Evde her şey sıradandı. Annem elinde laptopu salonda topuklularını tıkırdatarak bir oraya bir buraya ilerliyor stres içinde birilerine laf anlatmaya çalışıyordu.
Babam eve geldiğinde kısa bir ders özeti geçmiştim ona. Ve görevimi tamamladığım için odama çıkma hakkı kazanmıştım.
Bu çocukluğumdan beri böyle olmuştur. Ben sorumluluklarımı yerine getirmekle yükümlüyümdür, babam bizim isteklerimizi yapmakla, annemse hep bir koşturmacadadır.
Onunla en son ne zaman bir çocuktan hoşlandığımı konuştuğumu hatırlamıyordum mesela ama benim için yeterli bir anneydi.
İletişim yetenekleri çok kuvvetli ebeveynler sayılmazlardı ve hatta tek gayeleri beni mükemmel biri yapmak falandı ama beni ben yapan özellikleri de onlardan öğrenmiştim.
Herkesin seveceği harika bir örnek olarak büyütülmüştüm. İstediğim her şeye sahip olabilirdim. Bunu sağlamak için oradaydılar.
Böyle büyümüştüm.
Biraz yüksek bir egom varsa bunun sebebi herkesten daha iyi olmak için çabalamış ve bu noktaya ulaşmış olmamdı.
Hepsi bu.
Yine de kimi ne kadar sevdiğimi, neyi gerçekten istediğimi bazen karıştırabiliyordum ve bu canımı sıkıyordu.
İki katlı evimizin üst katındaki odamda kırmızı renkli projektör lambamı açmış tavana yansıtmış müzik dinliyor ve bunları düşünüyordum.
Kendime hayalperest demezdim. Ama günlerdir Yeonjun’la geçireceğimiz tutku dolu anları hayal ediyordum.
Arada Soobin’i de düşünüyor olmam biraz sorun oluyordu.
Yeonjun’dan deli gibi etkilenmiş olsam da hakkında Soobin kadar şey bilmemem onunla ilgili hayallerimi kısıtlıyordu çünkü.
Birkaç gündür Soobin’le kısa sohbetler ediyorduk instagram üzerinden.
Sohbet etmesi kolay biriydi gerçekten de. Boş konuşmuyordu ve bu da ona tahamülsüzlük etmememi sağlamıştı ki bu yeni bir şey sayılırdı.
Öğrendiğime göre Soobin’lerin bizi takılmaya davet ettikleri şey okulun düzenlediği bir festivalmiş. Yani yine okulun bahçesinde olacaktık.
Yeonjun’un geleceğinden emin değildim. Hiç yorum yapmamıştı.
Gerçi tam bir parti çocuğu tipi vardı. Kaçıracak birine de benzemiyordu.
Onu anlamakta zorluk çektiğim için diğer herkeste olduğu gibi işlemiyordu tahminlerim. Karakterimiz benziyordu baya. Belki ben de fazla tahmin edilebilir biri değildim.
Saçlarımı boynumun altından çektim ve yatağa yaydım. Parmağımdaki yüzüklerle uğraşırken dinlediğim müziğe eşlik etmeye devam ettim.
En son biriyle görüştüğümde fazla takıntılı olmasına tahammül edemediğim için ayrılmıştım. Bir öncekinden de iyi öpüşemediği için…
Öpüşmek ilişkide temel bir noktaydı bir kere. Önemliydi.
İşte bu yüzden Yeonjun’un dudaklarını aklımdan çıkaramıyordum. Şu an kiminle ne yapıyordu mesela. Bunu düşünüp duruyordum.
Tam o sırada telefonuma mesaj bildirimi geldi.
Soobin: Hala Yeonjun’un ilgisini çekmeyi planlıyor musun?
Mesaja şaşkınlıkla bakakaldım. Bunu umarım sadece o biliyordur diye geçirdim içimden. Çünkü gerçekten biliyordu. İnanılmazdı.
Ayrıca durduk yere böyle bir şey sormazdı kimse. Belki de Yeonjun ağzımı aramasını istemişti. Hemen cevabı tuşlamaya başladım.
