Son kez... İyi Okumalar 🦋 (Lütfen üstteki bölümü okuduğunuza emin olun) ______________ "Ne yazık ki savaş her an etrafımızda. Bizim açımızdan savaş, haritaları değiştirir, ülkeleri yıkar, sınırları çizer. Bu sadece biz askerlerin bakış açısında böyle" General oturduğu sandalyesinden kalkarak masanın önüne geçti ve salona toplanan tüm askerlerin önünde durarak konuşmsına devam etti. "Ama savaşın en acımasız yanı, insanların kalbinde açtığı yaralardır. Ve bu yaraları en büyük ordular bile iyileştiremez. Lakin tek bir kişi, sadece kendi başına bunları yapmayı başardı. Tek bir kişi en güçlü ordulardan bile daha güçlü oldu" Masasına doğru geri adımlayarak omuzlarını dikleştirdi ve masanın üzerinde duran kutuyu alarak onu dikkatlice dinleyen askerlerine doğru döndü. "O kişi silah taşımadan, canını koruyacak zırh giyinmeden, kendisi için hiçbir şey istemeden tanımadığı insanların acısını kendi acısı yaptı. Korkunun hüküm sürdüğü yerde umut oldu. İnsanların umutlarının tükendiği yerde onlara hayat oldu. Biz!" Sesini aniden yükselttiğinde salona toplanmış binlerce asker aynı anda hazır ol vaziyeti alarak başlarını dikleştirdiler. "Biz sadece toprak ve ülke için savaşırken! Onun için milliyet, dil, din, ırk ayrımı yoktu. Onun için yalnızca atan kalpler vardı. İnsanların birbirine düşman olduğu bir yerde, herkese insan olmanın ne olduğunu hatırlattı! Bir çocuğun gülüşünü kurtarmak için kendi korkularını hiçe saydı. Ve bir gün geri dönememe ihtimalini bile bilerek, yine de geri dönmeyi seçmedi" Bir an sessizleşerek salondaki gözlerde, bakışlarda gezindirdi keskin bakan gözlerini. "Şimdi söyle bana asker! Bu koşullar altında hanginiz yaşamayı seçerdiniz! Hanginiz pes etmeden devam ederdiniz!" Salon sessizdi.. kimse nefes dahi almıyordu sanki. Askerlerin teki bile ben diye el kaldırmaya cesaret edemiyordu. Çünkü Generali tanıyorlardı. Bu koşullara dayanabileceklerini söyledikleri an General onları aynı böyle göreve gönderecekti. Hiçbiri ise bu kadar cesur değildi. "Cesaret, korkmamak değil, korkuya rağmen ileri yürümektir asker! Ve bu yolda korkmadan ileri yürüyen Doktor Lee Felix!" Deminden beri bacakları heyecandan titreyen beden sonunda ismini duyduğunda üzerindeki beyaz önlüğü düzelterek basamakları çıktı. Bakışları önce ona bakan Generali sonra ise binlerce askerin önünde dikilen komutanını buldu. Onun gururlu bakışlarını görmek omuzlarını dikleştirmesine ve cesaretlenmesine neden olmuştu. Generalin önünde durduğunda ona uzatılan eli sıkarak saygılı bir şekilde baş eğerek selam verdi. "Doktor Lee Felix, gösterdiğiniz cesaret, fedakarlık ve insanlık adına yaptığınız hizmletler için ülkemiz adına sizi tebrik eder ve bu özel onur nişanını size takdir etmek isterim" F: "Gurur duyarım General Kim Jongin" General gülümseyerek başını salladı ve elinde tuttuğu kutuyu açarak içinden parlayan onur nişanını çıkardı. Felix ise gergin bir şekilde omuzlarını ve başını dikleştirerek öylece bekledi. General nişanı onun beyaz önlüğünün yakasına takarken Felix gözleri ile Hyunjin'e bakıyordu. Komutanın doktora olan bakışları.. gurur doluydu. "Tekrardan tebrik eder ve sizin gibi doktorlarla gurur duyduğumu belirtmek isterim." Felix dolu gözlerini kırpıştırarak başını onaylar anlamda salladı ve gözlerinin ucuyla yakasına takılan nişana