İçeriğe geç

The Healer (HyunLix)

Bölüm 28 · 5 dk okuma

The Healer (HyunLix)

Bölüm 28

{28} Baş başa kaldık

İyi Okumalar 🦋 _______________ F: "Bu nasıl araba ya neden şarkı açılmıyor" Hyunjin gülümseyerek ön koltukta oturan sarışınına doğru döndü. H: "Operasyona giderken şarkı açılmadığı için olabilir mi güzelim" Felix umursamaz bir şekilde omzularını kaldırdı. Kocaman araçta şarkı açılacak kısım yoktu. Bu onun için fazla sıkıcıydı. Askerler geldikten sonra üç gün içinde kampın önemli ihtiyaçlarını not almış ve rapor halinde birliğe göndermişlerdi. Birlik ise iki gün sonra yardım helikopterinin geleceğini bildirmişti. İşte bugün Hyunjin ve Felix bir saat sonra inecek olan helikopterdeki kolileri almak için şehir merkezine gidiyorlardı. İkisi de beş gün içinde birbirlerine doya doya sarılmış, doya doya öpmüşlerdi. Uzak kaldıkları günlerin acısını çıkarmışlardı. Felix, zırhlı aracın biraz küçük olan camından dışarı doğru eğilip baktığında havada gördüğü siyah bulutlar yüzünden kaşlarını çattı. F: "Yağmur yağacak gibi" H: "Önemli değil, böyle hava helikopteri etkilemez" Yardımın gelemeyeceğinden endişelenen beden duydukları sayesinde hemen rahatlayarak koltuğuna sindi ve arabanın içini kontrol etmeye başladı. Bir süre sonra sıkıldığı için emniyet kemerini gevşetip koltuğunda yan döndü. Bir elini cama dayayıp gökyüzünü izlerken dudaklarını hafifçe büzdü. Bulutlar koyulaşıyor, gri tonlar birbirine karışıyordu. Hava ağırdı, yağmur gelmeden önceki o tanıdık koyuluk vardı gökyüzünde. Hyunjin direksiyon başında sakindi ama gözleri yoldan çok gökyüzünü takip ediyordu. Helikopterin uçuşunu etkileyecek kadar rüzgar var mı diye anlamaya çalışıyordu. F: "Bence bu yağmur hiç hafif olmayacak gibi" Hyunjin göz ucuyla ona baktı. Felix'in kaşları çatılmış, parmak uçları camda izler çiziyordu. Tatlıydı.. ve her geçen gün daha da tatlı geliyordu gözüne. H: "Merak etme, hallederiz" Felix başını çevirip ona baktı. Bu "hallederiz" lafını ondan her duyduğunda içi garip bir şekilde rahatlıyordu. Sanki gerçekten dünyanın en kötü ihtimali bile olsa Hyunjin bir yol bulurdu. Şehir merkezine vardıklarında helikopter pisti çoktan hareketlenmişti. Belirtilen saatten daha erken gelen helikopter çoktan kolileri bırakmış, yeniden havalanmak için hazırlanıyordu. Hyunjin arabadan hızlıca inerek Helikopterin cam hizasına doğru geldi ve dimdik durarak elini alnına yaslayıp selam verdi pilota. Askerin selamını alan pilot ise hava şartları yüzünden daha fazla oyalanmayarak dönmek için havalandı. Helikoptere yakından bakmak isteyen beden de arabadan hemen inerek havaya yükselen helikoptere baktı. Rüzgarı o kadar şiddetliydi ki yere sert basmazsa onu geri itecek kadar tehlikeliydi. Helikopter yavaş yavaş daha da yükselerek gözden kaybolduğunda Felix yere dizilen birkaç koliye baktı. Neyse ki aracın bagajı fazlasıyla büyüktü ve hepsi oraya rahatlıkla sığacaktı. İki beden de kolilere doğru yürüdüklerinde gökyüzü yarılacakmış gibi şiddetli bir ses duyuldu. Felix irkilerek başını havaya kaldırdığında alnına düşen yağmur damlasıyla gözlerinin kırpıştırdı. İlk damlalar iri iri düştü yere. Ardından yağmur bir anda bastırdı. Saniyeler içinde tüm bulutlar aylardır buharlaştırdıkları su birikintilerini yeryüzüne gönderme kararı almıştı. H: "Hadi!" Hyunjin zaman kaybetmeden bagajı açtı. Yağmur üniformasının omuzlarına sertçe çarpıyor, birkaç saniyede koyu rengi daha da koyulaştırıyordu. Felix'in üzerindeki tişörtü ise anında ağırlaşmıştı. Yağmur o kadar şiddetliydi ki saniyeler içinde ikiliyi göle düşmüş gibi ıslatmayı başarmıştı. H: "Felix sen arabaya geç! Islanıyorsun!" Felix cevap vermedi bile, ilk koliyi kaptığı gibi bagaja doğru yürüdü. Ayakkabılarının altındaki zemin kaygandı, çamur çoktan oluşmaya başlamıştı. F: "Birlikte daha hızlı olur!" Hyunjin bir an durup ona baktı. Yağmurun arasından Felix'in kararlı yüzünü, ıslanmış saçlarını, dişlerini sıkarak koli taşımasını izledi. Dudakları