İyi Okumalar 🦋
_____________
Hyunjin, odanın kapısının tıklatılmasına hemen uyanarak gözlerini açtı ve daha yeni aydınlanmış odada gezindirdi bakışlarını.
Sonra bakışları, kollarının arasında başını göğsüne yaslayarak uyuyan sarışınına kaydı. Hala uyku mahmurluğu vardı üzerinde. Kapı tekrar tıklatıldığında gözlerini kırpıştırarak sinirli bir nefes çekti içine. Bu saatte kim, neden rahatsız ediyordu onu?
H: "Gel"
Sözcük ağzından yeni çıkmıştı ki kapı alacaklı gibi hızlı ve aceleci bir şekilde açıldı. Hyunjin sinirli bakışlarını kapıya doğru çevirdiğinde içeri giren kişinin babası olduğunu görür görmez afalladı.
Dudakları bir şey söyleyecekmiş gibi aralandı ama şaşkınlık yüzünden öylece kaldı. Babasının keskin bakışları altında, ona şaşkın bakışlarını sunuyordu.
Kral boğazını temizleyerek yatakta sarılan ikiliye kaçamak bakışlar attı sonra ellerini arkasında birleştirerek konuştu.
"Dört Krallığın her köşesinde haber yayılmış. Tüm krallıklardaki kalp çiçekleri tekrar filizlenmeye başlamış."
Prensin dudakları şaşkınlıkla biraz daha aralandı. Bunun ne anlama geldiğini biliyor muydu yoksa bilmiyor muydu emin değildi. Belki de hala rüyadaydı.
Aralık dudaklarını kapatarak sesli bir şekilde yutkundu ve içgüdüsel olarak kollarının arasında uyuyan bedeni daha da sıkı sardı. Sanki ona bir şey olacakmış gibi.
"Felix'i muayene etmesi için hekim görevlendirdim. Birazdan burada olur"
Oğlunun konuşamayacak durumda olduğunu anlamış olacak ki Kral konuşmasına devam etti ve daha fazla odada durmayarak sessizce ayrıldı odadan.
Hala ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamayan alfa bakışlarını kollarının arasında uyuyan bedene çevirdi. Fazlasıyla ses çıkmasına rağmen hala mışıl mışıl uyuyordu.
Kalp çiçeklerinin filizlenmesi demek, kutsal gücün tekrar doğması demekti. Bunun da ne anlama geldiğini Alfa artık çok iyi biliyordu.
İki aydan fazla süredir yanıp kül olan çiçekler, küllerinden yeniden doğmak adına filizlenmişlerdi. Kutsal ruha sahip omega ruh eşinden hamileydi. Aynı efsanelerde anlatıldığı gibi...
Hyunjin tekrar şaşkınlıkla derin bir nefes alarak dudaklarını kolları arasında uyuyan bedenin alnına bastırdı. Omega'nın bu zorlu kaderde, kaderi daha da zorlaşmıştı.
Ve tüm bu zorlukları ondan çekip almak adına bıraktı alfa öpücüğünü omeganın alnına, lakin dudaklarında hissettiği sıcaklık yüzünden duraksayarak öylece kaldı.
Bu sefer dudaklarını Felix'in alnının farklı yerine bastırdı ama yine aynı sıcaklıkla karşılaşınca paniklemiş bir şekilde kolları arasında uyuyan bedeni sarstı hafifçe.
H: "Çiçeğim?"
Felix'i uyandırmak adına durmadan onu sarsıyor, uyanması için ismini fısıldıyordu. Sonunda küçük beden başını kıpırdatarak duyulmayacak bir şekilde mırıldandı.
Ne konuşacak gücü vardı, ne hareket edecek ne de gözünü açacak. Uyanık ve uyuyor olma arasındaki ince bir çizgide sıkışıp kalmıştı sanki.
Vücudu halsizlikten, tükenmişlik hissi verirken, burnuna dolan alfasının karanfil kokusuydu onu sakin tutan şey.
Omega son güç kırıntılarıyla kolunu titrek bir şekilde havaya kaldırdı. Alfasına sarılmak, ona tutunmak istiyordu. Ama kaldırdıği kolu aynı güçsüzlükle geri yatağa düşmüştü.
Hyunjin ise dudaklarında hissettiği ateşten anlamıştı zaten ne olduğunu. Dün ıslak bir şekilde gecenin rüzgarında fazlasıyla çok kalmışlardı.
Sonrasında ne kadar sıcak duş almış olsalar bile daha yeni hamile olan omeganın zayıf vücudu için bu soğuk onu hasta etmeye yetiyordu.
Hyunjin bıkkın bir nefes vererek kolları arasındaki bedenden uzaklaştı ve hızlıca ayağa kalkarak üzerindeki pijamalardan kurtuldu. Dolabından kıyafetler alarak hızlı bir şekilde geçirdi üzerine. Hayatında ilk defa kendisini bu kadar korkmuş, çaresiz hissediyordu.
Tüm işlerini sakinlikle yapan Prens'in şu an eli ayağına dolaşmıştı. Sevdiğine zarar gelme korkusu zaten baskın bir duyguyken, sevdiğin kişinin bebeğinizi taşırken zarar görmesi tamamen farklı bir duyguydu.
Üzerini apar topar giyindikten sonra yatakta halsiz bir şekilde yatan bedene son kez baktı ve hızla kapıya koştu. Hemen hekim bulması gerekiyordu. Bu kadar yüksek ateş normal değildi.
Gergin bir şekilde hızlıca kapıyı açıp adımını dışarı doğru attığında karışlaştığı kişi yüzünden adımlarını durdurdu. Gerçekten de haber krallıkların her bir noktasına ulaşmış durumdaydı.
