İçeriğe geç

The Healer (HyunLix)

Bölüm 6 · 5 dk okuma

The Healer (HyunLix)

Bölüm 6

{6} Dikkatli olun

İyi Okumalar 🦋 _______________ Yorgun geçen günün ardından sabah olmuştu. Diğerleri için klasik bir sabah olurken. Hyunjin ve askerleri için bu görevin içinde ilk sabahlarıydı. Felix, kupasını iki eliyle kavramıştı. Sıcaklık avuçlarının içine işliyor, parmak uçlarından kalbine doğru ilerleyen bir rahatlama yaratıyordu sanki. Yanında Seungmin oturuyor, tostundan küçük ısırıklar alırken bir yandan da gözlerini grubun üzerinde gezdiriyordu. Hyunjin Felix'in diğer tarafında, tam yanında, o kadar yakınında oturuyordu ki kolu usulca Felix'in koluna değiyor, aralarındaki mesafeyi bilerek korumuyorlarmış gibi, hatta biraz isteyerek daraltıyorlarmış gibi duruyorlardı. Hyunjin'in bacakları öne doğru uzanmış, sırtı hafifçe geriye yaslanmıştı. Felix ise onun aksine dik bir şekilde oturuyordu sandalyesinde. Durmadan koluna temas eden sıcak dokunuşlar onun kalbini daha da ısıtıyordu. Gece uyuyamamış, bir gündür tanıştığı askeri düşünmüştü sadece. Kısa sürede hem çokça kapışmış, hem de çokça yaklaşmışlardı. Bu çekim ikisi arasında böyle devam edecek miydi? Yoksa küçük, geçici bir heves miydi? Askerler ise yarım halka şeklinde diğerlerinin karşılarında oturmuştu. Metal tabaklara çarpan kaşık sesleri, bastırılmış kıkırtılar ve sabahın o tuhaf sakinliği birbirine karışmıştı. Hyunjin, omzunun Felix'e hafifçe değdiğinin farkındaydı. Bilerek bunu yapıyordu ve geri çekilmiyordu. Çünkü emindi bu yaptığının doktorun da hoşuna gittiğine. Demir bardağındaki tadı kesinlikle berbat olan kahveden bir yudum aldı sonra boğazını temizleyerek, her zaman olduğu gibi net çıkan sesiyle konuştu. H: "Madem artık resmi olarak buradayız, kendimizi doktorlara tanıtalım. Kim, ne yapıyor bilinsin ki istenecek yardımlar yerini bulsun" Felix istemsizce gülümsediğinde Hyunjin'in başını azıcık yana çevirip bakışlarını doğrudan kendisine yönelttiğini fark etmişti. İçinde gereksiz bir sıcaklık daha da büyüdü. Kalbi fazlasıyla hızlı atmağa başladığı için hemen vücudu da ısınmaya başlıyordu. Seungmin ona doğru eğilip fısıldadığında kendisini toparlamaya çalıştı. S: "Sunum falan yapmayacaklar değil mi?" Felix elini ağzına bastırarak kıkırdadı. Hyunjin'in bakışlarının onun suratında gezindiğini bildiği için asla ona taraf bakamıyordu. Komutan biraz daha sarışın olana böyle bakmaya devam ederse askerler her şeyi anlayacaklardı. F: "Sunum yapmayacaklarına eminim ama Changbin denilen asker konuşmaya başladığı an kulak tıkacına ihtiyacımız olacak." Felix dün gece Changbin'in bağırışlarına defalarca maruz kaldığı için bu konuda deneyimliydi. Bu sefer gülümseyen taraf Seungmin olduğunda, Changbin duydukları yüzünden kaşlarını çattı ve yerinde doğruldu. Hyunjin dudaklarının kenarında beliren gülümsemeyi gizleme gereği bile duymamıştı. Hepsi Changbin'in sesinin ne denli yüksek olduğunu biliyorlardı. H: "O zaman ilk sen başla Changbin" Changbin çatılan kaşlarını havalı bir şekilde yukarı kaldırarak omuzlarını dikleştirdi. CB: "Seo Changbin. Ağır silah uzmanı. Büyük silah, büyük gürültü, büyük iş. Kısaca büyük şeyleri severim" Eliyle büyük şeyleri sevdiğini işaret etmek istercesine kollarını açtığında Jeongin ona doğru eğilerek mırıldandı. IN: "Ve büyük baş ağrısı." Herkes bu sefer kahkahasını bastıramayarak sesli bir şekilde gülmeye başlamıştı. Bang Chan dudaklarını birbirine bastırarak gülüşünü durdurdu, sakin ve yumuşak bir ifadeyle söz aldı. C: "Bang Chan. Timin teknik lider yardımcısı ve koordinasyon uzmanıyım. Planlama, dağılım, kimin nerede olması falan filan..." Felix bunu duyunca başını onaylar anlamda salladı. Gerçekten tam olarak onun görünüşüne uykun bir işti. Ama Chan tüm bunları anlatırken bakışları sadece tek bir kişinin üzerindeydi.. Kim Seungmin. Sırada Minho vardı. Omuzlarını aldırmaz bir şekilde silkti, bakışları kısa süreliğine Felix ve Seungmin arasında gezindi ve sonra konuşmaya başladı. M: "Lee Minho. Keşif, iz sürme ve gizli görev uzmanıyım. Sessiz, görünmez ve