İyi Okumalar 🦋
______________
Soğuk rüzgar esintisi gitmiş, yerini alev gibi yanan sıcaklığa bırakmıştı sanki...
Omega'nın yanağındaki el olduğu yeri biraz daha okşadığında küçük beden titrek bir nefes vererek oturduğu yerde kıpraşarak biraz daha yaklaştı Hyunjin'e taraf.
Kalbinin sesini dinleyecekti ve bu konuda ruh eşine sığınmak istediğine emindi. Ay ışığının altında usulca parlayan gözlerini kapattı.
Hyunjin aldığı bu adımla ilk önce güzel suratı inceledi. O kadar zarif, ince, küçük gözüküyordu ki ani bir hareketinde kırılacakmış gibiydi.
Alfa, başını yana doğru eğerek biraz daha yaklaştı omegasına ve dudaklarını heyecandan titreyen dudaklara bastırdı.
Temas yaptığı anda küçüğünün elinin omzuna sarıldığını hissetti ve diğer elini de onun beline sararak biraz daha çekti kendisine doğru.
Birbirine temas eden dolgunluklar iki tarafın da tüm ruhunu uyandırıyordu. Sonunda aradıkları huzura kavuşmuş gibi rahatladı kurtları.
Kalpleri aynı ritimde atmaya başladığında Hyunjin dudaklarını yavaşça araladı omegasının dolgun alt dudağını kendi dudakları arasına alarak tattı.
Felix, Hyunjin'in omzundaki elini sıkarak güç almaya çalıştı ve yumuşacık üst dudağı kendi dudakları arasına aldı.
Yüksek bir yerden boşluğa düşüyormuş gibi titriyordu vücudu. Alfanın kollarının arasında kaybolup, onun kalbine saklanmak istiyordu.
Htunjin'in kalbi ise alevin başladığı nokta olmasına rağmen dudakları üzerinde masumca kıpırdayan dudaklar onu denizlerin soğuk suyunda söndürüyordu sanki.
Öpücükleri daha hızlı ve sesli olmaya başladığında Hyunjin alt dudaktan ayrılarak üst dudağı sertçe dudakları arasına aldı.
Felix ise dudaklarının boş kalmasına izin vermeden dolgun alt dudağı aldı dudakları arasına. İlk başta çekindiği şey şu an hiç bitirmek istemediği bir duyguya çevrilmişti.
Hyunjin'in dudakları profesyonelce onun dudaklarını kızartırken biraz daha yaklaşmaya çalıştı alfasına. Yeterince yakınlardı ama bu yakınlık ona yetmiyordu.
Alfa, küçüğünün heyecanını yayılan beyaz yasemin feromonlarından anlamıştı zaten. Omega'nın yanağında duran elini usulca onun başının arkasına sardı ve dudaklarını daha da içiçe geçirdi onu kendisine çekerek.
Nefessiz kalana kadar gecenin sessizliğini kendi ıslak sesleriyle doldurdular. O gece ay ve yıldızlar hiç olmadıkları kadar daha parlaklardı.
...
Hyunjin tek elinde tepsiyi tutarak kapıyı yavaşça açtı ve pencere pervazında oturan sarışına baktı. Gece soğuk havada dışarıda kalmışlardı. O yüzden sıcak çay getirmişti.
Felix'e doğru adımlayarak onun gibi pencere pervazına oturarak tepsiyi ona taraf uzattı.
H: "Buraya minder koymalarını söyleyeyim. Daha rahat olur"
Omega başını onaylar anlamda sallayarak alfasının gözlerine bakmadan tepside duran bardaktan birini eline aldı.
Hemen bakışlarını pencereden dışarı doğru çevirdi. Öpücükten sonra Hyunjin'in yüzüne bakamıyordu. Hala kalbinin titrediğini hissediyordu.
F: "Sarayın pencere kenarları çok geniş. Tam oturup dışarıyı izlemelik"
Hyunjin gülümseyerek başını usulca salladı. Felix'in neden ona bakmadığını, neden kısık ses tonuyla konuştuğunu çok iyi biliyordu.
Sıcacık olan papatya çayından bir yudum aldı. Ne kadar papatyanın kokusu keskin olmuş olsa da şu an Felix'in kokusu daha yoğun hissediliyordu. Omega fazlasıyla etkilenmişti ki alfanın da ondan farkı yoktu.
H: "Aslında pek de geniş değil sen küçüksün"
Felix kaşlarını çatarak aniden Hyunjin'e baktığında uzun beden istediğini yapmıştı. Omegasını kızdırmayı onunla uğraşmayı çok seviyordu. Kısa zamanda onu bu kadar yakından tanımış olması bile çok hoştu.
F: "Ben küçük değilim. Omega olduğum için böyle. Hem istersem büyürüm!"
Sarışın olan net ses tonuyla konuşarak çatılı kaşlarını açmadan çayından kocaman bir yudum aldı. Hyunjin ise onun aksine fazlasıyla keyifliydi.
H: "Nasıl büyüyeceksin? Günde üç kere sulayıp gübre mi vermem gerekiyor?"
Omega tatlı bir şekilde gözlerini devirerek elindeki bardağı ikisinin arasındaki boşlukta duran tepsiye bırakarak bir hışımla ayağa kalktı.
Alfa gerçekten eşiyle nasıl uğraşacağını, onu nasıl deli edeceğini çok iyi biliyordu.
F: "Ben spor yaparsam senden bile kaslı olurum. Sadece canım istemiyor!"
