İçeriğe geç

The Maze Runner "İSYAN"

Bölüm 6 · 8 dk okuma

The Maze Runner "İSYAN"

Bölüm 6

Bölüm_6

Herkes uyansın, Thamos, uyan!

Seslere karşı hızlıca bende kalkmıştım kalktığım anda beni geri yere düşüren yaratık tam üzerimde duruyordu

Izdırap veren kafasını bana doğru yaklaştırıyordu ama elimden birşey gelmiyordu buraya kadarmış dediğimde son kez çevreme bakmak istemiştim sağ tarafıma döndüğümde yan tarafta yerde hareketsiz yatan Minho' yu görmem bir oldu.

"Minhooo!"

Izdırap veren tek değildi onlardan bir sürüydü sol tarafımdan gelen sesle başımı bu sefer sola çevirmiştim yerde kanlar içinde yatan Chcuktı.

"Hayııır, Thamos"

Şimdiyse Teresa bağırıyordu bense kafamı kaldırıp üstümde duran ama neden şimdiye kadar saldırmadığını bilmediğim canavara çevirdim bakışlarımı bakışlarımın değmesiyle canavarın ağzını açması bir olmuştu

"Onu bırak"

Tanıdık ses...

Newt' in sesiydi canavar kuyruğuyla Newt'e vurmuş ve kafamı ağzının içine almıştı.

.....

"Nora uyan."

Aniden yattığım yerden doğruldum etrafta ızdırap veren yoktu herkeste yaşıyordu ben de yaşıyordum ama gözlerim yinede Newt'i arıyordu görmeden içim rahat etmeyecekti titreyen ellerimle oynamaya başlamıştım.

"İyi misin Nora, kabus gördün sanırım"

Beni uyandıran Chuck' a kısa bir süre sarıldım

"Evet, kötü bir kabustu, hemde fazlasıyla."

"Daha iyi misin, su getirebilirim."

"Tabi iyi olur, teşekkür ederim."

Chcuk yanımdan ayrılınca kafamı yan tarafa çevirmiştim çevirmemle içimin rahatlaması bir olmuştu Newt birkaç adım ötede oturuyor ve o da bana bakıyordu ayağa kalkıp ağır adımlarla yanıma gelip, oturdu.

"Naber?"

"İyi denilecek durumda değilim ama kötü de değilim diyelim, ya sen?"

Bir an da ne olmuştu da gelip hâl hatır sormaya yanıma oturmaya başlamıştı.

"Bende iyiyim, sadece az önce kötü bir rüya gördüm, gerçek gibiydi, garipti, sende vardın."

"Nasıl, ne oluyordu tam olarak." Diye merakla sordum

"Tam hatırlamıyorum beyaz ışıklar vardı ben yatıyordum ağzı maskeli insanlar vardı başımda kafamı yana çeviriyorum sonra seni görüyorum kapıdan bana bakıp, ağlıyordun."

"Ya bu bir rüya değilse Thamos gibi birşeyler hatırladıysan, o zaman bu demek oluyor ki seni buraya yolladıklarında ben de oradaydım."

Birkaç saniye sadece birbirimizin yüzüne bakmıştık

"Ya da sadece basit bir rüyaydı. "

"Newt tekrardan çok özür dilerim."

Gerçekten kötü hissediyordum sanki sonsuza kadar özür dilesem içim rahat etmeyecekti

"Nora bu konuları aştığımızı sanıyordum, o gün söylediklerimi hatırlıyor musun?"

Birkaç saniye düşünüp hatırlamaya çalıştım pek zor olmamıştı çünkü o gün söyledikleri beni çok mutlu etmişti kafamı sallayarak dediklerini tekrarladım,

"Labirentten önceki hayatımızdaki insanlar değiliz artık."

"Kesinlikle bu yüzden kendini üzme."

Şuan gerçekten mutlu hissediyordum bir yandan da içim içimi yiyordu acaba neden bir ara konuşmayıp şimdi yanıma gelip konuşmaya başlamıştı.

Sorsa mıydım?

