İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 13 · 5 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 13

{13} Bırakmam seni

İyi Okumalar 🦋

______________

Hyunjin bir kez daha göğsüne sokulan bedenin mühür yerine bastırdı dudaklarını hafifçe ve kolları arasındaki bedeni uyandırmayacak şekilde küçük bir öpücük kondurdu.

H: "Özür dilerim"

Gece boyunca hiç uyumamış defalarca Felix'i öperek fısıltılar eşliğinde özür dilemişti ondan. Omega'ya haber vermeden aniden mühür ısırığı bırakması ve kıpırdamaması için onu tutmaması kendi yanlışıydı.

Bu yanlışı yüzünden küçüğünün boynundaki yara daha derindi ve canını normalden fazla yakmıştı. Bu yüzden pişmanlık ve omegasına bir şey olacak, bir şeyler ters gidecek korkusuyla uyuyamamıştı.

Dudaklarını büzerek huzurlu bir şekilde uyuyan suratı izledi. Kapalı gölerinin üzerini süsleyen uzun kirpikleri o kadar güzeldi ki saatlerce onları izleyip tane tane saymıştı.

Her ne kadar kalbinin derinliklerinde omegasının huzurlu bir uykuda, acıdan uzak olduğunu hissediyor olsa da endişelenmeden edemiyordu.

Tek kolu göğsüne sokulan bedenin belindeyken diğer elini kaldırdı ve sarı tutamları okşayarak biraz sesli hir şekilde fısıldadı.

H: "Felix.."

Önce küçük buruna öpücük bıraktı ve tekrar eşinin ismini fısıldadı, sonra yumuşak yanağa bir öpücük ve yine ismini fısıldadı. Durmadan sarışınının yüzünün her noktasına öpücük kondurarak onu uyandırmak adına seslendi ona.

Sonunda öpücüklerini durdurarak tekrar hala kızarık, yara gibi gözüken mühür yerine baktı. Her baktığında kafasını duvarlara vurmak istiyordu.

Böyle uyuyan güzelini uyandıramayacağını anladığında iki kolunu da sıkıca zarif bedenin beline sardı ve yatakta dönerek onu kucağına çekti.

Kıpırdandığı için uyanmak üzere olan beden memnun olmadığını belli edecek şekilde mırıldandığında Hyunjin oturarak sırtını yatağın başlığına yasladı.

Felix'in başı hala Hyunjin'in göğsünde duruyordu ama eskisi kadar derin uyumadığı belliydi.

Sarışın olan gözlerini kırpıştırarak açtı ve bir süreliğine öylece durdu olanları algılayabilmek için.

Dün gece olanlar çok net bir şekilde gözlerinin önüne geldiğinde derin bir nefes alarak alfasının kucağında daha da küçüldü ve hemen başını onun boyun girintisine sokarak gözlerini sıkıca kapattı.

H: "Miniğim, güzelim, bebeğim"

Hyunjin burnunu boynuna saklanan bedenin saçlarının arasına gömerek fısıldadı. Tatlı kokulu saçlara öpücükler konduruyor büyük elleriyle omegasının sırtını okşuyordu şefkatle.

H: "Kaldır başını çiçeğim"

Felix, kollarını Hyunjin'in gövdesine daha sıkı sararak biraz daha sokuldu ona doğru. Tüm bu olanlar bir anda gerçekleşmişti onun için. Şu an ne düşüneceğini nasıl tepki vereceğini bilmiyordu.

Bu hoşuna mı gitmişti yoksa pişman mı olmuştu onu bile anlayamıyordu. Bu duyguyu ilk kez yaşadığı için normal olarak üzerinde onu kötü hissettirecek pişmanlık hissi vardı.

H: "Kaldıracak mısın başını güzelim yoksa ben zor mu kullanayım?"

F: "İstemiyorum"

Hyunjin'in net ses tonuna kendi net cevabını veren beden sanki Hyunjin'e kızmamış gibi ona sığınmaya devam etti.

H: "Boynuna bakayım Felix. Acıyorsa, ciddiyse hekime götüreceğim"

F: "Acımıyor"

Alfa derin bir nefes alarak omeganın sırtını okşamayı bıraktı. Ellerini onun omuzlarına sararak küçüğünü kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı.

F: "Yapma"

H: "Kaldır başını Felix"

F: "İstemiyorum lütfen"

Felix'in sesi bu sefer titreyerek çıktığında Hyunjin onu kendisinden uzaklaştırmayı bırakarak bıkkınca nefes verdi. Yarası açık kalırsa mikrop bile kapabilirdi ama bu kadar abartılacak bir şey var mıydı ona bile karar veremiyordu.

Hekime gitmeleri daha iyi bir seçenekti ama Felix'in sesi hiç iyi gelmemişti kulağına. Bu yüzden ilk olarak küçüğünün moralini düzeltmesi gerekiyordu.

Ellerini onun omuzlarından çekerek tekrar beline sardı ve yumuşak bir şekilde okşarayarak yanağını boynuna sokulan bedenin başına yasladı.

H: "Pişman mısın? Kızgınlıkta olduğun için durması gereken kişi bendim Felix, özür dilerim"

Felix burnunu çekerek bir süre öylece durdu. Çünkü ne cevap vereceğini bilmiyordu. Daha kendisine açıklayamamıştı neler hissettiğini.