Felix, kendi inandığı gerçeği ortaya atarak sinirli bir şekilde üzerindeki sabahlığı çıkarıp, pijamalarıyla yorganın altına girdi.
Hyunjin uzaktan ona bakınca sadece sarı saçlarını görüyordu. Memnun bir şekilde sırıtarak bardağını tepsiye bıraktı ve ayağa kalkarak yatağa doğru yaklaştı.
Felix, usulca yaklaşan adım seslerinden Hyunjin'in geldiğini bildiği için yorgana biraz daha sarılarak sırtını daha da döndü ona taraf.
Alfa, ellerini yatağa yaslayarak küçüğüne doğru eğildi ve açıkta kalan saçlarına küçük bir öpücük bırakarak fısıldadı.
H: "İyi geceler çiçeğim"
Omega, yakınında hissettiği sıcaklığa saniyeler içinde alışmış bir şekilde, Hyunjin ondan uzaklaştığında yorganı azıcık indirerek arkasına döndü.
F: "Gidiyor musun?"
H: "Geç oldu uyuyalım artık"
Felix başını onaylar anlamda sallayarak parlak gözleriyle Hyunjin'in gözlerine baktı. Günlerdir Hyunjin'in yanında yatmasına izin vermiyordu. Onunla sadece bir kere birlikte yatmıştı ama yine de çok alışmıştı.
Onsuz uyuduğu için kalbi sıkışıyordu, içindeki güçler sanki onu ele geçiriyor, tüm kemiklerini kırmak istercesine sıkıyordu.
F: "Benimle uyur musun?"
Alfa, zaten bunun geleceğini biliyordu. Küçüğü sorusunu çekinerek sorduğunda onu rahatlatmak istercesine gülümsedi ve yorganın kenarını kaldırarak yavaşça bedenini yatağa yerleştirdi.
H: "Seve seve"
Felix de Hyunjin'in sıcaklığını hisseder etmez derin bir nefes alarak yatağa yatan büyüğüne doğru sokuldu ve onun göğsüne kapandı.
Kaslı kollar vücudunun etrafına sarıldığında burnuna dolan karanfil kokusunu ciğerlerine doldurarak gözlerini kapattı.
Onun kollarının arasında olmak, vücudundaki tüm ağırlığı söküp almıştı.
...
Omega, burnuna dolan karanfil kokusu yüzünden kaşlarını çatarak gözlerini açmaya çalıştı. Etraf karanlık olduğu için gözlerinin açık olması bir şey değiştirmemişti.
Hala Hyunjin'in göğsüne sokuluydu bedeni. Bu da daha yeni uykuya daldıklarının işaretiydi. Omega alfa'nın göğsüne gömülü olduğu için aldığı hafif karanfil kokusu bile boğazını yakıyordu.
Ruh eşine sarılarak huzurlu bir şekilde uyuduğu için sakin feromonlar yayan alfa, omega'nın durumundan habersizdi.
Felix, vücudundaki sıcaklık yüzünden rahatsız olsa da Hyunjin'e sokulmayı bırakmıyordu. Kalbini sıcak hissettiren kranfil kokusu şimdi tüm vücudunu yakıyordu.
Sıcaklık yüzünden küçük beden elini Hyunjin'in göğsüne yaslayarak alnını da göğsüne bastırdı ve derin nefesler almaya çalıştı.
F: "Hyunjin.."
Sesi fısıltıdan farksız değildi. Göğsü hızla inip kalkıyordu. Ne olduğunu anlayamayan omega, ruh eşini bulduğu, ona son zamanlarda fazlasıyla yakın hissettiği için erken kızgınlığa girdiğinden habersizdi.
Küçük beden alt tarafında hissettiği kasılmayla içgüdüsel olarak kendisini her şeyden habersiz bir şekilde uyuyan alfaya bastırdı.
Hissettiği yoğun duygular yüzünden feromonları daha da sertleşmeye başladığında Hyunjin içgüdüsel olarak kollarını daha sıkı sardı omegasına.
F: "Hyunjin..."
Felix, ruh eşini uyandırmak için çabalıyordu ama Hyunjin onun küçük fısıltılarına uyanacak gibi değildi.
Vücudundaki sıcaklık daha da artıyor, içindeki istek her zamankinden daha da şiddetli belli ediyordu kendisini. Önceki kızgınlıklarında bu kadar yoğun hissettiğini hatırlamıyordu.
Beline sıkıca sarılan kaslı kollar kıpırdandığında kısık bir nefes kaçtı dudakları arasından. Hyunjin'in uzun parmakları Felix'in ince belini hafifçe okşadı.
Artık tüm düşünce kırıntıları uçup giden beden ise alfasına daha da sokularak alt tarafını alfasının alt tarafına sürtmeye başladı.
İlk başta çekingen olan hareketleri, Hyunjin'in önündeki şişliğin artmasıyla çekingenlikten uzak bir hal aldı. İstekle kendi şişmiş aletini Hyunjin'in şişliğine bastırarak sesli bir şekilde inledi.
F: "Ahhh"
Omega'nın beline sıkıca sarılı olan kollar anlık olarak sıkılıpını kaybedip yavaşça oradan uzaklaşmak için kıpırdadığında, küçük beden mızmızlanarak inatla daha da sokuldu alfasına.
H: "Felix?"
______________
Ahhhyy koooktum aaakadaşlar
Sonraki bölümü ne zaman atarım bilmem. Çünkü sizlere çok kızgınım. Bunun neden olduğunu da biliyorsunuz. O yüzden biraz ara veriyorum.
Kudurun.





