İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 26 · 5 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 26

{26} Çok mu kötü

İyi Okumalar 🦋

______________

~Felix~

Odaya hafif güneş ışığı vurduğu an gözlerimi açarak etrafa bakındım. Oda o kadar güzel parlıyordu ki güneş sayesinde. Sanki tüm renkler daha canlıydı.

Kollarımı genişçe iki yana çarak sıcacık yorganımın altında gerindim ve hemen yatakta oturarak yanımda uyuyan bedene baktım.

Eskiden olsa dakikalarca yatakta yuvarlanırdım ama şimdi gözümü açar açmaz ayağa kalkmak istiyorum.

Hyunjin ise benim aksime hala derin bir uykudaydı. Tüm gece biraz fazla konuştuğum için onu da uyutmamıştım.

Ama ne yapabilirim ki benim elimde değildi. Çok geç uykum geliyordu ve sadece birkaç saat uyumak bana yetiyordu.

İlk başlarda içime sığmayan, patlayacakmış gibi hissettiren güçler hamileliğimin de azıcık ilerlemesiyle içimde sonsuz bir enerjiye dönüşmüştü resmen.

Hareket etmediğimde parmaklarımın uçlarına kadar karıncalanıyordu. Enerjimi bir şeylere harcamadan duramıyordum.

Hem bu belayı başına alan Hyunjin'di şimdi de kontrol etmesini de bilmeliydi. Onun uykusuz olması umrumda değildi.

Yatakta düz bir şekilde yatan alfama sırıtarak yaklaştım ve yanağımı onun yanağına yaslayarak iyice yanına sokuldum.

Gece geç uyuduğu için öylece sopa gibi dümdüz uyuyordu. Her ne kadar yorgun olduğunu biliyor olsam da yanımda o olmadan sarayda tek bir adım bile atamazdım. Onun yanımda olmasını istiyordum.

Hem dediğim gibi hamile kalmamı isteyen oydu ve şimdi de üzerine düşen görevi yapmak zorundaydı!

Yanağımı yanağından uzaklaştırarak mantı gibi yumuşak yanağına sert bir öpücük bıraktım.

F: "Hyunjinniee"

İsmini tatlı bir şekilde seslendirdiğimde mırıldanarak bana cevap vermişti. Ama ne bir kıpırdama vardı, ne de gözleri açılmıştı.

F: "Uyan hadi sabah olduu"

Sıcacık kolların yavaşça belime dolandığını hissettiğimde heyecanlı bir şekilde kendimi onun göğsüne bıraktım ve kollarıyla beni sarıp sarmalamasına izin verdim.

Kedi gibi başımı göğsüne sürterek kokusunu içine çektim. O kadar huzurlu ve mutlu hissediyordum ki...

F: "Hadi Hyunjin kahvaltı yapalım"

H: "Biraz daha uyusaydım çiçeğim"

Uykulu ve derin sesiyle mırıldanarak konuştuğunda başımı göğsünden kaldırmadan hayır anlamında salladım. Çok açtım ve onun uyanmasını bekleyemezdim.

Başımı göğsünden kaldırarak çene hattına küçük bir öpücük kondurdum ve sonunda gözlerini açmasını sağlayabildim.

Alttan ona sırıtarak bakarken onun gözleri hala yarı bayık bakıyordu. Ama gülümsemem onu da gülümsetmeye yetmişti.

Belimde olan kollarını kıpırdatarak sırtımı yumuşak bir şekilde okşadı ve yatakta yavaşça doğruldu.

Ben de onun göğsüne abandığım için onunla birlikte doğrulmuştum. Hemen belimdeki kollarıyla beni kucağına doğru çekerek karıştığına emin olduğum saçlarımın arasına birkaç tane öpücük bıraktı.

Normalde olsa bu dokunuşları beni mayıştırır, uykumu getirirdi ama şimdi tam aksine bana daha da enerji yüklüyordu.

Ben kendimi onun sıcacık öpücüklerine bıraktığımda, dolgun dudakları yavaşça alnıma oradan da yanaklarıma inmişti.

Sıcacık öpücükleri gözlerimi huzurla kapatmama neden olurken sırtımda duran elleri yavaşça kıpırdandı ve tek eli pijamamın altından usulca kayarak çıplak tenimi okşadı.

Karnımda hissettiğim parmaklarıyla gülümsemem daha da büyüdü. Karnıma her dokunduğunda sadece parmak uçlarıyla tüy kadar hafif bir şekilde okşuyor, bir nevi gudıklıyor gibiydi. O kadar dikkatli davranıyordu ki sanki kendi dokunuşlarıyla bile bebeğimize zarar vermekten çekiniyordu.

Başım usulca onun omzuna düştüğünde biraz daha karnımı okşayarak başını yan çevirdi ve dudaklarını dudaklarıma bastırarak sesli bir öpücük bıraktı.

Tam mayışacaktım ki bu öpücük içimdeki enerjinin patlamasına yetmişti zaten. Başımı hızla omzundan kaldırarak kocaman gülümsedim.

İki elimi iki yanağına yaslayarak ellerimi sıktım ve dolgun dudaklarının öne doğru büzülmesine neden oldum. Aynı onun gibi sesli bir öpücük bıraktım dudaklarına ve tek hamlede kucağından kalkarak yataktan indim.

Aldığı öpücüğün etkisiyle öylece duruyordu ve karnımı okşayan eli de boşta kaldığı için havada kalmıştı.

