İçeriğe geç

The Maze Runner "İSYAN"

Bölüm 8 · 7 dk okuma

The Maze Runner "İSYAN"

Bölüm 8

Bölüm_8

Kendime yeni yeni geliyordum.

Nora...

Onu almama izin vermemişlerdi herşey o kadar ani olmuştu ki, yaşıyor mu onu bile bilmiyordum bunun şu anlık bir önemi yoktu çünkü yaşıyorsa bile orada yaralı ve yalnızdı.

Her ne kadar kabul etmek istemesemde gerçek buydu.

Ama dönecektim nasıl yapacaktım bilmiyorum ama bir an önce yapmalıydım.

Kafamı kaldırıp etrafa baktım,

Kimi kandırıyordum ki,

Nasıl dönecektim şuan nereye gidiyorduk onu bile bilmiyordum helikopterin içinde yanı başımızda silahlı adamlar bizi bir yere götürüyordu,

İyice hissizleşmeye başlamıştım Nora yoktu, keşke daha önce onu sevdiğimi söyleseydim, ya da hiç sevmeseydim, gerçi bu daha kötü olurdu onu kısa bir süre tanımıştım belki ama bana sanki yıllarca sürmüş, sanki hep yanımdaymış onu hep tanıyormuşum gibi hissettirmişti ve bu güzeldi.

Ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum ama helikopter inmeye başlamıştı.

Havanın kararmış olduğunu görmüştüm helikopter ağır ağır yere indikten sonra kapı açıldı ve yine yüzü maskeli elin de silah olan adamlar sırasıyla bizi hızla indirmeye başladılar tam inecekken Thamos'ın uyuduğu aklıma geldi geri dönüp uyandırmak istedim ama adam kolumu çekiştirip bana birşeyler söylemeye başlamıştı oldukça endişeli görünüyordu zaten Thamos'ı da Minho uyandırdığı için vakit kaybetmeden helikopterden indim adam koluma girmişti.

Koşarak beni diğerlerinin yanına büyük bir binaya götürüyordu etrafta gürültülü siren sesleri duyuluyor ve ışıklar yanıp sönüyordu sert esen rüzgara karşı güçlükle yürüyordum.

"Deliller geliyor çabuk olun!"

Tam net göremesem de ayakta zor duran garip sesler çıkaran muhtemelen insan olduğunu düşündüğüm fakat insana da uzaktan pek benzemeyen varlıklara ateş ediyorlardı nihayet içeriye ulaştığımda adam yeniden dışarı çıktı içerisi de dışarısı gibi bir o kadar hareketliydi en sonun da Thamos da içeri girince kapı kapandı, bizi yine bir yere götürmeye başladılar ve ben artık bu durumdan iyice sıkılmaya başlamıştım depo gibi bir yere bizi kapatıp kapıyı arkadan kilitlediler hiçbir şey yapamıyor oluşum yüzümden kafayı yakında yiyecektim aklım hâlâ labirentte kalmıştı şuan Nora yanımda olsa böyle endişeli olmazdım endişemin tek sebebi oydu.

Sıkıntıyla yere çöküp başımı duvara yasladım yanımda hissettiğim hareketlilikle bir saniyeliğine sağ tarafıma bakıp geri önüme döndüm Minho konuşmaya başlamıştı,

-Newt ben, gerçekten çok üzgünüm iyi misin, nasıl hissediyorsun?

Bu sorunu cevabını bilmiyordum açıkçası

-Eksik

Diyebildim, 'garip aslına bakarsan bende nasıl hissettiğimi bilmiyorum Minho galiba iyice hissizleşiyorum'.

-Hayır hissizleşmiyorsun, bak; Nora yı oradan alıcaz ve geri dönücez

- İyi de nasıl, yaşıyor mu daha onu bile bilmiyoruz

Bu söylediğimi güçlükle söylemiştim dediklerim can yakıcıydı ama doğruydu gözlerimin dolduğunu hissettim zaten diğerleri bize biraz uzak kalmıştı yanımda Minho vardı ama bunu sorun etmedim ne zaman zor durumda olsam yanımda olurdu ve yine öyle yapıyordu.

-Bilmiyorum Newt ama bir şekilde yapıcaz hem belki de yaşıyordur iyi düşünelim şimdilik sakin kalıp akışına bırakarak olan biteni anlayalım olur mu?

