İçeriğe geç

THE RAVEN QUEEN

Bölüm 7 · 5 dk okuma

THE RAVEN QUEEN

Bölüm 7

7.BÖLÜM: İKİ KİŞİLİK SIR

⚓⚓⚓

Evelyn Withmore

Hayatım boyunca, gerçi daha 18 senedir bu hayattaydım ama çok şey görmüştüm.

Çok acı çekmiştim.

Şuan gizlediğim gece karası saçlarımda tam 4 tane beyaz tel vardı.

Her birisi bir acı için.

İlki annemin ölümüydü. 7 yaşındayken beni babama bırakmış, gülümseyerek kollarımda can vermişti. Babama güveniyordu. Ama annem yanlış adama güvenmiş, sevmişti.

Çünkü babam hemen 3 ay sonra başka bir kadınla evlenmiş, annemin toprağı kurumadan çocuk yapmıştı.

Babama olan sevgim sonsuzdu. 7 yaşına kadar.

Sonrası ise koca bir nefret.

Çünkü babam annemle benim tek hayal kırıklığımdı.

Öğrenmiştim güvenilmeyeceğini hiçbir erkeğe. Baban bile olsa güvenmeyecektin.

2.saç telim ise ilk dayağımı yediğim gün olmuştu. Ölesiye..

9 yaşındaydım. Babam deli gibi sarhoştu ve beni sebepsizce dövmüştü. Anneme benziyorum diye...

3.saç telim demircide geçirdiğim ilk ayda olmuştu. Bir adam bana sarkıntılık etmiş, üstüme yürümüştü.

Beni dövmüş ve istemediğim şeyler yapmaya zorlamıştı.

Bende o bana dokunamadan demir sopayla kafasını dağıtmıştım.

Ellerime ilk kez kan bulaşmıştı.

Ve ben eskisi gibi olamamıştım.

4.saç telim ise evden kaçtığım gün beyazlamıştı. Babamın beni çok az bir paraya yaşlı adama sattığı gün..

Oysaki ben senelerdir onlar için çalışmıştım. Kazandığım para, beni sattığı paranın kaç katıydı.. Ama babam beni gözden çıkaralı çok olmuştu.

Benim hayatım hep zorunluluktan ve sorumluluktan ibaretti.

Bir zorunluluğum ise bu korsanların arasına girmemdi.

Sokakta kalmıştım. Daha fazla dayanacak gücüm yoktu. O eve de dönemezdim. Beni sattıkları adamın elı kolu uzundu. Düşerlerdi peşime.

The Raven Queen, benim sığınacak tek limanımdı.

Silas Magnus Crowe ise artık benim sırrımı biliyordu. Dün gece bir avuç aptal sürüsü bana şaka yapmış, gemiden düşmeme sebep olmuştu. Yüzme bilmiyordum. Çırpınırken peruğa elim çarpmış, baya hırpalanmış olmalıydım.

Sonuç olarak kaptan beni görmüş ve kimseye göstermeden kamarasına sokmuştu. Beni gemisinde istemediğini söylemişti.

Herşeyi göze alarak cesur hareketlerde bulunmuştum ama konumuz bu değildi.

Kaptan'ın önünde hiç yapmadığım birşeyi yapmış, ağlamıştım.

Bana acımış olmalıydı çünkü şuan hâlâ sağ bir şekilde gemisinde kalıyordum.

Bunun tabiki bir bedeli vardı.

Sabahtan beri çalışıyordum. Tayfa götünü devirmiş, keyifle kahkaha atıyor, rom içiyordu. Ben ise Owen'ın çoraplarını yıkıyordum.

Evet. Owen'ın çorapları.

Kaptan Silas kendi çoraplarını yıkatacak kadar ileri gitmemiş, Owen'ın çoraplarını yıkamamı emretmişti.

Owen halinden memnundu. Hayatında böyle bir hizmet gördüğünü düşünmüyordum.

Kaptan ise gün boyunca kamarasındaydı. Sadece bana iş vermek için çıkıyor sonra geri giriyordu.

Her bana emir verdiğinde gözüm seğiriyordu. Bir gece ansızın ensesine çökecektim.

" Eli! Yanımıza gelsene " Diye çağırdı Arthur. Gemide beni düşünen tek kişi olabilirdi. Gerçi.. Kadın olduğumu bilse böyle davranır mıydı şüpheliydim.

" İşim var Doktor! Sonra

katılırım size. "

Fınn, domuz gibi sesler çıkararak kahkaha attı.

" Owen'ın kokuşmuş çoraplarını yıkamak daha eğlenceli tabi. Yeni çocuk haklı. " Dedi.

Herkes gülerken ben göz devirdim.

" Daha önce deneyimlemiş olmalısın Fınn. Bu kadar emin konuştuğuna göre. "

Brody romunu yudumladıktan sonra,

" İnan bana dostum, hiçbirimiz bu gemiye geldiğimizden beri, senin bugün yaptığın işlerini hiçbirini yapmadık. " Dedi.

Kurduğu cümle Angus'a garip gelmiş olmalı ki yanındaki Patrick'e tekrar açıklamasını istedi.

