İçeriğe geç

Teslimat Sana🔞(BL)

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Teslimat Sana🔞(BL)

Bölüm 3

Mühürlü ten

Kerem, yatağın ucundan bir yay gibi fırladı. Hareketi o kadar hızlı ve pürüzsüzdü ki, Demir daha acıyla inleyemeden Kerem’in dizini midesinde hissetti. Demir geriye doğru savrulurken Kerem, adamın silah tutan bileğini havada yakaladı. Metalik bir çatırtı duyuldu; Kerem bir yandan Demirle dövüşürken bir yandanda Arasına bakıyordu Kerem, Demir’in bileğini hiç acımadan ters yöne kıvırmıştı. Demir’in parmakları arasından kayan silah yere çarpmadan, Kerem diğer eliyle onu havada kaptı ve odanın en uzak köşesine fırlattı.

Kerem Aras'a dönüp

"Güzelim bunları daha sonra konuşacağız beni bekle geliyorum."

Diyerek Demirin yakasından kavrayarak yan odaya duvara fırlattı gözlerindeki o Keskin karanlık içindeki ateş tüyler ürpertici gözüküyordu.

Arasın bu olaylardan daha fazla etkilenmesini istememişti. Kerem Arasın gözlerine bakarken Arasın o an gözlerinin dolduğunu ve korktuğunu görmüştü tıpkı küçük bir kuzu gibi gidip ona sarılıp teselli etmek istiyordu dudakları morarana kadar emmek, öpmek istiyordu bembeyaz pürüzsüz cildini yalamak, ısırmak kendi imzasını bırakmak istiyordu ama demirin ani girişi ve bu güzel anlarını bozduğu güzelini üzüp korkutup ağlattığı için daha fazla sinirlenmişti.

Kerem Demirin üstüne gelip

"işim daha senle bitmedi orospu çocuğu"

dedi Kerem, sesi cehennemin dibinden geliyormuş kadar boğuk ve hırıltılıydı.

Kerem, Demir’i yakasından kavrayıp duvara fırlattı. Demir’in kafası büyük bir gürültüyle betona çarptığında oda sarsıldı. Kerem durmadı; sağ yumruğu Demir’in çenesine bir balyoz gibi indi. Demir’in ağzından fışkıran kan Kerem’in pahalı gömleğine sıçradı ama Kerem bunu fark etmedi bile. Sol eliyle Demir’in boğazını sıkarak onu havaya kaldırdı.

"Babamın günahlarını onun üzerinden mi ödetmeye kalktın?" Kerem’in sesi bir kamçı gibi şaklıyordu. "Onun canını acıtmak için benim evime, benim bölgememi girdin?"

Demir, kesik nefeslerinin arasından tükürerek gülümsedi. "Çoktan... çoktan geç kaldın Kerem. O... artık senden nefret ediyor."

Bu söz, Kerem’in son kontrol mekanizmasını da yıktı. Kerem, Demir’i yere fırlatıp üzerine çıktı. Yumrukları durmak bilmeyen bir ritimle inip kalkıyordu. Her darbe, on yılın birikmiş öfkesi, Aras’ın dökülen her damla yaşı ve babasının kirli mirasına duyduğu tiksintiydi. Demir’in yüzü tanınmaz hale gelene kadar devam etti. Ancak daha işi Demirle bitmemişti o yüzden yine demirin yakasını tutup duvara fırlattı.

Kerem, Demir’i baygın ve kanlar içinde bırakarak doğruldu Demir’in kanlar içindeki bedenine son bir kez iğrenerek baktı. Elleri titriyordu, ama bu sefer korkudan değil, içindeki o canavarı dizginlemeye çalışmaktan odanın kapısını kilitleyerek dışarı çıktı

Kerem, soğukkanlılığını bir zırh gibi kuşanarak elini cebine attı ve telefonunu çıkardı.

rehberindeki en güvendiği ismi, sağ kolu olan Vedat’ı aradı. Telefon daha ilk çalışta açıldı.

"Efendim abi birşey mi oldu" dedi Vedat’ın tok sesi.

Kerem, sesindeki o emir kipiyle adeta etrafı dondurdu. "Benim eve gel Vedat. Yanında bir kişi daha olsun."

Kerem telefonu kapatarak eve geri girdi.

Birkaç dakika sonra kapı üç kez kararlı bir şekilde vuruldu. Kerem adamları içere alarak Demirin olduğu odaya götürdü kapının kilidini açtı içeri giren adamlar gördükleri manzara karşısında tek bir mimik bile oynatmadılar; patronlarının gazabını geldiği zaman çok iyi biliyorlardı.

Kerem, Demir’i işaret parmağıyla gösterdi.

"Bu piçi buradan çıkarın. Şehir dışındaki o depoya götürün. Onu kimsenin bulamayacağı, güneş ışığının girmediği bir yere kapatın. Ben gelene kadar ölmesine izin vermeyin ama yaşadığı her saniye için bana yalvarmasını sağlayın. Özellikle babamın kulağına tek bir kelime dahi gitmeyecek. Anlaşıldı mı?"

"Anlaşıldı abi" diyen adamlar, Demir’i bir çuval gibi sürükleyerek odadan çıkardılar.

