İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 14 · 5 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 14

{14} Tatlı ve sulu

İyi Okumalar 🦋

______________

Felix, sırtını Hyunjin'in göğsüne yaslayarak alfasının bacakları arasında rahatça oturdu. Acıktığı için tatlı uykusundan uyanmıştı. Hiç odadan çıkası yoktu ama Hyunjin zaten kahvaltıyı odaya getirmişti.

Alfa göğsüne yaslanarak oturan bedeni gülümseyerek izledi ve komidinin üzerinde duran büyük tepsiyi alarak kendi ve omeganın bacaklarının üzerine bıraktı.

Felix beklemeden çatalı eline alarak tepsideki kahvaltılıklardan yerken, Hyunjin küçük kasede olan merhemi aldı eline.

Sırtını göğsüne yaslayarak koltukta oturuyormuş gibi rahatça oturan küçüğünün boynuna eğilerek öpücük kondurdu. Sonra ise kremi parmağıyla alarak dikkatli bir şekilde kızarık diş izleriyle dolu olan yaranın üzerine sürdü.

Yemeğe odaklanan omega boynunda hissettiği yanma hissiyle elindeki çayalı bırakarak elini boynunda gezinen alfasının büyük eline sardı.

F: "Hyunjin yakıyor"

Hyunjin eline sarılı olan küçük eli aldırmadan kremi yaranın her yerine sürdükten sonra hafifçe üflemeye başladı yaraya.

H: "Yaranı temizleyip, iyileştirdiği için yanıyor güzelim geçecek"

Felix başını sallayarak Hyunjin'i onayladıktan sonra çatalını eline alarak yemeğine devam etti. Alfa durmadan boynuna üflediği için yanma hissi azıcık da olsa gitmişti.

Omega ağzına doldurduğu kahvaltılıkları çiğnerken çatalına bir parça peynir alarak dolu yanaklarıyla Hyunjin'e taraf döndü ve çatalı onun dudaklarına uzattı.

Sincap gibi yemek yiyen Felix'i görünce gülümseyerek ağzını açtı ve çataldaki peyniri yedi. Sonra ise Felix durmadan eşinin de ağzını yiyeceklerle doldurdu.

Kahvaltılıklardan doyduğunu anlayınca ise demindem beri gözüne kestirdiği üzümlere doğru uzandı. Hiç bu kadar koyu kırmızı renkte olan üzüm görmemişti. Yanaklarına doldurduğu yiyecekleri yutarak tekrar göğsüne yaslandığı eşine doğru döndü.

F: "Üzüm dimi bu Hyunjin?"

Hyunjin de ağzındakileri yutarak başını onaylar anlamda salladı ve bir tane üzüm kopararak boncuk gözleriyle ona bakan omegasının dudaklarına uzattı.

H: "İgnis krallığında oluyor bu üzüm sadece"

Felix farklı bir lezzet deneyeceği için heyecanlı bir şekilde ağzını açarak Hyunjin'in ona uzattığı üzümi yedi. Ağzında dağılan mükemmel tat yüzünden gözlerini irice açarak gülümsedi.

Alfa da üzümden kopararak ağzına attı ve gülümseyerek ona bakan omegasının yüzüne yaklaştırdı yüzünü.

H: "Aynı senin gibi tatlı ve sulu"

Yanakları ışık hızında kızaran omega alfasına bakmayı bırakarak dirseğini sert bir şekilde onun karnına geçirdi ve alfanın acıyla inlemesine neden oldu.

F: "Sus"

Hyunjin karnına yediği sert darbe yüzünden karnını sıvazlayarak memnun bir şekilde sırıttı ve tekrar ona arkasını dönen Felix'in eğilerek kulağına küçük bir öpücük bıraktı.

H: "Özür dilerim haksızlık ettim sen daha tatlı ve su-"

F: "Yah Hyunjin!"

Felix bağırarak Hyunjin'in sesini bastırdığında alfa kahkahalara boğularak gülmeye başladı. Karnındaki ağrı yediği darbeden değil de gülmektendi artık.

Omega sinirli bir şekilde dizleri üzerindeki tepsiyi yavaşça iterek alfasının kucağından kalktı ve yatakta yuvarlanarak eşinden uzaklaştı.

Hyunjin sırıtarak bacakları üzerinde duran tepsiyi kaldırıp komidinin üzerine geri bıraktı ve ona sırtını dönerek uzanan küçüğüne baktı.

Omegasına yaklaştı onunla uğraşmaya devam etmek için ama yatakta kıvrandığı için omeganın azıcık açıkta kalan beline kaydı bakışları.

Gece tam göremediği izi şimdi daha net bir şekilde görüyordu. Kaşları kendiliğinden çatıldığında biraz daha yaklaştı küçüğüne ve parmak uçlarını usulca izin üzerinde gezindirdi.

İzin rengi çok soluktu ama tamamen renksiz olduğu da söylenemezdi. Sanki kılcal damarların birbirine dolanmasıyla oluşmuş bir izdi. Aynı kılcal damarlar gibi ne yeşil ne de maviydi. Mavi olmaya yüz tutmuş soluk bir yeşil gibiydi. Yakından bakmadıkca rengi bilinmiyordu. En önemlisi de sanki kar taneciği gibiydi, ya da kristal şeklini almış, donmuş su taneciği gibiydi.