baktı. Savaş Alanı Üstün Hizmet ve Cesaret Nişanı Küçücük bir nişan sayesinde anıların içine dalıp gitti. Kampa ilk gönüllü olarak gittiği günler. Hastalıktan ve açlıktan ölmek üzere olan insanlar, soğuktan donan çocuklar.. Tüm sahneler gözünün önünden geçti. Sonra o insanlarla hayatları tekrar inşa ettiği günler. Birlikte yaşamak için çabalamaları. Ansızın hayatlarına doğan askerler ve onlara mükemmel bir hayat sunmaları.. Her şey şimdi rüya gibi hissettiriyordu. General bir şeyler dedikten sonra askerler ve kameralar dağılmaya başlamıştı ama doktor hiçbir şeyi duyamıyordu. Kulağında sadece çocukların kıkırdamaları vardı. General ile özel konuşmadan sonra Kore Özel Kuvvetler üssünden çıkmak için binanın merdivenlerinden indi. Soğuk rüzgar yüzüne çarptığında üzerindeki beyaz önlüğe ve yakasında parlayan nişana baktı. Şimdi ne olacaktı? Sanki her şey bitmiş gibiydi. Sanki artık yeni bir hayat başlıyormuş gibi hissediyordu. H: "Doktor!" Uzaktan tanıdık sesi duyduğunda kendisine gelerek ondan birkaç metre uzakta olan Komutan Hyunjin'e baktı. Evet artık hayatı değişmişti.. artık sevdiği adamla birlikteydi. Hyunjin bir adım dahi atmadan öylece uzakta dikildi ve beyaz önlüğün içindeki bedene baktı. Ayağını sert bir şekilde yere vurarak duruşunu dikleştirdi ve elini alnına yaslayarak Felix'e asker selamı verdi. Onun bu hareketine gülümseyen beden ise başını sallayarak aynı Hyunjin gibi dimdik durdu ve elinden geldiğince askerlerin yaptığı gibi elini alnına yaslayarak selama karşılık verdi. Bu tatlılık karşısında kendisini tutamayan komutan büyük adımlar atarak koşmaya başladı ve küçüğünün beline kollarını sararak onu tek hamlede havaya kaldırıp döndürmeye başladı. H: "Doktorumla gurur duyuyorum" Felix döndürüldüğü için kıkırdaysrak gülümsedi ve kollarını komutanının boynuna sararak ona sıkıca sarıldı. Koyu renk asker üniformasının içindeki beden, beyaz önlüklü bedene fazlasıyla sıkıca sarılıyordu. Bu iki renk daha önce hiç bu kadar uyumlu gözükmemişti. ... "Oda numarası 325" Hyunjin başını onaylar anlamda salladı ve meyve sepetini sağ eline alarak sol eliyle yanında duran Felix'in elini sıkıca tuttu. Hemşirenin söylediği odanın kapısının önüne vardıklarında kapı ardına kadar açıktı ve içeriden fazlasıyla çok ses geliyordu. Komutan kaşlarını çatarak içeri doğru adımladığında aniden komutanlarını gören bedenler çöktükleri yemeğin üzerinden kalakrak saniyeler içinde tek sıra halinde dizilerek ellerini alınlarına yaslamışlardı. Felix bu sahneye kıkırdayarak Hyunjin'in elindeki sepeti aldı ve yatakta uzanan bedenin yanındaki komidinin üzerine bıraktı. H: "Tatildeyiz resmiyete gerek yok" Askerlerin hepsi anında rahat olarak kalktıkları koltuğa geri oturmuş ve yemeklerini yemeye devam etmişlerdi. H: "Hepinizin ne işi var burada?" Changbin ağzındaki lokmayı hızlıca çiğneyip yuttuktan sonra hemen rapor veriyormuş gibi ayağa kalktı. CB: "Komutanım Jisung'a destek olmak için buradayız" H: "Pek öyle gözükmüyor ama.." Herkes sesli bir şekilde gülmeye başladığında kendini tutamayan Jisung, elini boğazına bastırarak gülümsedi. Ama anında acıyla yüzü buruşmuştu. Bunu fark eden Minho ise yediği yemeği bırakarak aceleci bir şekilde ayağa kalktı ve Jisung'un yatağının başına geçerek saçlarını okşadı. M: "İyi misin?" Yorgun beden başını