Nora hey Nora
İsmimi duymamla gözlerimin açılması bir olmuştu arkama döndüğümde seslenenin Chuck olduğunu anlamıştım
Hava yeni yeni aydınlanıyordu
"Ne oldu chuck bir sorun mu var?"
"Sayılır Thomas ve Teresa ya yemek götürmeliyiz Gally uyanmadan gitsek iyi olur diye düşündüm eğer gelmek istemiyorsan Newt i yada Minho yu da uyandırabilirim"
"İyi düşünmüşsün hadi gidelim"
Yavaş bir şekilde yattığım yerden doğrulmuştum chuck önden giderken bende arkasından temkinli bir şekilde yürüyordum bir kaç dakika sonra erzak çadırının önünde durmuştuk
"Gally güvenliği arttırmış olabilir umarım nöbetçi koymamıştır"
"Yarım saattir izliyorum giren ya da çıkan kimse yok"
"Yine de bence önce birimiz girsin eğer içeri de de kimse yoksa diğerini çağırsın eğer içeride biri varsa onu bir şekilde çadırdan uzaklaştırsın diğeri içeri girsin."
"Güzel fikir Nora o zaman ben içeri giriyorum."
"Tamam dikkatli ol ayrıca yanımıza da alsak iyi olur labirentte başımıza ne gelecek bilemeyiz."
Chuck başını sallayıp çadırdan içeri girmişti bir kaç saniye bekledim hiç ses yok gibiydi bu iyi birşeydi tam acaba yanına gitsem mi diye düşünürken çadırdan hızla çıkan Gally'i görmemle geri saklanmam bir oldu arkasından chuck da çadırdan çıkmıştı
"Çabuk ol Nora en fazla 5 dakika tutabilirim"
Biraz uzaklaşmalarını bekledikten sonra çadıra girmiştim önümde duran çantayı aldım ve içine rastgele geçen topladığımız meyvelerden falan doldurmaya başlamıştım.
Tam çantanın ağzını kapatıyordum ki boğazımda hissettiğim soğuklukla tüylerim diken diken olmuştu
"Ama sen iyice fazla olmaya başladın çaylak."
Gally'nin nefesi enseme değiyordu kollarımı arkamdan birleştirmişti
"Neden bunu yapıyorsun burda güvendeyiz labirentin dışında ölürüz ve o çatlaklar bizi öldürmek için geldiler bırak labirentte hak ettikleri şekilde ölsünler hepsi oyunun bir parçası. "
"Burda güvende falan değiliz. "
"Öyleyiz hemde sana onlara yemek götürmemen konusunda uyarmıştım zaten ölücekler"
"Gally beni bırakır mısın hemen?"
"Tabi hemen."
Kollarımı bırakmıştı ama bıçak hâlâ boğazımdaydı ani bir hamle yapmaya çalıştığımda tekrardan yakalayıp sesli bir şekilde gülmüştü
"Bu yaptığın cezasız kalmayacak seni şuan burada öldürebilirim ama yazık olur."
Çırpınıp kurtulmaya çalıştığım sırada bıçak derimi sıyırdı ve acıyla inledim
"Yazık olucak."
Dedi Gally fısıldayarak
"Bunu yapma Gally"
Çadırın girişine doğru yavaşça dönmüştük
"Hadi ama Newt yemeğimizi çalıyor cezasız bırakamayız. "
"Aslında haklısın"
Dediğinde konuşan kişinin Newt olduğuna inanmak istememiştim ama Newt ti ve tam karşımda duruyordu
"Akşam karanlığında değerli arkadaşlarıyla sürgün etmeye ne dersin?"
"Bence birkaç meyve için ağır bir ceza ona cezasını ben vereyim istersen olur mu?"
Bir kaç saniye sessizlik olmuştu Gally hızlı bir şekilde beni kapıya doğru ittirdi
"Caydırıcı bir ceza olsun aynı şekilde Chuck için de öyle beni oyalayan oydu bakıyorum da ikisi kısa sürede birbirine kolay alıştı."
"Hiç şüphen olmasın."
Newt ellerimi arkamdan birleştirerek beni yürütmeye başlamıştı.
"Teşekkür ederim."
"Önemli değil kimseyi kaybetmemeliyiz sonuçta. "
Çadırdan iyice uzaklaşmıştık ama Newt elimi hâlâ bırakmamıştı
"Newt yeterince uzaklaşmadık mı?"
"Ne ceza almayacağını mı sandın, ben ciddiydim seni gübre getirtmeye götürüyorum?"
Sert tutmadığı için elinden kurtulup önünde durdum yüzüne bakıp ciddiyetini ölçmeye çalışıyordum
"Caydırıcı cezan bu mu?"
