Ben çığlık atarken karşımdaki kişi dümdüz bir şekilde:
X: "Sen iyi misin?"
deyince daha da sinirlendim.
Delvin: "Sanki demin beni kovalayıp bu hale getiren siz değilmişsiniz gibi, bir de 'İyi misin?' diye soruyorsun! Beş dakika içinde gitmezsen polisi arıyorum."
Korkuyordum ama belli etmemem gerekiyordu.
X: "Ne kovalamasından bahsediyorsun? Sadece ağladığını duyup yanına geldim."
Dediği an yüzüne baktım, kaldım. Kafam karışmıştı. Eğer bu onlardan birisi değilse, bu saatte burada ne işi vardı?
Delvin: "Bir dakika, sen onlardan birisi değilsen bu saatte burada ne işin var o zaman?"
X: "Ben neredeyse her gece buradayım. Şarkı dinleyip kafamı rahatlatmak için... Peki sen neden buradasın? Kovalama falan diyordun."
Delvin: "Ben de senin gibi sadece şarkı dinleyip kafamı rahatlatmak istemiştim ama biraz dalıp evden uzaklaşmışım. Kafamı kaldırdığımda bir anda karşımda üç kişi vardı. Tam arkamı dönmüş uzaklaşıyordum ki biri arkamdan gelmeye başladı. O korkuyla koşarken kendimi burada buldum. Bu arada, biraz önce yaptığım davranış için özür dilerim, korkmuştum."
X: "Şimdi anladım. Korkmakta ve o davranışı sergilemekte haklısın. O yüzden bunu şu anlık sorun etmiyorum. Ama şu an tek bir sorunumuz var, o da seni evine bırakmak."
Biraz durdum. Biraz önce yaşadığım şeylerden dolayı ona güvenmekte kararsızdım. Belki de beni kaçıracaktı.
X: "Yüz ifadene bakılırsa seni kaçıracağımdan korkuyorsun."
deyip yüzüme garip bir şekilde baktı.
Delvin: "Yok şey... Evet yani olabilir."
Biraz saçmalamıştım.
X: "Motorum yanımda olmadığına göre seni sırtımda kaçıramam, değil mi? Eğer öyle yaparsam da biraz önce yaptığın gibi çığlık atar ya da polisi arayabilirsin."
Dediği şey mantıklı gelmişti. Ben biraz korkuyla saçmalamıştım. Beni niye kaçırsındı ki?
Delvin: "Peki, o zaman gidelim."
İkimiz de sessiz bir şekilde yürüyorduk. Ben de bir yandan "ne olur ne olmaz" diye Selin'e canlı konum atmıştım.
Bir anda sessizliği bozdu ve:
X: "Bu arada, adım Uraz. Pek normal bir karşılaşma olmadı, o yüzden söyleyemedim."
Biraz durdum, başka bir şey söyleyecek mi diye baktım, ama söylemedi. Döndü ve yüzüme baktı. İkimiz de durduk. Gözlerine baktım; o kadar tanıdık gelmişti ki bana... Sanki bizimle birlikte dünya da durdu. Gözlerinin yeşilinde kayboldum.
Delvin: "Ben de Delvin. Tanıştığıma memnun oldum, Uraz..."