⚓⚓⚓
Deniz, en büyük sırları bile eninde sonunda kıyıya vururdu.
Gece, Karayip Denizi'nin üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Yağmur dinmişti ama ıslak tahtaların üzerine sinen tuz kokusu hâlâ havadaydı.
Dalgalar, sanki biraz önce yaşananları unutmayı reddedercesine geminin bordasına usul usul vuruyor, her çarpışta geçmişten bir sır fısıldıyordu.
The RAVEN QUEEN sessizdi.
Oysa birkaç dakika önce güvertede yükselen kahkahaların yerini şimdi tedirgin bir bekleyiş almıştı.
Tayfa, kaptanlarının tek bir emriyle susmuştu. Kimse nedenini bilmiyordu. Kimse de sormaya cesaret edemiyordu.
Çünkü Silas Magnus Crowe'un sessizliği...
Bağırışından çok daha tehlikeliydi.
Silas o an soğukkanlılığını her zamanki gibi korumuş kafasındaki bandanayı kızın saçlarına bağlamıştı.
Tayfaya ise gözünün önünden kaybolmalarını emretmiş, kızı tek başına gemiye çıkarmıştı.
Geminin kamarasında ise yalnızca iki kişinin nefesi duyuluyordu.
Biri, bütün hayatını bir yalanın ardına saklamak zorunda kalan genç bir kız...
Diğeri ise yalanı affetmeyen bir korsan kaptanı.
Kapının dışındaki deniz, her zamanki gibi acımasızdı.
Kapının içindeki sessizlik ise ondan bile daha ürkütücüydü.
Evelyn, ıslak saçlarından süzülen damlaların ahşap zemine düşüşünü izliyordu. Titrediğini fark etmemesi için kollarını sıkıca birbirine doladı.
Kaçmak artık mümkün değildi.
Ve ilk kez...
Kaderi, denizin değil...
Silas Magnus Crowe'un iki dudağının arasından çıkacak sözlere bağlıydı.
Silas kafasındaki bandanayı çıkartmıştı. Gece gibi siyah saçları alnına dökülmüş, dağılmıştı. Giydiği siyah gömleği bedenine yapışmıştı. Belindeki hançer koyduğu kuşağı ise içeri girdiğinde bir çırpıda çıkarmış ve kenara atmıştı.
Evelyn ise dağılmış bir haldeydi.
Saçlarında Kaptan Silas'ın bandanası, üzerine yapışan ıslak erkek kıyafetleri ile tamamen dağınık bir görüntü sergiliyordu.
" Bana yalan söyleme cesaretini nereden buldun? " Dedi düz bir sesle Silas.
Evelyn ise sadece " Mecburdum. " Dedi.
Kadere boyun eğecekti. Kaçamazdı. Bu gece ölecekti belki de ama umrunda değildi.
" Neden? "
Evelyn cevap vermedi. Silas ona yaklaştı ve sert bir dille tekrarladı.
" Neden?! "
Evelyn ise " Zorunda kaldım. Kadın olduğumu bilseydiniz beni gemiye alacak mıydınız? Hiç sanmıyorum. Çünkü sizin gibilerin arasında bir kadına yer yok! " Dedi.
Silas ise ona tek bir cevap verdi.
" Evet. Gemide yerin yok yabancı. "
Evelyn gözlerini ilk kez ona çevirdi.
Silas ise başka birşey söyleyemeden durdu.
Kızın neden böyle bir yere gitmek için yalan söylediğini anlamamıştı.
" Neden gemiye girmek istedin? "
" Paraya ve barınmak için bir yere ihtiyacım vardı. "
Silas birşey söylemedi.
Kamaranın içinde bir ileri bir geri yürüdü.
" Ne yapacaksın bana? "
Silas gözünün ucuyla ona baktı.
" Ne yapmamı istersin? "
Evelyn sessiz kalmak yerine konuştu.
" Öldürecek misin beni? "
Silas tüm bedenini ona çevirerek,
" Kadınlara ve çocuklara dokunmam.
Erkek olsaydın ve bana başka bir konuda yalan söyleseydin şuan yaşamıyor olurdun. " Dedi.