Ciddiyeti çok uzun sürmemişti zaten
"Şaka ediyorum ama yine de uzun bir süre Gally'e görünmesen iyi olur akşama kadar dikkat çekmemeliyiz. "
Yanımdan geçip yattığımız çadıra girmişti bende arkasından girmiştim girişe yakın olan yatağa uzandım yüzüm tavana dönüktü
"Birkaç saat daha uyuyalım enerjiye ihtiyacımız olucak"
"Haklısın bu arada Chuck nerde?"
"Burdayım, afedersin Nora onu tutamadım. "
"Sorun değil Chuck hadi sende yat dinlen."
"Bu arada bir dahakine daha dikkatli olmalısınız, yeterince insan kaybettik zaten."
Newt sanki fazla soğuk davranıyordu akşam ki Newt gitmiş yerine başka bir Newt gelmişti ya da bana öyle geliyordu ama ses tonundan anlaşılıyordu ki fazla kızmıştı.
. . . . . . . . . . . . . . .
"Herkes toplansın."
Hepimiz labirentin kapısının önünde bekliyorduk labirentten esen soğuk hava ürpermeme sebep olmuştu
Uzun tahta çubuklar diken birkaç kişiye baktım.
"Hadi çabuk getirin şu ikisini"
"Gally o tahtalar da ne öyle?" Minho yine aklımdaki düşünceleri dışa döken taraf olmuştu
"Kurban veriyoruz. "
"Ne, aklını mı kaçırdın."
"Neden aklımı kaçırayım ki hakkettiler hemde daha da fazlasını, bağlayın onları. "
Minho ve Gally nin tartışması kısa sürmüştü çünkü şimdi sıra bizim plandaydı Thamos bağlanacağı sırada yere düşüyor gibi yapıp kendini tutan adamın birine celme takmış diğerine de tekme atmıştı Chuck arkadan koşarak bize silah getiriyordu Newt ve bende Teresa yı alıp hepimiz kapının önüne dizilmiştik ve elimizde silahlar vardı
Herşey o kadar hızlı yaşanmıştı ki Gally ne olduğunu anlamamıştı bile tam hamle yapacakken Minho silahını ona doğrultmuştu
"Aman ne güzel"
"Gally buraya kadar gel beraber gidelim ışte."
"Olmaz çaylak ben gelmiyorum labirentte size bol şans"
"Dinleyin bizimle gelmek isteyenler gelebilirler burdan çıkabiliriz"
"Sizi korkutmaya çalışıyor."
"Hayır korkutmaya çalışmıyorum zaten bende korkuyorum ama birlik olursak burdan çıkabiliriz ben bunu biliyorum gelmek isteyenler varsa gidelim."
Thamos'ın konuşması bittiğinde yaklaşık 7, 8 kişi bizim tarafa geçmişti
Gally,
"Tamam gidin ne haliniz varsa görün."
Thamos,
"Gally gel işte gidelim."
"Daha önce de dediğim gibi size bol şans."
Bu konuşulan son şey olmuştu Thamos' ın işaretiyle herkes labirente doğru koşmaya başlamıştı en son Minho ve ben girmiştik birkaç saniye sonra en öne geçmiştik Minho çantasından anahtar olduğunu düşündüğümüz bir ızdırap verenin içinden bulduğumuz cihazı çıkartmıştı en sonunda bir kapının önüne geldiğimizde Minho durmuştu o durunca bizde durmuştuk tabi.
Birkaç saniye sonra Thamos,
"Minho bir sorun mu var?"
Diye sormuştu ardından Minho' nun gözleri açılmıştı iyice,
"Millet bu bir anahtar değil bir harita."
"Nasıl yani, bunu nasıl anladın?"
"Dinleyin labirentte her gün farklı bir kapı açılıyor ve bir diğeri kapanıyor bu 7. Bölümden gelen bir ızdırap verene ait."
Elindeki cihazı havaya kaldırıp üzerindeki 7 rakamını gösterdi ve vakit kaybetmeden adete nefes bile almadan anlattıklarına devam etti,
"Bugün 7. Bölüm açık olucak o tarafa doğru yaklaştıkça cihazdan bir ses geliyor ızdırap verenler yönlerini bu ses sayesinde buluyor olmalı."
"Yani bizde cihaza göre hareket edip ızdırap verenlerin nerden geldiğini bulacağız öyle mi?"
"Tamda üstüne bastın Teresa."
"Aslında bulduk, Minho hatırlıyor musun kapı benzeri bir yer bulmuştuk 7. Bölümde eğer hızlı olursak yetişebiliriz. "
"Cihaz sayesinde 1 saatte buluruz."
"Izdırap verenler bizi daha önce bulmazsa."
