İçeriğe geç

The void

Bölüm 2 · 5 dk okuma

The void

Bölüm 2

Team revenge

### Bölüm 2: Ekip Toplanıyor (Team Revenge)

Hastaneden bir fırtına gibi fırlayıp saatimi açtım ve müttefik bulabileceğim, yasa dışı robotların toplandığı tek yer olan **Xerobot** şehrine doğru yola çıktım. Yolda önüme çıkan, kara lejyonla bağlantılı ne kadar serseri robot, yağmacı droid varsa hepsini Caso'nun kılıçlarıyla acımadan ortadan ikiye böldüm. Xerobot’a vardığımda, hem intikam almak hem de Kaptan Josh'u o ölüm çukurundan çıkarmak için galaksinin en tehlikeli, en kaçık robotlarından oluşan bir ekip kurmam gerektiğini biliyordum.

Şehrin en tekinsiz, duman altı ve pas kokan mekanlarından bir bara girdim. Caso’nun acısıyla derin bir depresyondaydım, yüksek voltajlı yağ hidroliği içip köşede sönük ışıklarımla tek başıma oturuyordum. Yanımdaki barmen robot halime acımış olacak ki eğilip mekanik sesiyle fısıldadı:

BARMEN: Bak evlat, şu ileride, masanın başında oturan bir adam var. Çok neşeli, çok samimi bir tiptir. Bu şehirde senin gibi dertli robotların moralini yerine getirse getirse sadece o getirir. Git bir konuş.

Barmenin işaret ettiği masaya doğru adımladım. Sandalyeyi çekip oturdum. Karşımda üst seviye bir mühendislik harikası olan **Blitz Q** (Kod adı: **Blitzer**) oturuyordu. Gövdesi nadir bulunan alaşımlarla kaplıydı. Kendisi ağır silah, mühimmat, patlayıcılar ve teçhizat konusunda tam bir dahiydi. Gerçekten de lafa girdiğim andan itibaren çok sıcak ve samimi davrandı. Ona uğradığımız ihaneti, Caso'yu, hastane odasını ve İşkence Hapishanesi planını detaylarıyla anlattım. Blitz elindeki bardağı sertçe masaya vurup ayağa kalktı, gözlerindeki sarı ışıklar parladı.

BLITZ: Kardeşim, senin bu anlattıkların içimi sızlattı. Senin bu davan bundan sonra benim de davamdır! Son mermime kadar arkandayım! Bu ekibin adı bundan sonra **Team Revenge (İntikam Takımı)** olsun! Var mısın?

VOID: Varım. Sonuna kadar.

Ona saatimin tam bir veri kopyasını aktardım, böylece radarlarımız birbirine bağlandı. Kendimizi geliştirmek, silahları test etmek ve savaş taktikleri çalışmak için şehrin dışındaki eski bir askeri robotik eğitim alanına gittik. Orada, sert bakışlı, gövdesinde yüzlerce savaş yarası olan eski bir ordu gazisi olan hocaları **Bajiel ZP** (Kod adı: **BJL**) ile karşılaştık. BJL, üstün seviye siyah kuşak askeri dövüş ustasıydı ve yakın dövüşte galakside üstüne yoktu. Bizim hikayemizi dinleyince derin bir iç çekti, yumruklarını sıktı.

BJL: Ben de o eski galaktik savaşta en yakın cephe arkadaşımı, kardeşimi kaybettim. Bu acıyı, bu intikam hırsını çok iyi bilirim. Sırf o kara droidlerin kafasını çıplak ellerimle patlatmak, o Kaptan Josh'u kurtarmak için bile olsa Team Revenge’e katılıyorum! Ne zaman başlıyoruz?

BLITZ: Dur hoca, daha kadroyu tamamlamadık, acele etme.

Tam antrenmana başlayacaktık ki binanın dışından kulakları sağır eden devasa bir patlama ve metal çarpışma sesi duyuldu. Duvarlar titredi. Sesin geldiği yere, sığınağın hemen altındaki illegal bir yer altı kafes dövüşü arenasına koştuk. Kapıyı kırıp içeri girdiğimizde, ringin ortasında, devasa motor bloklarından, dev egzozlardan ve hidrolik pistonlardan oluşmuş koca bir canavar duruyordu. Adı **Megar R-T-Y** (Kod adı: **Megarty**) idi. Karşısındaki üç ağır zırhlı askeri robotu tek bir yumruk darbesiyle hurda yığınına çevirmişti. Seyirciler çılgın gibi bağırıyordu. Onu da zor bela, dil dökerek arenadan çekip aldık ve ekibimizin son üyesi yaptık. Takım nihayet tamamlanmıştı. Eski bir askeri sığınakta masanın etrafında toplandık, büyük operasyonu konuşmaya başladık.

VOID: Plan net beyler. Önce Arka Caddeler’e girip oradaki canavarları temizlememiz ve sağ çıkıp yolu açmamız gerek. Blitz, sen mühimmat ve teçhizatları ayarla, eksik bir şey kalmasın.

