İyi Okumalar 🦋
_____________
Hyunjin, Solaris'in burnunu Felix'in karnına yaslamasını izliyordu. Solaris'in ne kadar akıllı bir at olduğunu biliyordu zaten ve şimdi tekrar emin olmuştu.
Alfa, yüzündeki kocaman gülümsemeyle omegasının arkasında durmuş bu duygusal anı izliyordu. Her ne kadar hoşuna gitse de her an tetikteydi. Çünkü atlar bazen kontrolsüzce davranabiliyorlardı.
Tam bu düşünceler alfanın aklından geçerken Solaris en yüksek ses tonuyla kişnemişti. Bir an Felix'e kafa atacağını sandığı için Hyunjin hemen omegasının arkasından çekilmiş ve onun yanına geçerek küçüğünü kendisine doğru çekmişti attan uzaklaştırmak için.
Yaptığı bu hareketin, omegasının ve bebeğinin hayatını kurtardığından, Solaris'in onları uyarmak için bağırdığından habersizdi alfa. Ta ki.. sırtında hissettiği darbeye kadar..
Etini parçalara ayırarak sırt kemiğinin içine saplanan okun, kemiğini kırma sesini kulaklarında duymuş, iliklerine kadar hissetmişti.
Onu bayıltacak kadar canını yaksa da alfa umursamadan kolları arasındaki omegasını biraz daha kendisine doğru çekerek sıkıca sarıldı. Amacı Felix'i göğsüne saklamak ve uzaktan atış yapan her kimse onun hedefinden kaçırmaktı.
Lakin buraya omegayı öldürmek için gönderilen katil saniyelik yanlışla İgnis Prensini yaraladığı için anında kaçmıştı korkuyla.
Kendi yarasının acısını umursamayan beden göğsüne bastırdığı eşini korumaya çalışarak muhafızlara taraf bakıyordu.
Yüzü askerlere taraf dönülü olduğu için kimse Prens'in sırtında bir okla ayakta durduğunu bilmiyordu.
Hyunjin kendisini toparlamaya çalışarak muhafızların dikkatini üzerine çekmek için elini havaya kaldırdı ve avazı çıktığı kadar bağırdı.
H: "Muhafızlar!!"
Muhafızlar anında Prens'in emrine itaat ederek iri adımlarla Hyunjin'e yaklaşmış ve önünde dikilmişlerdi.
H: "Felix'i koruma altında içeri götürün"
Askerler aynı anda başlarıyla emri onayladıklarında bu sefer alfasına sıkıca sarılan taraf omega oldu. Ellerini alfasının gövdesinde birleştirerek sıkıca tutundu ona.
Felix başını kaldırarak çenesini Hyunjin'in göğsüne yasladı ve dolu gözleriyle alfasının yüzüne baktı. Kalbindeki sızı o kadar kötüydü ki hüngür hüngür ağlamak istiyordu.
Hyunjin ile gözgöze geldiklerinde, eşinin solgun yüzüne baktığında ağlama isteği daha da artmıştı.
F: "Sen gelmeden hiçbir yere gitmiyorum. Neler oluyor Hyunjin?"
Alfa daha fazla uyuşan vücudunu kontrol edemediğinin farkındaydı. Gölezlerini sıkıca kapatarak alnını omegasının alnına yasladı ve derin bir nefes almaya çalıştı. Aldığı her nefeste sanki kaburgaları teker teker kırılıyordu.
H: "Çiçeğim lütfen muhafızlarla saraya geç. Söz veriyorum ben de geleceğim"
Nefeslerini ve ses tonunu zorlukla kontrol eden beden ağırlığını omegasının üzerine vermemek için çırpınıyordu. Beline sarılı olan Felix'in minik elleri ise her geçen saniye daha da sıkılaşıyordu.
Bir şeylerin ters gittiğinin farkındaydı küçük olan ama alfasının yaralı olduğu aklının ucundan bile geçmiyordu.
F: "Söz sen de hemen geleceksin"
H: "Hemen geleceğim beyaz çiçeğim"
Felix başını onaylar anlamda sallayarak alnını alfasının alnından uzaklaştırdı ve küçük ellerini Hyunjin'in bedeninden çekerek uzaklaştı eşinden.
Alfa ise hala aklı azıcık da olsa yerindeyken ondan uzaklaşan eşine baktı ve elinden geldiğince gülümsemeye çalıştı.
