Bunu beklemiyordum. Tüm konuşma boyunca her şeyin farkındaydı ve gülücükleri oyunculuğumu izlerken aldığı keyif yüzündendi.
Benden hoşlandığını söylemesi de alaydan ibaret olmalıydı.
Çocuk resmen dış görünüşe kanmamak gerektiğinin ayaklı kanıtıydı.
Aklımda bin tane tilkiyle derste oturmuş tahtada yazanları tabletime geçiriyordum.
Yeonjun’un ilgisizliğini çeviricem derken bir de aklıma Soobin denilen çocuk takılmıştı durduk yere.
İkisinin hep birlikte takılmadıklarını umuyordum. Yan yana olmaları işimi çok zorlaştırırdı.
Son cümlelerimi de ekrana geçirdikten sonra ekranda beliren takip isteği gözlerimin kocaman açılmasına sebep oldu. Eğitmen ara verdiğimizi söylediği gibi elime telefonumu alıp bildirimlerime baktım. Gerçekten de oydu.
Yeonjun o gün hikayede paylaşmam ve dedikodumuzu bütün okula yaymam olayından sonra bana gıcık falan olmuştur diye düşünsem de Soobin’le aramızda geçen minik sohbet onu harekete geçirmiş ve bana istek göndermişti.
Ekrandaki profiline yan bir sırıtış gönderdim. Yine tam da tahmin ettiğim gibi olmuştu. İşler normalde dönüyordu sonunda.
Kimsenin cazibeme ve birkaç taktiksel hamleye karşı koyamayacağı ortadaydı.
Normalde hep istenilen taraf olduğumdan özellikle insanların profilleriyle ilgilenmezdim ve vakit geçirmediğim çocukların isteklerini bekletirdim ama bu sefer elimde değildi.
İsteği bekletirsem geri çekebilecek tarzda bir tipe benziyordu. Sağı solu belli olmadığından çok geçmeden kabul edip geri takip ettim.

Yeonjun’a bakmak bana şu hissi veriyordu: Biz aynı kumaştan yapılmışız.
Profilini inceledikten sonra birlikte olmamız gerektiğinden emindim artık. Ten uyumumuz inanılmaz olurdu ve dahası ön gösterimini de yaşadığımız üzere en çok konuşulan çift biz olurduk orası kesin.
Ama biraz olsun bana benziyorsa ilgisini açıkça göstermeyecek ve aramızda bir şey olacağı varsa bile bir asır geçmesi gerekecekti ki benim o kadar sabrım yoktu.
Başladığım işe devam edip onu biraz harekete geçmeye itmeliydim. Bunun içinse bize ikinci bir yakışıklı gerekiyordu.
Eh, kim olacağı dünden belli olmuştu zaten.
Hesabı açık olduğu için Soobin’i de kolayca buldum fakat istek atmam gerkecekti ki bunu asla yapmazdım.
Bir dakika belki de yapardım.
Biraz düşündükten sonra Soobin’e başka bir yönden yaklaşabileceğimi fark ettim. Karakteri Yeonjun’un aksine kıskançlıkla hareket edecek birine benzemiyordu. Ona onu istediğimi hissettirirsem ancak bir şeyler yapardı. Böyle olduğundan emindim. Ama bunun için ona gizli flört kapıları açmalıydım.
Nedense bu ikilem büyük bir haz vermişti şimdiden. İkisine de aşık değildim sonuçta. Biraz eğlenmekten zarar gelmezdi.
Yeonjun’un hesabına biraz daha göz gezdirdikten sonra Soobin’e istek gönderdim. Benden hoşlandığı yalanını söylediği ve ben de onunla ilgilendiğim yalanını söylediğime göre benzer yönlerimiz var demekti. Bu da yalanını devam ettireceği anlamına geliyordu.
Kendi kaşındı diye düşünürken bundan keyif alan ifademle bildirim ekranımı yenileyip duruyordum.
“Kabul et, kabul et, kabul et.”
Bir süre bekledikten sonra şişemdeki suyun bitmek üzere olduğunu fark ederek diğer derse girmeden önce doldurmak için ayaklandım.
Bir elimde telefonum ve cüzdanım, diğer elimde cam şişemle koridora çıktığım gibi kapının önünden aceleyle geçmekte olan bedenle kesiştik.
İkimiz de hızımızı alamayınca çarpma kuvvetimizin etkisiyle elimdeki cam şişenin yere düşmesi bir oldu.
Şişem saniyesinde tuzla buz olurken buna sebep olan kişinin havayı yakalayan ellerine kaydı bakışlarım.
Başımı kaldırdığımda Yeonjun’un yüzü karşımdaydı.
💋