"Az sonra nöbet değişimi olur diğerleri de uyusun ben nöbete kalırım istersen sen biraz daha uyu."

" Sorun değil sıra bana geldiyse bende nöbet tutarım."

"Ama yorgun görünüyorsun, ve sanırım az önce kabus gördün."

"Evet, kötü bir rüyaydı."

"Chuck' ı seni uyandırması için ben yolladım yanına."

Bakışlarımı yerden alıp yüzüne çıkardım,

Madem bu kadar önemsiyordu o zaman neden dün öyle davranmıştı?

"Teşekkür ederim, gerçekten uyanmaya ihtiyacım vardı."

Sadece gülümsemişti

"Nora!" Bana seslenen Chuck'tı

Teşekkür ederek Chuck' ın elindeki suyu 2 yudum içmiştim labirentte ne kadar kalacağımızı bilmiyorduk bu suya ihtiyacımız olabilirdi.

"Benim nöbet sıram bitti biraz dinlenmeye gidiyorum."

"Tamam iyi uykular Chuck"

Sadece kendini gülümsemek için zorlamıştı yorgun görünüyordu gerçekten biraz ilerleyip uzandı ve sanırım hemen uykuya dalacaktı.

"Nöbet tutmamasını söyledik ama bizi dinlemedi."

Newt'e çevirdim başımı

"Gerçekten çok iyi bir çocuk." Dedim geri Chuck' a bakarak.

"Öyledir, birbirinize alıştınız hemen."

"Biraz öyle oldu evet."

"Nora bir daha tehlikeli işler yapmayacağına söz verir misin?"

Yüzüne baktım yüz ifadesini çözmeye çalışıyorudum sessiz kalmıştım

"Tamam ama...

"Evet söyle"

"Newt neden geçen soğuk davranıyordun şimdiyse beni umursuyormuş gibi davranıyorsun"

"Nora tabiki de seni umursuyorum. "

Biraz duraksadı ama çok sürmeden eklemişti

"Hemde herkesten çok."

Demesiyle karşısında istemsiz bir şekilde aptalca gülümsemeye başlamıştım

"Nora hâlâ söz vermedin."

Gülerken başımı salladım,

"Tamam, söz."

"Şimdi gerçekten gitmeliyim diğerleri de uyumalı sende dinlen, Teresa'nın yanına gidebilirsin istersen."

Gösterdiği yerde Teresa uyuyordu.

"Burda iyiyim."

"Tamam o zaman ben gidiyorum."

"Görüşürüz."

Newt gittikten hemen sonra kafamı geri yere koydum ve aptal sırıtmam yine yüzüme yayılmaya başlamıştı uyumalıydım ama yapamıyordum

Sesi kafamda yankılanıyordu

'Hemde herkesten çok...'

Bu bir tür itiraftı değil mi?

Ben uyduruyor olamazdım.

Uyduruyor muydum yoksa?

..

Kafamı yerden kaldırmıştım uyuyan kimse kalmamıştı benimle aynı anda uyanan birkaç kişi vardı saat daha erkendi ama sanırım artık yola çıkacaktık.

Labirentin derinliklerinden ızdırap verenlerin sesi geliyordu enteresan bir şekilde yanımıza gelmemişlerdi şimdiyse önümüzdeki devasa kapının açılmasını bekliyorduk tahminimize göre birazdan açılacaktı

Thamos en önde kapıya doğru bakıyordu bizde arkasında sırayla dizilmiş hazır vaziyette bekliyorduk yarım saate yakın beklemiştik kapı hâlâ açılmamıştı bu sıra da yorulan bazı kişiler yere oturmuştu ızdırap verenlerin sesi ise gitgide yakınlaşıyordu bir tanesinin sesi çok yakından gürültülü bir şekilde geliyordu ve bu durum çok rahatsız ediciydi geçen her saniye gerilmeme sebep oluyordu heleki gördüğüm rüyadan sonra.

"Sizce de bu durum garip değil mi?"

Minho haklıydı bir şeyler ters gidiyordu

"Minho doğru yerde olduğumuzdan emin misin?"

