İyi Okumalar 🦋 ______________ Öğle güneşi kampın üzerinde tam tepedeyken, toprak zemin çocukların ayak sesleriyle hafif hafif titreşiyor, kahkahalar ince toz bulutlarıyla birlikte havaya karışıyordu. Felix nefes nefese, gülerek koşuyor, ayakkabılarının altındaki toprak tanecikleri sağa sola savrulurken kollarını iki yana açmış, ebelemece oynadığı çocuklara yetişmeye çalışıyordu. Sıcaktan boğazı kurumuş, alnında ter tanecikleri birikmişti ama yüzündeki ifade günlerdir ilk kez bu kadar canlıydı. Dudaklarının kenarına yerleşen o küçük gülümseme, kampın üstüne çöken ağırlığı bir anlığına da olsa dağıtmaya yetmişti. Felix sonunda eski haline dönmeyi başarmış, eski neşesine kavuşmuştu. Hala geceler özlemden uyumak biraz zor olsa da onu da atlatmak konusunda kararlıydı. Çocuklardan biri çığlık atarak yanından sıyrıldığında, Felix kahkahayla arkasına doğru dönerek çevik bir hamleyle küçük yaramazı yakalamaya çalıştı. Lakin küçük yaramaz ondan daha enerjik ve hızlı olduğu için Felix'ten kaçmayı başarmıştı. Felix, kaybettiği için tam mızmızlanmaya başlayacaktı ki kampın diğer ucundan gelen derin, boğuk bir gürültü havayı yırtar gibi geçerek onların kulağına doldu. Bir anlık kıkırdayan çocuklar arasında sessizlik oldu. Sonra toprak havaya savruldu, kum fırtınası yaşıyorlarmış gibi havaya savruldu. Uzakta, kampın girişine doğru, yer sarsılıyormuş gibi hissedilen bir titreşim yayıldı. Felix'in yüzündeki gülümseme saniyeler içinde silindi. Neyse ki içgüdüleri düşüncelerinden hızlıydı. Hiç tereddüt etmeden çocukların önüne geçti, kollarını iki yana açarak onları arkasına aldı. Kalbi göğsünde sert sert atıyor, kulakları yaklaşan motor sesleriyle doluyordu. Ne kadar korkuyor olsa da çocukların önünde dimdik durmaya devam ediyordu. Arkasında onlarca çocuk vardı ve bir tehlike olursa hepsini koruyacağına emindi. Tozların arasından sesler yaklaştıkça görüntü de netleşmişti. Dört tane zırhlı araç onlara doğru yaklaşıyordu. Ağır, kararlı ve durdurulamaz bir şekilde ilerliyorlardı. Tekerlekleri toprağı paramparça ederken, havaya kalkan toz güneş ışıklarının bile önünü kesiyordu. Sesleri duyan kamp halkı da birer birer oraya doğru koşmaya başladı. Korkuya kapılan insanlar tek umutları olan burayı da bırakıp kaçacak durumda değillerdi. Herkes korkmadan, her tehlikeye hazır bir şekilde aynı noktaya bakıyordu. Araçlar Felix'in birkaç metre önünde, toprağı son bir kez savurarak, daha şiddetli bir ses çıkararak fren yaptılar. Felix, yüzüne çarpan toz yüzünden gözlerini kapatarak elini havada salladı. Gözlerine kaçan kum tanecikleri yüzünden, gözlerini açtığında bakış açısı bulanıktı. Lakin arabanın kapısı açıldığında inen bedenin yüzünü görmese bile silüetini görmek yetmişti onu tanımasına. Hyunjin araçtan indiği anda, dünyadaki bütün sesler Felix için anlamını yitirdi. Komutan kaskını başından çıkardığında, bakışları onca kalabağın arasında direk tek bir kişiyi buldu. Sert omuzları, üniformasının altında belirginleşen duruşu ve yüzündeki o tanıdık ama şimdi çok daha kararlı ifade.. Felix'in nefesi boğazında düğümlendi. Aralarındaki mesafe birkaç adım kadardı ama yaşanan zor günler, uykusuz geceler, bastırılmış öfke ve özlem doluydu. Hyunjin'in bakışları Felix'in yüzünde bir an bile tereddüt etmeden gezindi. Onun sağ salim olduğunu görmek, göğsünde günlerdir taşıdığı ağırlığı bir nebze olsun hafifletti. Felix ise bakışlarını kaçırmadı. Bu sefer kaçmadı komutandan. O an, gittiği sabahı, bulamadığı boş kulübeyi, dizlerinin üzerine çöküşünü... hepsini tekrar tekrar hatırlattı kendine. Diğer araçlardan Chan, Changbin, Jeongin, Minho, Jisung indi ve hepsi kasklarını çıkararak özledikleri yere baktılar. Kampta donup kalmış insanlar fısıldaşmaya, mutlulukla gülümsemeye başlamıştı. Kimse bir şey anlamıyordu, giden askerler neden geri gelmişlerdi bilmiyorlardı. Ama hepsi tekrar kampın güvende olmasına seviniyorlardı. Hyunjin birkaç adım daha attı. Araçların arasına monte edilmiş uzun direkli Kore bayrağını yerinden dikkatli bir şekilde aldı. Kumaş parçası rüzgarda açıldığında kırmızı, mavi ve beyaz renkler güneşin altında parladı resmen. Komutan gurur duyduğu, uğruna canını feda etmeye hazır olduğu ülkesinin bayrağını sıkıca tutarak her santimi aynı ve ritmik olan asker adımları atarak Felix'in hemen önünde durdu. Aralarında artık