İçeriğe geç

The Boy is Mine

Bölüm 10 · 3 dk okuma

The Boy is Mine

Bölüm 10

10 💋

Hava biraz kararana dek kalabalık halinde takıldık. Sevdiğimiz şarkıları çaldırıp bolca kahve tükettik. Bir ara eğitmenlerimiz de dahil oldu. Birkaçıyla sohbet ettik. Kızlarla erkeklerin dedikodularını yaptık biraz.

Ahri’yi soranın Kai olduğunu öğrendiğimde şaşırmadım. Bakışları arkadaşımı ışınla süzüyordu zaten.

Nihayet hava karardığında canlı müzik ortamı rock konserine çevirmişti. Hepimiz sevdiğimiz şarkılara eşlik edip dans ediyorduk.

Tüm gün boyunca Yeonjun veya Soobin özellikle benimle konuşmasa da ikisinin de üzerimdeki bakışlarını bol bol hissetmiştim.

Keyifli bir gün oluyordu. Kendime verdiğim sözü tuttuğumu görmeme az kalmıştı. İkisi de oltamdaydı. Neredeyse.

Benim kimi istediğime gelecek olursak bunun hakkında neden düşündüğümü dahi bilmiyordum. Bu sabah Soobin’in ortadan kayboluşuna dek benim için yalnızca Yeonjun’a ulaşmak için edindiğim bir arkadaştı. Şimdi ise kendimi sorgulatıyordu bana.

Bu psikolojimin sebebi Soobin miydi? Yaptığı bir şey miydi? Söylediği bir söz müydü? Yoksa benim istediğimi elde etme takıntımın bir sonucu muydu asla anlamamıştım.

Şimdilik üzerinde durmaya gerek yoktu neyseki.

Saat dokuz gibi The Fin- Time time cover çalarken hafif bir gürültü azalması oldu. Birden bire birinin kulağıma eğildiğini hissettim. Tepkisel olarak yana döndüğümde Soobin’in yüzü karşımdaydı.

Şekilli dudakları gözümün önünde belirdi.

Şaşkınlıkla geri çekilince o da az kalsın aramızda geçecek tensel etkileşimi fark ederek kıkırdadı. Eliyle özür diler gibi bir hareket yaptıktan sonra yeniden kulağıma eğildi.

“Dans edelim mi?”

Garipsedim. Ben de kulağına doğrulup yanıtladım.

“Ediyoruz ya.”

Başını iki yana salladı.

“Öyle değil, böyle.” dedikten sonra elleri uzanıp ellerimi tuttu. İki elimi birden kaldırıp bir sağı bir solu kendine çekerek tatlı, abartı olmayan ama ritme uygun bir dans başlattı.

Ona kaşlarımı çatarak baktım ama gülümsüyordum. Ne yapmaya çalışıyordu kim bilir?

Yeonjun’la arasında bilmediğim bir rekabet vardı da ona kurban mı ediliyordum acaba? Bilmiyordum ama dansın romantik bir hissi olmadığı için eşlik etmeye karar verdim.

Müzik ritmi arttığında sol elimden biraz daha kuvvetli bir şekilde çekti ve ellerimizi yukarı kaldırıp beni kendi etrafımda bir tur döndürdükten sonra vücuduna yasladı.

Wovv! İşler değişmeye başlıyordu.

Sırtım Soobin’in bedenine yaslıyken geri dönmek için yeltendim. Tam o sırada Yeonjun’un arkadaşları arasında dans ederken bizi fark ettiğini gördüm. İfadesinde pek bir değişiklik olmadan müziğe eşlik etmeye devam etti. Ben de bir iki laf atışmanın hiçbir şeyi kısıtlamayacağını kendime hatırlatıp Soobin’le olan dansıma devam ettim.

Beni dansa davet eden o olabilirdi pekala. Düz bakışlar atması bir şeye engel değildi.

Bir süre daha Soobin’le yan yana dans ettikten sonra ikimiz de kendi arkadaş gruplarımıza geri döndük. Artık yavaştan evlere dağılmaya başlıyorduk.

Üzerime aldığım siyah, kendiliğinden delikli örgü trikomu üzerime geçirdim. Elimdeki boş kahve bardağını çöpe attım ve kızlara yetişmek için kapıya yönelirken yanımdan geçen çocukların iyi akşamlar dileklerine karşılık verdim.

En önde Kai hemen selam verip Ahri’nin peşinden sokağa atladı. Ardından Soobin kolunu Beomgyu’nun omzuna atmış hararetle bir şeyler anlatıyordu. Taehyun en arkadaki Yeonjun’un yanından kopup Soobin’lere katıldığında Yeonjun bana sesini duyurmak için biraz yanaştı.

Saatler sonra ilk defa bana özel bir şey söyleyeceğini anlayınca heyecanlandım ve ben de adımlarımı ona yanaştırdım. Dış kapıya doğru yürümeye devam ederken ifadesi daha düzdü. Aslında görmeye biraz daha alışık olduğum bir haliydi bu.

Yanıma yaklaştı ama durmadı. Beni geçip giderken yanıtımı duymayı beklemediği bir şey söyledi.

“Soobin’in de şortunu çok beğenmişsin sanırım Miseo.”

💋

Bölüm sonu

2 yorum

  • Kızın planını suya düşürsene yeonjun

    1Yanıt
  • Yeonjuun sonda iyiydi kız ikili oynuyor hani kendi içinde de kararsız ama sonunda kendi de oyuna gelebilir

    1Yanıt