İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 15 · 5 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 15

{15} Sırlar

İyi Okumalar 🦋

_____________

H: "Uyan bebeğim kahvaltıya geç kalacağız"

Felix uyuyor numarası yaparak biraz daha sokuldu Hyunjin'in göğsüne. Dün odadan çıkmamışlardı. Bugün de Felix'in hiç çıkası yoktu ama Hyunjin buna izin vermeye niyetli değildi.

Küçüğünün uyanık olduğunu biliyordu. O yüzden sırtına sarılı olan ellerini yavaşça karnına indirdi ve parmaklarıyla aniden Felix'i gıdıklamaya başladı.

Numarasını daha fazla yürütemeyen beden yatakta kıvranarak Hyunjin'in ellerini itmeye çalıştı. Ama gülmekten hareket edemiyordu.

Sabah güneşinin aydınlattığı odanın omegasının mutlu gülücük sesleriyle dolu olması alfanın içini huzurla dolduruyordu.

F: "Nefes.. H-hyu n-nef"

Kahkahaları arasından, güldüğü için nefessiz bir şekilde konuşamayan beden hala Hyunjin'in ellerini itmeye çalışıyordu.

Felix'in nefessiz kaldığını anladığında onu gıdıklamayı bırakarak küçük vücudunu göğsüne çekip sıkıca sarıldı ve yumuşak tutamlara öpücükler kondurdu.

H: "Hadi kahvaltıya güzelim"

F: "Bugün de gitmesek, odamıza getirseler olmaz mı?"

Omega yüzünü alfasının gösğdünden çekmeden fısıltıyla konuştu. Sadece Hyunjin'in yanında olmak istiyordu.

Hyunjin göğsüne gömülen bedenin başını kaldırarak alnını onun alnına yasladı ve burnuna küçük bir öpücük bıraktı.

H: "Kalmak istiyorsan odada kalalım ama o zaman annen kahvaltı salonunda yalnız kalır"

Felix gözlerini sonuna kadar açarak iki elini de Hyunjin'in göğsüne yaslayıp destek aldı ve yatakta doğruldu. Dağılmış sarı saçları, şaşkın bakışlarıyla o kadar tatlıydı ki.

F: "Annem mi geldi?"

H: "Dün gece saraya getirmeleri için araba gönderdim. Şimdi varmış olmalı"

Omega hala anlamaz bir şekilde bakıyordu alfasının yüzüne. İlk defa bu kadar uzun süredir annesinden ayrı kalmıştı. Onu fazlasıyla özlemişti ve bu şaka olursa çok ağlardı.

F: "Gerçekten mi?"

Hyunjin gülümseyerek ayağa kalktı ve dolabı açarak Felix için kıyafetleri seçerek dikkatli bir şekilde yatağa bıraktı.

Kendi kıyafetleri burada değil odasındaydı. En kısa zamanda Felix'i de odasında kalmaya ikna etmesi gerekiyordu.

H: "Gerçekten çiçeğim. Üzerini giyin gidelim"

Hala şaşkın olan beden başını sallayarak elini yatağın üzerinde duran kıyafetlere uzattı. Hala inanamıyordu.

...

İkisi de üzerlerini giyindikten sonra yemek salonuna geçmek için odadan çıkmışlardı. Büyüğünün elini sıkıca tutan beden adımlarını hızlı atıyordu. Olabildiğince kısa zamanda annesine kavuşmak istiyordu.

Uzun koridoru geçtikten sonra merdivenlere doğru adımladıklarında Felix annesini merdivenlerin sonunda gördüğünde kocaman gülümsedi. Anlaşılan bayan Lee de daha yeni varmıştı saraya.

Felix Hyunjin'in elini bırakarak koşarak ikişer ikişer indi merdivenleri. Ona gülümseyerek kollarını açan annesine bir an önce sarılmak istiyordu.

Merdivenleri iner inmez kendisini annesinin şefkat dolu kollarının arasına bıraktı ve kollarını onun beline sıkıca sardı.

"Küçük kurdum"

Bayan Lee durmadan küçük bebeğinin saçlarına öpücükler kondurdu ve anneler için asla değişmeyen evlat kokusunu ciğerlerine çekti.

"Beni saraya götürmeye geldiklerinde çok korktum bebeğim. Sana bir şey oldu sandım"

Orta yaşlı kadının sesi titrek çıktığında Felix başını kaldırarak annesinin yüzüne baktı kocaman gülümser bir şekilde. İyi olduğunu annesine göstermek istiyordu.

Omega'nın bakışları annesinin dolu gözlerindeyken, annesinin bakışlarının onun boynundaki yarada olduğunu farketmedi bile.

F: "İyiyim ben üzülme lütfen"

Kadın gülümseyerek başını salladı ve oğlunun yumuşak saçlarını okşayarak düzeltti. Küçük bebeğinin boynunu öyle görmek hiç hoşuna gitmemişti.

"Hep iyi olsun küçük kurdum"

Felix utangaç bir şekilde gülümseyerek başını salladı. Annesi de yanında olduğuna göre artık dünyanın en mutlu kişisi oydu.

H: "Hoş geldiniz efendim"

Omega, alfasının sesini duyduğunda annesinden uzaklaşarak gülümseyerek ona taraf döndü. Bayan Lee saygılı bir şekilde başını eğdiğinde Hyunjin de ona ayak uydurarak baş selamı verdi.