Herkesin yüzündeki gülümseme aniden silinmişti ve tüm kafalar sesin sahibine arka taraftaki uzun boylu çocuğa dönmüştü.
Yanlış hatırlamıyorsam adı Carl' dı
"Tabi bu da bir olasılık bu yüzden çok dikkatli olmalıyız ama bunu başarabiliriz olumlu düşünün, hazır mısınız, tüm gücümüzle koşuyoruz şimdi. "
Thamos cümlesini bitirip Minho ile en önde koşmaya başlamıştı
"Bu taraftan"
Minho dikkatle cihazı dinliyor ve emin bir şekilde bizi yönlendiriyordu
Koşmaktan tüm kaslarım sızlamaya başlamıştı ve aynı durumda olan tek ben değildim biraz daha koşarsam bayılacağımı hissediyordum.
"Tamam geldik."
Hepimiz durduk ve çoğumuz direkt kendini yere atmıştı Newt sırtındaki çantadan 2 matara çıkarmıştı ben kendim zor koşuyordum bu çocuk nasıl çantayla koşmuştu şimdi?
"Herkes birer yudum içsin, yoksa bayılacağız."
"Newt o çantada ne var, çantaya gerek yok bence çıkar."
Kendimi tutamamıştım çantayı almak için hamle yaptığım sıradaysa bir adım geri çekilmişti,
"Sorun değil Nora, zaten çıkaracaktım."
Neden böyle yapıyordu ki?
Arkasını döndüğünde uzanıp kolunu tutarak gitmesini engellemiştim
"Newt bir sorun mu var?" Diye fısıldamıştım
"Hayır, sorun yok."
"Ama bir garip davranıyorsun sanki, yanlışlıkla birşey mi yaptım yoksa?"
"Dedim ya Nora sorun yok, sadece şu lanet yerden artık çıkmak istiyorum biraz gerginim o kadar."
Dedikleri beni hiç tatmin etmemişti kesinlikle birşey olmuştu ama ben davranışlarına mantıklı bir açıklama bulamıyordum.
"Millet 7. Kapının ana kapıya açılan kapısı kapanmış yetişemedik, bu gece buradayız, dikatli olalım."
Bu hiç hoşuma gitmemişti Minho açıklamasını yaptıktan sonra yanıma gelmişti,
"Hey nasılsın, Nora?"
"İyi desem yalan olur, değişik hissediyorum ya sen?"
"Bende öyle, bu arada bir sorun mu var?"
"Hayır ne sorunu?"
Cevap gelmemişti kafamı kaldırıp Minho'nun baktığı tarafa baktığımda Newt ile göz göze gelmiştik ama bakışlarını kaçırmıştı
"Newt'i mi diyorsun? Sordum ama sadece gergin olduğunu söyledi."
"Hayır sizi diyorum."
"Bizi mi?"
"Newt ve seni."
Ne demeye çalıştığını yeni anlamıştım ama kabullenecek değildim belki daha önce olsa evet derdim mesela dün ama Newt bugün fazla soğuktu hemde bulunduğumuz durumda böyle birşeyi kabullenmek istemiyordum her an bir ızdırap veren saldırabilirdi temkinli olmalıydık.
"Neden bahsettiğini anlamıyorum."
Bana ciddi misin der gibi bakmaya başlamıştı
"Tamam, evet ona karşı içimde birşeylerin farklı olduğu kesin ve onu kısa süredir tanıyorum nasıl bu kadar bağlandığımıysa anlamıyorum ama ona bugün birşey olmuş sorduğumda geçiştiryor benle konuşmak istemiyor sanki en iyisi akışına bırakmak."
"Bu aralar biraz gergin aranızın düzeleceğine eminim"
Diyip aynı zamanda omzunu silkmişti fazla ayrıntı vermiştim ama içimi birine dökmem lazımdı ve ben elime geçen fırsatı değerlendirmiştim.
"Hadi uyuyalım, 1 saate nöbet değişimi olur, nöbetleşe uyumalıyız. "
Konudan konuya atlayan Minho ya anlamsız bakışlar atmıştım ama fark etmemişti neyse sorun değildi zaten yorgunluktan uykum gelmişti iyice üstüme bastıran ağır uykuya daha fazla karşı koymamıştım.
☆☆☆☆☆☆☆☆
Çöpçatan Minho akxbsinshs
▪Minho' nun plan kesin Newt' e birini ayarlayıp Thamos' ı kapmak ▪
Şaka bir yana ben çöpçatan Minho yu niye yaptım bilmiyorum da hoşuma gitti normalde bu tür şeylere ters bir karakter ama olsun bu arada yorum da yaparsanız sevinirim .
O zaman kayrana elveda diyoruz ve bu bölümü de burda bitiriyoruz.
