İyi Okumalar 🦋 _______________ Hyunjin Felix'in yanına gitmek adına üs'den çıktığında ilk iş olarak başını havaya kaldırarak bulutlara baktı. Hava iyi mi değil mi diye her dakika kontrol ediyordu. Bugün Felix, Kore'ye sağ salim varsın istiyordu. Sonunda sarışını dinlenecek diye istemsizce sırıtıyordu. Ondan birkaç gün ayrı kalsa bile bu sorun değildi. "Asker abi!" Duyduğu tiz çığlık sesi yüzünden hemen ona doğru koşan küçük bedene baktı. Bu küçik kızı tanıyordu. Hira.. Küçük beden hastalığına rağmen kampın bir ucundan diğr ucuna durmadan çığlık atarak koşuyordu. Her adımında yumuşak saçları kıpırdıyor, gözlerinden yaşlar akıyordu. "Asker abi!" Hira yardım çığlıklarıyla sonunda Hyunjin'e varmayı başardığında bacağına sıkıca sarılarak ağlamaktan hıçkırmaya devam etti. "Asker abi, doktorumu götürdü kötü adam. Ben ona resim çizmiştim götürmesi için. Ona vermek için yanına gidiyordum ama silahı olan kötü adam doktorumu götürdü" Küçük beden hıçkırıkları arasından durmadan konuşuyordu ama Hyunjin'in hiçbir şey anlamadığının farkında değildi. Çaresizce tek umudu olan bu askerden yardım istemeye devam ediyordu.. Uzun beden dizlerinin üzerine çökerek koştuğu için dağılan saçları okşayarak düzeltti. H: "Seni anlayamıyorum Hira.. neden ağlıyorsun?" Çocuk da askeri anlamadığı için dudaklarını büzerek daha da ağlamaya devam etti. Abisi gibi olan doktorun gözünün önünde silah dayanarak götürüldüğünü izlemişti. Küçük olan kendini açıklayamayacağını anladığında saçlarını okşayan kocaman eli iki eliyle sıkıca tutarak Hyunjin'i çekiştirmeye başladı. H: "Nereye götürüyorsun beni?" "Felix.." Hira Felix'in ismini söylediğinde Hyunjin'in suratı anında ciddileşti. Elini çekiştirmeye çalışan küçük bedeni tek hamlede kucağına alarak onun parmağıyla işaret ettiği yöne doğru koşmaya başladı. ... Felix, az önce dikiş attığı yaraya sargı sarmak için elini çantasına attığında duyduğu adım sesleriyle gözlerini sonuna kadar açarak kapıya baktı. Lakin anında yarasına daha yeni dikiş atılmış adam ayağa kalkarak Felix'i boğazından tuttu ve alnına silahı dayadı. "Sesin çıkarsa seni de onları da öldürürüm" Sarışın olan dolu gözleriyle başını onaylar anlamda salladı. Bu adım seslerini tanıyordu. Askerlerin botlarından çıkan o ağır adımların sesini ezbere biliyordu artık. Bakışları istemsizce durmadan kapıya kayıyordu. Artık içindeki umutlar tekrar yeşermişti. Hemen kapının açılmasını ve Hyunjin'in içeri girerek onu kurtarmasını istiyordu. Ama kum izinde buldukları kan lekeleriyle bu kulübenin yerini bulan askerler böyle hızlı değil de profesyonel hareket etmeyi seçmişlerdi. Küçük olanın bakışları hala umutla kapıdayken yaralı adam belinde duran el bombasını alarak doktorun elini sıkıca tuttu. Elinde hissettiği dokunuşlar yüzünden dolu gözlerini eline diktiğinde küçük olan elinin arasına sıkıştırılan bombayı gördüğünde çığlık atmak için dudaklarını araladı. Ama sanki ses telleri işlevini yitirmişti. "Sıkıca tut doktor. Yoksa sen de askerler de havaya uçar" Sözünü bitirir bitirmez Felix'in parmakları tarafından aıkıca tutulan bombanın pinini çekti. Sarışın olan gözlerini