"Evet Thamos şuan 7. Bölümdeki kapının önündeyiz."

"Ama anlamıyorum şimdiye kadar açımalıydı neden açılmadı o zaman?"

"Galiba bir şeyler ters gidiyor."

Uzun boylu zayıf bir çocuk olan Fred konuşmuştu

"Ne yapıcağız Thamos?"

Thamos ızdırap verenlerin sesinin geldiği tarafa bakıyordu bu geldiğimiz taraftı

"Geri dönemeyiz, mecbur bir süre daha bekleyeceğiz. "

"Aman ne güzel plan burda öleceğiz!"

Fred telaşlı gözlerle etrafa bakıyordu

"Başka bir şey düşünsene Thamos bizi buraya sen getirdin!"

"Daha iyi bir fikrin var mı ha, hem ben buraya kimseyi zorla getirmedim"

Teresa öne atılan Thamos'ın önüne geçmişti "Kendinize gelin !"

"Hey sakin olmalıyız kendinize geli..."

Newt'in sözü yarıda kaldı önümüzdeki devasa kapı büyük bir gürültüyle ağır ağır açılmaya başlamıştı.

Arkadan da bir ses gelmesiyle ürpererek bende diğerleri gibi bakışlarımı o tarafa geçirdim arka kapı önümüzdekine göre daha hızlı açılıyordu kapı açıldıkça bu tarafa geçmeye çalışan ızdırap verenler görünüyordu herkes panik olmuş bir şekilde birbirine baktı ve sırayla aralık olan kapıdan içeri girmeye başladı.

Hızla koşuyor arada birbirimize çarpıyorduk Thamos en önde bir şeyler diyordu ama ben sadece en sonunda "herkes sakin olsun' dediğini duymuştum sonunda kapıdan geçip bir süre daha koşmuştuk hemen ardından Thamos hepimizi durdurdu.

Arkamızdan canavarların sesleri gelirken Thamos sesini duyurmaya çalışıyordu

"Teresa, Chuck, Nora."

Siz ortamızdan geliceksiniz

"Minho, Newt biz hemen arkalarından gelip kapıyı kapatıcağız geriye kalanlar en önden ilerlesin dikkatli olun az vaktimiz var."

Dediğini yaptık Teresayla birlikte Chuck' ı ortamıza alıp öndekileri takip ediyorduk hepimiz geçince arkamızdaki devasa kapıyı büyük bir güçlükle kapatmışlardı tam vaktinde.

Bu arada önümüzdekiler karşından gelen 3 ızdırap verenle birbirlerine girmişlerdi eğilerek çıkış kapısı olduğunu düşündüğümüz devasa yuvarlak kapıya ulaşmaya çalışıyorduk kafamı eğdiğim sırada başımızın üstünden aşağı uçuruma biri düştü kim olduğunu görememiştim içimden umarım Newt değildir diye geçirerek ilerlemeye devam ettim

Karşımıza bir ızdırap veren çıkmıştı Teresa yere düşünce domino taşı gibi Chuck ve bende peşinden devrilmiştik

Vakit kaybetmeden ayağa kalkmıştık ama Chuck elinden anahtarı düşürmüştü.

Uçuruma doğru ilerleyen Chuck' ı Teresa tutup sonunda bir işe yaramıştı neyse böyle düşünceler için hiç iyi bir ortam değildi.

Sonunda kapıya ulaşmıştık ki geriye döndüğümüzde herkesin burada olduğunu sırtları bize dönük bir şekilde silahlarla kalkan yaptığını görmüştük canavarları zor tutuyorlardı.

"Teresa çabuk kapıyı açın."

Thamos iyi güzel diyordu da karşımızda bir ekran belirmişti

'Bir şifre var dedim.'

"Şifre mi?"

Newt'i Teresa yanıtladı

"Evet 8 haneli."

"Minho labirentin bölümleri neydi."

"Ne?!"

