İçeriğe geç

The Boy is Mine

Bölüm 5 · 3 dk okuma

The Boy is Mine

Bölüm 5

5 💋

Başımı kaldırdığımda Yeonjun’un yüzü karşımdaydı.

Hormonlarım hemen tepki verdi ve kalbim çarpmaya başladı.

Gözlerimi şaşkınlıkla kırpıştırırken aklım başıma geldiğinde ancak onun ifadesini anlayabildim. O da beni gördüğüne şaşırmıştı. Dahası şişemin kırılmasına sebep olduğu için mahçup görünüyordu. Anında özür dileyerek yere çömeldi ve cam parçalarını toplamaya başladı.

Karışık duygular içinde ben de aynını yaptım. Kader benim yerime planlar kurmuştu bile. İlk gerçek tesadüfümüz talihsiz olmuştu ama elleri benimkilerin etrafında hareket ederken mutluydum.

“Üzgünüm.”

Üçüncü kere özür dilediği için bu kadarının yeterli olduğunu ima eden bir bakış attım.

“Yanlışlıkla oldu Yeonjun, olur öyle. Lütfen mahçup hissetme artık.”

Başkasının yüzünde olsa sevimlilik abidesi duracak fakat onun yüzünde neşeli ve hınzır görünen bir gülücük eşliğinde kıkırdadı. Ben de onun gülüşüne karşılık güldüm. Tatlı bir anın ardından ayakta dikilmiş birbirimize bakıyorduk.

Yeonjun yanımızdan bir görevlinin geçtiğini görünce hemen seslenip yerde kalan parçaları almalarını rica etti. Bu sırada ben de hala öyle boş boş ona bakıyordum. Vedalaşmak mı yoksa bir bahane bulup sohbeti uzatmak mı istiyorum emin olamadığım için blöf yaparak elimle merdivenleri işaret ettim.

“Ben gidip su alayım bari ders başlamadan.”

Topu ona atmıştım.

Dudaklarını hafifçe büktü ve başıyla onaylıyorken aniden gözleri şaşkınlıkla açıldı. Daha neye baktığını dahi anlayamadan uzanıp elimi tuttu.

Dokunuşunda farklı bir şey vardı. Hem heyecanlanmama hem sıcacık hissetmeme sebep olan saçma sıradan bir dokunuştu bu aslında. İnsanlara anlamlar yüklemeye alışık olmadığım için neyinden bu kadar etkilendiğimi anlayamamıştım.

Tahminim doğruydu. Birbirimize inanılmaz uyumluyduk.

Şaşkınlıkla ona bakınca bir şey sordu.

“Miseo iyi misin? Acımıyor mu?”

Neyi kast ettiğini anlamak için ellerimize baktığımda parmağımdan bileğime doğru akan kanı fark ettim.

O sorana dek canımın acıdığını anlamamıştım bile. Önemli bir şey değildi. Yalnızca biraz fazla kanıyordu. Kesik o kadar da derin değildi.

Kaşlarım çatıldı ve elimi elinden çekip yumruk yaptım.

Ona karşı hislerimi kontrol edememek, zayıf duruma düşmek hoşuma gitmemişti. Yabancı bir histi.

“Önemli değil, boşver sen.” dedim ve aceleci adımlarla kızlar tuvaletine koştum.

Israr edeceğini ya da peşimden geleceğini bekledim, çünkü bu hep böyle olurdu. İnsanlar peşimden koşardı. Fakat bir iki soru sorduktan sonra beni kendi halime bıraktı.

Arkamdaki boşluk içimde bir soğukluk yaydı.

İçeri girip elimi suyun altına sokarken aynadaki yansımamda tedirgin bir yüz gördüm.

Şimdi ne olmuştu da gerilmiştim?

Bu anı pekala onunla yakınlaşmak için kullanabilirdim fakat tavrı canımı sıktığından tüm oyunu bir kenara bırakmak istemiştim.

Kontrolü elimden almıştı.

Üstelik, gerçekten elim kesildi diye ağlayacağımı falan mı sanmıştı?

Ben güçlü bir kızdım. Bunu göremiyor olamazdı.

Şimdiye dek oluşturduğum imajın ona işlememesi çok sinir bozucuydu.

Başımı iki yana sallayıp hayıflanırken dişlerimi sıktığımı fark ettim ve kendime sinirli bir bakış attım.

İnsanlar bana yenik düşerdi, ben onlara değil.

Yine öyle olacaktı. Ondan biraz hoşlanmam da sorun yoktu ama gardımı da düşürmeyecektim. Kendimi başımla onayladıktan sonra parmağıma peçete doladım ve derse dönmek üzere dışarı çıktım.

Peşimden gelip beni darlamadığı için de hem rahatlamış hem biraz hayal kırıklığına uğramıştım sanırım.

Yine bir ilkti bu.

Sen boşver dediğimde gerçekten boşvermesi fikri komikti. Bana benziyordu.

Bu benzerlik içimde bir kıpırtı belirmesini sağladı.

Belki de yalnızca çekici bir erkek değildi. Belki kendime benzeyen ve beni anlayabilecek birini bulmuştum sonunda.

💋

Bölüm sonu

1 yorum