Festival sabahı instagramı giysi ve hazırlık detaylarıma boğduğum en azından yirmi tane hikaye paylaşarak başladım güne.
Birçok kişi mesaj atıp benim gideceğimi bilseler geleceklerini yazdı. Bense belki Yeonjun’la vakit geçirme fırsatım olur diye olabildiğince tanıdık az kişinin gelmesini umuyordum. O yüzden hepsine artık çok geç olduğunu ve çoktan festival yerine varmak üzere olduğumuz yanıtını verdim.
Yine de hazırlık sürecimi paylaşmaktan geri duramamıştım.
Günlük beğeni kotamı doldurmam gerekiyordu ve her gün yüz kişiden duymazsam eksik kalırdı.
Bu fikrin gerçeklik payı olduğunu başımla onaylayıp kendime itiraf ettikten sonra bu duruma güldüm ve toparlanıp evden çıktım.
Yolda kızlarla buluşup küçük bir eksik alışverişi yaptık. Bu sırada yeni hikayeler paylaşıyordum. Soobin bir noktadan sonra hikayelerimi beğenmekle kalmayıp mesaj attı.
Soobin: Geliyorsun demek. Arkadaşın Ahri de geliyor mu?
Miseo: Kime çöpçatanlık yapıyorsun?
Soobin: Adını söyleyip ihanet edemem.
Miseo: Ahahh pekii
Soobin: İkinci girişte toplandık haberin olsun.
Mesajını beğendim ve diğer kızlar kıyafetlerini tamamlayacak takılar bakarken biz de Ahri’yle yolun karşısındaki süs havuzuna çömeldik. Burada da festival öncesi son outfit fotolarımızı çekinip paylaştık.
Birkaç saniye içinde ekranımda Yeonjun’un kullanıcı adını gördüm.
Son attığım hikayemi beğenmişti.

Kalbimde yeniden krizler yaşanmaya başlayınca heyecanla ayaklandım. Bu halim Ahri’nin şaşkınlıkla beni süzmesine sebep oldu.
“Sana bir haller olmuş. Hiç normal davranmıyorsun.”
Biliyorum. Bu çocuk dengemi bozdu.
Elime telefonumu alıp saçlarımı düzelttikten sonra, çünkü telefon elimdeyken tipim kötü olursa karşı taraf anlardı evet, Yeonjun’un profiline tıklayıp paylaştığı hikayeye gözünden kalp çıkaran ifade gönderdim.
Sonra anlık bir tepkiyle elimi ağzıma götürüp kendime şaşıp kaldım.
Bunu gerçekten de yapmıştım.
Ahri’yle göz göze geldiğimizde başımı iki yana sallamaya başladım.
“Çok kötü ayarlarım bozulmuş. Birisi benim üzerimde benim taktiklerimi uyguluyor olmalı. Başka açıklaması olamaz.”
Ahri kaşlarını çattı ve ayaklanıp ekranıma bakmak için başını uzattı. Hemen ekranımı görüş açısından kaçırdım ve instagramdan çıktım. Görmesini istemedim bir an için.
Ellerini beline koyup geri çekildi.
“Ne yaptın ki?”
Olan olmuştu. Pişmanlığa yer yoktu.
Ahri’nin önceki oturduğu yere geri çömeldim. Hala kalbim hızlı atıyordu.
“Az önce düşünmeden bir şey yaptım da…”
Ahri, ne yaptığımı ona açıklamayacağımı anlayınca sorgulamaktan vazgeçti ve eline telefonu alıp bir şeylere bakmaya başladı. Diğer kızlar da neyseki tam o anda takıcıdan çıktılar da daha fazla vakit kaybetmeden okula geçebildik.
💋
İkinci kapıdan içeri girdiğimiz anda yüksek bir müzik sesi karşıladı bizi. Kahve makineleri ve çeşitli çekirdeklerin sergilendiği çadırlar yan yana dizilmişti. Az ileride bir platform üzerinde okuldan bazı öğrenciler performans sergiliyorlardı. Diğer tarafta ise bir Dj seti ve önünde setle oynayıp eğlenen bir grup genç dans ediyor, gürültü çıkarıyorlardı.
Arkalarından bakarken bunların Soobin’ler olduklarını hemen anladım. Sakin ve olabildiğince normal görünmeye çalıştığım ifademle kızlara ileriyi işaret ettim ve aralarına doğru ilerledik.
İki dakika boyunca etrafı inceliyor ve ne yaptıklarını anlamaya çalışıyorken bir yandan da Yeonjun’u arıyordu gözüm.
