İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 30 · 6 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 30

{30} Minik hareketler

İyi Okumalar 🦋

______________

Omega gözlerinin kapanmak üzere olduğunu anladığında gözlerini irice açarak başını salladı ve iki eliyle daha sıkı sardı alfasının elini.

Dün akşamdan beri Felix asla uyumamış, sakinleşmemişti. Hissediyordu ruh eşinin yaralandığını. Bu yüzden annesi bile onu kandıramamıştı.

Sonunda pes ederek, Felix'i saatlerce tutmaya çalışmanın ardından Hyunjin ameliyattan çıkar çıkmaz yanına gitmesine izin vermişlerdi.

Şu an için doktorlar ciddi bir sorun olmadığını söyleseler de beklenilmedik her türlü şeye hazırlardı.

Küçük olan ise kurdunun sakinleştiğini ve alfasının iyi olduğunu hissetse bile gece bir saniye bile uyumamış, küçük elleriyle alfasının iri elini tutmayı bir an olsun bile bırakmamıştı.

Saat öğlene doğru gitmesine rağmen uyumama konusunda kararlıydı. Bayık bakışlarıyla alfasını izliyor, gözlerini onun gözlerinden almıyordu. Eşi gözlerini açana kadar, iyi olduğunu onun dudaklarından duyana kadar uyumayacaktı omega.

Kapı yavaşça açıldığında Felix'in bayık bakışları o tarafa döndü usulca. Kapıda annesini gördüğünde alfasının elini daha da sıkı tuttu ve istemsizce gözleri doldu.

"Küçük kurdum bir lokma bir şey ye en azından"

Omega dolu gözlerini kırpıştırarak başını hayır anlamında salladı. Annesi artık onun için endişelenmeye başlamıştı.

Tamam inat edip uyku uyumamasına bir şey diyemezdi ama yemek yememesi, bir bardak su içmemesi onu endişelendiriyordu.

"Güzelim benim.."

Annesi gözleri dolu dolu olan bebeğine yaklaşarak saçlarını okşadı ve yorgun suratın alnına sıcak bir öpücük bıraktı.

"Neredeyse 24 saat doldu. Artık risk kalmadı. Lütfen bir şey ye bebeğim"

Felix ağlamamak için alt dudağını ısırarak başını hayır anlamında salladı ve burnunu çekerek bakışlarını tekrar yatakta yatan eşine doğru çevirdi.

Alfasının tenini soluk görmesi, gözünün altının morarmış olması nefeslerinin düzensiz olması onu o kadar çok korkutuyordu ki..

Onun soğuk elini bıraktığı an bir daha tutamamaktan korkuyordu. İçindeki omegası da fazlasıyla rahatsızlanmaya başlamıştı.

"Felix lütfen.. kendini düşünmüyorsan bebeğini düşün. Aç kaldı miniğin güzelim çok zararlı onun için"

Bu cümle küçük olanın duygularını daha da altüst etmişti. Dolu gözlerine tutunamayan yaşlar yavaş yavaş yanaklarından süzüldüler.

Gram aç hissetmiyordu. Bir lokma bir şey yerse kusacakmış gibi hissediyordu ama annesinin dediklerine de katılıyordu. Bebeğini aç bırakmak istemiyordu.

Bayan Lee oğlunun saçlarını usulca okşayarak onun ağlamasına, sakinleşmesine izin verdi. Onun için ne kadar zor olduğunu biliyordu.

Bayan Lee aslında bu sarayda her şeyin neden döndüğünü bilen tek kişiydi. Dün Hyunjin orada olmazsa hedefin Felix olduğunu da çok iyi biliyordu.

Bu oku gönderen kişinin kim olduğunu, tüm bu olayların arkasında kim olduğunu, neden olduğunu çok iyi biliyordu.

Kendisini açıklayacak kadar güvendiği kimse yoktu bu sarayda. Tek güvenebileceği kişi Prens Hyunjin'di. Hyunjin'in ne olursa olsun Felix için her şeyi yapabileceğini biliyordu.

Ama şimdi kendisini açıklayabileceği tek kişi de hala uyuyordu ve ne zaman gözlerini açacağı belli değildi. Bu yüzden kendisine söz verdi.. Prens uyandığında her şeyi ona anlatacaktı.

Oğlu ve torununu korumak için bunu yapmalıydı. Gerekirse kendi canını da hiçe sayardı...

"Hadi gel gidelim hafif bir şeyler ye"

Felix dudaklarını büzerek başını onaylar anlamda sallayarak bakışlarını Hyunjin'in eline sarılı olan parmaklarına indirdi.

Şimdi gidip bir şeyler yemesi gerekiyordu. Kendisi ve bebeği güçlü olmalıydı ki, alfası uyandığında ona iyi bakabilsin.

Yavaşça küçük elini Hyunjin'in elinden uzaklaştırdı ve dikkatli bir şekilde ayağa kalktı. Bacakları üzerinde doğrulduğu an başına giren sancı yüzünden başı döndü hafifçe.

İçgüdüsel olarak elini karnına sardığında annesi onu anlamış olacak ki kolunu oğlunun beline sardı ve onun yürümesine yardımcı oldu. Uzun süre aç kaldığı için başının dönmesi normaldi.

Yavaş adımlarla biraz uzun sürse de sonunda yemek salonuna varmışlardı. Normalde hep birlikte yemek yedikleri oda şu an boştu.

