İçeriğe geç

The Maze Runner "İSYAN"

Bölüm 7 · 5 dk okuma

The Maze Runner "İSYAN"

Bölüm 7

Bölüm_7

Uzun kolidorda seri adımlarla ilerliyorduk Newt'ten destek alarak yürüyordum karnımın ağrısı iyice kendini belli etmeye başlamıştı bunu Newt'e ve diğerlerine hissettirmemeye özen göstersem de yüzüm istemsizce buruşuyordu Newt'in de bunu fark etmesi çok zaman almamıştı zaten

Uzun uğraşlar sonucu iyi olduğuma inandırmıştım ya da inanmış gibi yapıyordu gözü sürekli üzerim de geziyordu.

Sonunda bana 2 saat zaman geçmiş gibi gelen uzun koridorun sonuna gelmiştik önümüzde demir bir kapı duruyordu ve üzerinde yeşil ışıklı bir tabelayla sadece çıkış yazıyordu.

"Çıkış mı sadece bu kadar mı?"

"Bunlar bizimle dalga mı geçiyor?"

Demiştim Newt sessiz ve kısa bir gülüş kaçırmıştı ağzından dönüp sorgulayan gözlerle ona baktım bir şey yok dercesine omzunu silkti bende çok üstelemeyerek geri kapıya çevirmiştim başımı.

Thamos kapının kolunu tutup ağır bir şekilde açtı ilk o içeri girince arkasından sırayla biz de girmiştik hepimiz anlamaz şaşkın gözlerle etrafa bakıyoruk burası ara ara rüyama giren laboratuvara benziyordu heryer de üsünde beyaz önlük olan insanlar yatıyordu hepsi vurulmuştu yerler kandan göl olmuştu resmen, tüm herşey kırılmış parçalanmıştı sonunda aklıma Newt' e bakmak gelince elimden geldiğince arkamı döndüm o da bana baktığında

"Sanki savaş çıkmış gibi"

Dedi ve tekrardan etrafa bakmaya başladı beraber deney tüplerinin olduğu tarafa ilerledik hepsinin ya tamamı ya bir kısmı parçalanmıştı içinde ne olduğunu bilmediğimiz renkli sıvılar bulunuyordu.

Newt elimi ne ara tutmuştu bilmiyordum ama ben yeni hissediyordum çünkü elimi sıkıyordu gözlerini takip ettiğimde ilerideki ekrana bakıyordu orda Newt vardı her anı ekranda gösteriliyordu sadece Newt değil, Thomas, Chcuk, Minho, ben...

Labirentteki herkesin ne yaptığı saniyesi saniyesine ekrandaydı sanki bir film gibi herşeyi izleyebiliyorduk.

"Bunca zamandır bizi izliyorlarmış." Elimi daha gevşek tutmaya başlamıştı.

Minho başını sallayıp inanmaz gözlerle kendini izliyordu,

"Hemde her hareketimizi."

Birkaç saniye ölüm sessizliğiyle geçti herkes etrafı inceliyordu

"Şuna bakın!" Sessizliği bozan Thamos'ın sesiydi

Yanına gittiğimizde yine büyük bir ekran karşılamıştı bizi önünde duran kırmızı büyük tuşa bastığında

Ekranda sarı saçlı bir kadın çıkınca herkes aniden bana döndü bu çok uzun sürmedi çünkü kadın konuşmaya başlamıştı

"Merhabalar, ben Doktor Ava Paige"

O gün boğazımda oluşan yumru tekrardan oluşmuştu

"Dünya Afetleri Ölüm Alanı Bölümünün Operasyonları,

-Bunu izliyorsanız lavirent deneylerini başarıyla tamamladınız demektir keşke sizi tebrik etmek için şahsen orada olabilseydim ama koşullar buna engel olmuş görünüyor eminim şuan kafanız çok karışıktır öfkelisiniz, korkuyorsunuz ama emin olun başınıza gelen size yaptığımız herşeyin hepsinin br nedeni vardı siz hatırlamazsınız belki ama güneş dünyamızı kavurdu."

Ekranda dış dünyanın olduğu görüntüler çıkıyordu ve bu pek hoş değildi

"Küresel ölçekte yangınlara, kıtlığa, acılara milyarlarca kurban verildi.

Bundan sonra olanlar daha kötüydü."

Şimdiyse ekranda yine o beyaz önlüklü doktorlar vardı masada yatan adam kurtulmaya çalışıyordu bembeyaz tenli adam sanki ölüydü yaşayan bir ölü damarları patlayacak derecede dışa çıkmış neredeyse içerisindeki kan görünüyordu.

Labirentteki ızdırap verenler de birini sokunca böyle oluyordu ama bu onun kat kat daha fazlasıydı.

"Ona 'ALEV' adını verdik, beyine saldıran ölümcül bir virüstü. Çok şiddetli, ne yapacağı belli olmayan ve tedavi edilemeyen bir virüs...

Ya da öyle sanıyorduk.

Zamanla virüse karşı koyabilen yeni bir nesil ortaya çıktı, tedavi için umutlanmıştık ama bulmak kolay olmayacaktı küçüklerin beyin faaliyetlerinin incelenip çok sert ortamlarda test edilmesi hatta kurban edilmeleri gerekiyordu."

Gözüm istemsizce yan tarafım da duran Chuck'a döndü gözün de korku vardı güven vermek istercesine boşta olan elimi omzuna koydum diğer elim Newt'ten destek alıp ayakta durduğum için Newt'in belindeydi.

