İçeriğe geç

The void

Bölüm 3 · 5 dk okuma

The void

Bölüm 3

Arka sokaklar faciası

### Bölüm 3: Ölümcül Arka Caddeler ve İlk Savaş

Yola çıkışımızın üzerinden tam 5 saat geçmişti. Araç kayalık yollarda hızla ilerliyordu. Birden radar kıpkırmızı yanmaya başladı ve aracımızın etrafı aniden yüzlerce pusuda bekleyen Killdroid ile sarıldı. Her yerden mermi yağmaya başladı.

VOID: BJL, Megarty, arabadan iniyoruz! Blitz, sen yukarıdaki tarette kal!

Hemen BJL ile kapıları açıp öne atılıp dikkat dağıttık, düşmanların odağını üzerimize çektik. Mermiler zırhımdan sekiyordu. Blitz üst taret koltuğuna geçip ağır plazma toplarıyla hatları döverek robotların yarısını tek tek havaya uçurdu. Ortam metal parçalarıyla doldu. En sona kalan ve arkaya doğru kaçmaya çalışan şanssız droidleri ise Megarty devasa hidrolik ayaklarıyla üzerlerine zıplayarak vahşice ezip parçalara ayırdı. Yol temizlenmişti.

Sonunda o meşhur, karanlık ve korkunç görünen **Arka Caddeler** bölgesine giriş yaptık. Burası paslanmış, devreleri yanmış ölü robot gövdeleriyle doluydu. Hava o kadar ağırdı ki, içerisi rutubetli, eski, yanmış bir metal ev gibi kokuyordu. Sis her yeri kaplamıştı.

VOID: Herkes sistem korumasını, güvenlik duvarlarını açsın. Burada *Signaleater*’lar var, onlar bizim gelişmiş XSS işlemcilerimize pek etki etmez ama asıl tehlike *Cableeater*’lar. Onlar doğrudan canlı kablolarla, ana enerji hatlarıyla beslenir. Saplandılar mı bırakmazlar. Yine de Signaleater’lara dikkat edin, frekanslarımızı bozup aramızdaki telsiz bağını koparabilirler, bizi yalnız yakalamaya çalışırlar. Hep birlikte ve omuz omuza kalıyoruz!

BLITZ: (Aracın bagajındaki gizli bölmeyi açıp elektroşok silahlarını dağıtarak) Bu yaratıklara karşı mermi işlemeyebilir, elektroşok kullanabiliriz. Arabaya tam 4 tane koymuştum, herkes birer tane alsın. Ama mermiyi dikkatli harcayın, her silahın sadece 5 atış hakkı var, yedek şarjör yok.

MEGARTY: Silah mı? Bana silah sökmez dostum, bana hafif kaçar onlar. Benim yüksek torklu, modifiyeli motorlarım ve dev yumruklarım varken silaha ne gerek var?

BJL: Megarty, Blitz haklı, ukalalık yapma. Ya o yaratıklar bir anda arkadan sinsice yaklaşıp ana motor kablolarını, hidrolik borularını kemirmeye başlarsa ne yapacaksın? Nasıl yumruk atacaksın arkana?

MEGARTY: Offf... Tamam ya, tamam! Çok sıkıcısınız, gerçekten çok sıkıcısınız ya! Ver o oyuncağı bana.

Caso’dan kalan o şerefli kaskın termal ve enerji modunu açıp önden ilerlemeye başladım. Kaskın vizörü karanlığı yeşil bir tonda aydınlatıyordu. Ekip de hemen arkamdan namluları dışarıya çevirmiş bir şekilde beni koruyarak geliyordu. Adım seslerimiz koridorda yankılanıyordu. Kaskın vizörü aniden kıpkırmızı renkte yanıp sönmeye başladı ve ekranda bir uyarı belirdi: *"Yakın mesafede 5 yabancı biyomekanik enerji tespiti. Duvarların arkasındalar."*

VOID: Herkes dursun. Sakin, sessiz ve yavaş olun... Adımlarınızı belli etmeyin, pusu kurmuşlar, dedim.

But nafile... Megarty’nin devasa sağ bacak eklemi uzun süredir yağlanmadığı ve paslandığı için aniden çok yüksek bir sesle gıcırdadı. *(GIJJJJJJR!)* O mekanik ses caddede yankılanır yankılanmaz, duvarların içinden fırlayan 5 vahşi Cableeater karanlığın içinden salyalar (akışkan asitler) saçarak üstümüze doğru fırladı. Megarty panik yaparak elindeki elektroşok silahının tetiklerine delice asıldı, gözlerini kapattı ve tüm mermilerini tek seferde, saniyeler içinde harcayarak yaratıkların hepsini indirdi. Yaratıklar titreyerek yere yığıldı.

Mermi göstergeleri ekranımda anında güncellendi, kırmızı ışıklar yandı:

* **Megarty:** 0

* **BJL:** 5

* **Void:** 5

* **Blitz:** 5

VOID: (Megarty'ye dönerek sinirle) Harika iş Megarty! İlk çatışmada tüm mermiyi bitirdin, şimdi ne yapacaksın?