Elinin tutrememesine özen göstererek elini kaldırdı ve omegası gitmeden parmak uçlarıyla usulca eşinin çıkık karnını, bebeğini okşadı.
Muhafızlar anında Hyunjin'in emrini yerine getirip Felix'i korumaya almak için onun etrafına toplaşarak omegayı çember içine almışlardı.
Sarışın olan dönüp son kez Hyunjin'e bakamadan askerler tarafından tüm görüş açısı kapatılmıştı ve onlar adımladığı için çemberin ortasında otomatik olarak kendisi de adımlamak zorunda kalmıştı.
Felix'in güvenle saraya doğru ilerlediğini gören alfa az önce bebeğini okşamak için kaldırdığı elini ahırın kapısına yaslayarak diğer elini önünde dikilen muhafızlardan birinin koluna atarak sıktı.
Adım atmak istediğinde uyuşan tüm vücudu buna izin vermemişti ve anında dizleri üzerine çökmüştü.
Prensin sırtının kanlar içinde olduğunu gören muhafızlar ise daha her şeyi yeni anlamış bir şekilde Prensin etrafını sarmışlardı.
Hepsi errafı kontrol etmeye çalışarak Prensi'i güvende tutmaya çalışıyorlardı ama her şey için çok geçti.
Hyunjin başını zorla kaldırarak koluna sıkıca tutunduğu askerin yüzüne baktı ve sesinin duyulacak tonda olduğuna dua ederek konuştu.
H: "Krala haber verin"
Muhafız hemen zaman kaybetmeden koşarak uzaklaştı oradan. Hem hekimlere hem de krala haber vermesi gerekiyordu.
O sırada askerlerin koruması altında sarayın içine giren Felix, koşan muhafızı gördüğünde daha da gerildi. Askerler hala onun etrafındaydı ve bu onu daha da daraltıyordu.
Dolu gözlerini kırpıştırarak elini içgüdüsel olarak karnına yasladı ve askerlerin arasından boylanmaya çalışarak kapıya doğru bakındı. Hala o kapıdan alfasının gelmesini ve ona sıkıca sarılmasını bekliyordu.
Kapıya doğru bakınan omega beyaz önlüklü doktorların dışarı doğru koştuğunu gördüğünde kalbinin boğazında attığını, titrediğini hissetti.
Küçük ellerini önündeki iki muhafıza yaslayarak onları itmeye çalıştı. Ama askerler biraz olsun yerinden kıpırdamamışlardı bile.
"Prens Felix'i kraliçe'nin yanına götürün"
Az önce koşarak giden muhafız, tekrar aynı hızda koşarak gelmiş ve nefes nefese emri verdikten sonra dışarı çıkmıştı.
Muhafızlar Felix'in etrafında oluşturdukları çemberi bozduktan sonra nazik bir şekilde elleri ile ilerlemesi için yolu göstermişlerdi omegaya.
Felix ise hala şaşkın şakın öylece duruyor, kapıya bakıyordu. Kötü şeyler düşünmek, aklında sahneleri birleştirmek istemiyordu. Biraz daha beklerse alfası gelecekti. Ona söz vermişti.
"Prensim şöyle ilerleyin lütfen"
F: "Hyunjin.. Hyunjin gelmedi gelsin onu bekliyorım. Geleceğim dedi. Sen git ben geleceğim dedi"
"Prensim lütfen sizi Kraliçe'nin yanına götürmeliyiz"
Gözleri dolu dolu olan beden başını hayır anlamında sallayarak kapıya doğru adımlamak istediğinde muhafızlar önünü kesmişlerdi bile.
Küçük beden elini karnına biraz daha bastırarak derin bir nefes almaya çalıştı. Kalbindeki acı tüm vücuduna çökmüştü ve bu yavaş yavaş karnında sancıya neden oluyordu.
F: "Ben Hyunjin'i bekleyeceğim"
"Prensim lü-"
Muhafızların sesini bastıran, doktorların sesi yaklaştığında Felix nefesini tutarak dışarı doğru bakmaya çalıştı.
Tüm konuşmalar uğultu gibi kulağında esip gidiyordu hiçbir şeyi anlayamıyordu küçük olan. Beyaz önlüklü adamlar kapıda belirdiğinde Felix kendisini öne doğru atmaya çalıştı neler olduğunu görmek için.