Heykel gibi olan görüntüsü karşısında kıkırdayarak gülümsedim ve havada kalan eline tutundum iki elimle de.

F: "Hadi Hyunjin kalk kalk kalkkk"

Elini sıkıca tutarak onu çekiştirmeye, yataktan kaldırmaya çalışıyordum. Bu konuda pek başarılı değildim ama durmadan "kalk" diye mızmızlanarak onu kaldırabileceğime emindim.

Sonunda bana teslim olarak aniden yataktan kalktı ve hızlı hareketlerle eğilip kollarını bacaklarıma sararak beni kaldırıp omzuna attı.

O kadar şaşırmıştım ki sesimi çıkaramayacak kadar donup kalmıştım. Omzunda çuval gibi durduğum için fazla da kıpırdayamıyordum, kalkmaya çalışsam da mümkün değildi.

Benimle birlikte banyoya doğru ilerlediğinde ellerimi yumruk haline getirerek sırtına hafif darbeler indirdim.

F: "Nereye götürüyorsun beni"

H: "Banyoya kitleyeceğim seni, sonra da uykuma devam edeceğim"

Sesi ne kadar ciddi çıksa da bunu gerçekten yapmayacağına emindim. Yapar mıydı? Yapamazdı ki. Değil mi? Beni aç bir şekilde banyoya kitleyemezdi.

Odanın içinde emin adımlarla gerçekten banyoya doğru yürüdüğünü gördüğümde alt dudağımı ısırdım. Belki yapmazdı böyle bir şey ama ben yine de işimi garantiye almalıydım.

Sesimin özellikle kısık çıkmasına dikkat ederek ellerimi sırtına yasladım ve omzundan kalkmaya çalışarak konuştum.

F: "Hyunjin karnım ezildi sanırım acıyor"

Anında vücudunun kaskatı kesilip adımlarının durduğunu hissettiğimde gülmemek için alt dudağımı sert bir şekilde ısırdım.

Sanki az önce pat diye beni omzuna alan o değilmiş gibi olabildiğince yavaş bir şekilde beni yere indirdi ve tek elini sırtıma yaslayarak diğer elini karnıma bastırdı.

H: "Neresi acıyor tam olarak güzelim? Çok mu kötü?"

Elimi onun elinin üzerine bastırdım ve karnımın üzerinde duran ikimizin eline baktım. Onun eli karnımı tamamen kaplıyorken benim elim onun elinin üzerinde kedi patisi gibi kalıyordu.

Gülümseyerek başımı kaldırdım ve bana endişeli bakışlarla bakan alfama baktım. O kadar güzel seviyordu ki anlatamam... ilk başlarda çocuk istememiştim bunu kabullenmemiştim evet ama şu an Hyunjin'in böyle davranması beni deli ediyordu. Bebeğimi hemen doğurup, bir tanesine daha hamile kalmak istiyordum. O derece güzel hissettiriyordu Hyunjin'in sevgisi.

F: "Beni yere indir diye şaka yaptım ki"

Onu endişelendirdim diye kızmaması için sakin ses tonuyla konuştum, biraz da boncuk gözlerimin tatlılığını kullanmış olabilirim. Azıcık.

Derin bir nefes alarak karnımın üzerindeki elini kıpırdattı ve bebeğimizi okşayarak alnıma uzun bir öpücük bıraktı. Sıcak dudaklarının tenimde baskısı gözlerimi kapatmama neden olmuştu.

H: "Korkuttun beni çiçeğim"

F: "Korktun diye uykun kaçtı değil mi? Artık kahvaltı yapabiliriz"

Dudaklarını birbirine bastırarak gülümsedi ve başını onaylar anlamda sallayarak beni onayladı. Gerçekten çok açtım. Sabahları açlık seviyem başka oluyordu.

Sabah bulantıları mı? Bende kesinlikle öyle bir şey yoktu. Sabahları gerçek anlamda kurt gibi aç oluyordum o kadar...

Hyunjin tekrar pijamamı kaldırarak tek eliyle pijamamın düşmesini engelledi ve diğer eliyle usulca hafif, çok azıcık çıkık olan karnımı okşadı.

H: "Gidelim bakalım. Tüm sarayı ayağa kaldıracaksın yine"

Utangaç bir şekilde gülümseyerek başımı göğsüne yasladım. Birazcık sarayın düzenini bozmuş olabilirdim. Ama sonuç olarak onların veliahtına hamileydim, efor sarfetmeleri gerekiyordu.

Alt tarafı erken kalktığım için kahvaltıyı erken hazırlıyorlardı o kadar. Bir de belki birazcık bahçıvanı çok yoruyor olabilirdim. Ama eminim o da benimle birlikte sarayın bahçesine rengarenk çiçekler dikmekten memnundu.

Azıcık falan da annemi endişelendiriyordum. Ona göre çok fazla hareket ediyormuşum. Ama işte hareket etmezsem bu kadar enerji yüzünden hiç uyuyamazdım ki..

Annem zaten tamamen başka bir konuydu. Hamile olduğumu öğrendiğinde saraya gelmişti ve burada kalma teklifini kabul etmişti. Bu beni her ne kadar mutlu etse de biraz endişeleniyordum.

Çünkü annemin asla evimizi bırakıp buraya geleceğini düşğnmemiştim…

__________________

Hamile diye sarayın altını üstüne getiren Felix.. yürü koçum.. sana nasıl yükledilerse bu sorumluluğu kendileri de bedelini ödemeliler alsöalösşwlssş

Bi bok kokusu mu var?

Bölüm sonu

36 yorum