İçeriğe geç

The Healer (HyunLix)

Bölüm 27 · 5 dk okuma

The Healer (HyunLix)

Bölüm 27

{27} Komutanım

İyi Okumalar 🦋 _______________ ~felix~ Pijamamın üstünü de giyindikten sonra battaniyeyi kaldırdım. Uzun bir günün ardından yatağa girmek için sabırsızlanıyordum. Bugün kendimi toparlar toparlamaz Hyunjin'in verdiği ilacı alarak Hira'ya ilk dozu yapmıştım. Umarım ilaç iyi yanıt verir ve bu hastalıktan kurtulurdu. Askerlerin getirdiği yardım sayesinde burada tüm insanlar gece iyice karnılarını doyurmuş ve güvenli bir uyku çekmek için çadırlarına geçmişlerdi. Dudağımda hala hissettiğim öpücüğün sıcaklığıyla gözlerimi kapattım. Çok güzel ve huzurlu bir uyku çekecektim. Tama yatağa uzanacaktım ki duyduğum ayak sesleriyle duraksadım. Ayak sesleri tam çadırın önünde durduğunda biraz gerildim açıkçası. Ama saniyeler sonra tanıdığım ses tonunu duyduğumda dudaklarım kıvrıldı. H: "Doktor, gelebilir miyim?" Tuttuğum battaniyeyi yatağa fırlattım ve çadırın kapısını hızlıca açarak uzun bedene baktım. Üzerimde ince kıyafetler olduğu için kapıdan sızan soğuk hava vücudumu titretmişti. Ne kadar üşüsem de komutanımın suratını görmek içimin ısınmasına yetiyordu. H: "Titriyorsun" Aniden kollarını vücuduma sararak ikimizi de içeri çektiğinde yüzümdeki sırıtış öylece donup kalmıştı. Kolları tüm vücudumu sardığı için anında ısınmıştım. Daha fazla üşümemem için çadırın kapısını da kapatarak eğilip burnuma öpücük bıraktı. H: "Azıcık soğuk oldu diye hemen burnun kızarmış" Burnuma kondurduğu öpücükle birlikte içimde bir yerler yumuşadı. Kollarının arasındayken üşümek diye bir şey kalmıyordu zaten. Ellerimi istemsizce sıkıca onun beline sardım. Mümkünmüş gibi daha çok sokulmak istiyordum onun sıcaklığına. Gözleriyle bana o kadar güzel bakıyordu ki, sadece bakışları sayesinde sevildiğimi hissediyordum. Bir şey hatırlamış gibi beni kendisinden biraz ayırıp sırıtarak gözlerimin içine baktı. Yan bir şekilde gülümsemesi beni biraz korkutmuştu. H: "Bu gece... yanında uyumamın bir sakıncası var mı?" Soruyu sorarken ses tonu düşüktü. Bu da kalbimin saçma bir şekilde hızlanmasına nedne oluyordu. Ne tepki vereceğimi şaşırmıştım. F: "Hyunjin.." İtiraz etmek için ağzımı açmıştım ama kelimeler tam olarak toparlanamadı. Aynı yatakta uyumak... bu fikir bile göğsümde sıcak bir baskı yaratıyordu ama bir yandan da çekiniyordum. İstiyordum ama buna cesaret edemiyordum. Sanki yine ona alışacaktım ve yine gidecekti, ayrı kalmak zorunda olacakmışız gibi hissediyordum. F: "Bence olmaz" Bunu söylerken gözlerimi kaçırdım. Kendimden emin değildim ama yine de ilk refleksim onu reddetmek olmuştu. Hyunjin kaşlarını hafifçe çattı, geri çekilmedi ama üstüme de gelmedi. Sadece başını biraz yana doğru eğdi. Bu kararım onu hiç memnun etmemişti anlaşılan. H: "Tamam, İstemiyorsan zorlamam. Ama izin verirsen... senin kokunla uyumayı çok istiyorum Felix. Seni çok özledim" Elini yavaşça bel oyuntuma doğru indirdi ve parmaklarının baskısını artırdı. Dokunduğu tenim alev alev yanıyordu. Duyduklarım yüzünden yanaklarımın da kızardığına emindim. H: "Artık her zaman, yanında olduğumu hissetmeni istiyorum" Son dedikleri içimdeki endişelerin susmasına yardımcı olmuştu. Başımı kaldırıp yüzüne baktığımda gözlerindeki yorgunluğu, günlerdir taşıdığı sorumluluğu fark ettim. Ve bana bakarken bakışlarının nasıl da yumuşadığını... Bir iç çektim... zaten en başından ona karşı gelemeyeceğimin farkındaydım. F: "Sadece bu gecelik" Gülümsemesi anında ortaya çıktı. Küçük ama rahatlamış bir gülümseme sinmişti yüzüne. H: "Tamamdır" O kadar rahat bir şekilde onaylamıştı ki beni. Artık emindim bir kere onunla uyuduktan sonra artık onsuz uyuyamayacağıma. O da bunu biliyor olduğu için rahattı. Ellerini belimden uzaklaştırarak üzerindeki askeri ceketi çıkardı ve diğer tarafta duran masanın üzerine bıraktı. Gülümseyerek gözlerimin içine baktığında gözlerimi kaçırdım. Utanıyor olduğumun farkındaydı. Ellerini askeri pantolonunun üzerinde gezindirdiğinde bakışlarım oraya kaydı. Ceplerinden telsiz, kelepçe, bıçak, silah ve daha ne olduğunu anlamadığım bir sürü şey çıkararak