İçeriğe geç

The Boy is Mine

Bölüm 2 · 3 dk okuma

The Boy is Mine

Bölüm 2

2 💋

Elimdeki kokteylden bir yudum aldım ve gözlerimi kaçırarak onu hiç fark etmemişim gibi dans etmeye döndüm.

Bugün en iyi versiyonumdaydım. Üzerime tam oturan siyah bir elbise giymiştim. Siyah katlı dolgun saçlarım ışıl ışıl parlıyordu ay ışığı altında. Barın açık alanında kokteyl masalarına yürürken ağır kaçmayacak ama her erkeğe çekici geleceğini bildiğim harika parfümümün kokusunu alabileceği mesafede önünden salınarak geçtim.

Bakışlarımız bir anlığına buluştu. Ben onu fark etmemişim gibi görünerek ilerlemeye devam edince başıyla beni takip etti.

Elbette birkaç saniye. Toparlanması en kolay olan kişi olarak tarihe geçebilirdi. Bu da dikenlerimi çıkarmama sebep oluyordu gerçekten.

Zaferimi keyifle kutlamama izin vermedi ama aklının bana kaydığını biliyordum.

Soğuk bakışlarım etrafı inceliyor, elimdeki kokteyli pipetle karıştırıp dururken düşünüyordum. Okuldan arkadaşlarım sıraya girmiş gibi benimle bir şeyler paylaşmaya çalışıyor, dikkatimi dağıtıyorlardı. Buna rağmen aklımdaki takıntı yerini edinmeye başlamıştı.

İstediği her şeyi elde etmeye alışık biri olarak bu bir gurur meselesiydi artık.

Normalde bu gibi durumlar için prensiplerim vardır. Eğer iş beğenimin ötesine geçer de hislerim devreye girerse kendi oyunumda boğulmak istemediğim için genelde olayları biraz daha doğal akışına bırakırdım. Genelde.

O an hala bu düşünce sağlıklı bir şekilde zihnimde kalsa iyi olurmuş fakat hırs öyle sarmıştı ki bedenimi, zihnim yalnızca kazanma duygusuna odaklanmıştı. Kalbimle işbirliği yapmayı unutmuştu… Ne yazık ki.

Dikkatini yeterince çekememe fikri beni deli ettiği için düşünmeden ayaklandım. Kızlar nereye gittiğimi sorarlarken onları geride bıraktım. Topuklarımı vura vura arkadaşlarının arasından görünen sırtına doğru ilerledim. Elim tam ona uzanmışken ya bunu yaparsam ve yine beklediğim tepkiyi alamazsam korkusu uzattığım elimi alel acele farklı bir yöne çevirmeme sebep oldu. Ne yaptığımı dahi anlayamadan Yeonjun’un hemen yanındaki arkadaşının omzuna dokundum.

İkisinin de dikkati dağıldığında ilk Yeonjun’la gözgöze geldik.

Gerçekten çok çekiciydi.

Bakışları alaycıydı. Dolgun, şekilli dudakları gülümser haldeydi. Gözlerini kısmen örseleyen kahve saçları arasından beni bulduğu gibi istediğim o ilgili bakışı attı. Nihayet zafer benimdi değil mi?

Gördüğüm en hızlı süzüşle önce yüzümü ardından bedenimi inceledi ve hızla yeniden gözlerime baktı.

Bir beğeni parıltısı belirdi yüzünde. Hınzır bakışlarının elbisemin içini gördüğüne yemin edebilirdim.

Duruşumu dikleştirip saçlarımı geriye attım. Yeonjun’a sanki benim için tesadüfen karşıma çıkan sıradan biriymiş gibi davranarak bakışlarımı sakince dürttüğüm çocuğa çevirdim.

Yeonjun’dan biraz daha uzun boylu, güzel yüzlü bir çocuktu. Yüzü merakla bana dönünce beni tanımayan ifadesine karşın gülümsedim ve aklıma ilk gelen şeyi sordum.

“Hey! Beni hatırladın mı?”

Çocuk kaşlarını çatıp onu nereden tanıdığımı anlayamadığı bariz olan ifadesiyle bana bakmayı sürdürdü. Bir şey daha demezsem çok fena pot kıracaktım. Ben de gizemli ama çekici olan o kız olmayı devam ettirmek için Yeonjun’un yüzüne yakın tarafa uzandım ve arkadaşının kulağına konuştum.

Yeonjun hipnoz olmuş gibi aramızdaki bir karışlık mesafeden parlatıcılı dudaklarıma tutulmuştu. Yüzümü inceliyordu. Kıkırdamamak için kendimi zor tutsam da bozmadan diğer çocuğa bir şeyler demeye devam ettim.

“Çok gürültü var benimle içeri gelebilir misin iki dakika?”

Çocuk güzel yüzüne çekici bir aura katan kaşlarıyla ilginç bir mimik yaparak beni onaylayınca bakışlarının bizim üzerimizde olduğu bariz olan Yeonjun’a el işareti yaptı.

Ben hiç oralı olmadan ardımı döndüm ve içeri ilerlemeye başladım. Arkadaşının gelip gelmediğini görmek için geri döndüğümde ardımdan beni izleyen iki beğeni dolu bakış yakaladım. Diğeri de fena çocuk değildi.

Bir taşla iki kuş vurmuştum.

💋

Bölüm sonu

1 yorum

  • Bi taşla iki kuş mu vurmuştun?! Defol çocukların etrafından ya dlshdlshdksj manyak karı

    1Yanıt