İçeriğe geç

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 10 · 6 dk okuma

The White Bloom (HyunLix Omegaverse)

Bölüm 10

{10} İgnis Krallığı

İyi Okumalar 🦋

_____________

Sabahın erken saatleriydi. Güneşin turuncu ve altın tonları Ignis krallığının taş sokaklarına yavaşça yayılırken, şehirde bir yanda pazar kuruluyor, diğer yanda gençler meydanda oyunlar oynuyor, çocuklar ise neşe dolu kahkahalar atıyordu.

H: "Hazır mısın? Sana krallığımı göstermek istiyorum. Sadece sarayın duvarları değil, gerçek Ignis'i görmelisin"

Hyunjin, yanında duran bedene doğru eğilip fısıldadığında Felix gülümsedi.

H: "Aslında benden kaçarken geçmiştin bu sokaklardan ama.."

Omega'nın gülümsemesi daha da büyüyüp tatlı kıkırtılara dönüştü. Kahkahasını bastırmak için elini ağzına kapattı ve gülünce kısılan gözleriyle baktı Hyunjin'e.

Ne zamandan beri onun yanında olmak bu kadar eğlenceli ve güzeldi?

Omega ve alfa el ele her zaman olduğu gibi bugün de pazarın kurulduğu caddeye doğru adımladılar.

Ignis sokakları kalabalık ama samimi bir sıcaklıktaydı. İnsanlar prensi görünce hemen saygıyla eğiliyor, sonra da ona sanki bir dostlarını selamlar gibi içtenlikle gülümsüyorlardı.

Hyunjin hiçbir selamı karşılıksız bırakmadı. Alfa'nın yüzü içtenlikle gülüyordu halkının arasında. Felix ise onun ilk defa gördüğü bu yönünü izliyordu dikkatle.

Bazen bir çocuğun başını okşadı, bazen yaşlı bir tezgah sahibine şakalaşarak hal hatır sordu.

Omega, eşini izledikçe kalbi daha da hızlanıyordu. Hyunjin'in sadece bir prens değil, halkını gerçekten seven bir lider olduğunu anlamıştı.

Ve halk da onu öyle seviyordu ki, Felix'in içindeki bu krallığa dair tüm o korkular, yalnızlık ve kaybolmuşluk hissi, yerini sıcacık bir hayranlığa bırakmaya başladı.

Taze kokular gelen bir fırının önünde durduklarında Felix bakışlarını alfasından çekerek etrafa bakındı. Fazlasıyla dalıp gitmişti onu izlemeye.

Tezgahın ardındaki kadın, prensi görür görmez önce saygıyla baş eğdi, sonra gülümseyerek taze bir çörek uzattı.

"Prensim, küçükken de bunları kapıp giderdiniz, hala değişmedi"

Yaşlı kadın Felix'e göz vurarak konuştuğunda omega utandığını hissetti. O kadar çok dalıp gitmişti ki bu hislere, Prensin yanında onun eşi olarak gezdiğini fark etmemişti bile.

Hyunjin, oneganın utandığını anlayarak keyifli bir şekilde gülümsedi ve elinde tuttuğu sıcacık çörekten bir parça kopardı. Önce soğuması için birkaç kez üfledi sonra ise eşinin dudaklarına doğru uzattı.

H: "Denemelisin. Burası Ignis'in en iyi fırını."

Felix tereddüt etmeden fazlasıyla güzel kokan çöreği ağzına aldı. Sıcak, tarçınlı ve ballı lezzet, ona garip bir şekilde ev hissi vermişti.

Her bir çiğneyişinde lezzet giderek daha da artıyordu. Mükemmel tat kaşısında gözlerini irice açarak önce Hyunjin'e sonra onları izleyen yaşlı kadına baktı.

F: "Gerçekten çok lezzetli. Ellerinize sağlık"

Kadın, sarışın, güzel omegaya anne şefkati gözleriyle bakarak gülümsedi ve saygılı bir şekilde hafifçe baş eğdi.

