🩷🪽 biraz kısa oldu üzgünüm ama daha uzun atacağım hikaye daha yeni oturuyor🫶🏻
Dünyanın ilk çağlarında elementler henüz gençken, gökyüzü bugünkü kadar sakin değildi.
Denizler daha öfkeli,
Dağlar daha vahşi,
Ateş daha açtı.
Ve o çağlarda, artık adı bile anılmayan bir soy yaşardı.
Onlara birçok isim verilmişti.
Taklitçiler.
Yüzsüzler.
Gölgekanlılar.
Fakat tarihin en eski kayıtlarında yalnızca tek bir adla geçerlerdi.
Yansıyanlar.
Yansıyanlar bir elemente sahip değildi.
Bir Ateş Efendisi gibi alev yaratamaz,
Bir Su Efendisi gibi okyanusları çağıramazlardı.
Fakat onların sahip olduğu güç, birçoklarına göre elementlerden daha korkutucuydu.
Çünkü onlar...
Öğrenmezdi.
Kopyalarlardı.
Bir Yansıyan, bir Ateş Efendisi'nin yanında durduğunda onun alevlerini kullanabilirdi.
Bir Su Efendisi'nin karşısında savaştığında dalgaları çağırabilirdi.
Bir Metal Efendisi'nin gücünü gördüğünde çeliği kendi iradesiyle bükebilirdi.
Ve zamanla...
Sadece güçleri değil...
Yüzleri de kopyalamaya başladılar.
Bir annenin çocuğu.
Bir kralın muhafızı.
Bir öğrencinin öğretmeni.
Hiç kimse karşısındaki kişinin gerçekten kim olduğundan emin olamıyordu.
Çünkü bir Yansıyan, istediği kişinin suretine bürünebilirdi.
Korku yayıldı.
Korku nehirlerden hızlı akar.
Ve korkudan doğan nefret, yangından hızlı büyür.
Sonunda savaş başladı.
Element Efendileri ile Yansıyanlar arasında yıllarca süren savaşlar yaşandı.
Gökyüzü yarıldı.
Şehirler yıkıldı.
Denizler kan kırmızısına döndü.
Binlerce yaşam kaybedildi.
Ve son savaşın sonunda...
Yansıyanlar yenildi.
Hayatta kalanlar dünyanın dört bir yanına dağıldı.
Sonra birer birer ortadan kayboldular.
Yıllar geçti.
Yüzyıllar geçti.
Çağlar geçti.
Artık onların adı yalnızca masallarda kalmıştı.
Çocukları korkutmak için anlatılan hikâyelerde.
Tozlu raflardaki eski kitaplarda.
Ve unutulmuş efsanelerde.
Bugün tarihçiler tek bir konuda hemfikirdir.
Yansıyanların soyu tükenmiştir.
Son bireylerinin ölümünün üzerinden yüzlerce yıl geçmiştir.
Onlardan geriye ne bir şehir,
Ne bir krallık,
Ne de bir mezar kalmıştır.
Sanki hiç yaşamamış gibidirler.
"...ve işte bu yüzden Yansıyanlar günümüzde yalnızca bir efsane olarak kabul edilmektedir."
Sessizlik.
Sonra ağır bir ses duyuldu.
Tak.
Kalın kitabın kapağı kapandı.
Metal Efendisi gözlerini sayfalardan kaldırdı.
Kütüphanenin yüksek pencerelerinden içeri akşam ışığı vuruyordu.
Toz zerrecikleri havada süzülüyordu.
Bir süre kapağa baktı.
Sonra derin bir nefes verdi.
"Soyları tükenmiş..."
diye mırıldandı.
Parmakları kitabın üzerinde gezindi.
"...en azından kitaplar öyle söylüyor."
Kütüphanede yalnızdı.
Ya da öyle sanıyordu.
Çünkü odanın en uzak köşesinde...
Kimsenin fark etmediği bir gölge kıpırdamıştı.