H: "Bu bir doğum lekesi mi?"

Felix, başını kaldırarak Hyunjin'in parmaklarıyla okşadığı yere baktı ve açıkta kalan belini kapatarak tekrar sinirli bir şekilde Hyunjin'e sırtını döndü.

F: "Annem doğduğumdan beri orada olduğunu söylüyor. Muhtemelen anne karnındayken o kısım ezildiği için öyle de kalmış."

Hyunjin çatık kaşlarını açmayarak Felix'in kapattığı pijamayı çekrek belini tekrar açıkta bıraktı ve biraz daha yakından baktı. Sadece bir doğum lekesi olmadığına içten içe emindi. Çünkü sanki.. ona bir şeyi anımsatıyordu.

H: "Glacien.. Glacien kristaline çok benziyor"

Omega şaşkın bir şekilde kalkarak hızlıca oturdu ve küçük elleriyle pijamasını kaldırarak bel oyuntusuna bakmaya çalıştı. Biraz sırt kısmında kaldığı için rahatlıkla göremiyordu.

F: "Öyle mi. Hiç dikkat etmedim ki"

Felix'in masum hallerine karşıt Hyunjin'in içindeki düşünceler karmaşıktı. Omeganın bir şey bilmediğini, farketmediğini biliyordu ama bunun sadece bir doğum lekesi olmadığını da biliyordu.

Daha fazla küçüğünü endişelendirmemek için kollarını hemen onun beline sararak omegasını kendi göğsüne çekerek sıkıca sarıldı

H: "O kadar güzelsin ki doğum leken bile senin gibi mükemmel"

Felix, Hyunjin'e olan kızgınlığını unutarak kıkır kıkır gülmeye başladı ve eşinin sıcacık göğsüne sokuldu. Kendisini sabahkinden daha iyi hissediyordu artık.

Hyunjin göğsüne sokulan bedenin saçlarını okşayarak bir yandan da düşünüyordu. Artık beynini kurcalayan farklı düşünceler vardı.

H: "Çiçeğim annenle tanıştım ama baban? Annenle baban ayrıldı mı?"

Baba kelimesi Felix'e fazlasıyla yabancıydı. Dudaklarını büzerek bakışlarını karnına indirdi. Onun hiç babası olmamıştı ama ileride bebeği olursa onun Hyunjin gibi mükemmel bir babası olacaktı.

Buruk bir şekilde gülümseyerek başını kaldırdı ve alfasının gözlerine baktı. Bu konu o kadar da canını yakmıyordu aslında. Çünkü hayatında baba olmadan büyümüştü zaten.

F: "Doğduğumdan beri sadece annemi gördüğüm için insanların annesi olur sanmıştım. Ama zaman zaman başka çocuklarla tanışıp arkadaş olduktan sonra onların "baba" denilen birine sahip olduklarını gördüğümde anladım hayatımda bir şeyin eksik olduğunu. Anneme sorduğumda babamın nerede olduğunu. Bu konuyu bir daha sormamamı benim bir babam olmadığını söyledi"

Hyunjin, sarışınının saçlarını okşayarak başını onaylar anlamda salladı. Felix ise Hyunjin'in üzülmesini istemiyordu. Çünkü kendisi de üzülmüyordu bu duruma zaten.

F: "Tanımadığım birini özlemek ya da görmek istemek gibi bir duygum olmadığı için üzülmüyorum Hyunjin"

Omega tatlı bir şekilde üzülmediğini alfasına anlatarak iyi olduğunu göstermek için gülümsedi. Ama Hyunjin'in aklında dolanan düşüncelerin farklı olduğunu bilmiyordu.

H: "Ama bizim bebeğimiz bu konuda çok şanslı olacak"

Hyunjin, Felix'in içindeki endişeleri okumuş gibi cevap verdiğinde Felix utangaç bir şekilde başını sallayarak eşini onayladı ve ona sıkıca sarılarak tekrar boynuna gömüldü.

H: "Hava güzel yürüyüşe çıkalım mı?"

F: "Hayır"

H: "Şehire inelim?"

F: "Hayır"

H: "Tüm gün odada sarılarak duralım mı?"

F: "Evet"

Felix hızlıca cevap verdiğinde Hyunjin gülümseyerek göğsüne sokulan bedene sıkıca sarıldı. Amacı Felix'i odadan çıkarmaktı ama bunu yapamayacağını anlamıştı.

Küçük olanın tek isteği alfasının kollarında kalmak, kimseyi görmemek sadece onun kokusunu soluyarak onun sıcaklığını hissetmek istiyordu.

Hyunjin ise küçüğünün böyle giderse depresyona gireceğini, daha da kendisini odaya kapatacağını biliyordu. Bu yüzden bugün onu zorlamasa da yarın dışarı çıkarmalıydı.

Aklındaki plan ise hem omegasını sevindirmek hem de kendi kafasındaki sorulara cevap bulmasına yardım edecekti.

________________

Bi bok kokusu mu var?

Bölümü okuyup düzenlemedim aralarda anlamsız cümleler varsa haber verin sileyim rezil olmayayım aldmekdmekmd

Bölüm sonu

21 yorum