"Beğenmenize sevindim majesteleri"

Felix duyduğu hitap yüzünden panikleyerek hemen kendisi de başını eğdi ve ellerini havada salladı.

F: "Felix. İsmim Felix lütfen bana öyle seslenin"

Alfa küçüğünün alçak gönüllülüğü karşısında gülümseyerek tekrar onun elini sıkıca tutarak meydana doğru yürdüler.

Günler kısa, zaman hızlıydı. Bu yüzden acele ediyordu. Krallığının tüm sevdiği yönlerini omegasına göstermek için sabırsızlanıyordu.

Pazar sokağından çıktıklarında onları İgnis bayraklarıyla süslenen genişçe bir meydan karşıladı.

Burası kalabalık pazar yerine nazaran daha sessiz, sakin ve görkemliydi.

Tek ses meydanda kıkır kıkır gülerek, bağıra çağıra oyun oynayan küçük çocuklardı.

Felix'in bakışları usulca oyun oynayan çocuklara kaydı. Hepsi zeminde yuvarlanmaktan, yaramazlık yapmaktan tozlar içinde kalmışlardı.

Ne kadar oyun oynamaktan yorgun düşseler de hala inatla devam ediyorlardı. Omega'nın yüzüne belli belirsiz bir gülücük kondu.

Çocukken kendisi de böyleydi. Asla eve gitmez akşama kadar dışarıda oyunlar oynardı. Annesi kızsa bile hep evden kaçıp, arkadaşlarını bulurdu.

Buldukları düz taşlarla kule yapmaya çalışan çocuklar, kuleleri yıkılınca tatlı bir şekilde sinirleniyor ama asla pes etmiyorlardı.

Alfa, omega'sının gözlerinin nerede olduğunu çok iyi biliyordu. Bu yüzden daha fazla beklemeyerek onu elinden çekiştirerek çocuklara taraf yürüdüler.

H: "Beni de alın aranıza. En sağlam kuleyi ben yaparım"

Çocuklar prensten çekinmeden aksine onu gördükleri için neşe içinde ona da yer açtılar. Hyunjin de beklemeden onların arasına dizleri üzerine çökerek oturdu ve sanki çok ciddi bir şey yapıyormuş gibi taşları dizmeye odaklandı.

Felix ise kocaman gülümsemesiyle izliyordu alfasını. Taşları koyarken düşmemesi için o kadar dikkat ediyordu ki şu an o çocuklardan farkı yoktu.

Omega elinde hissettiği küçük dokunuşla irkilerek yanına baktı. Uzun kahverengi saçları annesi tarafından özenle örülen kız gülümseyerek küçücük boyuyla aşağıdan yukarı Felix'e bakıyor, onun elini tutuyordu küçük eliyle.

"Sen de katıl bize"

Felix, elini çocuğun yumuşak saçlarına yasladı ve şefkatle okşayarak başını salladı. Küçük kız minik dokunuşlarıyla onu çekiştirerek kendi yanına, Hyunjin'in karşısına oturttu.

Şimdi rakip olan ikili en iyi kuleyi kim yapacak yarışmasına girmişlerdi.

...

F: "Sen üfleyerek benim kulemi dağıtmasaydın ben kazanıyordum!"

Felix öğlen kaybettiği oyun için hala mızıkçılık yapıyordu. Her seferinde başka bir bahaneyle alfayı suçluyordu. Hyunjin ise küçüğünün bıcır bıcır hallerinden gayet memnundu. Onu artık üzgün görmek istemiyordu.

H: "Başka zaman bir kez daha yapalım"

F: "Yapalım!"

Omega net ses tonuyla konuşarak kollarını önünde birleştirdi. Uzun süredir yürüyorlardı ve artık yorulmuştu. Yorulmazsa daha çok kafasının etini yerdi Hyunjin'in

F: "Yoruldum.."