Aras ise yan odada, yatakta büzülmüş şekilde Kerem'i bekliyordu haraket edemiyordu hala yaraları acıyordu acıyan tek şey vücudu değildi kalbide acıyordu kendine tahsis edilen o geniş ama hapishaneyi andıran yatak odada tek başınaydı. Demir’in anlattıkları zihninde bir zehir gibi dolaşıyordu. "Babamın katili..." diye mırıldandı, yorgana daha sıkı sarılarak. Vücudu hala bitkin, yarası sızlıyordu ama kalbindeki o büyük boşluk her şeyden daha çok canını yakıyordu.

Bunu yanı sıra Kerem Demir’in adamları tarafından sürüklenerek götürülüşünü buz gibi bir ifadeyle izledi. Kapı kapandığında, koridordaki o ağır metalik koku ve kaos geride kalmıştı. Kerem hemen yandaki banyoya geçti, ellerindeki kanı yavaşça, yıkadı. Aynadaki aksine baktı; gözlerindeki o karanlık hırs, az önce duyduğu sırlarla daha da bilenmişti. Üzerindeki kanlı gömleği çıkarıp kenara fırlattı, kaslı göğsü odadaki loş ışıkta parlıyordu.

Tam o sırada sessizlik, odanın ağır meşe kapısının tok bir sesle açılmasıyla bozuldu.

Kerem içeri girdi. Üstü çıplaktı, sadece siyah kumaş pantolonu vardı ve her adımında zeminde yankılanan o özgüvenli yürüyüşüyle odayı domine ediyordu. Aras, kapıya doğru bakarken Kerem’in bu kadar havalı ve bir o kadar da tehlikeli görünüşü karşısında nefesinin kesildiğini hissetti. Kerem, elinde tuttuğu telefonunu komodinin üzerine sertçe bıraktı

"Beni beklediğini biliyordum güzelim"

dedi Kerem. Sesi koridorda yankılanan o emir kipinden uzak, şimdi daha boğuk ve şehvet doluyordu.

Aras karşılık verdi

"Seni beklemiyordum istesem ayağa kalkar giderdim ama bunu yapamıyorum maalesef."

Bir yandanda şansıma sıçayım diye içinden geçiriyordu.

"Böyle bir durum olsa bile Benden kaçamazsın,"

dedi Kerem. Aras’ın titreyen çenesini parmaklarının arasına aldı ve başını zorla yukarı kaldırdı. Aras’ın gözleri yaşlıydı ama Kerem o yaşları baş parmağıyla yavaşça sildi.

"Bana bak. O gözlerindeki nefretin, dokunuşumla nasıl arzuya dönüştüğünü izlemek istiyorum."

Kerem, Aras’ın itiraz etmesine fırsat vermeden dudaklarına sertçe yapıştı. Bu öpücük, aradaki tüm mesafeleri ve on yıllık o kanlı geçmişi yok etmek ister gibiydi. Kerem’in dili, Aras’ın ağzının içinde sahiplenici bir tavırla gezinirken, Aras’ın elleri Kerem’in çıplak omuzlarına kenetlendi. Aras onu itmek istiyordu ama vücudu, Kerem’in erkeksi kokusu ve baskın gücü karşısında çoktan teslim bayrağını çekmişti.

Kerem, Aras’ın tişörtünü tek bir hamlede üzerinden sıyırıp attı. Aras’ın bembeyaz göğsü, Kerem’in esmer ve güçlü gövdesinin altında savunmasızca seriliydi. Kerem, Aras’ın dizlerini yavaşça ayırarak aralarına yerleşti; bu hareketle Aras’ın tüm direncini kırdığını biliyordu. Aras’ın ağzından kaçan o boğuk inilti, Kerem için zaferin en tatlı melodisiydi

Kerem, Aras’ın titreyen bedeninin üzerinde bir gölge gibi yükselirken, odadaki loş ışık Kerem’in kusursuz vücut hatlarını ve omuzlarındaki gergin kasları daha da belirginleştiriyordu. Aras, altındaki çarşafı parmaklarına dolamış, hem nefret ettiği hem de delicesine arzuladığı bu adamın baskısı altında nefes almaya çalışarak gözlerini ayırmaya çalıştı.

Kerem, Aras’ın çenesini tekrar kavradı; bu sefer parmaklarını daha sert, daha hükmedici bir şekilde bastırıyordu.

"Bana bak dedim,"

dedi kısık bir sesle.

"Gözlerindeki o yaşların, teninin bana olan açlığıyla nasıl kuruduğunu göreceğim.

Aras, zorlukla gözlerini araladığında Kerem’in gözlerindeki o kapkara, vahşi açlığı gördü. Kerem, Aras’ın dudaklarını sertçe öpmeye devam ederken, eli Aras’ın pantolonunun kemerine gitti. Tek bir hareketle metali çözdü ve kumaşı Aras’ın bacaklarından aşağı, hırsla çekip attı. Aras’ın bembeyaz, narin bacakları ve artık tamamen savunmasız kalmış aleti ortaya çıktığında, Kerem’in bakışları daha da koyulaştı.

Devam edecek.

Yazar notu: konu ilerledikçe daha güzel noktalara gitmesini sağlıyorum umarım beğenmişsinizdir ;)

Yeni bölüm cuma günü sizinle merak etmeyin şimdiden herkese çok teşekkür ediyorum sağlıcakla kalın.(⁠ ⁠◜⁠‿⁠◝⁠ ⁠)⁠♡

Bölüm sonu

3 yorum