Kral ve Kraliçe olayı araştırmaya bunu, kimin yaptığını bulmaya çalışıyorlardı hala. Oğullarına bunu her kim yaptıysa asla bunu yanına bırakmayacaklardı.

Felix, yavaşça elini karnından çekmeyerek masaya doğru ilerledi ve sandalyeyi çekerek oturdu. Masadaki yemeklerin kokusu burnuna o kadar kötü geliyordu ki hamileliğinin ilk aylarındaymış gibi hissediyordu kendisini.

Yüzünü buruşturarak gözlerini masada gezindirdi. Hiçbir şey yemek istemiyordu. Tek lokma yerse kusacağına emindi.

Neyse ki annesi bunu anlamış olacak ki masada duran çorbadan birazcık kaseye doldurarak oğlunun önüne koydu.

Çorba bir öğün olamazdı ama hiç yoktan iyidir. En azından bir şeyler yemesi gerekiyordu. Felix de bunu bildiği için istemeyerek de olsa kaşığı eline aldı ve buharı tüten çorbayı karıştırdı yavaşça.

Bayan Lee ise olayların buraya kadar gelmesi yüzünden içten içe çok korkuyordu. Jake'in onları ölümle tehdit edeceğini biliyordu ama bu kadar ileri gidebileceğini aklının ucundan dahi geçirmemişti.

En başından Prens Hyunjin ona Felix'in babasının kim olduğunu sorduğunda ona her şeyi anlatmalıydı. Böylece oğlunu da Prensi de korumuş olacaktı.

En başından beri kendi başına her şeyi çözebileceğini sanmıştı ama artık işlerin ne kadar büyüdüğünün ve tehlikeli olduğunun farkındaydı. Bu yüzden Hyunjin gözlerini açar açmaz onunla konuşacaktı.

Felix ise annesinin ne kadar korktuğunu farkedemeyecek kadar bitkindi. Soğuması için dakikalardır karıştırdığı çorbadan bir kaşık almış ve tereddüt eder bir şekilde kaşığı dudaklarına doğru uzatmıştı.

Dudaklarını açmak istiyordu ama sanki birbirlerine yapışmış gibilerdi. Zor da olsa ağzını azıcık aralayarak kaşığa doldurduğu çorbadan birazcık aldı ve yüzünü buruşturarak yutmaya çalıştı.

Ilık sıvı boğazından midesine doğru aktığında, midesi boş olmasına rağmen kusma isteği oluşmuştu. Bu yüzden hemen elini ağzına kapatarak elindeki kaşığı masaya bıraktı.

Ne kadar elini ağzına bastırmaya çalışsa da öğürme isteğini bastıramamıştı. Gözleri dolduğunda sandalyesini geri çekerek ayağa kalktı boşta kalan elini de karnına yaslayarak.

"Tadı kötü mü bebeğim?"

Felix dolu gözleriyle başını hayır anlamında sallayarak kendisini toparlamaya çalıştı ve elini ağzından çekerek bu sefer konuşmak için araladı dudaklarını.

F: "Yapamayacağım anne hiçbir şey yiyemem çok kötü hissediyorum"

Bayan Lee başını oğlunu anladığını belli edecek bir şekilde sallayarak ayağa kalktı. Felix ise elinin altında hissettiği kıpırdanma ile başını aşağı indirerek karnına dikti bakışlarını.

Bebeği daha küçük olduğu için minik hareketleri pek hissedilmiyordu ama şu an onun kıpırdadığını çok net hissedebiliyordu. Sanki bebeği kıpırdayarak ona bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

F: "Çok mu acıktın?"

Felix dudaklarını büzerek karnıyla konuşmaya başladığında gözleri tekrardan dolmuştu.

F: "Bana biraz daha zaman ver lütfen. Söz sonra çok lezzetli şeyler yiyeceğim senin için"

Annesi minik omegasının bu haline gülümseyerek tekrar onun yanına yaklaştı ve yürümesine yardım etmek adına elini onun sırtına sardı.

Felix için şu an en iyisi Hyunjin'in yanında olmaktı..

Tekrar geldikleri yolu dikkatli adımlarla, Felix'i yormayacak hızda geri dönmüşlerdi.

Omega, alfasının muayene edildiği odanın kapısının önüne geldiğinde derin bir nefes alarak elini kapının koluna doğru uzattı.

Bebeği hala hafif hafif kıpırdanmaya, kendi varlığını belli etmeye çalışıyordu. Felix içinde tarif edemeyeceği bir hisle kapıyı yavaşça açarak başını odanın içine doğru uzattı.

Tabii ki beklediği şey alfasının yorgun bakışlarıyla karşılaşmak değildi...

_________________

Merhaba canlarımm..

Siz beni ne kadar özlediyseniz ben de sizleri bir o kadar çok özledim. Hayatımda bir aylık kötü bir iş deneyimi sürecinden geçtim. İşten çıkalı birkaç gün oldu ve kendimi daha yeni toparladım.

Bu süreçte sizleri ne kadar çok sevdiğimi tekrar anladım. Ama anladığım bir diğer şey o ki her ne kadar linçleri önemsememeye çalışırsam bu linçler benim hevesimi kırıyor.

Bir profesyonel yazar olarak burada değilim. Eğlencesine yazıyorum isteyen okur. Ama benim sürekli kötülenmem gerçekten tüm güvenimi kırdı. Artık yazdığım hiçbir bölümü yayınlamak istemiyor, kendimi yetersiz görüyorum.

Bu yüzden tek rica şu ki sevmiyorsanız okumayın...

Bölüm sonu

50 yorum