İçeriğe geç

Tetikteki Yemin

Bölüm 8 · 4 dk okuma

Tetikteki Yemin

Bölüm 8

~Eski Dost~

Logan'ın yüzündeki ifade değişmeye başladığında Daven bunu aynadan gördü.

Bu iyiye işaret değildi.

Çünkü Logan kolay kolay gerilen biri değildi.

Yıllarca sürmüş deneyim, insanın hangi olayın sorun olduğunu anlamasını sağlıyordu.

Ve Logan'ın gözleri şimdi dikiz aynalarında dolaşıyordu.

Sürekli.

Dikkatli.

Hesaplayarak.

---

Daven sol elini kaldırdı.

Mızrak düzeni bozulmadı.

Ama herkes alarma geçti.

Kulüp sürüşlerinde bazı hareketlerin anlamı vardı.

Bu da onlardan biriydi.

Bir şeyler ters gidiyordu.

---

Virajlardan birini döndüklerinde Logan nihayet konuştu.

Kulaklığından gelen sesi bu kez herkes duydu.

"Başkan."

Daven gözünü yoldan ayırmadı.

"Arkamızda dört motor."

---

Daven aynaya baktı.

Gerçekten vardı.

Dört motor.

Siyah.

Plakasız.

Tam teçhizatlı sürücüler.

---

SOA'ın peşine takılmışlardı.

---

Bir dakika geçti.

İki dakika geçti.

Mesafe hiç değişmedi.

Dört sürücü tam arkalarında kalmaya devam etti.

---

Marco da fark etmişti.

Marcel da.

Artık herkes fark etmişti.

Ama kimse panik yapmıyordu.

Çünkü panik grup sürüşlerinde ölüm demekti.

---

Daven gazı hafifçe artırdı.

SOA da hızlandı.

Arkalarındaki motorcular da.

---

Bu kez Logan'ın sesi daha sert geldi.

"Onlar bizi takip ediyor."

---

Sessizlik çöktü.

Rüzgârın sesi.

Motorların uğultusu.

Ve kalp atışları.

---

Daven'ın zihni çalışmaya başlamıştı.

Bu bölge onların bölgesiydi.

Bu yolları biliyorlardı.

Virajları biliyorlardı.

Kör noktaları biliyorlardı.

Ama arkasındaki adamları tanımıyordu.

Bu hoşuna gitmedi.

---

Önlerinde uzun bir sahil virajı belirdi.

Daven elini kaldırdı.

Tek bir işaret.

Formasyon değişti.

Mızrak düzeni anında fermuar düzenine döndü.

Tek sıra.

Daha hızlı.

Daha dar.

Daha kontrollü.

---

Arkadaki dört motor da aynı şeyi yaptı.

---

İşte bu kötüydü.

Çünkü grup sürüşü bilen adamlardı.

Sıradan sürücüler değillerdi.

---

Daven çenesini sıktı.

"Marco."

"Buradayım."

"Çıkış yolunu kapat."

"Anlaşıldı."

---

Önlerinde terk edilmiş eski balıkçı depolarının bulunduğu sanayi bölgesi görünmeye başladı.

Hafta içi olmadığı için neredeyse bomboştu.

Uzun asfalt yollar.

Paslı depolar.

Sessizlik.

---

Daven bilinçli olarak oraya yöneldi.

Çünkü şehir merkezine bu adamları sokmak istemiyordu.

---

Arkadaki motorcular da peşlerinden geldi.

---

Artık şüphe kalmamıştı.

---

Bir viraj.

Bir depo.

Bir kavşak.

Ve Daven aniden motoru sola kırdı.

SOA tamamı tek hareketle onu takip etti.

---

Arkadaki dört sürücü de.

---

Hata yaptılar.

---

Çünkü artık çıkmaz bir yoldalardı.

---

Daven motorunu yan çevirdi.

Marco diğer tarafı kapattı.

Logan arka hattı tuttu.

Birkaç saniye içinde yol kapanmıştı.

---

Sekiz motor.

Dört motor.

Karşı karşıya.

---

Motor sesleri yankılanıyordu.

Egzozlardan çıkan titreşim paslı depo duvarlarında çarpışıyordu.

---

Kimse inmedi.

Kimse konuşmadı.

•••

Karşı taraftaki sürücülerden biri yavaşça motorunun yan ayağını açtı.

Motor hafifçe yana yattı.

Bahçeyi dolduran egzoz sesleri yavaş yavaş kesilirken adam iki eliyle kaskını tuttu.

Klik.

Kask başından çıktı.

Daven'ın kaşları hafifçe çatıldı.

Bir saniye...

İki saniye...

Sonra yüzündeki sert ifade yerini şaşkınlığa bıraktı.

"...Revan?"