Minho dışarıda kalmıştı ve üzerine bir ızdırap veren çıkmıştı Minho doğru dürüst nefes alacak hali bile yokken nasıl şifreyi söyleyecekti derken içeriden adını bilmediğim bir çocuk ızdırap verene doğru koştu ve kendini siper etmişti ızdırap veren Minho'nun üzerinden çıkıp çocuğa yöneldi Minho fırsatı değerlendirip içeriye gelmişti

"Minho labirentin bölümlerinin sırası çabuk!"

"Tamam; 7, 1, 5, 2"

Dışarıdaki çocuğun acı dolu çığlıkları kulaklarımı dolduruyordu

"Devam et Minho hadi."

Chuck gücü yettiğince bağırmıştı.

"6, 4, 8, 3 ; oldu mu?"

Ekran yeşil yanmış kapı da açılmıştı ağır ağır Chuck ve Teresa'nın ardından içeri ben girmiştim tam adımımı attığım sırada bir çıkıntıya basmış önümdeki yeni fark ettiğim mekanizmayı çalıştırmıştım karnımın üzerine acıyla düşmüştüm beni Thamos'ın oturttuğunu zar zor seçebilmiştim herkes yere oturmuş soluk soluğaydı elim karnımdaki keskin ağrının üzerine gitti ve acı ile inledim

"Yaralanmışsın dedi Newt panikle. "

Yanıma oturup çantayı açmıştı hızlıca yanımıza Minho ve Frypan da gelmişti tişörtümü yukarı sıyırıp karnımı sarmışlardı neyseki derin bir kesik değildi 5 dakika gibi bir süre sonra yanımda sadece Newt kalmıştı.

"İyi misin?"

Sesi yine endişeliydi neden dediğimi bilmiyordum ama kendimi tutamayıp

"Beni bu kadar önemsediğini bilmiyordum." Demiştim.

Bir süre sadece yüzüme baktı

Aslında beni önemsediğini söylemişti hemde herkesten çok demişti bu aklıma yeni gelmişti ama istifimi hiç bozmadım ardından da çevreye bir göz atıp tekrar bana döndü

"Nora,

Tabiki de önemsiyorum çünkü, ben seni seviyorum."

Aslında daha önce de dolaylı yoldan itiraf etmişti ama bunu yüzüme karşı açık olarak söylemesi garip hissettirmişti

İstemsizce gülmeye başlamıştım gülüşüme karşılık vermişti yan tarafıma oturup benim gibi sırtını yaslayınca.

Eeee diyip yüzüme bakmıştı ben iyice salaklaşmaya başlıyordum

"Bende seni seviyorum." Diyip sarsılmıştım e tabi sadece seviyorum mu diyeceğim sarılmıştım işte fakat çok sürmemişti çünkü karnımı unutmuştum sardıkları bezin üstü tekrardan kan olmuştu

"Dikkat et."

"Tamam millet artık gitmeliyiz."

Newt'in yardımıyla ayağa kalkmıştık

"Geçmiş olsun Nora."

"Sağol Chuck dedim gülümseyerek."

Ama gözüm Minho' ya takılmıştı bize bakıp sırıtıyordu ki bu pekte Minho'luk bir hareket değildi

"Ne oldu, neden imalı imalı gülüyorsun öyle?"

"Sonunda söyledin mi?"

Diye sordu Newt'e

"Evet söyledim ve kurtuldum."

"Sonunda..."

İkisine hayretler içersinde bakıyordum kafam o kadar dağılmıştı ki bulunduğumuz ortamı unutmuştun bile üzerimde hissettiğim bakışlara doğru döndüm Teresa yine en gıcık bakışlarını üzerime yolluyordu hayır ben ne yaptığımı da anlamıyordum ki düzgünce konuşmak isterdim oysa nede olsa buradaki tek kız ikimiziz ama anlamadığım bir şekilde buna engel oluyordu onu gördüğüm ilk andan beri böyleydi ve beynimde iyi biri olarak bulunmuyordu madem öyle artık bende ona karşı aynı tavırları sergileyecektim.

_______________________________________

Bölüm sonu

1 yorum