bombaya dikmiş öylece donup kalmıştı. Nefes aldığına bile emin değildi. Parmakları stres yüzünden titriyordu ve en küçük elinin gevşemesiyle parçaları bile bulunamazdı. Adam içinde kurşun dahi kalmayan silahını alarak duvara asılı olan perdenin arkasına geçerek elinden geldiğince saklanmaya çalıştı. Ama peşinde olan tim'in onu her koşulda yakalayacağından haberi yoktu. H: "Jeongin rapor ver" Hyunjin fısıldayarak kulağındaki kulaklığı düzeltti. Jeongin ise kulübenin karşısındaki küçük tepenin üzerinde yere yatarak silahının dürbününden etrafa baktı. Görüş açısı netti. IN: "Hedefteyim komutanım" H: "İçeride biri var mı?" Jeongin önce dürbünle kulübenin etrafını saran arkadaşlarına baktı. Onların güvende olduğunu anladıktan sonra kulübenin çatısını ardından ise pencereyi izledi. Gördüğü tek şey ise doktorun stresten beyazlamış yüzü ve titreyerek bomba tutan eliydi. IN: "Felix'i görüyorum.. elinde bomba var. Pini çekilmiş" Diğerlerinin bakışları Hyunjin'e kaydığında, komutan olabildiğince sakin olmaya çalışıyordu. Ama şu an kalbi yumruklanıyormuş gibi hissediyordu. H: "Başka kimse var mı?" IN: "Negatif" Hyunjin hemen Jisung'a baktığında o zaten çoktan komutanına bakıyordu hazır durumda. Ondan gelecek emri bekliyordu. H: "Çözüm?" J: "Pini çekilmişse sadece uzağa fırlatmakla kurtulabiliriz" Komutan başını onaylar anlamda sallayarak bakışlarını etrafta gezindirdi. Birkaç küçük tepenin arasında yerleşen bir kulübeydi. Felix'i kaçıran her kimse o kadar güçlü ve planlı birisi olmadığı açıktı. H: "Jisung, Jeongin seni koruyor. Sen içeri geç ve bombayı hallet. Biz başkası varsa kaçmasını önleyeceğiz" Hepsi aynı anda başını salladığında Hyunjin tek eliyle silahını tutarken diğer elini havaya kaldırdı. H: "Jeongin. Bitici vuruş" IN: "Emredersiniz komutanım" Jeongin adamı öldürme emrini aldığında Hyunjin havada olan elini indirdiği an Jisung kapıya tekme atarak kulübenin kapısını açtı. Önce hızlıca etrafa bakında sonra öylece titreyen Felix'e. J: "Sakin ol doktor. Sıkıca tutarsan korkmana gerek yok" Ama bomba korkusunun aksine perdenin arkasında olduğunu bildiği adamın korkusu vardı üzerinde. Ne kıpırdayabiliyordu ne de konuşa biliyordu. Çığlık atarak burasının tehlikeli olduğunu söylemek, Jisung'u uyarmak, onu kurtarmak istiyordu. Ama bırak çığlık atmayı fısıldayacak gücü bile kalmamıştı. Jisung şu an onun şokta olduğunu bildiği için Jeongin'in görüş açısından çıkmamak adına pencerenin önüne geçti. Silahını beline koyarak dikkatlice Felix'in eline uzanmaya çalıştı. O sırada öleceğine, burada sağ çıkmayacağına emin olan teroristin tek amacı vurabildiği kara zarar vurmaktı. Bu yüzden içi boş olan silahını bırakarak cebinde duran bıçağı aldı ve perdenin arkasından fırlayarak askerin boynuna atladı. Kulübenin içini ve dışını gözetim altında tutan askerler duydukları hareketlenme sesi ile aynı anda odaya dalmış ve tek bir saniye bile düşünmeden Jisung'un sırtına atlamış bedeni hedef alarak silahlarını sıktılar. Hedefe kitlenen Jeongin ise bitirici dabeyi yaparak adamı alnından vurduğunda iğrenç beden saniyeler içinde kana bulanarak yere düştü. Onun