Eski Element Efendileri'nin kayboluşunun üzerinden yüzlerce yıl geçmişti.
Masallar hâline gelmişlerdi.
Bazıları onların öldüğünü söylüyordu.
Bazıları uyuduklarını.
Bazıları ise bir gün geri döneceklerine inanıyordu.
Ama herkesin bildiği tek şey vardı.
Beş halk artık birbirinden nefret ediyordu.
---
ATEŞ HALKI
Volkanların arasında yükselen kızıl şehir Vulkarya.
Şehrin merkezindeki dev arenadan kalabalığın sesleri yükseliyordu.
Kalabalık: VULKARYA! VULKARYA! VULKARYA!
Arena zemini siyahtı.
Binlerce yıl önce donmuş lavlardan yapılmıştı.
Savaşçılar dövüştükçe zemin çatlıyor, içlerinden kızıl ışıklar sızıyordu.
En üst locada Ateş Prensesi oturuyordu.
Alevra Vespera
Ateş kadar güzel, ateş kadar tehlikeli.
Uzun kızıl saçları sırtına dökülüyordu.
Altın renkli gözlerinde sürekli bir meydan okuma vardı.
Sabırsızca koltuğun koluna vurdu.
Alevra: Daha hızlı dövüşemezler mi?
Danışman: Prensesim, bunlar ordumuzun en iyi savaşçıları.
Alevra: O zaman durumumuz gerçekten kötü.
Danışman derin bir iç çekti.
---
Aşağıdaki savaşçılardan biri rakibini yere serdi.
Kalabalık alkışlarla ayağa kalktı.
Alevra ise sıkılmış görünüyordu.
Alevra: Tamam.
Danışman: Tamam ne?
Alevra: Ben dövüşeceğim.
Danışman: Hayır.
Alevra: Evet.
Danışman: Hayır.
Alevra: Evet.
Danışman: Prensesim...
Alevra korkuluğun üstüne çıktı.
Danışman: Sakın...
Alevra aşağı atladı.
Kalabalık: PRENSES!!
Alevler etrafında dönerek yere indi.
Alevra: Kim ilk olmak istiyor?
Arena bir anda sessizleşti.
---
METAL HALKI
Demir kulelerle dolu Ferrion Krallığı.
Gökyüzüne uzanan çelik köprüler şehir boyunca uzanıyordu.
Burada her şey düzenliydi.
Her şey kusursuzdu.
Tıpkı prensleri gibi.
Arven Drakhar
Metal Prensi.
Gümüş saçlı ve buz kadar sakin.
Yüzünde ne öfke ne de mutluluk okunabiliyordu.
Bir balkonda oturmuş aşağıdaki şehri izliyordu.
Elindeki metal parçaları düşünmeden şekillendiriyordu.
Komutan: Ateş halkının arenasında yine olay çıkmış.
Arven: Bekleniyordu.
Komutan: Prensesleri dövüşmeye katılmış.
Arven: Bekleniyordu.
Komutan: Siz hiç şaşırır mısınız?
Arven: Hayır.
Komutan artık neden soru sorduğunu sorgulamaya başladı.
---
TOPRAK HALKI
Yeşilin sonsuza kadar uzandığı Veridia Krallığı.
Çiçekler, ormanlar ve dağlarla çevriliydi.
Burada savaş yerine huzur değerliydi.
Krallığın bahçesinde bir genç diz çökmüş güllerle ilgileniyordu.
Kaelor Verdantis
Toprak Prensi.
Uzun kahverengi saçları omuzlarına değiyordu.
Her zaman nazik konuşurdu.
Her zaman gülümserdi.
Danışman: Prensim!
Kaelor: Evet?
Danışman: Ateş halkı yine sorun çıkarıyor.
Kaelor: Şaşırmadım.
Danışman: Metal halkı da sınırlarını güçlendiriyor.
Kaelor: Şaşırmadım.
Danışman: Siz neye şaşırırsınız?
Kaelor: Şu gülün yarın açmamasına.
Danışman pes etti.
---
HAVA HALKI
Bulutların üzerinde kurulan Aerelia.
Gökyüzünde süzülen saraylar ve adalar.
Rüzgârın taşıdığı şehirler.
Bir bulutun üstünde uzanan bir kız vardı.
Lysera Skydawn
Hava Prensesi.
Bembeyaz saçları bulutların arasına yayılmıştı.
Uyuyordu.
Muhafız: Prensesim!
Lysera: Hm?
Muhafız: Kraliyet toplantısı başladı.
Lysera: Sonra giderim.
Muhafız: İki saat önce başladı.
Lysera: Güzel.
Muhafız: Güzel olan ne?
Lysera: Benim hâlâ burada olmam.
Tekrar gözlerini kapattı.
---
SU HALKI
Okyanusların ortasında kurulu Nereon Krallığı.
Gemiler ve limanlarla doluydu.
Krallığın veliahdı ise sarayda değildi.
Her zamanki gibi.
Nerian Vale
Su Prensi.
Dağınık mavi saçları vardı.
Yüzünden eksik olmayan bir sırıtışı.
Bir limanın çatısında oturmuş ayaklarını sallıyordu.
Yanında yüzen küçük su yaratıklarıyla oynuyordu.
Muhafız: PRENSİM!
Nerian: Yine mi sen?
Muhafız: Saray sizi her yerde arıyor!
Nerian: Buldun işte.
Muhafız: Toplantınız vardı!
Nerian: Şimdi yok.
Muhafız: Nasıl yok?!
Nerian: Çünkü gitmedim.
---
Tam o sırada...
Dünyanın her köşesinde aynı şey oldu.
Alevler aniden küçüldü.
Rüzgâr durdu.
Denizler sessizleşti.
Toprak hafifçe titredi.
Metal kulelerden garip bir uğultu yükseldi.
Alevra başını kaldırdı.
Arven pencereye döndü.
Kaelor ayağa kalktı.
Lysera gözlerini açtı.
Nerian ilk kez gülümsemeyi bıraktı.
Gökyüzünde siyah bir çatlak belirmişti.
Sanki gerçeklik yırtılmış gibiydi.
Ve çatlağın içinden...
Kadim ve uğursuz bir ses yankılandı.
???: Uyandım...
Beş varis aynı anda gökyüzüne baktı.
Hiçbiri birbirini tanımıyordu.
Hiçbiri bunun ne olduğunu bilmiyordu.
Ama hepsinin içinde aynı his doğmuştu.
Korku.
Çünkü masalların sona erdiğini sanıyorlardı.
Oysa gerçek hikâye yeni başlıyordu...
DEVAM EDECEK...