onaylar anlamda salladığında Minho onun saçlarının arasından elini çekmeyerek okşamaya devam etti. F: "Hala konuşmakta zorlanman normal Jisung. Zamanla tamamen iyileşeceksin" Yara yeterince derin olmadığı için asker bu ölümcül darbeden kurtulmayı başarmıştı. Ama aldığı bu ölümcül darbe ona aşkını geri kazandırmış, söylenmeyen sözlerin artık açıkça söylenmesini sağlamıştı. Hyunjin de yatakta yatan bedenin yanına geçerek önce Minho'ya sonra Jisung'a sonra da Minho'nun elinin olduğu yere baktı. Komutanının bakışlarını üzerinde hisseden Minho gergin bir şekilde yutkundu ama saniyeler içinde Hyunjin'in sert bakışları, beline sarılan Felix'in kolu sayesinde yumuşamıştı. Ona sokulan küçük bedeni kolunun altına alarak sıkıca sarıldı ve sarı tutamların arasına öpücük kondurarak askerlerine baktı. Onları bu başarılı görevden sonra uzun bir tatil bekliyordu. Jisung'un yaralı olması bu tatil süresinin daha da uzamasına neden olmuştu. Ama tatile başlamadan önce aralarında eksik olan son bir kişiyi daha almaları gerekiyordu. H: "Yarın saat 3'te helikopter kalkacak. Seungmin'i sağ salim buraya getirmek senin görevin Chan!" Chan hemen ayağa kalkarak elini alnına yasladı ve "emredersiniz komutanım" diye bağırdı. Onun için bu görevi yapmak bir zevkti. Bu daha sekizli için ilk görevin bitişiydi. Onları daha çok birleştirecek birçok görev bekliyordu... ___________________ Bitti... Tam 2 sene önce bugün 7 Şubatta Felix havaalanında Laos'tan dönerken görüntülendi. İnsanlar onu fazlasıyla linçledi. Oysa ki bizim Felix'imiz tüm insanlara örnek olacak bir davranışta bulunmuştu. Onunla çok gurur duyuyorum. Bu kitap asla yeterli değildi savaşın nasıl olduğunu anlatmama. Ben profesyonel bir yazar değilim sonuçta. Ama umarım hayat kurtarmanın ne kadar önemli olduğunu anlatabilmişimdir. Umarım bu bebeğimi de çokça sevmişsiniz, umarım sizin için yeterli bir kitap olmuştur. Bu arada yaşlılara yardım için gönüllülük başvurusunda bulundum. 9 şubat beni görüşmeye çağırdılar. Umarım birilerine yardımcı olabilirim 🥺♥️ Başka hikayelerimde ve özel bölümlerde tekrar buluşalım BLUEES'lerim 🦋 İnsta/tiktok/pinterest: @\keenblues Twitter: @\keenbluees
Bölüm 34
{34} Final
17 yorum
ustlerdeyım daha jıs olduyse sıkarım kafama
tm ji yasıyosa sorun yok
Bana yardım edebilirmisiniz bölüm yüklemek istiyorum fakat sadece resim ekleme yeri çıkıyor bunu nasıl düzeltebilirim
1YanıtBana yardım edebilirmisiniz bölüm yüklemek istiyorum fakat sadece resim ekleme yeri çıkıyor bunu nasıl düzeltebilirim
Lan dün çok yoğundum, müsait olamadım sadece dün bakmadım. Bi gün girmedim son üç bölüm geldii, final oldu..
Lan dün çok yoğundum, müsait olamadım sadece dün bakmadım. Bi gün girmedim son üç bölüm geldii, final oldu..
O selam anında hepimizin aklına gelen o fotoğraf..
O selam anında hepimizin aklına gelen o fotoğraf..
Şimdi ben
Ne okuycam
Yaa tüm ficlerini bitirdim
Yaa hayirrr minhonun aşkını itiraf etmesini chanmini görmek isterdim
Hepsine umarım sonra özel bölüm gelir çok garip hissettim bir yandan bitmemesini istiyorum bir yandan da artık herşeyin bittiğini kabullenmeye çalışıyorum yogun bir çelişki içerisindeyim
OLMMMMMMM EN IYI FNALLERDENNNN BAYILDIMMM 🙏🏿🙏🏿🙏🏿🙏🏿🙏🏿🙏🏿😍😍😍
YIAAAAA BITMESINNN
benim fav ficdi ben ağlamaya gidiyorum yazar hanım
yaa hayır nasıl bitti