hepsini masanın üzerine bıraktı. Resmen ona sarıldığımda meğersem yürüyen bir bombaya sarılıyormuşum... F: "Üniformayla mı uyuyacaksın?" Sanki benim sorduğum soru çok yanlıştı, sanki üniformasıyla uyuması aşırı normalmiş gibi yüzüme baktı. H: "Acil durum olduğunda hızlı hazırlanmam gerekiyor civciv" Başımı anladım anlamında salladığımda daha fazla her cebinden silah boşaltan bedeni izlemeyi bırakarak battaniyeyi kaldırdım ve yatağa uzandım. Aniden Hyunjin başımın üzerinde belirdiğinde istemsizce battaniyeyi sıkıca tutarak burnuma kadar çektim. H: "Korkma yemeyeceğim seni" Sırıtarak konuştuğunda kaşlarımı sinirli bir şekilde çatarak battaniyeyi indirdim ve yatakta doğruldum. F: "Senden korkacak değilim! Hem ben öyle kolay kolay korkmam" Sanki amacı beni sinirlendirmekti ve bunu başardığı için mutlu bir şekilde dizini yatağa yaslayarak üzerime doğru eğildi. Ellerini omzuma yaslayarak beni sırtüstü yatağa geri yasladı ve üzerime doğru eğilerek yüzlerimizi yaklaştırdı. Deminden beri hareketlerini donmuş bir şekilde izlediğimi daha yeni farkettiğim için ellerimi omuzlarına sararak daha fazla yaklaşmasını engelledim. F: "Ne yapıyorsun?" H: "Yatağa uzanıyorum" F: "Sen yatağa böyle mi uzanıyorsun?" Başını onaylar anlamda salladığında gözlerimi devirdim. Omuzlarından iterek onu biraz kendimden uzaklaştırdım ve yatağın diğer tarafına geçtim. Ben daha ondan tamamen uzaklaşamamışken yatağa yan bir şekilde yatarak elini belime sardı ve beni geri kendisine doğru çekti. Uzanıyor olmamıza rağmen kolları o kadar güçlüydü ki beni zorluk çekmeden tek seferde yatakta kendine doğru sürüklemişti. Vücutlarımız birleştiğinde battaniyeyi üzerimize doğru çekti. Karşı koyacak kadar güçlü değildim. Kokusunu yakından hissetmek mayışmama yetmişti zaten. Başımı göğsüne yasladığım an gözlerim otomatik olarak kapandı. Kocaman eli belimde bir aşağı bir yukarı geziniyorken, burnuma buram buram onun kokusu doluyorken uyumamak mümkün değildi. Saçlarımın arasında hissettiğim sıcaklıkla biraz daha sokuldum göğsüne. Sıcak öpücüklerini saçlarımın arasına durmadan diziyordu. H: "Havalar soğuyor burada" Uyumak üzere olduğum için gözlerimi açma girişiminde bulunmadan başımı onaylar anlamda salladım. F: "Artık daha çok yağmurlu hava olacak. Burada kış böyle geçiyor. Bir-iki ay sürüyor ama" Beni anladığını belli eden mırıltıları kulağıma dolduğunda ben de elimi battaniyenin altından onun beline sardım. Bu hamlemi hisseder etmez beni biraz daha kendisine doğru çekti. Bacaklarımız içiçe geçmiş durumdaydı ama bu yakınlık sanki yetmiyordu ona. H: "Çadırların sayı kadar ısıtıcı göndermelerini de söyleyelim" Benim ısıtıcım olan sıcacık kaslı bedene biraz daha sıkı sarılarak başımı onaylar anlamda salladım. Çocukların sıcacık ortamda uyuması çok iyi olurdu. F: "Çocuklar için kitap da gönderirler mi?" Mırıldanarak konuşuyordum. Yorgunluk tüm vücudumu sardığı için gözlerimi dahi açamıyordum. Alnımda hissettiğim sıcak dokunuşlardan anladım Hyunjin'in yüzüme dökülen saçlarımı kenara çektiğini. H: "Gönderirler tabii. Yeter ki güzelim istesin" Duyduklarımla istemsizce dudaklarımın kenarı kıvrıldı. Saçımı okşayan sıcak el yanağıma doğru indiğinde yanağımı onun elinin içine bastırdım. O kadar uykum vardı ki beynim bulanık hissediyordu. Gözümü açsam dahi hiçbir şey göremeyecekmişim gibime geliyordu. H: "Seni seviyorum doktor, hem de çok seviyorum" Son kalan güç kırıntılarımla elimi kaldırarak yanağıma yaslı olan elinin üzerine yasladım. F: "Ben de seni çok seviyorum komutanım" Gözlerimi açıp, yüz ifadesini görmek isterdim ama ne yazık ki vücudum bu komutumu reddediyordu. Neyse ki bunu yapmamam bile gerek kalmamıştı. Yanağımda duran el yüzümü okşadığında dudaklarımda hissettiğim baskıyla yatağa biraz daha sindim. Tanıdığım sıcaklık uzaklaşmasın diye anında dudaklarımı aralayarak dolgun dudakları kabul ettim. İri bedeni üzerime doğru abandığında sert bir şekilde temas eden alt vücutlarımızı yüzünden uykum kaçmıştı. __________________ Uyu lan yorgunluktan bayılacaksın. Kampın sorunları çözüldü olaylar bitti. Dur yoksa bitmedi mi? 🤨

Bölüm sonu

20 yorum