İçeriğe geç

The Five Seals of Fate- Kaderin Beş Mührü

Bölüm 5 · 5 dk okuma

The Five Seals of Fate- Kaderin Beş Mührü

Bölüm 5

Mühürlü Topraklar

Beş varis, krallıklarından tek bir yöne çekilmişti: Karanlık Orman'a.

Yüzyıllardır birbirine düşman olan halkların prens ve prensesleri, ormanın derinliklerinde karşı karşıya geldiklerinde kılıçlar çekildi, alevler parladı, rüzgârlar yükseldi. Ancak gökyüzündeki o siyah çatlak büyümeye devam ederken dövüşmek mantıksızdı.

Alevra: "Beni takip etmeyi bırakın!"

Arven: "Seni takip etmiyorum. Metaller burayı gösteriyor."

Baran: "Hey, kavga edecekseniz biraz bekleyin, yanımda mısır yok."

Kaelor: "Sessiz olun... Ağaçlar fısıldıyor. Bir şey yaklaşıyor."

Lysera: Esnleyerek "Umarım yatak falandır..."

Ağaçların arasından geçerken, devasa bükülmüş köklerin ortasında kadim bir taş sütun gördüler. Üzerinde sararmış ve zamanın unuttuğu runes harfleri vardı.

Kaelor elini taşa koydu. Toprağın hafızası zihnine aktı. Yüzü bir anda bembeyaz oldu.

Kaelor: "Bu... Bu sıradan bir çatlak değil."

Arven: "Ne yazıyor?"

Kaelor: "Kehanet... 'Gölge uyandığında, beş element tek bir beden gibi durmazsa, dünya Yansıyanlar'ın aynasında kırılacak. Çünkü onlar tek bir element değil, hepsinin felaketi olacaklar...'

Tam o sırada ormandaki bütün rüzgâr durdu. Kuşların sesi kesildi.

Çalıların arasından yavaş, ağır adımlar duyuldu.

Baran: "Çok iyi... Tam da kâbuslarıma girecek bir atmosfer."

Ağaçların gölgesinden bir siluet çıktı.

Uzun, bembeyaz saçları omuzlarından süzülen, gözlerinde kızıl ve tekinsiz bir parıltı taşıyan bir kadın. Gövdesinde sanki bizzat ateşle ve karanlıkla yaralanmış gibi kan kırmızı bir iz parıldıyordu. Yüzündeki ifade sadece öfke ve kibirden ibaretti.

Alevra öfkeyle öne atıldı, elinde devasa bir alev topu oluşturdu.

Alevra: "Kimsin sen?! Burası senin mekânın değil!"

Gizemli kadın hafifçe kıkırdadı. Ağzını bile açmadan sağ elini kaldırdı. Alevra'nın elindeki Ateş aniden kızıl kadının sağ elinde de belirdi!

Arven gözlerine inanamadı.

Sonra kadın sol elini kaldırdı. Sol elinin etrafında da Rüzgâr spiralleri dönmeye başladı.

Lysera'nın gözleri büyüdü: "Benim gücüm... O benim rüzgârımı kullanıyor!"

Kadın soğuk, tüyler ürpertici bir sesle konuştu:

???: "Soyumuzun tükendiğini sanıyordunuz, değil mi? Bizi tarihin tozlu sayfalarına gömdüğünüzü... Ama ben hepsini hatırlıyorum. Ateşinizin sıcaklığını, rüzgârınızın keskinliğini..."

Alevra ve Lysera'nın güçlerini aynı anda parmaklarının arasında oynatarak gülümsedi.

???: "Siz prensler ve prensesler, krallıklarınızda oyun oynarken biz gölgelerde güçlendik. Ben Vespera, Yansıyanlar'ın sonu değil... Yeni çağının başlangıcıyım!"

Arven hemen kılıcını çekti: "Yansıyanlar... Efsane gerçekmiş."

Vespera bir elindeki ateşi, diğer elindeki rüzgârla birleştirerek devasa bir Alev Fırtınası yarattı ve beş varise doğru savurdu!

Vespera: "Şimdi görün bakalım... Kendi güçlerinizle yok olmak nasıl bir hismiş!"

Vespera’nın iki elinden yükselen alev ve rüzgâr birleştiğinde ormanın içi cehennem sıcağıyla sarsıldı. Alev Fırtınası, ağaçları devirerek ve toprağı yakarak beş varisin üzerine doğru fırladı.

Baran: "Bunu denemek istemezdim ama—!"

Baran öne fırlayıp kollarını savurdu. Yakındaki nehrin sularını havaya kaldırarak devasa bir Su Surları oluşturdu. Ancak Vespera’nın fırtınası o kadar güçlüydü ki su bariyeri anında buharlaşmaya, ortalığı göz gözü görmez bir sis kaplamaya başladı.

Sisin içinden Alevra sıçradı. Saçları kor gibi parlıyordu. İki elinde birden devasa alev kılıçları oluşturup Vespera’ya doğru hamle yaptı.

Alevra: "Benim elementimi bana karşı kullanamazsın, çakma kraliçe!"

Alevra kılıcını indirdiği an Vespera hiç istifini bozmadı. Sadece gülümsedi. Alevra’nın kılıcı Vespera’ya çarpmadan hemen önce, Vespera’nın bedeninin etrafında Arven’in gücüne benzeyen gümüşi bir Metal Zırh belirdi. Alevra’nın darbesi metale çarpıp kıvılcımlar saçarak geri tepti.

Arven: "O... Metal Efendisi olmamasına rağmen çeliği kopyaladı!"

Vespera: "Bütün hayatınızı kendi krallıklarınızda, tek bir güçle övünerek geçirdiniz. Ama ben? Ben hepinizin toplamıyım!"

