İyi Okumalar 🦋
_____________
~Felix~
Kapıyı açar açmaz Hyunjin'in bana bakan bayık bakışlarıyla karşılaşmayı beklemiyordum. Gözlerim ışık hızında dolarken titreyen elimi kapının kolundan uzaklaştırarak hızlı hareketlerle odaya girdim.
Kral ve Kraliçe'nin Hyunjin'in yanında durmasını umursamayarak koşarak yatağının yanına yaklaştım. Onlar da benim ağlıyor olduğumu görür görmez açılarak bana yer açmışlardı.
Yatağın dibine yaklaştığımda yaşlar akan gözlerimle Hyunjin'e bakmaktan başka bir şey yapamadım.
Ona sıkıca sarılmak istiyordum ama canını yakacağımdan o kadar korkuyordum ki öylece dibinde dikilerek ağlamama devam ettim.
Dudakları hafifçe kıvrılıp, yorgun yüzüne gülümseme konduğunda ağlamam hıçkırıklara dönüşmüştü.
H: "Çiçeğim.."
Sesini duyduğum an saniyelik olsa da ağlamam duraksamış ama hemen ardından tekrar şiddetlenmişti.
Soğuk elinin dokunuşunu elimde hissettiğimde dudaklarımı birbirine bastırarak ağlamamı durdurdum ve elime sarılan eline baktım.
Zaman kaybetmeden ben de onun elini sıkıca tutarak ısıtmaya çalıştım. Ona sarılmayı o kadar çok istiyordum ki anlatamam...
H: "Geçti çiçeğim ağlama"
Ne kadar zorlanıyor olsa da beni sakinleştirmek için konuşmaya çalışıyordu. Bunu bilmek daha fazla canımı yakıyordu.
F: "Çok korktum Hyunjin.."
Titreyen sesimi duyduğunda elimi daha da sıkarak baş parmağıyla elimi okşamaya başladı. Dokunuşları beni rahatlattığında elimi yavaşça kendisine doğru çekerek dudaklarının üzerine yerleştirdi ve uzun bir öpücük bıraktı.
Aldığım öpücük yüzünden kendimi yeni sakinleştirmeme rağmen tekrar gözlerim dolmuştu.
Bu halim sadece onu değil odada bizi izleyen diğerlerini de güldürmüştü. Elime bir kez daha öpücük bırakarak soğuk elini sıcak elimden uzaklaştırdı ve elini biraz daha kaldırarak karnımın üzerine yerleştirdi.
H: "çok mu korkuttum bebeklerimi?"
Başımı hemen onaylar anlamda sallayarak elimi, karnımı hafifçe okşayan Hyunjin'in elinin üzerine yerleştirdim. Deminden beri minik hareketlerini hissettiğim bebeğim şimdi babasını hisseder etmez durmuştu.
"Siz uyanana kadar hiçbir şey yemedi majesteleri"
Annemin sitemli sesi beni Hyunjin'e şikayet ettiğinde hemen bakışlarımı alfamın yorgun bakışlarından uzaklaştırdım. Çoktan kaşlarının çatıldığına ve sinirlendiğine emindim.
Annem de resmen beni iki dakikada satmıştı..
H: "Hiçbir şey yemedin mi Felix"
Sesinden sinirli olduğunu tam anlayamamıştım ama ismimle seslendiğine göre kesinlikle sinirlenmişti.
F: "Bir şeyler yemek istedim ama midem çok bulandı"
Dudaklarımı büzerek konuştuğumda bana kızamayacağına emindim. Konu Hyunjin'in yaralı olmasıyken nasıl bir anda benim hiçbir şey yememiş olmama gelebilirdi ki!
H: "Hemen şimdi gidip yemek yiyorsun Felix"
Bakışlarım hemen tekrar onu bulduğunda gözlerim de anında dolmaya başlamıştı. Karnımı hala hafif hafif okşamaya devam ediyordu ama bakışlarından sinirli ve endişeli olduğu apaçık ortadaydı.
F: "Az önce yemeye çalıştım ama Hyunjin gerçekten çok kötü midem bulanıyor"
H: "İtiraz yok Felix hemen şimdi yemek yemeye gidiyorsun. Doğru düzgün bir şeyler yemeden yanıma gelmene izin vermemelerini söyleyeceğim"
Benim kaşlarım da duyduklarım yüzünden çatılmıştı. Beni düşündüğü için böyle dediğini biliyordum ama yine de onun yanından ayrılmak istemiyordum.
F: "Yanında kalmak istiyorum lütfen"
H: "Yemek yedikten sonra hemen gel güzelim. Söz seni bekleyeceğim. Benim de şu an babamla konuşmam gerekiyor"
İstemeden de olsa başımı onaylar anlamda salladım. Sonra ise bakışlarım arkamda duran kral ve kraliçeye ardından kapıda beni bekleyen anneme kaydı.
Onun gözlerinde gördüğüm endişe beni duraksatmıştı. Sanki o da burada kalıp Hyunjin'e bir şeyler söylemek istiyordu ama bunu bakışlarında iyice saklıyordu.
Çok fazla irdelememeye çalıştım. Çünkü hepimiz endişeliydik, hepimiz korkmuştuk...
Kral ve Hyunjin'in konuşmasına müsade etmek adına daha fazla orada dikilmeyerek alfamın yüzüne son kez bakarak oradan uzaklaştım ve karnımın üzerinde gezinen elinin yatağa düşmesini sağladım.
Hemen annemle mutfağa gidip yiyebileceğim kadar çok yemek yedikten sonra Hyunjin'in yanına dönmek istiyordum.