neredeyse hiç mesafe yoktu. Felix, özlediği surata bakmak için başını kaldırarak ondan uzun olan bedenin gözlerine baktı dolu gözleriyle. H: "Tim olarak Kore'ye döndükten sonra, toplu dilekçe verdik. Buraya ceza olarak değil, kendi isteğimizle geri dönmek için." Sanki yeterince Felix'e yakın değilmiş gibi bir adım daha yaklaştı. Sesi sadece Felix'in duyabileceği tondaydı. H: "Günler sürdü... ama başardık." Sözünü bitirir bitirmez bayrağın direğini, Felix'in ayaklarının dibindeki toprağa sertçe bastırdı. Direk toprağa saplanırken çıkan tok ses, kampın üzerinde kalkan gibi yankılandı. H: "Burası artık resmi olarak Kore tarafından korunuyor." Bu sefer bir asker gibi yüksek ve net çıkmıştı sesi. Herkesin duymasını ister gibi. Felix'in içindeki her şey, tüm duygular aynı anda patladı sanki. Göğsü sıkıştı, gözleri ağlamak üzere olduğu için yandı. Bir adım attı ve kararlı bir şekilde parmak uçlarına yükseldi komutana yakın olabilmek için. Dişlerini sert bir şekilde sıkarak içindeki öfkenin alevlenmesine izin verdi ve yumrukları Hyunjin'in omuzlarına art arda indirdi. Darbeleri sertti ama gücü öfkeden değil, birikmiş özlemdendi F; "Nasıl gidersin!" Boğazı parçalanacak şekilde bağırdı, öyle ki sesi bile çatlamıştı. Gözlerinden yaşlar usulca süzülmeye başladığında yumruk darbelerini daha da hızlandırdı. Tüm gücüyle yumrukladığı omuzlar bir milim bile kıpırdamıyordu. Kendi canı yandığı kadar komutanın da canını yakmak istiyordu. F: "Nasıl haber bile vermeden gidersin!" Her kelimesinin ardından yumrukları biraz daha sertleşiyordu. Ama yaptığı tek şey kendi canını yakmak ve kendisini yormaktı. F: "Beni... bizi burada bırakıp nasıl gide-!" Kendi cezasına boyun eğen komutan bu sefer küçük olanın cümlesini bitirmesine izin vermedi. Kocaman elini sert bir şekilde doktorun ensesine sararak parmak uçlarında doğrulan bedeni kendisine doğru çekti ve dudaklarını dolgun dudaklara bastırdı sertçe. Küçük olanın yumrukları öylece Hyunjin'in omzunda duraksadı. Yaşadığı panik yüzünden gözlerini dahi kapatamamıştı. Komutan başını yana eğmiş bir şekilde Felix'i ensesinden sıkarak kendisine doğru bastırıyor, dudaklarını daha da sert yapıştırıyordu dolgun ve yumuşak olan dudaklara. Felix'i ensesinden çok sert tuttuğunu anlamış olacak ki parmaklarının sertliğini azaltarak baş parmağıyla yumuşak teni okşadı. Daha dudaklarının üzerinde duran sıcacık dudaklara alışamayan beden ensesinde hissettiği dokunuşlar sayesinde gözlerini usulca kapattı. Kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Ve sanki Hyunjin ona inat daha çok bastırıyordu dudaklarını onun dudaklarına. Komutan da on gündür yaşadığı özlemin yerini doldurmaya çalışıyordu. Dudaklarına temas eden yumuşacık dudaklar onun bile dizlerini titretmek üzereydi. Bunu daha fazla uzun tutarsa küçük bir öpücüğün, öpüşmeye dönüşeceğini bildiği için istemese de uzaklaştı doktorun dudaklarından. Göğsü hızlı hızlı kalkıp inen beden gözlerini titrek bir şekilde açarak komutanın gözlerinin içine baktı. Felix, dudaklarını diliyle yalamak ve Hyunjin'in tadını almak istiyordu ama bunu yapacak kadar cesur değildi. Onun aksine Hyunjin ise günlerdir bu günün hayalini kurduğu için doktorun gözlerinin en derinlerine bakarak dilini alt dudağının üzerinde gezindirdi. Küçük olanın ağzı şaşkınlıkla açılırken diğer herkes de önlerinde dönen filmi izliyorlardı. Birilerinin çocukların gözlerini kapatması gerekiyordu... H: "Özür dilerim. Hem seni bıraktığım için, hem de ilk kuralı çiğnediğim için" ____________________ Ne demişlerr.. kurallar çiğnenmek için vardır komutan 😋😋
Bölüm 21
{21} Başardık
28 yorum
Çoçuklar bu yaşta travma yaşattılar 🙌 ya
Almdndnndjssmenmssmvrndffnncngjvncncbcnfbv olum baya iyi içimi bir ateş saldiı. Law
OHQOHQOHQOAHAAOAGAKJAHAHA COKIYI COKIYI MUKEMMWWWWLLLLL RRRAAAAHHH
Biri çocukların gözlerini kapatsın
Heheheee
Komutan ve doktar
Çocuklar travmanın en beterini yaşıyor
Sanırım
Cezalandırma bölümü
Bir sonraki bölüm felixin
Huncin kurali çignedi yehuuuğğ artık fefi onu cezalandırak
YENİ BÖLÜM YENİ BÖLÜM OLEY OLEY HIHIHIJIİIAJAIHAIA🥰🥰🥰🥰🤩🤩🤩
LAN BUNLAR BİRBİRİNİ YİYO AQ
ANANISKIM COKIYI👏🏿👏🏿👏🏿👏🏿👏🏿
Kurallar çiğnenmek için vardır komutan devam edin
1Yanıtatem tütem ben seni diyorsun…
atem tütem ben seni diyorsun…
atem tütem ben seni diyorsun…
Eee minsung noldu
Eee minsung noldu