"Hoş buldum majesteleri"

H: "Kahvaltı salonuna geçelim isterseniz. Sonra da Felix size şehri gezdirir"

Felix heyecanlı bir şekilde Hyunjin'in koluna sarılarak parlak gözleriyle baktı büyüğüne.

F: "Sonra annemle şehri mi gezeceğim"

H: "İstersen evet güzelim"

Omega hemen başını onaylar anlamda sallayarak annesine baktı. İgnis gerçekten çok güzel bir krallıktı ve daha kendisi yeni tanıdığı bu krallığı annesine tanıtmayı çok isterdi.

F: "Sen gelmeyecek misin"

H: "Benim bugün sarayda kalmam gerekiyor. Kral ve Kraliçe olmadığı için saraydan ayrılamam"

Sarışın olan dudaklarını büzerek başını onaylar anlamda salladı. Hyunjin'in de yanlarında olmasını çok isterdi ama onun ne kadar meşgul olduğunu biliyordu.

Bayan Lee ise dikkatli bir şekilde ikiliyi izliyordu. İlk başta Hyunjin'den kaçan oğlu ile şu anki oğlu arasında dağlar kadar fark vardı. Onun buraya alıştığını görmek bir nevi içini rahatlatmıştı.

H: "Siz kahvaltı salonuna geçin ben size katılacağım"

Felix başını onaylar anlamda sallayarak annesine baktı.

"Felix salona geçsin. Benim hemen lavaboya uğramam lazım"

Bayan Lee Hyunjin'in gözlerine bakarak konuştuğunda alfa anlamıştı onu.

H: "Felix de sarayı tam tanımıyor size yardım etmesi için birini yönlendireyim. Felix de salona geçsin"

Felix hemen başını sallayarak yemek salonuna doğru geçti mutlu adımlarıyla. Sevdiği insanlar yanında olunca kendisini kaygısız bir bebek gibi hissediyordu.

Alfa, eşinin salona girdiğini gördüğünde ellerini arkasında birleştirerek omuzlarını dikleştirdi ve orta yaşlı kadının yüzüne baktı onun konuşmasını ister bir şekilde.

Kadın ise alfa'nın keskin bakışları ve dik duruşuna meydan okumak istercesine ona bakarak konuşmaya başladı.

"Felix'i ne zorluklarla doğurduğumu, büyüttüğümü kimse bilemez. Söz konusu çocuğum olduğunda majesteleri, hiçbir hanedan üyesi umrumda değil."

Hyunjin yan bir şekilde sırıtarak başını salladı anladığını belli eder bir şekilde. Küçük omegası gözü kara olma konusunda annesine benziyordu.

"Açıkçası Felix'in boynundaki yara hiç hoşuma gitmedi. Ona burada istemediği halde zorla bir şeyler yapılıyorsa, işin ucunda ölümüm olsa bile çocuğumu buradan alıp götürmekten hiç çekinmem inanın"

Alfa başını sallamaya devam ederek arkasına dönüp baktı. Felix'in hala salonda olup olmadığını kontrol etmek için. Sonra ise bayan Lee ile gözlerini birleştirdi tekrardan.

H: "Gönlünüzün rahat olmasını istiyorsanız bunu Felix'e de sorabilirsiniz. Ona asla zorla bir şey yapmam ve burada onu incitmelerine asla izin vermem. Bunu bence siz gayet iyi biliyorsunuz. Boynundaki yaraya gelirsek, tamamen benim hatamdı, bilinçsiz bir şekilde davrandığım için. Ama ciddi bir şey değil, kısa zamanda iyileşmesi için elimden geleni yapıyorum"

Bayan Lee rahatlamış bir şekilde başını sallayarak derin bir nefes aldı. Az önce oğlunun prensin yanında ne kadar mutlu olduğunu görmüştü. Bu yüzden inanıyordu alfaya.

H: "Benim de size bir sorum olacaktı efendim"

Kadın kaşlarını çatarak bu sefer dik değil de afallamış bir şekilde baktı prensin yüzüne.

H: "Felix'in babasını öğrenmek istiyorum"

Bayan Lee dudaklarının titrememesini sağlamak için onları birbirine bastırarak birkaç saniyeliğine gözlerini kaçırdı.

"Bunu öğrenmemeniz hepimiz için daha doğru bir karar majesteleri. Onun kanından kimin aktığını öğrenmemeniz..."

Kadın daha fazla göz temasını tutamayarak başını önüne eğdi. Sanki her şey 18 yıl öncesine geri dönmüş gibi hissediyordu.

"Bazı sorular cevaplandığında yük hafifletmez, daha da ağırlaştırır. Onun doğumu benim için hem bir umut, hem de bir sınavdı Majesteleri. Eğer oğlumun yaşamasını istiyorsam bu sınavı başarılı bir şekilde bitirererek, kalbimde sakladığım sırrı kimseye söylememeliyim"

___________________

Bölümü bir ay önce yazdığım için bölüm sonuna yorum yazamıyorum. Bölümü düzenlemek için de omuyamadım üşendim. Şu sıralar ne bölüm yazıyorum ne düzenleme yapıyorum. Çok üşeniyorum her şeye.

Bölüm sonu

50 yorum