Şöyle yapıyoruz. Onu yeniden sevgilim yapıyorum. Ama önce tatlı bir intikam planı hazırlamam gerek.
Konuya çok erken girdim bir dakika, baştan alalım.
Onu ilk kez gördüğümde bar taburesinde oturuyordu. Üzerinde sıfır kol beyaz bir tişört, altında bol kot pantolonuyla oldukça sıradan görünmesi gerekirken bile öyle bir aura yayıyordu ki dikkatimi çekmişti. Etrafındaki birkaç arkadaşıyla sohbet ederken o harika yüz hatlarında renkli ışıklar dolaşıyordu. Yanındaki kıza zamanı durduracak bir gülücük göndermişti. Bunu görmek yutkunmama sebep olmuştu. Kalbimin sesi o müzikte bile duyulabilirdi.
Kendime engel olamayacağım kadar etkilenmiştim.
Tabii bunu göstermek için fazla gergindim.
Üniversitenin ikinci senesinde yaz okuluna kalmıştım ve sınıftakilerle haftasonuna girişimizi kutlamak için okula en yakın bara gelmiştik.
Müziğin ritmine eşlik ederken beni mıknatıs gibi çeken yüzüne bakmamak için büyük bir direnç göstermem gerekmişti. Çünkü onun dışındaki birçok kişinin gözlerinin benim üzerimde dolaştığını biliyordum. Bir köşeden beğendiğim çocuğu kesemeyecek kadar odak noktasıydım.
Hayatıma dair her gelişme saniyesinde dillere sakız olurdu.
Her zaman bakışların ve dedikoduların merkezi olduğumu çok iyi biliyordum.
Güzel bir yüz ve çekici bir fizik, sosyal yetenek, para ve yüksek aura birleştiğinde efor harcamaya hiç gerek duymadan ilgi çekebiliyordunuz.
Buna öylesine alışmıştım ki onu fark etmem üzerinden geçen yirmi dakika boyunca nasıl olur da bir kez bile göz göze gelmeyiz anlamamıştım. Oysaki asıl istediğim onun dikkatini çekmekti.
Bu durum egomu zedelese de ilk kez birine görünmez olmam onu iyice merak etmemi sağlamıştı.
Beni görmesini sağlamalıydım. Hayır yalnızca görmesi değil, bana hayran kalmalı, belki aşık olmalıydı.
Anlık fikirlerime çok güvenirim. O anda da ilk aklıma gelen şeyi yapmış ve oscarlık bir oyunculukla bar taburesine oturup arkadaşlarımdan benim fotoğrafımı çekmelerini istemiştim. Göz ucuyla bakıp önüne dönse de kendi halimde pozlar veren beni fark etmişti nihayet.
Oyunculuğumun dozunu artırarak hafifçe geriye eğilmiş ve onu birlikte çekiliyormuşuz gibi görünen bir kadrajda tam kamerama bakarken yakalamıştım.
Resimde nasıl çıktığımızı fark etmeden önce de ardımı dönüp tüm nazikliğimle özür dilemiştim.
“Ah üzgünüm kendimi çekiyordum fark etmeden rahatsız ettim seni.”
Sözlerimi duyana dek rahatsızlığını dile getirecekmiş gibi görünse de ondan özür dilediğim için kabalık yapıp resmi silmemi isteyemedi. Ben de bunu fırsat bilip resmimizi anında instagramda hikaye olarak paylaştım.
Okuldaki herkesin ortak mekanı olduğu için ikimizi de tanıyanlar bana aniden Yeonjun’la ne ara tanıştığımızı, çok yakıştığımızı ve tebrik ettiklerini yazan mesajlar attılar.
Tahmin ediyorum ki ona da aynı mesajlardan gitmiş olacak ki bir saat sonra eve döndüğümde Dm kutuma istek attığını fark ettim.
“Merhaba Miseo… Choi Yeonjun ben fakülteden. Bugünkü resmi paylaşacağını düşünmediğim için bir şey dememiştim fakat görüyorum ki yanlış anlaşılmalar yayılmaya başlamış bile. Silersen sevinirim.”
Ben de mesajını bir iki dakika sonra açıp şöyle yazdım.
“ İnanmıyorummmm 😭😭😭 Sildiğimi sanarken paylaşmışım üzgünüm. Eve gelene dek telefonla ilgilenmediğimden farketmemişim. Anlayışın için teşekkürler”
Böylelikle artık beni tanıyordu. Sıra da aşık etme aşaması vardı. Ve benim bilmediğim şeyse bu süreçte ondan çok benim ona hayran kalacağım bu da yetmezmiş gibi deli gibi hoşlanacağımdı.
Neyse böyle küçük ayrıntılarla ilgilenmeyelim şimdi. Gelelim onu nasıl elde ettiğime. Bu, ilk karşılaşmamızdan iki gün sonra aynı barda olmuştu.
Güzel plandı.
💋