"Tüm çabalar onların neyin farklı kıldığını bulmak içindi. Yani sizlerin.

Farkında olmayabilirsiniz ama çok önemlisiniz ama ne yazık ki deneyleriniz daha yeni başladı.

Ve Nora tatlım,

"

Birkaç kişi yine saliseliğine bakışlarımı üzerime yollamıştı bende adımı duymamla birlikte iyice gerilmiştim, titriyordum istemsizce.

"Umarım kurtulmuşsundur, sana inanıyorum güvenmeseydim seni oraya yollamazdım zaten bana kızgınsın biliyorum belki de herkesten çok ama bil ki bu senin güvenliğin içindi burada yanımda güvende değildin."

Demesiyle arkasındaki kapı açıldı içeriye birkaç silahlı adam girdi, ateş etmeye başladılar tüm doktorları öldürüyorlardı Ava camlı ayrı bir bölüm de duruyordu konuşmasını hızlı tamamlamaya çalıştı,

"Bizim için çok geç olabilir, benim için ama sizin için değil, dış dünya sizi bekliyor."

Elindeki silahı başına doğrultmuştu son sözlerini mırıldandı,

"Unutmayın 'İSYAN' iyidir."

Kafasına sıkmasıyla hepimiz kafamızı başka bir tarafa çevirdik Newt güven vermek istercesine sarılmıştı şuan değişik bir duygu içerisindeydim bu duygu karnımın acısını unutturmuştu adeta.

İleride ki büyük kapı kulak acısı yapacak şekilde gürültüyle açılmaya başlamıştı bu sefer de hepimiz kapının önüne dizilmiştik.

"Bitti mi, bu kadar mı?" Diye sordu Chuck

"Daha yeni başlıyorsunuz dedi." Teresa haklıydı eğer dış dünya ekranda gösterilen gibiyse gerçekten korkunçtu.

Newt,

"Önemli kişiler olduğumuzu söyledi, şimdi ne yapacağız ki?"

Thamos düşünceliydi uzun zamandır konuşmuyor sanki için de birşeyleri çözmeye çalışıyordu,

"Bilmiyorum ama buradan çıkmalıyız."

Tam hareketlenmiştik ki arkadan bir ses gelmişti hep bir sorun çıkıyordu karşımıza

"Olmaz, buradan gidemeyiz."

Bu Gally'di ayakta zor duruyordu

"Yaklaşmayın sokulmuş." Dedi Minho uyarırcasına.

Thamos onu ikna etmeye çalışıyordu,

"Başardık Gally kurtulduk, özgürüz. "

"Orda özgür olduğumuzu mu sanıyorsunuz?

Ben labirente aitim hiçbir yere gitmiyorum, hepiniz hainsiniz."

Bu söylediğini bana bakarak söylemişti ya da artık ben iyice kafayı yemiştim nedensiz vicdan azabından.

Elindeki silahı yeni fark etmiştim eğilip hemen yerden bir tane daha aldı herkes hazırdaydı Thamos hâlâ ikna etmeye çalışıyordu silahı Thamos'a doğrulttu yan taraftan Minho eline ızdırap verenleri durdurmak için kullandığımız bir mızrağı almıştı derken korktuğumuz oldu ve silah sesi kulaklarımızı doldurdu tam anlayamamıştım ama Minho mızrağı Gally'e fırlatmıştı Gally'nin elindeki diğer silahta patlamıştı.

Büyük bir acı hissediyordum ama nedenini anlamıyordum.

Chuck yere yığılmıştı çünkü Thamos'ın önüne atlamıştı bu yere düşüp gözüm kapanmadan önce gördüğüm son şey olmuştu sesleri duyuyordum az çok ayırt edebiliyordum ama anlamıştım Chuck ölmüştü sanırım ben de ölecektim Newt birşeyler diyordu ama anlayamıyor cevap verecek gücü kendimde bulamıyordum.

Thamos'ın bağıran sesi kulaklarımı dolduruyordu Chuck'ı burda bırakmak istemiyordu.

Derken sanki çok yüksekten düşmüş gibi hissettim başım Newt'in kucağından zemine düşünce yan tarafa döndüm gözüm hafif aralandı,

"Hayır, onu da alalım"

Silahlı adamlar hepsini dışarıya çıkarıyordu seslenmek istemiştim, yaşıyorum beni de alın, ama yapamadım gerçekten ölecektim sanırım ama olan biteni anlayabiliyordum bilincim açıktı Newt' i iki kişi tutmuştu bağırıyordu kurtulmaya çalışıyordu gözümden dökülen yaşlara engel olamadım birkaç dakika sonraysa hepsinin sesi gitmişti bense burada onlarca cesetin arasında resmen ölüme terk edilmiş ölmüş sanılmıştım.

Galiba öyle de olacaktı beni bulabilecek birilerinin olduğunu sanmıyordum, önceden bir yaram vardı zaten kan kaybından gideceğimi düşünüyordum o an uyumak istedim uyumak ve geri uyandığımda herşeyin güzel olmasını sanki uyusam bu büyük acı üzerimden gidecekti, Newt yanımda olacaktı...

Artık hiçbir şeyin önemi yoktu sadece uyumak istiyordum

Öyle de yaptım gözlerim dünden razıymış gibi istemsizce kapandı.

:)

Bölüm sonu

1 yorum

  • Oha bunu beklemiyordum valla. Ellerine sağlık yazarcım yeni bölümü bekliyoruz❤️❤️❤️❤️

    1Yanıt