...
Son lokmamı da ağzıma atar atmaz masadan kalkmıştım. Öyle ki Hyunjin'in odasına yaklaştığımda hala ağzımda lokmamı çiğneyip yutmaya çalışıyordum.
Annem bu fırsatı değerlendirerek bana fazlasıyla yemek yedirmişti. Ben de hemen bitsin de alfamın yanına döneyim diye ikiletmeden verdiği her şeyi yemiştim.
Karnımda bebeğim var diye nefes darlığı yaşamamıştım şu ana kadar ama bugün yediğim yemekler yüzünden attığım her adımda nefes nefese kalıyordum.
Zaten açık olan kapının önüne vardığımda zaman kaybetmeden odaya daldım. Hyunjin yatakta oturmuş, doktorun dediklerini dinliyordu. Doktor ise alfamın güzel vücudunu sargıyla sarıyordu.
Sırtında nasıl bir yarası olduğunu bilmiyordum, ne kadar ciddi olduğunu da bilmiyordum ama canım öyle yanıyordu ki onu böyle görünce..
Gözlerim tekrar dolmasın diye dudaklarımı birbirine bastırarak doktora taraf yürüdüm. Hyunjin geldiğimi farkederek deminden beri acıyla buruşturduğu yüzünü düzelterek bana gülümsemişti.
Burnumu çekerek doktorun yanında, Hyunjin'in önünde dikildim.
F: "İyi mi doktor? Artık iyileşecek değil mi? Korkulacak bir durum kalmadı? Yarası kanamaz artık değil mi? Sırtüstü yatıyor ya o zaman da acımaz? Artık yürüse bile hiiiç canı acımayacak değil mi?"
Dolu gözlerimi, Hyunjin'in sargısını yapıştırmaya çalışan doktorun gözlerine dikerek cevap bekledim ondan. Sorularıma hayır deme şansı yoktu, bakışlarımdan anlamalıydı tek kötü cevapda saatlerce ağlayacağımı.
Bu yüzden hafifçe gülümseyerek sargıyı iyice yapıştırdı ve gözlerimin içine bakarak konuştu.
"Hayır efendim. Majestelerinin durumu artık iyi. Güçlü bir kurda sahip olduğu için iyileşmesi zor olmayacak. Endişelenmenize gerek yok"
Duyduklarım beni öyle rahatlatmıştı ki kocaman gülümseyerek derin bir nefes aldım. Meğersem kalbim saatlerdir sıkışmış durumdaydı ve benim bundan haberim yoktu.
Saatlerdir aldığım nefesler ciğerime gitmiyordu sanki. Ama şimdi bunları duymak beni tekrar rahatlatmıştı.
Ben mutlu mutlu yerimde dikilerek doktorun Hyunjin'i muayene etmesine izin vermiştim. Böylece doktor hızlıca işlerini bitirerek Hyunjin'in sırtına yastık koymuş ve onun rahat oturmasına yardım ederek odadan çıkmıştı.
H: "Gel bakalım yanıma çiçeğim"
Alfam elini bana doğru uzattığında bir saniye bile beklemeden ona doğru ilerleyerek elini sıkıca tuttum. İlk uyandığında eli buz gibiydi ama şu an sıcacıktı. Yavaş yavaş kendisine geliyor, her geçen dakika daha da iyileşiyordu.
Elimi okşayarak oturduğu yatakta yavaş yavaş kıpırdanarak bana da yer açıp beni kendisine doğru çektiğinde adımlarımı duraksatarak gözlerine baktım.
F: "Yanına mı geleyim? Yer yok ki ama. Hem canın yanar"
Dudaklarını birbirine bastırarak hafifçe gülümsedi ve yanında benim için açtığı boşluğa baktı.
H: "Küçük omegamın sığacağı kadar yer var. Hem iyileşmem için ruh eşime ihtiyacım varmış"
Sona doğru sesi durgunlaştığında kocaman gülümseyerek başımı onaylar anlamda salladım. Alfam diğer eliyle üzerindeki örtüyü kaldırırken ben de benim için açtığı boşluğa oturdum ve sırtımı aynı onun gibi yatağın başlığına yasladım.
Ne yapacağımı bilmez bir şekilde ellerimi önümde birleştirdiğimde karnımın üzerinde hissettiğim dokunuşlarla bakışlarım oraya kaydı.
Hyunjin'in bebeğimizi okşayan zarif dokunuşları beni fazlasıyla mayıştırdığı için uzun süredir uyumadığım gerçeği yüzüme çarpmıştı.
F: "Bebeğimiz sen yokken sürekli kıpırdanıp durdu"
Mayıştığım için sesim olabildiğince kısık çıkmıştı. Ama Hyunjin'in beni anladığına emindim.
H: "Babası için endişelenmiş mi miniğimiz?"
Hyunjin avuç içiyle karnımı daha çok okşamaya başladığında başımı onaylar anlamda sallamakla yetindim. Uykusuzluk tüm vücudumu sarmıştı.
Hyunjin yaralı olduğu için onunla ilgilenmesi gereken kişi bendim ama roller bir anda değişmişti.
Gözlerim usulca kapanırken Hyunjin'in varlığını daha net hissedebilmek için elimi karnımın üzerinde gezinen onun elinin üzerine yasladım.
Başım usulca onun omzuna düştüğünde, derin bir uykuya dalmadan hemen önce hissettiğim son şey saçlarımda hissettiğim hafif öpücüklerdi..
________________
Totikimi örtmediğim için hasta oldum 🤒
Siz totikinizi sıcacık örtün tamam mı?