ardından ise Jisung, dizlerinin üzerine çöken beden oldu.. Minho hızla Jisung'un yanına çökerek ona baktığında elini boğazına bastıran bedenin gözleri Minho'ya kaydı.. anında yüzü parlarcasına gülümsedi. Daha bunların farkında olmayan Hyunjin ise Felix'e doğru yaklaşarak titrek parmakların arasında duran el bombasını alır almaz hemen pencereden dışarı fırlattı tüm gücüyle. Bombanın patlamasıyla eş zamanlı bir şekilde Jisung yüzüstü bir şekilde zemine yığıldı. M: "Jisung?" Daha dokunmaya, saçlarını okşamaya, o güzel sözlerini ve duygularını dahi söylemeye cesaret edemediği beden yere yığıldığında dünyası da başına yığılmıştı. Diğerleri de Jisung'un başına toplaştığında Minho dikkatli bir şekilde aşık olduğu adamı sırtüstü çevirerek kanlar içinde kalan boğazına baktı. M: "Jisung! Konuş bir şey söyle!" Minho'nun bağırması üzerine Felix, ona sarılan Hyunjin'i iterek askerleri itiştirdi ve yerde boğazı kanlar içinde kalan askere baktı. M: "Yalvarırım kurtar! Bir şey yap!" Minho sevdiği adamı kaybetme duygusuyla Felix'in yakasına yapışıp onu sarstığında sarışın olan da üzerindeki şoku tam atlatmış değildi. Doktorun kıpırdamadığını hala şokta olduğunu gören Minho, kendisi ellerini Jisung'un boynuna sararak kanayan yere baskı yapmaya çalıştı. Yerde yatan beden ise hiçbir şey duymuyor, hiçbir şey görmüyordu. Yüzündeki gülümsemeyle Minho'nun yüzüne bakıyordu. Her zaman son nefesini verirken onun yanında olmayı dilemişti.. son gördüğü şey o yakışıklı suratı olsun istemişti. Minho'nun gözyaşları Jisung'un üzerine damlarken diğerleri de çaresizce öyle duruyordu. Sanki hepsinin hareketleri ve dudakları kitlenmiş gibiydi. F: "Boğazını çok bastırma!" Sonunda Felix'in sesi ortamda duyulduğunda Minho ona doğru dönerek kızarmış gözleriyle bağırdı. M: "Kan kaybından ölecek!" F: "Elini çek çok fazla bastırıyorsun. Nefessiz kalırsa 2 dakika içinde ölür. Kan kaybına ise 20 dakika dayanabilir!" Sonunda doktor profesyonel bir şekilde yaklaştığında Minho başını onaylar anlamda sallayarak ellerini sıktığı boğazdan çekti. Felix ilkyardım çantasını hızlıca açarak oradan sargı aldı kanı hafif baskıyla durdurmaya çalışmak adına ama bununla daha fazla idare edemeyeceğini biliyordu. Hyunjin ayağa kalktığı an diğerleri de ayağa kalktığında hepsi arkadaşlarını kurtarmak için her şeyi yapmaya hazırlardı. H: "İşaret çarpısını buraya yerleştirin! Helikoptere kordinatları gönderin. 10 dakika içinde buraya iniş yapacak!" "Emredersiniz komutanım!" ___________________ Gelecek bölüm final. Hıaağğğ zaman çok hızlı geçiyor 😭😭😭
Bölüm 33
{33} Bitirici vuruş
Bölüm sonu
12 yorum
amk
hayır
Lan zaten adamı indirmeden Jis'i içeri sokmaları saçmaydı al işte bağazı kesikdi adamın
Lan zaten adamı indirmeden Jis'i içeri sokmaları saçmaydı al işte bağazı kesikdi adamın
Jisung ölürse ağlarım
Eeeee chanmin ne zaman piyasaya gelio
LAN NE FİNALİ HERSEY DAHA YENİ BASLAMIYOMU
Daha chanmin jeongbin minsung olmadı nasıl final 40 bölüm olmasını çok istiyordum
LAN NE FİNALİ DAHA OLM
HAYIR JISUNG DAYAN OLMAZ KALDIRAMAM
LAAANNN JISUNGDAN NE ISTEDINIZ YAZAR HANIMM😭😭😭
JISUNGABISIOLMICAK DİMİ?!? 😭😭😭😭