MEGARTY: Ne bileyim kaptan, birden üstüme zıplayınca refleks olarak bastım tetiğe. Yumruklarımla ezerim ben de, sorun yok.

Biraz daha ilerledikten sonra caddenin çıkışındaki soluk ışıklar görünmüştü. BJL aniden durdu, burnundaki koku sensörlerini çalıştırıp etrafı kokladı.

BJL: Durun... Bir şeyler ters gidiyor. Bu kadar kolay olmamalı. Bu çıkış çok açıkta. Bir sıkıntı ya da büyük bir tuzak var bu işte, hissediyorum. Eski bir asker yanılmaz.

Tam o saniyede kaskımın ekranı adeta delirdi, hata kodları havada uçuştu. Ekran kıpkırmızı kesildi ve tam 20 devasa canavar işareti radarda belirdi! Etrafımız sarılmıştı ve bizim toplamda sadece 15 elektroşok mermimiz kalmıştı. Canavarlar çığlıklar atarak üstümüze çullandığında koordinasyonu kaybedip koşarak farklı yönlere ayrıldık, duvar diplerine çekildik. BJL ve Megarty mermileri olmadığı veya az olduğu için çıplak elleriyle dövüşüyorlardı ama canavarlar çok hızlı ve çevikti. Megarty arkadan gelen sinsi bir saldırıyı fark edemedi; yaratık onun ana zırhını deldi ve Megarty omzundan ağır yaralanarak acı içinde yere yığıldı. Cableeater'lar etrafında vahşi bir daire oluşturmuş, ana kablolarını koparmak için yaklaşıyorlardı.

O an gözümün önüne Caso’nun o üssün önünde, motor yağları içinde ellerimde can verdiği o korkunç an geldi. Sistemim o anı yeniden oynattı. Aynı acıyı, aynı kaybı bir kez daha yaşamaya asla ama asla niyetim yoktu! Sırtımdaki Caso’nun parlayan mavi plazma kılıcını büyük bir öfkeyle tek bir hamlede çektim; kılıcın yaydığı yüksek voltajlı mavi enerji dalgası etraftaki tüm canavarları akıma uğratarak birkaç saniyeliğine felç etti, hepsini şok etti. O boşluktan yararlanan BJL, *"Şimdi bittiniz!"* diye bağırarak demir yumruklarıyla şoktaki canavarların kafasını tek tek kırarak Megarty’yi aralarından çekip kurtardı.

Geriye 13 canavar kalmıştı ve elimizde sadece 10 mermi vardı. BJL hayatında hiç ateşli silah kullanmadığı, hep Dojo'larda yakın dövüş çalıştığı için panikle tetiğe bastı, hedefi tutturamadı ve kendi 5 mermisiyle sadece 2 canavar vurabildi. Canavar sayısı 13'ten 11'e düşerken mermimiz 5'e inmişti! Durum kritikleşiyordu.

O an Blitz ile göz göze geldik. Telsizden bile konuşmadan, sadece optik sinyallerimizle ne yapacağımızı anladık. Ben öne fırlayıp dikkat çektim, Blitz arkada soğukkanlılıkla nişan aldı ve elindeki son 5 mermiyle 5 canavarı tam alnındaki ana sensörlerinden vurdu. Yaratıklar havada asılı kalıp yere düştü. Kalan canavar sayısı 6, mermimiz ise koca bir sıfırdı!

Mermim kalmadığı için kılıcımı havada dikey bir kavisle savurdum ve önüme gelen ilk yaratığı ortadan ikiye kestim. Yeşil sıvılar kaskıma sıçradı. O sırada arkadan acı bir feryat yükseldi; BJL de arkadan yaklaşan bir yaratık yüzünden bacağından derin bir yara almıştı, hidrolik sıvısı dışarı fışkırıyordu.

İki dostumun, iki yoldaşımın da gözümün önünde kanlar, yağlar içinde yaralanması içimdeki tüm emniyet devrelerini, ahlak yazılımlarını yaktı. Muazzam bir sinir patlaması, bir sistem aşırı yüklemesi (Overload) yaşadım. Gözlerim kırmızı ışıkla doldu. Plazma kılıcını yere bırakıp, çıplak, soğuk metal ellerimle canavarların arasına daldım. Gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Kalan tüm canavarları çıplak ellerimle vahşice parçalara ayırdım, zırhlarını yırttım, kafalarını gövdelerinden kopardım. Her yer yaratık parçası olmuştu.

Ortalık tamamen sakinleştiğinde, nefes nefese yaralıları hemen arabaya taşıdık ve en yakın askeri hastaneye doğru gazı kökledik. Yapılan acil cerrahi operasyonlarla önce dövüşçü BJL iyileşti, bacağına yeni hidrolik hatlar çekildi. Hemen ardından da Megarty’nin omzundaki zırh panelini kaynaklayıp toparladılar. Herkes sapasağlam şekilde yeniden arabaya binip koltuklarına kurulunca rotayı büyük ekrana yansıttım. Şimdi gideceğimiz yer, düşman bölgesinin tam kalbiydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.