Karşısındaki adamın dudağının kenarı yukarı kıvrıldı.

"Sonunda tanıdın be."

Marco ile Marcel birbirlerine kısa bir bakış attılar.

Biraz önce çatışmaya hazır bekleyen sekiz adamın omuzları aynı anda gevşemişti.

Daven birkaç adım öne çıktı.

Hâlâ inanamıyordu.

"Sen..."

Revan kollarını iki yana açtı.

"Ne oldu? Sarılmayacak mısın?"

Daven istemsizce güldü.

Motorundan indi.

İki adam orta yerde buluştu.

Yılların verdiği o sert tokalaşma kısa sürede omuz omuza bir sarılmaya dönüştü.

Marco bunu görünce kahkaha attı.

"Az daha birbirimizi vuruyorduk."

Revan da gülmeye başladı.

"Biz de sizi test edelim dedik."

Logan başını iki yana salladı.

"Kalp bırakmadınız."

Daven geri çekilip Revan'ı baştan aşağı süzdü.

Yüzü eskisinden biraz daha sertleşmişti.

Sakal bırakmıştı.

Sağ kaşının üzerinde yeni bir iz vardı.

Ama gülüşü aynıydı.

Yıllar önceki gibiydi.

"Buraya nasıl geldin?"

"İki gün sürdü."

"İki gün mü?"

Revan omzunu silkti.

"Başkanı görmeye değmez mi?"

Arkadaki üç motorcu da kasklarını çıkardı.

Hepsi farklı yaşlardaydı.

Ama üzerlerindeki armalar aynıydı.

Başka bir eyaletin motor kulübü.

SOA'ın dost kulüplerinden biri.

Daven tek tek yanlarına gidip tokalaştı.

Hepsiyle daha önce bir noktada yolları kesişmişti.

Kimisi yıllar önce.

Kimisi bir organizasyonda.

Kimisi uzun sürüşlerde.

Motorcu dünyası düşündüğünden daha küçüktü.

"Hiç haber vermedin."

Daven hâlâ şaşkındı.

Revan motoruna yaslandı.

"Verseydim böyle karşılar mıydın?"

Daven etrafındaki sekiz motoru gösterdi.

"Muhtemelen hayır."

"İşte bu yüzden."

İkisi de aynı anda güldü.

Marco sessizce Marcel'e yaklaştı.

"Başkanı ilk defa böyle görüyorum."

Marcel gözlerini Daven'dan ayırmadı.

"Ben de."

Çünkü Daven kolay kolay duygusunu belli eden biri değildi.

Ama karşısındaki adam sıradan biri değildi.

Eskiden birlikte yüzlerce kilometre yol yapmışlardı.

Aynı yağmurun altında sürmüşlerdi.

Aynı ateşin etrafında sabahlamışlardı.

Motorcular için bazı dostluklar yıllarla değil...

Yollarla ölçülürdü.

Revan cebinden buruşturulmuş bir sigara paketi çıkardı.

Bir tane yakıp derin bir nefes çekti.

Sonra etrafına bakındı.

"Şehir güzelmiş."

Daven omzunu duvara yasladı.

"Alışıyorsun."

Revan gözlerini limana çevirdi.

"Bizim tarafta böyle deniz yok."

Kısa bir sessizlik oldu.

Sonra yüzündeki ifade hafifçe değişti.

"Gerçi..."

Daven bunu fark etti.

"Ne oldu?"

Revan sigarasını yere atıp botuyla ezdi.

"Seni sadece görmek için gelmedim."

Rüzgâr bir anda şiddetlendi.

Kulüp üyelerinin yüzündeki rahat ifade yeniden ciddileşti.

Revan ceketinin iç cebinden katlanmış eski bir harita çıkardı.

Haritayı Daven'ın motorunun selesine serdi.

Parmağını Los Cielos'un liman bölgesine koydu.

Sonra gözlerini kaldırdı.

"Sizin şehre birileri geliyor."

"Kim?"

Revan'ın sesi bu kez tamamen ciddiydi.

"Bizim eyaletten kovulan insanlar."

Sessizlik çöktü.

"Uyuşturucu."

"Silah."

"Kaçakçılık."

"Hepsi aynı grubun içinde."

Daven'ın çenesi sıkıldı.

Revan devam etti.

"Onları durduramadık."

"..."

"Şimdi sıradaki şehir sizinki."

Motorların soğuyan egzozlarından çıkan metal sesleri sessizliği dolduruyordu.

Kimse konuşmadı.

Çünkü Daven'ın aklına sabah boşalttıkları terk edilmiş depo gelmişti.

Kırmızı duman.

Kimyasallar.

Ve kaçarken yüzleri bembeyaz kesilen gençler.

Belki de...

Bu sadece başlangıçtı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.