İyi Okumalar 🦋 ______________ Saat gece yarısına yaklaşırken kampın içinde ilk kez bu kadar belirgin bir hareketlilik başlamıştı. Askerler çadırların arasından geçiyor, kimisi omuzlarında asker sandıklar taşıyor, kimisi telsizden kısa kısa cümlelerle birbirine bir şeyler söylüyordu. Sanki kampın nefes alıp verişinin ritmi bile değişmiş, daha düzenli, daha güvenli, daha askeri bir hal almıştı. Kısacası gerçek bir koruma kampına dönüşmüştü... Felix bunu en çok ayak seslerinden anlamıştı aslında. Yere sağlam basan, tereddüt etmeyen, her adımı ölçülmüş ve sanki içimizdeki duyguları bile hizaya sokan o yürüyüşlerden. Ortalıkta koşuşturan çocuklar ses çıkarmamaya çalışarak kenarlara çekiliyorlardı. Felix, asla susmayan, küçük bir uyuşturucu iğnesi yağtı diye onu durmadan azarlayan komutan çok gıcık Hyunjin'in zor da olsa dikişlerini tazelemeyi başarmıştı. Hemen ardından da ilacın etkisi geçer geçmez Hyunjin tim'in başına dönmüştü işleri halletmek için. Ve o gece ilk kez hep birlikte yemek yemişlerdi. Hyunjin Felix'in yanındaydı. Her zamanki gibi. Durmadan didişseler bile bir şekilde hep dipdibe duruyorlardı. Komutanın bakışları her şeyi kontrol altına almak adına sürekli hareket halindeydi. çitlere, nöbet noktalarına, hareket eden gölgelere, gizlenilebilecek yerlere... Felix de artık farkındaydı bu sert ve gıcık görünen adamın ne kadar disiplinli ve işinde profesyonel olduğunun. H: "Akşam olurken ateş yakılan noktalar birbirine çok yakın, çadır sayısı arttıkça şiddetli bir rüzgarda yangın çıkma olasılığı çok yüksek" Hyunjin net ses tonuyla konuştuğunda Felix bakışlarını kaldırarak ondan uzun olan bedenin yüzüne baktı. Sesi alçak ama emir verir gibi netti. Felix bakışlarını keskin olan yüz hatlarından alarak onun işaret ettiği yere baktı, sonra yüzüne. F: "Çok şiddetli rüzgar olmuyor ama yine de haklısın insanların hayatını riske atamayız" Küçük olan fısıldayarak konuştuğunda bu sefer Hyunjin ona doğru dönüp bakmıştı. Felix'in sesinde acı ve alışmışlık karışımı bir duygu olsuğunun farkındaydı. Doktorun burada ne kadar zor günler yaşadığını, nelere o güzel gözleriyle şahit olduğunu bilemezdi. Komutan başını tamamen ona çevirirken aralarındaki mesafe istemeden kapanmıştı. Yakınlık yüzünden omuzları birbirine değdi, sonra sanki ikisi de bunu fark etmiş gibi kıpırdamadılar, bilerek orada kaldılar. Felix'in ince omzu Hyunjin'in sert koluna yaslanır gibi oldu, rüzgar aralarından geçmek yerine yine etraflarında dolandı. Yine her zamanki gibi Felix'in yumuşak sarı saçlarını savurdu, alnına düşen bir tutam saçı Hyunjin'in bakışlarının önünde, tatlı kokusunu etrafa savurmak istermişçesine sallandı. H: "Yeni nöbet yerlerini de birlikte belirleyelim ne de olsa burası senin kampın. Sen söyle, en çok kim nereden korkuyor?" Felix bunu beklemiyordu. Bir an gözleri büyüdü, sonra etrafı izledi. Aslında korkmadığı şey yoktu. Buradaki her şeyden korkuyordu ama yine de bunu dile getiremedi. F: "Çocuklar geceleri çok korkuyorlar" Eli farkında olmadan Hyunjin'in bileğine dokundu. Bu istemsizce, kontrolsüzce yapılan bir hareketti. Sanki Hyunjin'in dikkatinin tamamen kendisinde olduğunu göstermek istermiş gibi. Bir nevi onun bakışlarına yön vermek ister gibi. Dokunuş o kadar kısa olmasına rağmen içinden elektrik geçmiş gibi irkildi. Hava çok da soğuk değildi ama tüylerinin diken diken olduğunun da farkındaydı. Bu komutan ona ve onun duygularına bir şeyler yapıyordu.. F: "Gece olunca sesler çoğalıyor. Rüzgar ağaçların dallarını hareket ettirince..." Hyunjin onun gösterdiği birkaçtane ağacın bulunduğu yere baktı ama bakışlarının asıl takıldığı yer orası değildi. Felix'in konuşurken hafifçe titreyen kirpiklerine, rüzgarda sallanan saçlarına, ne söylediğini unutturacak kadar yoğunlaşmış yüz ifadesine odaklanmıştı. H: "Peki sen? Sen neresinden korkuyorsun bu kampın?" Felix, gülümseyerek başını eğdi. Ayağını yere bastırarak toprakla oynadı. Aylar sonra birisi ona korkularını sormuştu. F: "Ben sanırım kampın sessiz yerlerinden korkuyorum. Ses kesilirse bir şey olacakmış gibi hissediyorum." Tam o anda, yakındaki bir askerin sert bir komut sesi yükseldi. Askerler hala büyük askeri çadırların kurulmasına devam ediyorlardı. çadır direkleri çekiliyor, çakılar toprağa