Silas bu geceki konuşma kotasını fazlasıyla doldurmuştu. Başı ağrıyordu. Bu kızla ne yapacaktı böyle?
" Bu gemide çalışmaya devam etmek istiyorum. " Dedi Evelyn.
Silas hiç düşünmeden, " Asla! " Dedi.
" Benim gemimde bir kadına yer yok! "
Evelyn hayatı boyunca kadınların dışlanmasından, hor görülmesinden sıkılmıştı. Hışımla ayağa kalktı.
" Senin o beğenmediğin kadın tayfandan kaç kişinin hayatını kurtardı. Yardımcın Owen da dahil.. " Diyerek Silas'a yürüdü.
Silas şaşırdı ama belli etmedi. Tam dibindeki kadına düz bir ifade ile baktı.
Evelyn ise devam etti.
" Neden korkuyorsun Kaptan Silas?
Bir kadının leş gibi olmuş gemini cennet bahçesine çevireceğini mi hissettin yoksa.. "
" Yoksa ne yabancı? "
" Yoksa o kadına aşık olurum diye korktun mu? "
Silas alayla güldü. Bu sefer Evelyn şaşırmıştı. Alaycı da olsa ilk kez onun gülüşünü görmüştü.
" Aşık etmek mi istiyorsun yabancı? "
" Asla! "
" İsteseydin bile yanlış seçim yapmış olurdun. Çünkü bu kalpte hiçbir kadına yer yok! "
" Yoksa kalbini çoktan toprağa mı gömdün? "
Silas ona cevap verme gereği duymadı.
Evelyn sessiz kalırken Silas ondan uzaklaştı. Kamaranın camına yaklaştı be gömleğinin düğmelerini çözmeye başladı.
" Benim yanımda erkek korsanlar bile ölüme gidiyor. Bir kadıno ölüme götürecek kadar kötü değilim yabancı. "
Evelyn ona arkasından yaklaştı ve
" Ama bende savaştım! Bende öldürdüm! İşe yarıyorum. " Dedi.
Silas gömleğini çıkarmıştı bile. Elinde ıslak gömleği buruşturdu ve hızla ona döndü. Gömleği kenara fırlatırken,
" Eğer bir kadın olduğunu bilseydim baştan seni bu gemiye almazdım! " Dedi.
Evelyn son çare olarak, " Madem benim bu gemide yerim yok, öldürün beni Kaptan Silas Magnus Crowe.
Düşünceniz beni limanda bırakmak ise size kalmadan orada bekleyen hayat beni öldürecek çünkü. " Dedi.
Silas karşısındaki çaresiz kadına bakakaldı.
" Neden kaçıyorsun? Gerçek adın ne?
Kılıç kullanmayı nereden öğrendin? "
Evelyn'in gözlerinden birer damla düştü. Gerisi yoktu.
" Küçük yaşta annemi kaybettim. Beni hayatta seven tek insanı...
Babam başka bir kadınla evlendi. Demirciydi benim babam. Annem ölmeden önce ağzına içki sürmezdi bile. Durumumuz oldukça iyiydi.
Ama sonra... O kadın babamı değiştirdi. Babam ona da bana da şiddet uygulamaya başladı. Ayık olduğu bir gün yoktu. Para kazanmıyor sürekli içiyordu. 14 yaşındayken babamın işlerini devir aldım. Kılıç kullanmayı o zaman öğrendim. Senelerdir demir döverim. İncecik bileklerimi, narin ellerimi ben onlar için heba etmişken onlar beni az bir paraya yaşlı bir adama sattılar.
Kaçtım"
Silas dikkatle dinliyordu. Karşısındaki kadın ağlıyordu. Gerçekten çaresizdi.
Yaşadıkları ise gerçekten kötüydü.
" Otur şuraya. " Dedi Silas.
Evelyn gösterdiği yere otururken,
" Gerçek adın ne? " Diye sordu Silas.
" Evelyn. Evelyn Whitmore... "
Silas kızı şöyle bir inceledi.
" Dinle.. Evelyn. "
Evelyn ıslak gözlerle ona baktı.
Korkuyordu. Limana dönmek istemiyordu.