Dediğini başımı sallayarak onayladım haklıydı şuanlık burda ne döndüğünü anlamalıydık buraya geldiğimizden beri dışarıdan garip ve hiç hoş olmayan sesler geliyordu.

Kapının sesi gelince ikimizde ayağa kalkıp diğerlerinin yanına gittik bir adam gülümsüyordu.

-Çocuklar hoşgeldiniz, gürültü için kusura bakmayın bir sürü ile uğraşmamız gerekti.

Sürü dediği şey seslerin kaynağı olmalıydı dışarıda gördüğüm şey her neyse sesin kaynağı onlardı.

Sarı saçlı kadının söylediklerini düşündüm bir anlığına 'beyine saldıran ölümcül bir virüs'

Thomas,

"Sen kimsin?"

"Hâlâ hayatta olmanızın sebebi ve niyetim bunun devamını sağlamak, şimdi beni takip edin sizi biraz toparlayayım. "

Diğerleri gibi bende peşine takılmıştım zaten başka seçeneğim de yoktu.

Yürürken enerji dolu bir sesle konuşmasını sürdürüyordu

"Bana Janson diyebilirsiniz, burayı ben yönetiyorum, burası bir tür sığınak sayılır delilerden korunabiliyoruz burası evden önceki durak gibi birşey."

"Yani bizi eve mi götüreceksiniz?"

Thamos'ın sorduğu soruyu bende merak etmiştim.

"Sayılır, evinizden geriye pek birşey kalmadı maalesef ki ama burada güvendesiniz ayrıca buradan biraz ileride bir kamp var mülteci kampı Alevden uzak güvenli tam size göre. "

Minho bana döndü 'neden yardım ediyor ki?'

Sesli sormasını işaret ettim.

Soruyu sesli bir şekilde tekrarladı

"Neden yardım ediyorsunuz?"

"Dışarıda felaket yaşanıyor sizler önemlisiniz çünkü aleve bağışıklığınız var bu da sizi açık hedef haline getiriyor."

İlerideki kapıyı bir kartı okutarak açtı

"Bence şimdilik bu kadar soru yeter bu sizin yeni hayatınızın başlangıcı ve şimdi de şu kokuya bir çare bulalım demi, keyfinize bakın."

Ne dediğini ilk anlamasam da

Koridoru takip ettiğimizde bizi sıcak suyu olan büyük bir banyo karşıladı şimdi anlamıştım, gerçekten en son ne zaman duş aldığımı hatırlamıyordum.

"Bakıyorum da keyfin yerine gelmiş."

Minho'nun yüzünde büyük bir gülümseme vardı ne ara olmuştu bilmiyorum ama aynı gülümsemenin benim de yüzümde olduğunu yeni fark ediyordum acaba şuan Nora ya haksızlık ediyor muydum belki de şuan yaşıyor ve çok kötü acı çekiyordu elimden birşey gelmediğini artık kabullenmem gerektiğine karar verip çocuk gibi zıplayarak 3. Kabine giren Minho'ya doğru ilerleyip elimdeki havluyu ona uzattım ardından da hemen yanındaki kabine girdim.

...

Duştan sonra bizi bir çeşit hastane gibi olan bölüme götürmüşlerdi hepimiz ayrı bir kabindeydik bir doktor elinde şırınga ile yanıma yaklaştı.

"Nedir bu?"

"Bir çeşit kokteyl içinde ihtiyacın olan herşey var çeşitli vitaminler falan."

Kolumu sıyırıp sırıngayı batırmasına izin verdim.

Birkaç testten geçirmişlerdi beni, hepimizi..

Thamos'ı bir adamın götürdüğünü görmüştüm

Konuşan doktor dikkatimi üzerine çekmişti

"Tamam herşey bitti, diğerlerine katılabilirsin."

Teşekkür edip ayağa kalkmıştım Minho hızla yanıma geldi,

"Duydun mu diğerlerine katılabileceğimizi söylediler."

"Evet ama diğerleri kim?"

"Bilmiyorum sadece az önce bir kızla tanıştım o da testlerden geçmiş bak işte geliyor. "

Kafamı çevirip yanımıza gelen kıza baktım,

"Selam ben Daisy

Gelin size yolu göstereyim."

Minho yu başımla onayladım ikisi önden sohbet ederek giderken ben arkadan takip ediyordum.

Burası da geldiğimiz labirent gibi çok karışıktı yürüdükçe sesler geliyordu insan sesleri her adımımızda sesler yaklaşıyordu.

