İçeriğe geç

Tetikteki Yemin

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Tetikteki Yemin

Bölüm 5

~Unutulmaya Yüz Tutmuş~

Daven motorun yanında birkaç saniye daha durdu.

Hastanenin beyaz ışıkları asfaltın üzerine vuruyor, gece rüzgârı ikisinin arasından geçiyordu.

Calista hâlâ kaskı elinde tutuyordu.

Omzundaki bandaj pembe tişörtün altında belli belirsiz görünüyordu.

Daven'ın bakışları bir anlığına oraya kaydı.

Yaralıydı.

Buna rağmen birkaç saat önce banka soygununun ortasındaydı.

Şimdi ise gece yarısında tek başına kıyafet alışverişine çıkmıştı.

İnatçı.

Sorunlu.

Ve gereğinden fazla cesur.

Daven istemsizce gülümsedi.

Calista bunu fark etti.

"Ne?"

"Hiç."

Başka bir şey söylemedi.

Çünkü söyleyeceklerinin bir anlamı olmadığını düşünüyordu.

Los Cielos küçüktü ama yeterince büyüktü de.

Bir polis memuru.

Bir motosiklet kulübü başkanı.

Yolları kesişebilirdi.

Ama yolların kesişmesi aynı yöne gittikleri anlamına gelmezdi.

Bu yüzden uzatmadı.

Motoruna bindi.

Kaskını taktı.

Kontağı çevirdi.

Motorun derin sesi geceye yayıldı.

Tam hareket edecekken başını hafifçe çevirdi.

"Omzuna dikkat et."

Hepsi buydu.

Ne numara istedi.

Ne tekrar görüşmekten bahsetti.

Ne de başka bir şey.

Sadece gaz verdi.

Ve uzaklaşmaya başladı.

Calista olduğu yerde kaldı.

Motorun arka lambası cadde boyunca ilerliyordu.

Kırmızı ışık küçüldü.

Bir kavşaktan geçti.

Sonra bir sokak lambasının altında kayboldu.

Ama Calista hâlâ bakıyordu.

Sanki birkaç saniye daha izlerse geri dönecekmiş gibi.

Mantıksızdı.

Ve bunun farkındaydı.

Yine de gözlerini ayıramadı.

Ta ki motor tamamen gözden kaybolana kadar.

Ancak o zaman nefes verdi.

Garip bir boşluk çökmüştü içine.

Adamı tanımıyordu.

Soyadından başka hiçbir şey bilmiyordu.

Buna rağmen aklında kalan şey banka soygunu değildi.

Silah sesleri değildi.

Hastane de değildi.

Sokak lambasının altında duran siyah motordu.

Ve motorun yanında duran adam.

Hastaneye geri döndüğünde koridorlar neredeyse boştu.

Gece nöbetindeki hemşireler sessizce görevlerini yapıyordu.

Asansörün kapıları kapanırken Calista yansımasına baktı.

Saçları dağılmıştı.

Yüzünde yorgunluk vardı.

Omzu ağrıyordu.

Ama onu rahatsız eden şey bunlar değildi.

Odasına girip yatağa uzandı.

Tavanı izledi.

Bir süre.

Sonra biraz daha.

Uyku gelmiyordu.

Her gözünü kapattığında aklına aynı görüntü geliyordu.

Siyah deri ceket.

SOA arması.

Motor sesi.

Daven Saint.

Calista yüzünü yastığa gömdü.

Kendi kendine sinirlenmişti.

Çünkü ilk defa birini unutmaya çalıştıkça daha çok hatırlıyordu.

•••

Sonraki günler beklenenden daha yavaş geçti.

Banka soygununun ardından Los Cielos normale dönmeye başlamıştı.

Ama Calista'nın hayatı birkaç dikiş ve bir omuz sargısı yüzünden geçici olarak durmuş gibiydi.

Doktorlar birkaç gün dinlenmesini istemişti.

Bu da Calista'nın en nefret ettiği şeylerden biriydi.

Beklemek.

İlk gün sıkıldı.

İkinci gün daha çok sıkıldı.

Üçüncü gün hastane personeli onun odadan kaçma ihtimalini ciddiye almaya başlamıştı.

Adela ise neredeyse her gün uğruyordu.

Kahve getiriyor.

Departmandaki dedikoduları anlatıyor.

Ve her seferinde aynı şeyi söylüyordu:

"İyileş."

Calista ise her seferinde gözlerini deviriyordu.

Günler geçtikçe omzundaki ağrı azalmaya başladı.

Bandajlar küçüldü.

Dikişler kontrol edildi.

Doktorlar sonunda dönüş için onay verdi.

Bir hafta sonra Calista yeniden dışarıdaydı.

Yeniden Los Cielos sokaklarında.

Yeniden şehrin hareketinin içinde.

Ama garip bir şey vardı.

Kendisine bile itiraf etmek istemediği bir şey.

Ne zaman uzaktan motor sesi duysa başını çeviriyordu.

İstemsizce.

Bilinçsizce.

Sanki birini arıyormuş gibi.

Bir gün sahil yolunda yürürken birkaç motosikletlinin geçtiğini gördü.

Sırtlarında tanıdık armalar vardı.

SOA.

Surf of Anarchy.

Calista istemsizce dönüp baktı.

Motorcular kalabalık bir grup halinde ilerliyordu.

Ama aralarında onu göremedi.

Bir başka gün trafik ışığında beklerken yine aynı armayı gördü.

Bu kez iki motosikletliydi.

Sonra üç.

Sonra dört.

Ama yine o yoktu.

Ya da vardı da fark etmedi.

Çünkü motosikletliler ona bakmıyordu.

Geçip gidiyorlardı.

Tıpkı şehirdeki yüzlerce yabancı gibi.

Bu sırada şehrin başka bir yerinde Daven da kendi hayatına dönmüştü.

Kulüp toplantıları.

Tamir işleri.

Uzun sürüşler.

Yeni gelen üyeler.

Bitmeyen sorumluluklar.

Hayatı zaten yeterince karmaşıktı.

Ve kendisine sürekli aynı şeyi söylüyordu.

Bir polis memuru.

Hepsi bu.

Birkaç saatlik tesadüf.

Birkaç konuşma.

Geçip gidecek bir karşılaşma.

Unutması gerekiyordu.

Mantıklı olan buydu.

Ama bazen sahil yolunda sürerken gözleri istemsizce polis araçlarına kayıyordu.

Bazen kalabalıkta sarı saçlı birini gördüğünü sanıyordu.

Bazen de kendine kızıyordu.

Çünkü bu düşüncelerin hiçbir anlamı yoktu.

Calista Lim onun dünyasına ait değildi.

Ve o da Calista'nın dünyasına ait değildi.

Bu kadar basitti.

En azından kendine bunu anlatıyordu.

Bir hafta böyle geçti.

İkisi de aynı şehirdeydi.

Aynı caddelerde.

Aynı gökyüzünün altında.

Bazen aralarında yalnızca birkaç sokak vardı.

Bazen birkaç metre.

Ama yolları yeniden kesişmedi.

Henüz.

Ve kaderin en sevdiği şeylerden biri de buydu.

İnsanları tam unuttuklarını sandıkları anda yeniden karşılarına çıkarmak.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.