Ama anında muhafızlar tekrar onun etrafını çember oluşturarak sarmış ve iri bedenleriyle omeganın görüş açısını kapatmışlardı.
"Dikkatli olun sarsmadan"
"Omurganın bir milim bile kıpırdamaması gerekiyor"
"Boynunun sağlam olduğuna emin olun"
Felix duyduğu konuşmalar yüzünden muhafızları aldırmadan öne doğru atılarak bir şeyler görmeye çalıştı. Saniyelik olarak sedyede taşınan bir beden gördüğünde dizlerinin bağı çözüldü.
F: "Hyunjin"
Tüm gücüyle askerleri itmeye çalışarak avazı çıktığı kadar bağırdı. Ne Hyunjin'den cevap alabiliyordu. Ne de tıkılıp kaldığı bu yerden çıkabiliyordu.
F: "Bırakın beni!"
Omeganın kalbi sırtında atıyordu. O kadar şiddetli atıyordu ki kalbinin sesini duyabiliyor, hızlı darbeleri sırtını sarsıyordu.
"Açılın, çekilin şuradan"
Felix annesinin sesini duyduğunda sonunda anlayabilmişti duyma ve anlama yeteneğini kaybetmediğini. Muhafızlar anında açıldığında ona taraf yaklaşan annesine baktı ve ağzından çıkan hıçkırıkları durdurmaya çalıştı.
Oğlunu bu halde gören kadın ise adımlarını hızlandırarak kollarını bebeğine sararak saçlarını ve sırtını okşadı, onun sakinleşmesini sağlamaya çalıştı.
"Sakin ol Felix bir şey yok"
F: "Hyunjin'e bir şey mi oldu anne. O götürdükleri Hyunjin değildi dimi?"
Felix iyi şeyler duymak adına annesine biraz daha sokulduğunda annesi ona ne cevap vereceğini bilmiyordu. Haberi duyar duymaz Felix'in yanına koşmuştu. Çünkü kral ve kraliçe de şu an iyi durumda değillerdi.
Felix'in de durumunu göz önünde bulundurarak onun yanında birisi olması mutlaktı.
"Bir şey yok küçük kurdum. Hyunjin iyi. Sakin ol sen derin nefesler al"
F: "O zaman beni onun yanına götür anne lütfen"
Omega annesinden uzaklaşarak yalvaran gözleriyle baktı ona. Bakış açısı bulanıklaştığında gözlerini sıkıca kapatarak başını önüne eğdi.
"İyi misin Felix"
Küçük beden derin bir nefes alarak gözlerini açtığında bakışları aşağıda olduğu için kıyafetinin üzerinde, karnına bulaşmış kan izini gördüğünde nefesi tekledi.
Sonra ise yavaşça ellerini kaldırarak avuç içlerine bulanan kana baktı. Hyunjin'e sarılmak için alfasının sırtına sardığı elleri kan içindeydi ve az önce karnına da dokunduğu için kendi elinin izi çıkmıştı.
Bu ise sakin kalmaya çalışan, kötü bir şey olmadığına inanmak isteyen Felix için bardağı taşıran son damlaydı...
________________
Ben kaos yazmak hiç istemiyorum 😭🙏. Lütfen arkadaşlar beni kaos yazdırmaya mecbur bırakmayın. Bakın konuşamıyorum o derece kötüyüm. Hiç yazasım gelmiyor. Cümleleri tamamlayamıyorum sürekli tekrar yapıyorum. Bölümü düzenlemek için bile okuyamadım.
Midem bulanıyor hiç iyi değilim 😭😭. Ben soft kitap yazarıyım. Kaos okumak istiyorsanız başkasının kitaplarını okuyun ama ben kaos sahnelerini hızlı atlayacağım.
Sorun yazamamak değil, yazıyorum kaos ama yazmak istemiyorum içimden gelmiyor.
Belki de hayatım hep sevgiyle büyütülerek, olaysız, aile kavgasız geçtiği için böyleyim. Ama ciddi derecede kaos yazdığımda rahatsız oluyorum. İstemiyorum böyle hikayeler.
Belki de avukat olduğum için çok fazla olaylı davalar gördüğüm için kaosa karşı travmam var arkadaşlar hiç bilmiyorum. Ama kaos benlik değil...