Soobin’lerin olduğu kalabalıktan alkış sesleri ve coşkulu tepkiler yükseldiğinde tam ortalarında delice dans edip arkadaşlarını eğlendiren Yeonjun’u ancak görebildim.
Yere eğilmiş abartılı bir dans gösterisi sergiliyordu. Diğerlerinden tam göremesem de herkesi böylesine eğlendirmesine karşın gülüşümü tutamadım. Sonuçta festivaldeydik. Eğlenmek için gelmiştik.
Tam da tahmin ettiğim gibi partilerin aranan üyesiydi belli ki.
Soobin uzun parmaklarıyla havayı inletecek bir alkış kopardı ve Yeonjun’un adını haykırarak onu destekledi. Hemen sonra beni fark etti.
Ben de bozuntuya vermemek için el çırparak yanlarına ilerledim. Müzik devam etse de bizim ortama varışımızla bir karşılama töreni başladı ve sakinleşildi.
Aralarına girerken tam fırsatı deyip açık seçik şekilde ortalarındaki Yeonjun’a süzerek Soobin’e yanaştım.
“ Partiye başlamışsınız.”
Soobin yüzündeki dünya tatlısı gülüşüne eşlik eden gamzelerini bana hatırlatırcasına gülümserken salladığı başıyla da yanıtını destekledi.
“Evet Yeonjun çok güldürdü bizi.”
Cümlesi bittiğinde tepkimi kontrol etmek ister gibi yüzüme baktı. Yüzünde hala sırıtış vardı.
Soobin’in gülüşü bana da geçti ve belki de son zamanlardaki en güleç ifademle bakışlarımı Yeonjun’a çevirdim.
Artık adım atma sırası gerçekten de ondaydı. Özellikle gözünden kalp çıkaran ifademden sonra. Bu kadar soğuğu ben bile yapmazdım.
Ona döndüğümde beni fark etti ve zaman mı durdu, öyle bir şey oldu.
Daha önce böyle yoğun hisleri tatmadığım için acemiydim. Her hamlesini planlayan biri içinse ilk defa ipleri bırakmaya karar verdim.
Çünkü başka seçeneğim kalmamıştı.
Yeonjun az önce çok güldüğü için sulanmış olan gözlerini benimkilerle buluşturdu. İlk defa bu kadar rahat olduğunu gördüğüm neşeli ifadesine biraz kendinden utanmış gibi görünen bir sırıtış yayıldı. Sonra o dolgun, insana öpmekten başka bir seçenek sunmayan dudakları arasından içimi gıdıklayan bir kıkırtı çıkardı.
Kalabalık, sanki ikimiz arasındaki çekimi reddedememiş gibi ilk karşılaşma anımızı gölgelememek için iki yana ayrıldı.
Doğrudan karşı karşıya kaldığımızda ise Yeonjun şebeklik yaparak karşımda özür diler gibi eğildi.
Abartılı bir aksağanla kıkırtılar arasından “özür dilerim.” diye haykırdı.
Ona şaşkınlık, mutluluk ve heyecan içinde gülümsedikten sonra elimle saçmalamaması ve devam etmesini içeren ifadeler yaparak karşılık verdim.
Bunlar belki de bir iki saniye içinde olup bitmişti fakat zihnimde dolanmaya devam ettiği için etkisi bir süre sürdü.
Yeonjun yeniden ayaklandıktan sonra sanki benden utandığı belli olmasın diye diğer kızlara da hafifçe selam vermeye devam etti. Bakışları sürekli bana kaydığı için oradaki asıl utanç duyduğu şeyin bana yakalanmak olduğunu anlamam zor değildi.
Bir an için bunu hiç küçük görmediğimi fark ettim. Başkası yapsa tepeden tırnağa yargılardım muhetemelen. O da bunu bildiğinden gülmekten başka bir rahatlama yolu bulamadığı ortadaydı.
Ben de burada Yeonjun için merkez olmaktan inanılmaz bir haz aldım tabii ki.
Bence artık ikinci aşamaya geçebilirdik.
Soobin aramızdaki etkileşimi reddemeyeceğini anlamış olacak ki bana biraz önce hayal kırıklığı yaşadığı için enerjisi azalmış ama toparlanmaya karar verdiği için de tatlı görünmeye çalışan bir tebessümle baktıktan sonra arkadaşı Kai’nin yanına ilerleyip görüş alanımdan çıktı.
Yeonjun hakkında söylediklerinde haklı olduğunu görmüş olmalıydı. Biraz onun için kötü hissettim gibi oldu fakat tam o sırada yanıma yaklaşmakta olan Yeonjun her şeyi unutturdu.
Elinde tuttuğu kağıt bardağı bana uzatırken yanıma vardı.
“Kahve alalım mı Miseo?”
💋