çoğu zaman sinir bozucu derecede haklıyımdır. Ayrıca cerrahi asistanlık bilgim var, zor durumlarda timde ilk yardım yapan kişi genelde benim." Seungmin'in gözleri heyecanla büyüdü. Aralarında onlardan başka doktor olması onu heyecanlandırmıştı. S: "Yani gerektiğinde bize yardım edebilirsin değil mi?" Minho başını eğip bir gururla yana çevirdi. Dudakları tam değil de yarım gülümsüyordu ve bu gülümseme onun yüzüne fazlasıyla yakışıyordu. M: "Ama Minho usulü." Felix gözlerini sonuna kadar açarak başını hayır anlamında salladı. Dün akşam Minho'nun Hyunjin'e attığı dikişleri gördükten sonra asla bu askere güvenemezdi. F: "Minho usulü biraz korkutucu geldi bana.." Han Jisung tüm bu konuşmaları aniden bölerek, aceleci bir şekilde elini kaldırdı, sanki derse söz isteyen çocuk gibi. J: "Han Jisung. Bomba imhası uzmanıyım. Normalde her şeye paniklerim, bazen nefes almayı bile unuturum ama konu bomba olunca... ne yazık ki benden iyisi yok." Seungmin, Felix'e doğru eğilerek elini ağzına kapatıp olabildiğince sessiz bir şekilde fısıldamaya çalıştı. S: "Bu iyi bir cümle mi kötü mü emin olamadım. Korkmalı mıyız?" Jeongin, hafif heyecanla doğrulup bu sefer sözü o aldı. J: "Yang Jeongin. Timin en küçüğü olduğum için bana "çaylak" diyorlar. Ama profesyonel bir keskin nişancıyım" Changbin onunla gurur duyar bir şekilde elini Jeongin'in omzuna attı ve kendisine doğru çekerek saçlarını karıştırdı. Sonunda gözler doğal bir şekilde Felix ve Seungmin'e döndü. Hyunjin ise zaten onlara bakıyordu. Özellikle de Felix'e. Aralarında mesafe yoktu, sadece omuzlarına değen birbirlerinin vücutlarının sıcaklığı ve sessiz bir yakınlık vardı. Felix kupasını masaya bıraktı. Sıcak kulpun üzerinde bir süre oyalanan parmakları, sanki nasıl anlatmaya başlayacağında ona yardım ediyor gibilerdi. F: "Lee Felix. Kampın baş sorumlu doktoru. Cerrahi, ilk yardım, dikiş, aşılar hepsi benim sorumluluğumda. Ama ası alanım enfeksiyon hastalıkları." Hyunjin başını hafifçe yana çevirerek başını kendi omzuna yasladı ve dudaklarına küçük bir gülümseme ekledi. H: "Komutanı iğneyle delik deşik etme uzmanlığı da ekleyelim bence" Felix gözlerini devirdi ama gülümsemesini saklayamadı. Galiba gıcık komutanla atışmayı seviyordu. Seungmin de beklemeden kısaca kendisi hakkında bir şeyler ekledi. S: "Kim Seungmin. Tedavi, ilaç, çocuklarla ilgilenme, kısacası Felix'e yardım etmekle görevliyim. Asıl alanım psikoloji" Kısa süren ama onları uzun süre birlikte tutacak olan tanışma aşaması bittiğinde Hyunjin ses tonunu biraz daha ciddileştirerek konuştu. H: "Biz buradayız. Kampın çevresini güvenli hale getireceğiz. Mayınlı bölgeleri işaretleyecek, temizleyecek, çocuklar için güvenli oyun alanı oluşturacağız. Erzak yollarını koruyacağız ve buraya destek gönderilmesini sağlayacağız" Felix başını yavaşça salladı. Gözleri farkında olmadan komutan konuşurken onun dudaklarına, sonra gözlerine kaydı. O anda Hyunjin de başını ona doğru çevirdi, dizleri ve omzu Felix'e biraz daha değdi, sanki oturdukları tahta sandalyeler değil de onları çevreleyen küçük bir dünyaydı. Duydukları Felix'i gülümsetti. Artık yağmacılar ve kaçakçılardan korkarak yaşamayacklardı. Artık burası da çocuklar için güvenli bir alan olacaktı. C: "O zaman plan net. Çevre taramasıyla başlayalım!" Hyunjin ayağa kalktığında diğerleri de ona ayak uydurarak hemen ayağa kalkmış ve omuzlarını dikleştirerek komutanlarına bakmışlardı. H: "Herkes dağılarak kampın uzak ve yakın çevresini tarasın! Telsizler her daim açık olsun! İlk göreviniz hayırlı olsun asker!" "Sağol!" Hyunjin'in emrine karşı hepsi tek ağızdan bağırmışlardı. Felix de onlara ayak uydurarak ayağa kalktı, önce önündeki askerlere, sonra da yanında dikilen uzun komutana baktı. F: "Lütfen yaralanmadan dönün, dikkatli olun.." Hyunjin'in sert konuşması üzerine Felix'in yürekler ısıtan cümlesi herkesi gülümsetmişti. Şimdiden herkes sarışın olanı sevmişti anlaşılan.. _________________ Karakterlerle tanışma bölümüke. Ben sanırım en çok MinSung'un ilişkisini merak ediyorum 😛

Bölüm sonu

14 yorum