konuştuğumda Hyunjin başını hayır anlamında salladı. İşinin çok fazla olduğunu biliyordum ama her dakika yanımda olsun istiyordum.
Dolu gözlerimi kırpıştırarak başımı onaylar anlamda salladım. Yapacak bir şey yoktu..
Alt dudağımı ısırarak etrafımızda gezindirdim gözlerimi. Kaçamak bakışlar üzerimizdeydi bu yüzden istediğimi almam mümkün değildi.
Sesimi daha da kısık tutmaya çalışarak biraz daha yaklaştım alfamın iri gövdesine doğru.
F: "Diğer koridora geçelim mi bir şey diyeceğim de"
Hyunjin'in kaşları endişeyle çatıldığında kolunu nazikçe belime sararak beni kendisine doğru daha da yaklaştırdı.
H: "Sorun mu var?"
F: "Hayır sadece küçük bir şey isteyeceğim"
Alfam başını onaylar anlamda salladığında elini belimden çekmeyerek koridorda ilerledik ve birkaç adım sonra sağa dönerek diğer koridora geçtik.
Sonunda etrafımızda kimsenin olmaması beni çok rahatlatmıştı.
Hyunjin'in sorgular bakışları dikkatli bir şekilde üzerimde geziniyordu. Bu yüzden daha fazla beklemeden bakışlarımı yuvarlak karnıma indirdim ve sessizce fısıldadım.
F: "Birazcık göbüşümü sever misin?"
Hamileliğim boyunca uzun süre kendimi enerjik hissetmiştim. O kadar dinçtim ki geceleri bile uyumak istemiyordum. Ama şimdi sonlara doğru yaklaştıkça kendimi çok yorgun hissediyordum.
Tüm enerjimi ilk aylarda harcamıştım...
Hyunjin'in tepkisini ölçmek için başımı yukarı doğru kaldırıp yüzüne baktığımda kocaman gülümsediğini gördüm.
F: "Sen karnımı okşamayınca uyuyamıyorum"
Kendimi açıklamaya çalışmıştım ama buna gerek yoktu. Alfamın beni anladığına adım kadar emindim.
Bu sefer iki kolunu da belime sıkıca sarmış ve beni kendisine doğru çekerek alnıma kocaman bir öpücük kondurmuştu. Göğsüne sığınıp kolları arasında yok olmak istiyordum ama büyüyen karnım buna izin vermiyordu.
H: "Birlikte çıkalım odaya güzelim benim. Hiçbir şey senden ve bebeğimizden önemli değil"
Yanağımı göğsüne yaslayarak kocaman gülümsedim ve başımı göğsünden kaldırmadan onaylar anlamda salladım. Yine tatlılığımla istediğimi elde etmiştim.
Odaya varır varmaz kapıyı hızlıca açtım ve karnım izin verdiği kadar hızlı hareketlerle yatağa doğru ilerledim.
Belim ve bacaklarım ağrıdığı için bir an önce uyumak, dinlenmek istiyordum. Ama benim aksime Hyunjin yatağa doğru ilerlemek yerine dolaba doğru adımlamıştı.
H: "Üzerimize rahat bir şeyler giyinelim. Bu kıyafetlerle rahat uyuyamayız"
Yorgun bir şekilde kendimi yatağa bırakarak oturdum ve sırtımı yatağın başlığına yasladım. Artık parmağımı dahi oynatmak istemiyordum.
Hyunjin elinde pijamalarımızla yatağa yaklaştı ve kıyafetleri yatağa bırakarak bana baktı. Çok mu bitkin gözüküyordum acaba?
H: "Omegam her geçen gün daha da güzelleşiyor. Kafayı yiyeceğim"
Bitkin gözüktüğümü sanarken aldığım iltifatla kalbim hızlanmaya, yanaklarım kızarmaya başlamıştı. Utangaç bir şekilde gülümseyerek başımla onayladım onu. Tabii ki güzelleşiyordum. Benden güzelini bulamazdı.
Gülümsememe karşı kendisi de gülerek üzerindekileri çıkardı. Bakışlarım anında kaslı vücuduna kayarken onu ne kadar çok özlediğimi bir kez daha hatırlamış oldum.
Sesli bir şekilde yutkunarak bakışlarımı kaçırmaya çalıştım ama beni çoktan yakaladığına emindim.
F: "Senin yaran var. Bu kadar çok çalışmana izin verilmemeli"
Kendi yaptığım rezilliği kapatmak adına aklıma geleni ilk söylediğimde bu sefer odayı alfamın kahkahaları doldurdu.
H: "Yaramın izi bile kalamdı güzelim. Tamamen iyileştim artık"
Omuzlarımı kaldırarak umursamaz bir şekilde baktım ona. Benim gözümde hala yaralıydı! Daha fazla dinlenmesi yanımda daha çok kalması gerekiyordu.
Gülümseyerek başını salladı ve ellerini üzerimdeki kıyafetin eteklerine sararak tek seferde çıkardı.
Onun bakışları da benim vücudumda gezindiğinde boynuma kadar yandığımı hissettim. Vücudum son zamanlarda fazlasıyla değişmişti bu yüzden çok utanıyordum.
Kollarımı göğsüme sararak vücudumu saklamaya çalıştım ve gözlerimle yatakta duran pijama üstümü işaret ettim.
F: "Üşüdüm Hyunjin hemen giyindir"
Beni onaylayarak zaman kaybetmeden pijamamı aldı ve giyinmeme yardım etti. Tamamen üzerimize rahat pijamlar giyindikten sonra Hyunjin yatakta duran kıyafetlerimizi topladı.
Ben de hemen yorganı kaldırarak altına girdim. Yanaklarımın kızarıklığının hala geçmediğine emindim.
Çok geçmeden Hyunjin de yanıma gelerek yorganı kaldırdı ve yatağa girer girmez elini karnıma sararak uyuyan bebeğimizi okşadı.
Yatakta kıpraşarak biraz daha sokuldum onun göğsüne ve yumuşak dokunuşları altında huzurla kapattım gözlerimi.
F: "Her yerim ağrıyor"
Mırıldanarak konuştuğumda yüzümün her noktasında sıcak öpücükler hissettim.
Alfamın yumuşak dudakları yanağımı, alnımı, burnumu çenemi, çene hattımı, yüzümdeki tüm çilleri teker teker öptü.
H: "Az kaldı güzelim bitecek. Doğumdan sonra senin yorulmana izin vermeyeceğim söz"
F: "Sen yanımda ol yeter. Sen yanımdaysan hiç yorulmam"
Bu sefer Hyunjin'in iki kolu da beni sıkıca sarmış ve kendisine doğru çekmişti. Sona yaklaştığımızın farkındaydım.
Zor günler, zor seçimler yapmak zorunda kalmıştık. Ama tüm bunların bittiği benim için tamamen yeni olan bir hayata başlamak üzereydim.
Ben, eşim ve minik bebeğimiz...
_______________
Beni ve okurlarımı da alınn. Siz, bebeğiniz ben ve bebeklerim hepimiz mutlu yaşayalım amdmdmfmdömf