istemsizce kıvrıldı. H: "İnatçısın" F: "Her zaman olduğum gibi" Hyunjin inatçı doktoruna bakarak başını salladı. Onun bu kadar güçlü olması her seferinde ona daha çok hayran kalmasına neden oluyordu. Daha fazla zaman kaybetmeden Hyunjin de işe koyuldu. Kolileri neredeyse koşa koşa bagaja tıkıyorlardı. Kartonlar ıslanmasın diye Hyunjin üstlerini kendi ceketiyle örtmeye çalışıyor, Felix bir yandan kolileri ittiriyordu. Islanmaması gereken ilaçlar da olduğu için ekstra hızlı davranıyorlardı. Son koli de bagaja girdiğinde ikisi de nefes nefeseydi. Yağmur hala dinmemiş, aksine mümkünmüş gibi daha da şiddetlenmişti. Hyunjin bagajı sertçe kapattı ve Felix'i kolundan tutarak küçük bedeni hızlıca arabaya doğru çekti. H: "Tamam, bitti. Daha fazla ıslanma güzelim" Felix Hyunjin'in yönlendirmesi ile arabaya bindiğinde saçlarından sular damlıyordu. Nefesi hızlıydı ama yüzünde garip bir memnuniyet vardı. Yanında komutanı olduğu için yağmurda ıslanmak bile hoşuna gidiyordu. Hyunjin direksiyon başına geçtiğinde üniformasının kolları, omuzları tamamen ıslaktı. Böyle ıslak kalmamak için hemen arabayı çalıştırdı. Kendisi önemli değildi ama sarışını da ıslanmıştı ve hasta olmasını istemiyordu. Üstelik askeri bir araçta oldukları için ısıtıcı da yoktu.. Yağmur camlara sert sert vuruyor, silecekler hızla gidip geliyordu. Yol, geldiklerinden çok daha farklı görünüyordu. Toprak koyulaşmış, yer yer göl gibi su birikintileri oluşmuştu. H: "Üşümüyorsun değil mi ıslak civciv?" Felix duydukları yüzünden gözlerini devirerek baktı Hyunjine. F: "Bir daha bana civciv dersen seni araçtan atarım, yolda kalırsın tamam mı?" Cümle bitmeden araç bir anda sarsıldı. Boşlukta olan Felix ise aniden öne doğru savrulmuştu. Dediklerinin onu bu kadar çabuk bulacağını bilmemişti. Hyunjin refleksle frene bastı. İleri gitmek adına tekrar gaza bastığında araç bu sefer ilerlemedi. Geri vites denediğinde ise Motor sesi yükseldi ama araç yerinden kıpırdamadı. Hızlı dönen tekerler yüzünden aniden çamur camlara sıçradı. Hyunjin tekerleğin bataklığa düştüğünü anladığı için ayağını gazdan çekti. F: "Ne oldu?" H: "Tam da istediğin gibi yolda kaldık" Felix gözlerini sonuna kadar açarak camdan dışarı bakmaya çalışırken, Hyunjin kapıyı açıp dışarı çıktı. Yağmur altında arka tekerleğe baktı. Çamur neredeyse yarısına kadar lastiği yutmuştu. Buradan çıkması mümkün değildi. Çünkü yağmur hala yağdığı için toprak yumuşak ve kaygandı. Hyunjin daha fazla yağmurda kalmayarak araca geri bindi. F: "Ne olmuş? Gidemiyor muyuz?" Uzun beden, meraklı gözleriyle ona bakan güzeline doğru döndü ve başını salladı. H: "Maalesef güzelim, yağmurun durup toprağın biraz kurumasını beklemeliyiz" Küçük beden bıkkın bir nefes vererek arabanın koltuğuna doğru sindi ve kollarını önünde birleştirdi. F: "Yardım istesek?" H: "Yollar çamur, çamurlu yol ağır zırhlı araçlar için uygun değil, yardıma gelen araç da çamura saplanacaktır" Felix anladığını belli eder bir şekilde başını salladı. Beklemekten başka çarelerinin olmadığının farkındaydı. Islak saçları ve üzerindeki ıslak kıyafetleri üzerine yapıştığı için hafif bir titreme geldi vücuduna. En azından dışarıda değil de aracın içinde kalmışlardı. Hyunjin sırıtarak yan koltukta oturan bedene doğru döndü ve ıslandığı için gerçekten civcive benzeyen bedene baktı. H: "Sonunda başbaşa kaldık doktor" Felix de gülerek Hyunjin'e doğru döndüğünde ikisi de oldukları ortamın yeni farkına varmış bir şekilde kahkahalara boğularak gülmüşlerdi. Gerçekten çamura saplanıp kalmış durumdalardı ve bu yağmurun ne zaman dineceğini bilmiyorlardı bile. Küçük olanın soğuk yüzünden aniden çenesi titrediğinde Hyunjin kaşlarını çatarak uzun parmaklarını zarif bir şekilde Felix'in çenesine sardı. H: "Isınmanın bir yolunu bulalım Felix, yoksa hasta olacaksın" ________________ Not: sonraki bölümde ısınmanın yolunu buluyorlar ahahahahhaah Sonraki bölümü atmayacağım çünkü taslak bölümlerim bitti. Help

Bölüm sonu

23 yorum