BLITZ: Hay hay kaptan! Lazer bombalarından elektroşok tabancalarına, nükleer bataryalara kadar her şey hazır. Sırt çantaları arkada.

MEGARTY: (Motorunu delice kükreterek, etrafa egzoz dumanı saçtı) O Arka Caddeler'deki rakipleri, o yaratıkları basık Tofaş yapacağım, basık Tofaş! Hepsini yere sıfır edeceğim, üstlerinden geçeceğim!

VOID: Sakin ol Megarty, o muazzam gücünü, o yüksek torkunu ve öfkeni Caso’nun intikamına, asıl kule savaşına sakla. Burada harcama kendini.

MEGARTY: Ya bırak kaptan ya, o kafes dövüşünden beni zorla çıkartmasaydınız, o son kalan lavuğu ezilmiş patates püresi yapacaktım! Tadım kaçtı zaten.

BLITZ: (Kahkaha atarak Megarty'nin omzuna vurdu) Lan patates püresi vardı da bizi niye çağırmadın? Oturur beraber yerdik hahahaha!

BJL: (Ciddi bir ses tonuyla araya girerek masaya vurdu) Blitz, sululuğu bırak. Eğer o canavarları ve korumaları yeneceksek disiplinli antrenman yapmalıyız, yoksa orada ilk dakikadan bizi hurdaya ayırırlar. Kimse şaka yapmasın.

MEGARTY: (BJL’ye dik dik bakarak motorunu gerdirdi) Seni de püre yaparım ha hoca! Şaka şaka, arkadaşlarımı püre yapmam. Arkadaş püre yapınca tadı bozuk gres yağına benziyor, hiç çekilmiyor, devrelerimi bozuyor.

VOID: Tamam beyler, geyiği bırakın artık. Rota koordinatları saatlerinize yüklendi ama çok büyük bir sorunumuz var: Oraya gidecek, o kadar mühimmatı taşıyacak bir aracımız yok. Yürüyerek gidemeyiz.

BLITZ: (Sırıterek arkasına yaslandı) Rahat olun beyler, dedim ya size benim sülale tamamen galerici. Pederin Xerobot merkezde devasa bir zırhlı araç filosu var, her türlü araziye uygun. Belki oradan bir şeyler çözeriz, bizi kırmaz.

VOID: Arasana o zaman ne bekliyorsun mega zeka! Zaman akıp gidiyor, Kaptan orada işkence görüyor!

Blitz hemen telsiz-telefonunu çıkartıp babası Jaxo’yu aradı. Hoparlörü açtı, hat cızırdayarak bağlandı.

JAXO: (Kalın, tok ve sinirli bir sesle) Oğlum yine ne oldu? Yine hangi karakoldasın, hangi robotun panelini kırdın?

BLITZ: Baba ayıp ediyorsun ya, hemen ön yargı. Araba lazım bize, acil tarafından hem de. Ağır zırhlı olanlardan.

JAXO: Lan sen yine yüksek voltaj alıp alkollü mü oldun salak oğlum, ha? Ne arabası araba pazarında mıyız?

BLITZ: Yoo baba, gayet ayığım, sistem kontrollerim %100. Kaptan Josh’u kurtarmaya gidiyoruz, durum galaktik çapta ciddi.

JAXO: (Telefonda kahkaha atarak) Lan Kaptan’ı ordunun en seçkin, en rütbeli, en ağır donanımlı askerleri kurtaramadı, sen mi o hurda halinle, o serseri arkadaşlarınla kurtaracaksın? Güldürme beni!

BLITZ: Evet baba, biz kurtaracağız. Team Revenge olarak gidiyoruz, adımızı tarihe yazacağız.

JAXO: İyi, bendede satılık Boğaziçi Köprüsü var o zaman! Kime satayım, alıcı mısın?

BJL: (Telefona doğru safça ve ciddiyetle bağırarak) Kaça bırakırsın abi? Son fiyat ne olur? Nakit çalışırız.

JAXO: (Telefonda derin bir iç çekerek) Blitz... Senin bu arkadaşların senden de salak galiba evladım. Nereden buldun bunları? Neyse, tamam... Alın oradan 4x4 zırhlı askeri aracı, izin veriyorum. Kardeşine söylüyorum şimdi, 1 saate kapıya getirir. Hadi yıkılın karşımdan.

Telefon kapandı. Tam bir saat sonra sığınağın dışından kulakları sağır eden iki kere güçlü bir havalı korna sesi yükseldi: *(DÜÜÜT DÜÜÜT!)* Araç canavar gibiydi.

???: Blitz abi! Devasa bir araba getirdim, zırhı titanyum! Blitz abiii araba kapıdaaa! diye bağırdı Blitz'in küçük kardeşi camdan kafasını uzatarak.

BLITZ: Tamam koçum, adamsın. Kralsın. Hadi sen şimdi dükkana ikile, peder görmesin, biz hallederiz.

???: Tamam abi, kazasız belasız, gazınız mübarek olsun!

VOID: Araç sorunu da çözüldüğüne göre, ekip hazır, silahlar tam dolduruldu. Hadi o zaman gidelim, intikam bizi bekler!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.