saplanıyor, kazmaların metal sesleri kampın etrafında yankılanıyordu. Hyunjin, bir anda önüne Minho tarafından atılan ipi tuttu. Güzelce devam eden konuşması onun yüzünden kesildi diye ona güzel bir ceza vermeyi aklının bir köşesine not etti. Bu çadırın köşesini gergin tutmaları gerekiyordu. Felix de refleksle ipi Hyunjin ile birlikte kavradı. Belki de Minho bilerek ipi o ikiliye fırlatmıştı... Doktor ve Komutanın parmakları aynı noktada buluştu. Hiç konuşmadan geriye doğru iki adım attılar. İp gerildikçe onlar biraz daha arkaya doğru adımlıyorlardı. Aslında Hyunjin'in yardıma ihtiyacı yoktu ama parmaklarına temas eden küçük yumuşak parmaklara hayır diyemezdi. H: "Böyle.." Hyunjin, ipi gerdikten sonra geri adım atarak Felix'e nasıl yapılacağını gösterdiğinde küçük olan da onun adımlarını takip etti. Parmakları hala komutanın parmaklarına değiyordu. İkisi de bu temastan memnun olduklarının farkındalardı. Bu yüzden yeterince gerilen ipi bırakmak yerine öylece tutmaya devam ettiler. Ta ki ip yere çakılan demir parçasına bağlanana kadar. Rüzgar yine onların etrafında esip Felix'in saçlarını dağıttığında bu kez Hyunjin duraksamadı. Serbest kalan küçük kıvırcık bir tutamı baş ve işaret parmağı arasında usulca yakalayıp sarışının kulak arkasına usulca yerleştirdi. Hareketi öylesine yumuşak, öylesine düşünülmüş ve gereksiz yere uzun sürmüştü ki Felix nefesini tuttuğunu ancak iş bitince fark etti. Aslına bakarsan ikisi de nefeslerini tutmuştu. Bir süre önce birbirleriyle didişen iki beden şu an birbirlerine olan dokunuşlardan etkilendiklerini kabullenmek istemiyorlardı sanırım. H: "Civciv " Dudakları arasından usulca mırıldandı Hyunjin, sadece kendisinin duyacağı bir sesle, alaydan çok şefkat taşıyan bir tonla. Felix başını zor da olsa kaldırarak, göz göze gelmelerini sağladı. Bir şey söylemek için dudaklarını araladığında, arka tarafta askerlerden birinin "komutanım!" diye bağırışıyla büyü bozuldu. Hyunjin ona bağırarak seslenen Changbin'i duymamazlıktan gelerek parlayan iri gözlere bakmaya devam etti. H: "Her gece sırayla nöbet tutulacak, askeri üs hazırlayacağız. Yeterince silahımız ve en önemlisi de tecrübemiz var. Bu gece rahat bir uyku çekin doktor" Felix dudaklarını birbirine bastırarak utangaç bir şekilde gülümsedi. Bu beyefendi komutana karşı birazcık mahcup hissediyordu. F: "Sabah kolunuzu iğneyle delik deşik ettiğim ve dikişlerinizi patlattığım için özür dilerim Komutan" Hyunjin ellerini arkasında birleştirerek başını geriye doğru atarak kahkahalarla güldü. Böyle söyleyince Felix gözüne "civciv" değil de küçük bir cadı gibi gelmişti. Ama tatlı bir cadı... H: "Ben de en başında burayı ve sizi küçümsediğim için özür dilerim doktor" Felix önemli değil demek istermişçesine elini havada salladığında Hyunjin onun bu tatlı hareketini izledi. Belki de buraya gönderilmesi bir ceza değil de bir ödüldü... H: "O zaman hava daha fazla soğumadan çadırınıza geçin doktor. Sabah görüşürüz" Felix başını onaylar anlamda sallayarak arkaya doğru bir adım attı. Çadırına gitmek için. Ama bakışlarını komutandan alamıyordu. F: "İyi geceler komutan" Hyunjin de sarışına iyi geceler dilemek adına dudaklarını aradığında Changbin yine "komutanım!" diye bağırarak dibinde bitmişti. CB: "Çadırı yanlışlıkla çaylağın üzerine kurmuşuz, geri toplayalım mı? Yoksa bu gece böyle idare edelim mi?" ______________ Bu gece böyle idare edelim mi ne amk çıkarın çocuğu aldmslödeşld Asker konulu fic yazdım diye herkes kaos dolu olacak sandı, o sırada tüm komedi yeteneğimi kullanan ben 😎😎
Bölüm 5
{5} Civciv
12 yorum
yok ya bırakın kendi halinde yasasın cocuk orada hain yapmıstır en fazla ne olur dimi Changbin 🥰
jongii
Jeong o çadırı başına yıkar sakarlığıyla jsjsjs
LAN ÇIKARIN JOJUĞUMU
Changbin KDBSKSVSKSBSJ
Yazar ya bu kitabı angst yaparsa
Imrpatorumusnie boyle siksik islerle ugrasior changbin naptinamek🤬
Akillara şu soru geliyor burada ne olduda yaşam yok
2YanıtÇadırı nası koca cocuğun üstüne kurdunuz olum. Hadi onu geçtim bi de bu gece böyle idare eder miyiz diyobyaa şapşal
Çadırı nası koca cocuğun üstüne kurdunuz olum. Hadi onu geçtim bi de bu gece böyle idare eder miyiz diyobyaa şapşal
zavallı jeong FDHFFGMDMSYYÖÖHJHJÇJ
ABİ ÇIKARIN ÇOCUĞU HVBDSLJVBSJHVBJHSB







