İçeriğe geç

Tesadüfün böylesi

Bölüm 9 · 4 dk okuma

Tesadüfün böylesi

Bölüm 9

Yüzleşme

Her şey, onun ağzından çıkacaklara bağlıydı.

Selin: "Kaza olayını anlatacağım ilk başta. Lütfen kesmeden dinlemeye çalış, çünkü bana hak vereceksin."

Cevap vermedim, sadece başımı olumlu anlamda salladım.

Selin: "Kazanın olduğu gün seninle konuştuk ve bana Uraz'la buluşacağını, birlikte ufak bir yarış yapacağınızı söyledin. Çok heyecanlıydın çünkü Uraz tekrar sana motor sürdürmeye başlamıştı. Baban kaza yapıp hayatını kaybettiği için genelde annen izin vermiyordu, Uraz da üstelemiyordu.

Sana o gün 'yarış nereden çıktı' dediğimde, 'Ben çok ısrar ettim Selin, korkma' deyip şirinlik yaptığın için, sana sadece dikkat etmeni söyledim. Sen yanımdan gittikten sonra içimde hep bir sıkıntı vardı."

Selin bunları anlatırken bir anda gözümün önüne, o gün ona söylediklerim geldi. Evet, evet... Hatırlamıştım! Doğru söylüyordu. Bir anda görüntüler silindi ve başım dönmeye başladı. Selin'in sesi bir uğultu şeklinde kulağıma geldi.

Selin: "Delvin, iyi misin? Ne oluyor, Delvin? Bana bakar mısın?"

Gözlerimi açtım. Başımda bir ağrı vardı. Selin çantasından su çıkardı ve bana verdi. Birkaç yudum aldım ve devam etmesini istedim.

Selin: "Seni aradım ama açmadın. Berk de Uraz'ı aradı ama ikiniz de cevap vermediniz. Sonra kendimi rahatlatmaya çalıştım: 'Her şey yolunda, Selin, sadece sen çok panik yapıyorsun,' dedim."

(Selin'in gözleri dolmaya başlamıştı ve yine parmaklarıyla oynuyordu.)

Selin: Ama akşam üzeri annen beni aradı. Ağlıyordu. Aşağı inmemi istedi. Hemen indim, bir sorun olduğunu anlamıştım. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Arabaya bindim ama annen ağlamaktan konuşamıyordu. Sadece 'kaza' diyebildi. O an kafamdan geçen tek şey seni kaybettiğimdi. Donup kalmıştım.

Kaza yerine geldik. Arabadan indik. Seni göremedim. Uraz'ı gördüm, yere çökmüş, ağlayıp yeri yumrukluyordu. Çok kötü bir haldeydi. O an ona odaklanamadım. Sadece gözlerim seni arıyordu. Ve kafamı çevirdim..."

(Selin'in gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı.)

Selin: Seni gördüm. Motor yoldan çıkmıştı, arazideydi. Sen bir köşedeydin, motor bir köşede... Hemen koştum ama senin üstün başın kandı. O an her şey birbirine karıştı ve görüşüm bulanıklaştı. Gözümü açtığımda hastanedeydim. Şokun etkisiyle bayılmışım.

Odadan çıktım ve hemen bir yetkili bulup senin odanı sordum. Ameliyattan yeni çıktığını söylediler. Hemen odanın olduğu yere geldim. Kapının önünde annenle Uraz'ı gördüm. Annen bir yandan ağlıyor, bir yandan Uraz'a bağırıyordu.

Gittiğimde sadece, 'Kızımdan uzak dur ve bir daha yanına yaklaşma!' dediğini duydum. Sonra da Uraz gitti.

Birkaç saat sonra uyanmaya başlamıştın. Ama doktor, geçici hafıza kaybın olduğunu söyledi. Annen, Berk ve benim yanıma gelip 'Eğer hatırlamıyorsa sakın ona Uraz'ı hatırlatmayın,' dedi.

Ve ben sana hiçbir şey söyleyemedim.

Duyduklarım beni şoka uğratmıştı. Demek ki Uraz bu yüzden beni tanımıyor gibi davranıyordu...

Bir an sağlıklı düşünemedim, ellerim titremeye başlamıştı.

Delvin: "Peki... Peki kaza nasıl olmuş? Uraz'ın bununla ne alakası var?"

Selin: "Berk ve ben Uraz'la daha sonra konuştuk. Kazanın nasıl olduğunu sorduk. Anlattığına göre, siz ilk önce biraz oturmuşsunuz. Daha sonra sen, Uraz'a 'Hadi söz vermiştin, yarışacağız,' demişsin.

O anda gözümün önüne yine görüntüler gelmeye başladı:

Delvin: "Uraz hadi amaa, bak yine beni kandıracaksın. Söz vermiştin, kalk yarışacağız!"

Uraz: (gülerek) "Kandıramadım değil mi seni? Güzelim, annene söz verdim. Zaten motora zor izin verdi. Yarışı duyarsa beni öldürebilir biliyorsun Zeliş Abla'yı."

Delvin: "Ama sen söylemezsen haberi olmaz kii!"

Selin: "Delvin, iyi olduğuna emin misin? İstersen sonra anlatabilirim."

Delvin: "İyiyim, devam eder misin?"

İyi olduğuma emin olmak için yüzüme dikkatlice baktı ve devam etti:

Selin: "İşte... Siz yarışmaya başlamışsınız. Zaten Uraz seni geçmen ve yarışın bitmesi için geriden geliyormuş. Sen yol ayrımına geldiğinde bir araç hızla geliyormuş. Sen arabayı fark etmemişsin çünkü o sırada arkana, Uraz'a bakıyormuşsun.

Uraz durman için sana bağırmış ama kasktan dolayı ne dediğini anlayamamışsın. O sana yetişene kadar araba sana çoktan çarpmış. Sen yoldan çıkmışsın ve karşıdaki araziye savrulmuşsun. Daha sonrasını da anlattım zaten. Olan biten bu."

Hiç bu kadarını tahmin etmemiştim.

O kadar sarsılmıştım ki... Hiçbir şey söyleyemedim.

Ve Selin'e sarılıp ağlamaya başladım. O da benimle birlikte ağlıyordu.

Sonra sarılmayı bıraktık. Ama ben iyi değildim. Başım çatlıyordu.

Berk: Selin, Delvin şu an iyi değil. Bu anlattıkların onu fazlasıyla sarstı. Hadi kalkalım. Sizi evlerinize bırakayım.

Selin kolumu tuttu ve beni kaldırdı.

Selin koluma girdi, Berk de kolunu Selin'e attı. Üçümüz de o şekilde yürümeye başladık.

Beni eve bıraktılar.

Selin'le son kez kapıda birbirimize sarıldık.

İkimiz de yıpranmıştık ve konuşamıyorduk.

Ondan ayrıldım ve eve girdim.

Annem salondan bana seslendi:

Annem: "Delvin, neredeydin kızım?"

Odama çıkarken cevap verdim. Yanına gidecek halim yoktu:

Delvin: "Selin ve Berk'le parkta oturuyorduk, anne."

Bir şey söylemedi.

Odama çıktım ve Uraz'la olan fotoğrafımızı alıp kendimi yatağa attım.

Son kez ona baktım... ve gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.