Miseo: Neden bu konuda ısrarcısın? Yeonjun’a özellikle ilgi göstermiyorum bile. Kalbimi kırıyorsun 💔
Soobin: Seni biraz olsun tanıdım ve bundan daha da emin oldum. Hoşlandığında sevgi dolu olmak yerine soğuk bakışlar atabilecek birisin.
Kesin Yeonjun’un sorgulatmasıydı bu. Soğuk bakışlarımı ona atıyordum sonuçta. Soobin’in bu kadar anlık bakışları yakalayabilmesine imkan yoktu.
Miseo: Böyle birini tanıyor gibi konuşuyorsun.
Her cümleden alınacak bilgiler vardır.
Soobin: Eh yakın bir arkadaşım da aynı bu şekilde düşünüyor çünkü. Alışık olduğum bir tutum.
İşte bu!!! Yeonjun’un sessizliği altında yatan duyguyu nihayet deşifre etmiştim. Kesinlikle bana ilgi duyduğu için soğuk yapıyordu.
Miseo: O arkadaşın her kimse beni bulsun 😌
Soobin: Sen de benim kalbimi kırıyorsun şu an 😔💔
Neden böyle demişti ki şimdi? Bir düşündüm. İlk konuşmamızın sonunda bana dediği şeyde samimi olbilir miydi yoksa? Benimle uğraşmak için öyle dediğini düşünmüştüm.
Miseo: Ne dedim ki?
Soobin: Başkalarıyla görüşmeni istemem. Sonuçta senden hoşlandım demiştim unuttun mu hemen?
Miseo: Onu ciddiye almamıştım pek.
Soobin: ??
Miseo: 🤷🏻♀️
Soobin: Sen ilk görüşte aşık olunacak bir kızsın ve bunun da farkındasındır.
Heh, öyleyim doğru.
Miseo: Öyle olsam bile sen ilk görüşte aşık olacak biri değilsin.
Soobin: Ahahah öyle mi görünüyorum? Olduğumdan daha akıllı görünüyorum demek. Aslında aksine, aptal gibi ilk görüşte çok kez aşık oldum.
Miseo: Ama bana aşık değilsin.
Soobin: Ama her an olabilirim.
Miseo: Bence mizacım sana pek uygun değil.
Soobin: Doğru. Yeonjun’a uygun.
Üf yeter ama.
Miseo: Sen bir şey ima ediyorsun. Dökül hemen.
Soobin: Benimle tanışmak istediğini söylüyorsun ama arkadaşlık isteği attığında zaten Yeonjun’la takipleştiğinizi görüyorum. Benimle konuştuğun sırada ilk kez karşılaştığımızı sanıyorum ama öncesinde Yeonjun’la story attığını öğreniyorum. Her şeyden öte bana herkese davrandığından çok daha sıcak davranıyorsun… Bunları bilmek üzüyor yani. Yeonjun’a ulaşmak için bir aracı olmak can sıkıcı.
En iyisi görüldü atmaktı.
Bu kadar açık sözlü biriyle uğraşılmazdı.
Dahası, sanırım ilk defa biri benimle böyle konuşmaya cesaret ediyordu. Ona karşı rahat olabileceğimi hisettiriyordu.
Bu da biraz tuhaf bir histi. İkilemde kalmaktan nefret ederdim. Ve ne diyeceğimi bilmemek benlik değildi hiç.
Bir süre telefonu kenara bıraktım ve cevap vermeye gerek olmadığına inandırdım kendimi ama içim rahat etmedi.
Miseo: Beni şaşırtıyorsun Soobin. İlk defa birine bu kadar şeffaf göründüğümü hissediyorum. Yeonjun’a bunlardan bahsetme lütfen. Evet başta onunla iletişime geçmek için seninle konuşmak istediğimi söylemiştim ama sana sıcak davranmamın sebebi bir şey hissetmemem değil. Aksine, seni kırmak istemiyorum. Genelde soğuk duruşum insanları benden uzaklaştırıyor. Bu yüzden samimi olmasa da böyle bir davranış sergiledim. Bundan sonra söz, olduğum gibi davranacağım. Ama uyarmadı deme. Sivri dilli olabiliyorum bazen.
Soobin: Her an aşık olabileceğimi söylerken ciddiydim.
Miseo: Henüz değil 🤫
💋