Vespera zırhını patlatarak dışarı bir şok dalgası yaydı. Alevra geriye doğru savruldu. Tam yere çakılacakken Kaelor toprağı esneterek yumuşak bir çim yatağı oluşturdu ve Alevra’yı yakaladı.

Kaelor: "İyi misin?"

Alevra: "Bırak beni! O kadını kül edeceğim!"

Lysera rüzgârı ayaklarının altına alarak havalandı. Gökyüzünden Vespera’nın üzerine jilet kadar keskin rüzgâr bıçakları yağdırmaya başladı. Fakat Vespera başını kaldırıp sadece baktı; Lysera’nın rüzgârını havada yakalayıp yönünü değiştirdi ve doğrularak Kaelor ile Arven’e doğru savurdu.

Arven öne atılıp topraktan çıkan metalleri çekerek dev bir Çelik Kalkan oluşturdu. Rüzgâr bıçakları kalkana çarptığında çıkan ses tüm ormanda yankılandı.

Beş varis ilk kez bu kadar çaresiz kalmıştı. Çünkü ne zaman saldırsalar, Vespera o saldırıyı kopyalıyor ya da başka bir elementle nötralize ediyordu.

Tam o sırada, dövüşün ortasında olan Kaelor kadim taş sütuna doğru geriledi. Taş sütun, ormandaki çatışmanın ve elementlerin kontrolden çıkmasının etkisiyle aniden parıldamaya başladı. Toprak çatırdadı.

Kaelor elini sütuna bastırdı ve gözleri tamamen yeşil bir ışıkla doldu. Zihnine yeni, unutulmuş bir kehanetin devamı kazındı.

Kaelor: "DURUN! SAVAŞMAYIN!"

Herkes bir anlığına duraksadı. Vespera bile kaşlarını çatarak Kaelor’a baktı.

Kaelor: "Vespera yalnız değil... Kehanetin devamı var! Yansıyanlar bu dünyada uyanmadı. Onların esas gücü ve mühürleri... İnsanlar Dünyası'nda!"

Baran: "Ne? O makine gürültülü, büyüsüz sıradan insanların olduğu yer mi?"

Kaelor: "Nocthar sürgün edildiğinde ışığı sönüp gökyüzünden düştü dedikleri yer... İnsanların dünyasıydı! Yansıyanlar yüzyıllardır orada saklanıyor. Bu dünyadaki siyah çatlak, insanların dünyasındaki mühür kırıldığı için açıldı!"

Vespera’nın yüzündeki kibirli gülümseme ilk kez dondu. Gözlerindeki kızıl parıltı derinleşti.

Vespera: "Demek kehanetin o kısmını da çözdünüz... Ama çok geç. Kapı zaten aralandı."

Vespera iki elini birden havaya kaldırdı. Ateş, rüzgâr, su, toprak ve metalin enerjisini aynı anda çekmeye başladı. Ormanın ortasında devasa, simsiyah bir girdap açıldı. Bu girdap, doğrudan insanların dünyasına açılan boyut kapısıydı!

Vespera: "İnsanlar dünyasındaki kalıntıları uyandırdığımda, artık beşiniz birleşseniz bile beni durduramayacaksınız!"

Vespera kendini siyah girdabın içine bıraktı ve ortadan kayboldu. Girdap yavaşça kapanmaya, etrafındaki her şeyi içine çekmeye başladı. Ormandaki ağaçlar köklerinden sökülüp portalın içine fırlıyordu.

Alevra: "Arkasından gidiyoruz!"

Arven: "Çıldırdın mı? İnsanlar dünyası hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Büyünün olmadığı bir yer!"

Lysera: "Ama o kadının orada ne yapacağını biliyoruz. Eğer o mühürleri açarsa, iki dünya da yok olur."

Baran: "Harika... Hiç bilmediğimiz bir dünyaya gidip dünyayı kurtaracağız. Tam da kuralına göre."

Beş varis birbirine baktı. Yüzyıllardır süren krallık nefretleri, bu tek an için silinmek zorundaydı.

Alevra, Arven, Baran, Kaelor ve Lysera... Ele ele tutuşup kapanmak üzere olan o karanlık girdabın içine atladılar.

İNSANLAR DÜNYASI – ŞEHİR MERKEZİ

Gök gürültüsüyle karışık şiddetli bir rüzgâr esti. Okulun hemen arkasındaki karanlık sokakta bir anlığına mor ve siyah ışıklar çaktı.

Girdap kapandığında beş varis kendilerini betonların, garip demir kutuların (arabaların) ve devasa cam binaların arasında buldu. Üzerlerinde süslü pelerinleri, kraliyet zırhları ve kılıçlarıyla tam bir uzaylı gibi duruyorlardı.

Tam o sırada sokağın başındaki okulun zili çaldı.

Sokağın girişinde çantasını takmış yürüyen Ayşe, elinde telefonuyla arkadaşlarına bakarken duraksadı. Sokağın karanlığında duran bu garip giyimli beş kişiyi ve ellerinden hafifçe sızan element ışıklarını gördü.

Ayşe'nin gözleri büyüdü. Alevra elindeki kılıcı Ayşe'ye doğru doğrulttu.

Alevra: "Kıpırdama yerli yaratık! Burası neresi?!"

Ayşe gergince yutkundu.

Ayşe: "Bu... Bu imkansız. Öğretmenin anlattığı masal..."

Ve hemen arkalarında, okulun çatısında duran kapüşonlu siluet aşağıya, çocukların ve beş varisin olduğu sokağa doğru soğuk bir gülümsemeyle baktı.

Hikaye şimdi iki dünyanın kesiştiği yerde gerçekten başlıyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.