Her ne kadar onun için şu an fazlasıyla güvenli olan alandan ayrılmak istemese de buna karşı çıkarak başını yavaşça kaldırdı ve ıslanmış kirpikleriyle alfasına baktı.

Başını kaldırdığı an boynuna giren sızı yüzünü buruşturmasına neden olmuştu. Ki büyük beden küçüğünün acı hissettiğini gayet iyi biliyordu.

Hyunjin elini Felix'in yanağına yaslayarak yumuşak dolgunluğu okşarken diğer elini onun boynuna sarıp, mühür yarasını baş parmağıyla usulca okşadı.

F: "Pişman değilim. Ama.. yanlış bir şey yapmış gibiyim. Sanki artık beni sevmeyeceksin gibi. Artık beni bırakıp gidecekmişsin gibi bir sıkıntı var kalbimde"

Felix titreyen sesiyle konuştuğunda boynunu ve yanağını okşayan el onu daha da duygulandırıyordu. Duygusal açıdan çok hassastı şu an.

Alfa, omeganın pişman olmadığını öğrendiği için rahatladığını belli edecek bir şekilde gülümseyerek başını eğdi ve kucağında oturan bedeni alnına yasladı alnını.

H: "Bırakmam seni güzelim. Mühürlü eşimi bırakmak gibi bir niyetim yok. Ama böyle hissetmen normal. Benden kaçmak yerine bana gel ki tüm bu kötü hisleri silmene yardımcı olayım"

Felix, içgüdüsel olarak dudaklarını büzerek başını onaylar anlamda salladı yavaşça. Hyunjin ise bakışlarını büzülmüş dudaklara indirerek bir saniye bile beklemeden kendi dudaklarını bastırdı tatlı dudaklara.

İkisinin de gözleri huzurla kapandığında Hyunjin yavaşça üst dudağı kendi dudakları arasına alarak öptü.

Hareketleri şehvet, hız, hırstan uzak bir şekilde tamamen aşk, sevgi doluydu. Yavaş yavaş emiyor dolgunlukları bir nevi küçüğünün dudaklarını kendi dudaklarıyla okşuyordu.

Hyunjin'in dudaklarına yetişmek için başını kaldıran beden ise boynundaki sızı yüzünden odaklanamıyordu öpücüğe. Ama yine de uzaklaşmak istemiyordu çünkü bu öpücük kalbini sevgiyle durdurmuştu.

Alfa, omegasının acısını anlayarak sesli bir şekilde uzaklaştı dudaklardan ve tekrar alnını eşinin alnına yasladı.

H: "Hekime gidelim mi?"

Felix hemen başını hayır anlamında sallayarak kollarını hızlıca Hyunjin'in boynuna sararak onun göğsüne sokuldu.

F: "Hiçbir yere gitmeyelim. Burada kalalım"

H: "Ama güzelim kahvaltı da yapmamız gerekiyor"

F: "Lütfen"

Hyunjin de kollarını Felix'in sırtına sararak yatakta aşağı indirerek vücudunu sırtüstü yatağa yattı ve küçüğünün göğsüne yatmasını sağladı.

H: "Ben gidip odaya kahvaltı getirmelerini söyleyeyim mi?"

F: "Gidersen ağlarım"

H: "O zaman birlikte gidelim ve odaya kahvaltı getirmelerini söyleyelim"

F: "Sadece sarılarak yatalım"

Alfa, teslim olarak başını salladı ve göğsünde yatan bedenin saçlarını okşayarak hafif feromon yaymaya başladı. Küçüğünün iyi hissetmesi için elinden geleni yapmaya çalışıyordu.

Anlaşılan Felix'in isteği olmadan odadan bir süre çıkamayacaktı. Felix için fazlasıyla zor bir durumdu. Şu an büyük ihtimalle insanların baskısı yüzünden Hyunjin ile yattığını ve bunun yanlış olduğunu düşünüyordu.

Ama aksine bu onun içinden gelen bir şeydi. Gece Hyunjin'i kendisi durdurmuş ve kendi isteğiyle bunun olmasını seçmişti.

Tabii ki kızgınlık etkisi vardı ve şu an onun gitmiş olması küçük olan için işleri daha da zorlaştırıyordu.

Hyunjin yanında olduğu sürece kendini iyi hissedecekti. Çünkü tek korkusu da Hyunjin'in onu bırakmasıydı. Ne de olsa yapması gerekeni yapıp onu mühürlemişti. Bundan sonra yanında kalmaya da bilirdi.

Tüm bunların hepsi Felix'in içini saran edişelerdi. Bu yüzden omega alfasından ayrılmak ya da ona sarılmayı bırakıp odadan çıkmak istemiyordu.

Neyse ki bir süre sonra hizmetçilerden birisi kahvaltıya inmelerini söylemek için odanın kapısına kadar gelmişti.

Hyunjin ise göğsünde tekrar uyuyan bedeni uyandırmamak için olabildiğince sessiz hir şekilde kadına kahvaltıyı odalarına getirmesini ve hekimden merhem krem göndermesini istemişti.

Bugün ikisi için de yeni hayatlarının yeni günüydü. Belki biraz zor olacaktı ama alışacaklardı. Çünkü hayat hikayeleri daha yeni başlıyordu.

_________________

Felix sikildin diye depresyona giremezsin. Kalk feriha bi gören olacak.

Bölüm sonu

26 yorum