İçeriğe geç

The Boy is Mine

Bölüm 3 · 3 dk okuma

The Boy is Mine

Bölüm 3

3 💋

“Adın neydi?”

“Choi Soobin. Hani beni tanıyordun sen?”

Çocuk imalı ifadesiyle kollarını birbirine bağlayınca konuyu değişmek için bir girişimde bulundum.

“Soobin… İsmin güzelmiş. “

Ona söyleyecek tam olarak hiçbir şeyim olduğu için ve plansız bir şekilde burada olduğumuzdan cazibemi kullanarak olayı sorgulamasını önlemeye çalışıyordum aslında.

İşe de yarıyor gibiydi.

Cümleme sesli bir kıkırtı gönderip neredeyse utangaç denilebilcek bir gülüş attı. Gülüşü kocaman bir gamze ortaya çıkardı. Tatlı bir çocuktu gerçekten de. Yeonjun’un aksine kasıntı değildi.

Ama benlik sayılmazdı. Eksiği olduğundan değil de tarzımız uymazdı bizim.

Yeonjun ise farklıydı. İlk kez beğendiğim birini elde etmek için çabalamam gerecek gibi görünüyordu ve bu beni heyecanlandırmıştı.

Aralık kapıdan kalabalığı süzmekte kendini alamadığım için Soobin’in cümleme karşılık söylediklerini zor anlayabildim. Garip bir şey sezene dek dikkatim onda değildi fakat beynimde uyarı çanı çalınca hemen dikkat kesildim.

“… onunla ilgilenmiyormuş gibi görünsen de çok belli.”

Ne?

Kaşlarım çatıldı ve söyleyecek bir şey bulana dek ağzımda bir şeyler geveledim.

“Kim? Kimle dedin? Pardon?”

Yeniden bir gülücük belirdi şekilli dudaklarında ama bu sefer oldukça bilmiş görünüyordu. Başını imayla dışarıya döndü ve yan bir bakış atarak açıkladı.

“Arkadaşımla diyorum. Burada olma sebebimiz onun dikkatini çekmek istemen değil mi?”

Delirmiş mi bu çocuk?

Bu utancı ilk kez yaşıyordum. Anlaşılmadığına emindim. Kesinlikle emindim. Öyle olmalıydı. İfadelerime çok güvenirim. Pot kırmış olamam. Öyleyse nasıl anlamıştı cidden? Sezileri çok güçlü ya da fazla zeki biri olmalıydı. Erkekler arasından durum analizi yapabilenler olduğunu bilmiyordum.

Beni şaşırtmıştı.

Bir iki red ifadesinin ardından bunu en gerçekçi kurtarma yöntemi olan erkekliğine oynamam olacağını fark edip ellerimi utanıyormuş gibi görünmek için yüzüme kapattım ve en masum halimle yanıtladım.

“Aahh! Böyle anlaşılmasına gerçekten çok üzüldüm.”

Bunu beklemediği sesinden anlaşılıyordu. Neyseki merhametli biri çıkmıştı. Bir elini omzuma uzattı.

“ Sorun değil. Yeonjun alışık bu tarz girişimlere seni özellikle hatırlayacağını sanmıyorum.”

BENİ DELİRTME SOOBİN!

En sinir olduğum şeydi bu. Ne demek seni hatırlayacağını sanmıyorum. İkilinin gözünde herhangi biri konumunda olduğuma inanamıyordum. Herkes için bir numara olup birden bire yok sayılmak delirten bir şeydi. İçimden bunu onlara ödeteceğim fikri yankılanıp durmaya başladı o an.

Geceleri yalnız başına adımı sayıklamaya başladığınızda görüşeceğiz…

Ellerimi yüzümden çektim ve en büyülü bakışımı hazırladım.

İlk sırada önümdeki yakışıklı vardı o halde.

“Soobin… Yanınıza gelmemin Yeonjun’la alakası yok…”

Cümlemi bitirirken belli belirsiz dudağımın bir kenarını ısırdım ve bedenine bakarak gözlerimi yavaşça yüzüne kaydırdım. Bir elim gömleğinin açık düğmelerine uzandı ve parmağımla üzerinde gezinirken gözlerimiz buluştu.

Bakışları hareketlerimi takip edip beni bulduğunda bir an için hipnoz olmuş gibiydi. Gizemli tutmaya çalıştığım sesimle devam ettim.

“…Ben seninle tanışmak istedim.”

Ufak bir şaşkınlık belirdi yüzünde ama çok da uzun sürmedi. İmayla yeniden sordu.

“Demek oyun oynamıyordun.”

Hı hı.

Sözlerim masum görünsün diye kıkırdadım. Elimi yakasından çektiğimde bırakmamı istemediğini anlayabileceğim bir enerji yayıldı bedeninden. Buna rağmen geri çekilip dikleştim.

“Siz kimlerle uğraşıyorsunuz sürekli acaba? Bu ne paranoya?”

Bir yanaşıp bir uzaklaşan alaycı tavrım onu flörtöz moda geçirmişti. Ellerini kotunun ceplerine yerleştirip hafifçe üzerime doğru gerindi.

Dağınık şekilde geriye atılmış siyah saçlarından bir tutam alnına düştü. Aklımda Yeonjun olmasa ona düşebileceğimi fark ettiğim birkaç saniye boyunca bakıştık.

Sonra çok utanmışım gibi gözlerimi pörtletip hemen bakışlarımı ondan kaçırdım.

Bu halimi sevimli bulmuş olacak ki gamzeli gülüşü yeniden ortaya çıktı.

Hiç de sevimli bir yüzüm yoktu oysaki. Ama erkek bu işte. İki utangaçlığı sevimli bulabiliyorlardı.

Sorumu hatırlayıp tuhaf sessizliğimizi bozmak için yanıtladı.

“Etrafta sandığından daha fazla stalker var…”

Cümlesi bittiğinde onu başımla onayladım.

Durumu sağlama alıp bana inanması adına ona bir buluşma ayarlamak için numarasını sormalıydım ama Yeonjun’la kapılarımı aralık bırakmak istediğimden bunu yapmadım.

Yine de yapsam her şey nasıl gelişirdi bilmek isterdim.

Cümlesi üzerine anladığımı belirten bir mimik yapıp elimle dans alanını gösterdim.

“O zaman ben dönüyorum.”

Gözlerinde anlık bir ışıltı belirdi ve ellerini cebinden çıkardıktan sonra peşimden dışarı adımladı.

Müziğin sesi yeniden kulakları sağır etmeden hemen önce zor anladığım bir şey söyledi.

“Merak etme Yeonjun’a onunla ilgilendiğini söylemeyeceğim çünkü senden hoşlandım.”

💋

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ay lütfen Soobin ve Jun arasında kalmasın kız ikisi de çok iyiii

    1Yanıt