Patrick ise onu önemsemeden, " Sahi, Kaptan'a ne yaptın da değişik değişik işleri sana verdi? " Dedi.

Hiiç. Sadece kadın olduğumu öğrendi ve beni gemisinde şuan istemeyerek tutuyor.

" Hiç. " Dedim onlara sadece.

Elimdeki çorabın suyunu sıktım ve kuruması için kenara astım. İzlendiğimi hissederek hemen kafamı kaldırdım.

Kaptan, kamarasının camından her zamanki düz ifadesi ile bakıyordu bana. Sonra zaman önünden çekildi.

⚓⚓⚓

Hava kararırken güverte nin ortasında toplaşmıştık. Kaptan da bu sefer aramızdaydı ama sanki değil gibiydi de. Ağzını bıçak açmıyordu her zamanki gibi.

Tayfalar ise oldukça sakindi. Rom içen yoktu. Boş şaka yapıp gülen de.

Kaptan'dan dolayı böyle olduğunu biliyordum. Hepsi ona saygı duyuyordu.

Her gördüğümde yatan en sessiz olan Briggs ve konuşmadan duramayan Fınn bile sessizdi.

Gözlerimi Kaptan Silas'a çevirdim. Sanki hissetmiş gibi gece karası gözlerini bana dikti.

Ürperdim. Gözlerimi kaçırarak tahammül edemediğim bakışlarından kurtuldum.

Gecenin burada iyi geçmeyeceğini anlayınca kalktım ve küpeşteye yakın bir yere kıvrıldım.

Yorgunluktan hemen uykunun kollarına dalmıştım.

⚓⚓⚓

Gece sıçrayarak uyanmamın nedeni gecelerdir gördüğüm kanlı kabuslardan sadece birisiydi.

Yine bu gemideydim ve sürekli birisini öldürüyordum. Birisini öldürdüğüm o günden beri hep böyleydi. Yüzler farklıydı ama kılıcı tutan ellerimdeki kan hep aynıydı.

Dışardan belli etmemeye çalışıyordum ama zordu.

Bu acımasız hayata bir kadın olarak doğmuştum. Başka ne olabilirdi ki?

Erkek kılığına girip benliğimi hiçe saymam, çizgilerimi ve yeminimi bozup insan öldürmem, yapmam dediğim şeyleri yapmam...

Bu ben değildim.

Ben ki özgürlüğü uğruna kaçmış bir genç kızdım. Şimdi ise bu gemiye mahkumdum. Tek iyi yönü ise burada erkek olmamdı.

Sırtımı küpeşteye yaslayarak etrafa baktım. Tayfanın her biri biter köşeye kıvrılmıştı.

Duyduğuma göre yarın bir adaya gidiyorduk. Alacakları ve verecekleri vardı.

Gözlerim bir silüet seçti. Geminin ucunda, elleri arkada bağlı, dalgın dalgın denize bakan bir silüet.

Kaptan Silas.

Bir kez daha denk gelmiştim onunla.

Acaba o da benim gördüğüm kabuslardan mı görüyordu?

Çok leşi olmuş olmalıydı.

Beni görmesin diye geri yerine kıvrıldım.

Bu gece artık bana uyku haramdı ama kaptanın gözüne batmamak için uyumuş gibi yaptım.

⚓⚓⚓

Sabah olmuştu. Halatları bağlama görevini bu sefer ben ve Patrick üstlenmişti.

Gözcü Brody yukarıdan seslendi.

" Tortuga Göründü! "

Tayfa keyifle kahkaha attı.

" Gerçek bir rom içeceğiz! " Dedi Angus.

" Üç tane kadınla aynı anda-" Diye söze giren Fınn'ın kafasına atılan şaplak sözünü kesmişti.

Silas buz gibi bir ifade ile onu kafasına vurmuş, güvertenin ortasına kadar yürümüştü.

Fınn ise dönüp kalmıştı. Silas ona vurmuştu! Sanki bu harika birşeymiş gibi gülümsedi ve orayı okşadı.

" Kaptan bana dokundu. " Diye mırıldandı.

Ona göz devirmekle yetindim. Silas kısa bir an bana bakıp tayfaya döndü.

Şakalaşmalar durmuş, bakışlar ona dönmüştü.

" Tortuga'ya vardığımızda herkes istediği yere gitsin. İhtiyaçlarını görsün. Ama iki gün sonra öğlende geminin yanında olmazsanız.. Beklemeden denize açılırım ve birdaha gemiye giremezsiniz. "

Herkes kafasıyla onaylarken ben kara kara düşünüyordum. Tortuga Adasını duymuştum ama bilmiyordum. Nereye gidecektim. Cebimde beş kuruş yoktu.

Acaba gemide kalabilir miydim?

Kaptan Silas'ın gözleri bana çevrildi.

" Burada işlerimd

en dolayı yanıma Owen ve Eli'yi alıyorum. "

Beni mi?

Ne işi?

Ona sorgularcasına baktım ama bir kez daha bana bakmadı.

Tortuga benim için zor geçecekti kesin.

⚓⚓⚓⚓⚓

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.