Sinirli sesinin aksine bu sefer masum ses tonuyla konuştuğunda alfa onun elini sıkıca tutarak kendisine doğru çekti küçük bedeni aniden.

H: "Kucağıma alabilirim"

Felix gözlerini devirerek Hyunjin'den uzaklaştı. Bu fikir hiç de fena değildi ama bunu yaparsa garip de hissedeceğini biliyordu.

F: "Dişlerim çok keskin ısırırım kollarını"

Alfa sesli bir şekilde kahkaha attıklarında sonunda varmak istediği yere varmışlardı.

Şehirden çok da uzakta olmayan küçük bir tepeydi. Buradan krallık kızıl ve altın bir deniz gibi ayaklarının altına serilmişti. Akşam olduğu için şehir ışıklar sayesinde parlıyordu.

Alfa, çimenlerin üzerine bacağını uzatarak oturduğunda yanını patpatladı omeganın da oturması için.

H: "Burası benim en sevdiğim yer."

Küçük beden usulca Hyunjin'in yanına oturduğunda serin rüzgar otamı daha da romantikleştirdi.

Bu kadar güzel manzara eşliğinde, başbaşa kalmak onu heyecanlandırmıştı. Üstelik bugün fazlasıyla Hyunjin'den etkilenmişti.

Felix kalbinin hızını durdurmaya çalıştı. Ellerini sıkıca dizlerine bastırdı ama titremesini engelleyemedi. Vücudu şimdi neden böyle davranıyordu anlamıyordu. Ama en azından sesindeki titremeyi kontrol ederek konuştu.

F: "Sen gerçekten çok iyisin. Herkes seni bu yüzden seviyor."

Ve o tepenin rüzgarında, ayın parlak ışıkları altında, Felix ilk defa Hyunjin'e karşı hislerini tüm gerçekliğiyle kabul etti.

Hyunjin, gözlerini şehrin güzel manzarasından alarak o manzaradan daha da güzel olan yüze baktı.

H; "Ve şimdi biliyorum ki, en çok senin sevmen önemli benim için."

Felix'in yanakları hemen utançtan kızardı. Gözlerini kaçırdı ama kalbinin içindeki o ilk kıvılcım, artık büyüyen bir alev gibiydi.

Alfa ise o alevi nasıl kontrol edeceğini çok iyi biliyordu...

Yanında oturan bedene biraz daha yaklaştığında Felix kaçırdığı gözlerini tekrar Hyunjin'in gözleriyle buluşturdu. Mümkünmüş gibi kalbi daha da hızlanıyordu.

Hyunjin, elini yavaşça kaldırdı ve nazik bir şekilde Felix'in yanağına yaslayarak ay ışığı altında yıldızlar gibi parlayan çillerini okşadı.

H: "Sınırlarınızı aşmama izin veriyor musunuz majesteleri?"

Felix, Hyunjin'in resmi konuşması karşısında kıkırdayarak baktı ona. Yanağındaki el orayı usulca okşadığı için vücudu giderek ısınıyordu sanki.

Göğsü sert bir şekilde kalkıp inmeye devam etti. Ne yapacağını veya ne söyleyeceğini bilemiyordu. Ne kalbi, ne de vücudu şu an ona hiç yardımcı olmuyordu.

Soğuk rüzgar esintisi gitmiş, yerini alev gibi yanan sıcaklığa bırakmıştı sanki...

___________

Kitap Felix'in çocuk doğurması üzerine yazıldı yani konu bu. Bazı şeyler erken olursa şaşırmayın. Tşkrlr

Bu arada yorum falan gelmiyor kitaba. Ben yorum falan görmüyorum. Sizi ne zaman delirteceğimi çok iyi biliyorum. Bu yorumsuz bölümlerin acısını çok pis çıkacağım.

Beni eskiden tanıyanlar varsa Mr.Mafia'da bir bölüme 10K yorum almışlığım olduğunu bilir aşdöwşdöeşdşe.

Anlayan anladı.

Bölüm sonu

35 yorum