Biri mutsuzlukla yüzleştiğinde toplumun bu kişiye kayıtsız kalması, günden güne çürümesini izleyişi suç mudur? Bana en az bunun sorumluları kadar ağır bir yükümlülük altına gireceğim söylenmişti çocukken. Yanlış oldukları tek yer yalnız sessiz kalmanın değil ses çıkarmanın da sorumlulukları olmasıydı, oysa bundan hiç bahsettiklerini duymamıştım. Bazen sessiz kalmak da gerekliydi, insanların mutsuzluğunu yaşamasına izin vermeli, mutsuzluğu savaşacak bir düşman olarak görmemeliydi. Olmayan bir savaş uğruna kendini ön sipere atmamalıydı benlik. Kim ne derse desin artık çok geçti, çoktan bir savaş çıkarmıştı. Sonunda her şeyin boşuna olduğunu fark edecek, aynı amacı gibi varlığının da anlamsız olduğunu düşünüp içindeki kurtların yavaş yavaş beynini yemesine izin verecekti. Kaçması söylenen sessizlik artık tüm gerçeği olmuştu, tek fark onun için savaş açan kimse yoktu. Gün gelip böyle birinin varlığını arzuladığında derin bir suçlulukla yüzleşecekti. Kendi yaşadıklarını nasıl başka birine yaşatabilirdi? Kısacık bir süre olsun bencillik kontrolü ele aldığında, zarar vermesi kaçınılmazdı. Fark etmeden çıkardığı ikinci savaş kimsenin göremeyeceği kadar küçücüktü. Ne zaman gerçekliğe yüzünü dönse işte enkazın varlığını ancak o zaman bilebilirdi. Önceki savaştan farkı uzaklarda onu izleyen bir çift kanlı gözbebeğiydi, sessiz ve hiç yaklaşamayacağı kadar uzak. Ve o ana kadar hiç şahit olmadığı bir duygu kaplayacaktı bedeni, bakışlarda yer alan kusurlu sevgiyi gördüğünde tir tir titreyecekti. Nefreti ve suçlamayı iliklerine kadar hissedecek ama uzaktakinin anlayış için verdiği çabayla kafasını çevirecek ve bir daha asla dönmeyecekti...
Bölüm 6
5
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.