"İşte geldik, sonra görüşürüz benim gitmem gerek."

Minho ve ben kapı da dikilip masalarda oturan kişilere bakıp biraz etrafı inceledik gözüm az önceki kızın oturduğu masaya kayınca

Yanında oturan kızla bakışlarımız kesişmişti dikkatlice bana bakıyordu hemen yan tarafımda duran Minho ya döndüm kesinlikle rahatsız olmuştum.

Minho oturmayı teklif edince onu takip ettim masadaki çocuklarla konuşmaya başlamıştık dediklerine göre onlarda labirentten kurtulmuşlardı.

Uzun süren sohbetin sonunda Thamos ta gelince Minho onu alıp yanımıza getirdi

Ben merak ettiklerimi soruyordum,

"Peki sizi labirentten aldıklarında orada kalan diğer çocuklara ne oldu?"

"Bilmiyorum herhalde hâlâ isyanın elindedirler."

"Buraya geleli ne kadar oldu?"

"Çok değil birkaç gün oldu."

Thamos ve Minho bizi dikkatle dinliyordu

"Şu çocuk varya en eskimiz o bir haftadır buradaymış. "

Arka tarafta kafasına ceketinin şapkasını geçirip tek başına oturan çocuğu göstermişti.

"Labirenti kızlarla doluymuş."

"Gerçekten mi?"

Soruyu Minho sormuştu

"Bazılarımız şanslı. "

Benim kadar şanslısı bulunmazdı

Benim kadar şanslı olup sonrasında dünyanın en şanssızı olmakta bir marifetti.

İçeri Janson girip konuşmaya başlamıştı

"İyi akşamlar hanımlar, beyler şimdi isimlerinizi okuduklarım buraya gelicek ve bizde sizleri yeni hayatlarınızın başlangıçlarına götüreceğiz."

"Bu da ne demek?"

"Hergün 8 kişi çağırıyorlar zaten sessiz ol duyamayacağız."

Sorumu kaba bir şekilde cevaplayan çocuk hızla arkasını dönüp Janson'ı dinlemeye başladı

Tam 8 isim saymıştı hepsi de sevinçten adeta havlara uçarak görevlileri takip edip dışarı çıktılar bu isimler arasında az önce beni tersleyen çocuk ve isminin Emily olduğunu öğrendiğim girişte beni süzen kızda vardı.

Janson saymayı bırakınca üzülen birkaç kişiye de moral vermek istercesine

"Merak etmeyin hepinize sıra gelicek" diyerek dışarı çıkmıştı.

"Onlar nereye gidiyorlar?"

Önümüzde oturan isminin Mike olduğunu öğrendiğim çocuk;

"Güvenli bölgeye her seferinde birkaç kişi götürüyorlar onlar çok şanslılar. " diyerek sorumu yanıtlamıştı bu seferde.

Thamos ileri de cam bölgeden görünen kısımda Teresa'yı götürdüklerini görünce yanına gitmeye çalışmıştı ama izin vermemişlerdi ardından sıkıntıyla yeniden yanımıza gelince karnımızı tamamen doyurduk ben dalıp gitmiş Nora' yı düşünürken görevlinin ne ara geldiğini fark etmemiştim bizi yatakhanemize götüreceğini söylemişti

Öyle de yaptı.

Şanslıydık ki hepimiz aynı yatakhanede kalıyorduk.

"Newt sence o adamlar Teresa dan ne istiyorlar?"

Thamos endişeli görünüyordu

"Bak bende Nora' yı merak ediyorum dostum ama elimizden birşey gelmiyor tamam mı?

Hem o kız hakkında birşey biliyorsam o da bence kendi başının çaresine bakabildiğidir bu kadar endişelenme."

Yüz ifadesi dediklerimden sonra hiç değişmemişti yatağın üst katına çıkıp oturdum tabi kendi kız arkadaşı için endişeleniyordu Nora' yı düşünen yoktu istemsizce sinirlendiğim için hızla kendimi yatağa bıraktım ışıklar sönünce sabahtan beri engellediğim yaşlar gözümden akmaya başlamıştı. sesimi duyurmamak için bir müddet sessizce ağlamıştım daha öncesinde bir kız için ağlayacağımı söyleseler inanmazdım bana ne yapmıştı bilmiyordum ama kendimi tutamıyordum.

Bölüm sonu

1 yorum