Bayan Lee gece yarısı duyduğu haberle yüreği ağzında yola çıkmış ve sabah erkenden de varmıştı İgnis krallığına. Şimdi Prensin paniklemiş yüz ifadesini görmek onu daha da korkutuyordu.
"Oğlum iyi mi?"
Hyunjin az önce odadan çıkarak kapattığı kapıya sonra da kadının edişeli yüz ifadesine baktı. Kendi de ondan farksız değildi. Şu an onu da endişelendirmek istemiyordu ama kendisi hekim bulmaya giderken Felix'i odada yalnız bırkakmak da istemiyordu. Bu yüzden karşısındaki kadına biraz daha yaklaşarak sesinin titrememesine özen göstererek konuştu.
H: "Biraz ateşi var. Hekim getirmeye gidiyorum efendim. Yanında beklerseniz çok iyi olur"
Bayan Lee dolu gözlerini irice açarak ağlamamak için elini ağzına bastırdı ve başıyla onayladı Prensi. Duyduğu haberler yanlış değildi. Oğlu hamileydi ve ona bir şey olması korkusu tüm kalbini sarmış durumdaydı.
9 ay boyunca oğlunu tehditlerden kaçarak saklamıştı, sağ salim dünyaya getirmek için yaşadığı yeri terk etmişti. Ama korktuğu tüm tehditler şimdi tekrar başlamıştı.
Daha fazla beklemeyerek Prensin yanından geçti ve kapıyı açarak yatakta uyuyan oğlunun yanına doğru ilerledi.
...
"Şimdilik bu iğne ateşini indirmesine yardımcı olur. Ama uyandığında mutlaka bir şeyler yedikten sonra ilaçları kullansın."
Hyunjin doktoru pürdikkat dinleyerek hemen başını onaylar anlamda salladı ve doktorun uzattığı ilaçları aldı.
"Gebelik durumunda bir sıkıntı görmüyorum lakin çok zayıf. Baş dönmeleri fazla olabilir bu yüzden. Yalnız bırakmamaya özen gösterin majesteleri"
Hyunjin tekrar başını onaylar anlamda sallayarak onayladı doktoru. Doktor eşyalarını çantasına doldurduktan sonra Prensin önünde saygılı bir şekilde eğilerek izin istedi ve odadan ayrıldı.
Bayan Lee ve Hyunjin'in bakışları hala yatakta hareketsiz bir şekilde yatan omegadaydı. Hyunjin yaşadığı karmaşık duyguların arasında kaybolurken, Bayan Lee oğlunu ilk kez bu kadar solgun görmenin endişesini yaşıyordu.
"Majesteleri izninzile mutfağı kullanabilir miyim?"
Alfa bakışlarını yanında duran kadına çevirerek bir süre öylece durdu. Gerçekten ne konuşa biliyordu ne de bir tepki veriyordu. Aslında buna hazırdı, baba olmaya hazırdı ama bunu gerçekten yaşıyor olmak onu farklı etkilemişti.
Alfası içinde fazlasıyla huzursuzdu. Bakışlarını Felix'den çekemiyordu. Sanki bir saniye uzaklaşırsa bebeğini de eşini de kaybedecekmiş gibi bir huzursuzluk vardı.
H: "İstediğiniz bir şey varsa hemen hazırlamalarını söyleyeyim"
Sonunda Hyunjin kendisini toparlayıp konuştuğunda kadın başını hayır anlamında sallayarak yatakta yatan oğluna çevirdi bakışlarını.
"Hayır Prensim. Felix'e sevdiği yemeklerden hazırlamak istiyorum. Hasta olduğunda çok huysuz oluyor ve hiçbir şey yemiyor. Sevdiği yemeklerden yaparsam yer sadece."
H: "Tabi efendim istediğiniz gibi kullanabilirsiniz mutfağı. Size yardım etmelerini de söyleyeceğim"
Bayan Lee başını memnun bir şekilde sallayarak odadan çıkmadan önce son kez baktı bebek gibi uyuyan oğluna.
Küçük yaşta zor bir kadere mahkum kalmıştı. Ama Felix'in kaderi doğmadan önce belirlenmişti zaten ve annesi de onu her şeye rağmen doğurmayı seçmişti...
Odada yalnız kaldıklarında alfa dikkatli bir şekilde yatağa, eşinin yanına uzandı. Onu uyandırmamak adına yavaş hareketler yapıyordu.
Sonunda omeganın yanına yerleştiğinde uzun parmaklarıyla onun alnına dökülen tutamları okşayarak çekti.
Eşinin sıcak dokunuşlarını hisseden beden ise hemen içgüdüsel olarak mırıldanarak alfasına taraf döndü ona sokulmak, sıkıca sarılmak için.
Ama Felix ona yaklaşmaya çalıştığında Hyunjin hemen kendisini biraz geriye çekti. Ateşi olduğu için sarılmasına izin veremiyordu.
Kendisi de alfası da resmen kıvranıyordu, omegasına sıkıca sarılmayı şimdi daha çok istiyordu ama şu an ateşinin inmesi için bırak sarılmayı üzerine örtü bile örtmemişlerdi küçük bedenin.
Ne kadar alfasına sarılamamış olsa da onun sıcaklığını ve kokusunu yakınında hissetmek yeterliydi omega ve küçük bebek için..
__________________
STAY DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN.
FELİX SONUNDA HAMİLE.
Felix bu bölüm de hamile olmazsa birkaç okurum onun yerine doğuracaktı aldmwlödlwmdle.