" Ben kötü ve acımasız bir korsanım. Hayatım boyunca kılıcımın kestiği insan sayısını hesaplayamadım bile. Kaç ölüm, kaç acı gördüm.
Benim bu iğrenç hayatımda, yanlışlarla dolu gemimde bir kadına yer yok.
Olsa bile tayfam bunu doğru karşılamaz. Hepsinin bir önyargısı var. Ben senin canını düşünürken onlar ise inanışlarını düşünerek gemiye bir kadın almazlar. "
Evelyn anlamıştı. Kesinlikle burada bir yeri yoktu.
" Anlıyorum Kaptan Silas. Birkaç gündür benim yükümü çektiğiniz için size minnettarım. Limana ilk gittiğimiz anda beni indirebilirsiniz.
İzninizle. " Dedi Evelyn.
Bir an düşünmüştü. Karşısındaki bu adam ona acıyacak ve gemide kalmasını sağlayacaktı. Ama yanılmıştı. Kaptan Silas tamamen acımasız bir korsandı.
Ayağa kalktı ve kapıya doğru yürümeye başladı. Silas bir anda
" Bekle" Dedi.
Evelyn durdu ve ona döndü.
Silas koltuğa sırtını rahat bir konumda yaslamış, bacakları açık bir pozisyonda oturuyordu. Yanan gaz lambasının ışığı esmer tenini aydınlatıyor, bir tanrı gibi gösteriyordu.
Evelyn onun gözlerine baktı ne oldu dercesine.
" Gemide kalacaksın ama... "
Evelyn heyecanla doldu.
" Ama? "
" Senin kadın olduğunu ben haricinde hiç kimse bilmeyecek. Gemiden birisine bir duygu beslemeyeceksin. "
Evelyn hiç düşünmeden " Kabul. " Dedi.
Silas dudağının kenarıyla belli belirsiz gülümsedi ve " Şurada banyonu yap, ardından peruğunu tak ve yerine git. " Dedi.
Evelyn gösterdiği yere baktı. Odanın içinde bir küvet vardı.
" Bu saatte sıcak su yok, idare et. " Dedi Silas ve odadan çıktı.
⚓⚓⚓
Evelyn kendini buz gibi suyun içine bırakmıştı. Sabunla bedenini güzelce temizledi. Sonra aklına kıyafetlerinin ıslak olduğu geldi. Dahaca küvetten çıkmamıştı.
Tam o sırada kapı açıldı. Silas onun yıkandığını düşünerek içeri girmişti.
Kızın hala küvette olduğunu görünce donakaldı.
Evelyn ise duru suyun içinde olduğundan bedenini ortadaydı. Kollarıyla göğüslerini kapattı.
Silas arkasından kapıyı kapatarak kızı şöyle bir süzdü. Pürüzsüz bacakları vardı. Saçları simsiyahtı. Gözleri gibi.
Elleri ise çok narin görünüyordu. Nasıl anlamazdı erkek olduğunu Evelyn'in.
" Arkanı dön! " Dedi Evelyn.
Silas emir verilmesinden hiç hoşlanmazdı. Kızın yanına kadar gitti ve elindeki kuru kıyafetleri kenara bırakarak, " Bir daha.. " Dedi.
" Bana emir verme. "
Kız ise sanki bu gece yürek yemişti.
" Ne yaparsın? "
Zar zor kaldığı geminin kaptanıyla bu şekilde konuşması hiç güvenli değildi ama Evelyn di bu. Asi kız...
Silas ise gözlerinde değişik bir ifadeyle kızın dudaklarına baktı. " Ne yapacağımı o zaman görürsün. "
Silas arkasını döndü ve küveti görmeyen koltuğa oturdu. Kendine bir rom doldurdu. Sakinlik içinde içerken Evelyn'in nefesi hâlâ titriyordu. Başından beri buz gibi olan su sıcak olmuştu sanki.
Sudan çıktı ve saçlarına bir ha
vlu doladı. Kuru kıyafetleri üzerine geçirdi. Saçlarını iyice kurulayıp elleriyle taradı, ardından peruğunu yerleştirdi.
Kapıdan çıkarken,
" İyi geceler Kaptan. " Demişti.
Silas ise sûkunet içinde romu yudumladı.