[Parkta – Öğle] Efe ve Derin, parkta yürümeye devam ederler. Parkta yürürken birbirlerine daha çok şey açılmaya başlarlar. Birbirlerinin sırlarını daha yakından keşfederken, aralarındaki bağ daha da kuvvetlenir. Efe: Birden bir kuşun kanat çırptığını görüp, Derin’e bakar “Hayatımda bir şeyi fark ettim... Spontane anların ne kadar büyülü olabileceğini. Eskiden her şeyi planlardım, her adımımı hesaplayarak atardım. Ama... seninle bu kadar plansız bir şey yapınca... her şey o kadar güzel oluyor ki.” Derin: Efe’nin söylediklerini düşünerek “Bazen en güzeli, tamamen plansız ve doğal olan anlar sanırım. Ben de buna karşıyım. Hep kontrollü bir hayatım oldu. Ama sanırım bu sabahki gibi, bazı anlar sadece hissedilerek yaşanmalı.” Efe ve Derin, birbirlerine bakarken, aralarındaki gizli bağ bir anda güçlenir. Her iki kişi de düşündüklerinden daha fazlasını hisseder. Efe, Derin’in yanına daha yakın bir şekilde oturur ve daha derin bir bakışla konuşur. Efe: Gözlerine bakarak “Birbirimizi daha çok tanıdıkça... daha çok şey keşfedeceğiz, değil mi?” Derin: İçindeki duyguları fark ederek hafifçe gülümser “Evet, belki de keşfetmek... insanın kendisini bulmasına yardımcı olur.” [Küçük Bir Kafede – Akşam Üzeri] Bir süre sonra Efe ve Derin, parkta yürüyüş yapmayı bitirip, küçük bir kafeye girerler. Şirin bir köşe bulup, otururlar. Birlikte bir şeyler içerken sohbet etmeye devam ederler. Efe: Kahvesinden bir yudum alıp gülümseyerek “Peki, en çok neyi merak ediyorsun? Belki de keşfetmek istediğin bir şey vardır?” Derin: Bir an duraksar, sonra hafifçe gülümseyerek “Aslında, şu an seninle olmaktan başka hiçbir şeyi merak etmiyorum. Ama belki de her şeyin zamanı vardır.” Efe, Derin’in söylediklerini hafifçe şaşkın bir şekilde dinler. Bu, onun içindeki hisleri daha da derinleştirir. Bir süre sessizlik hakim olur, fakat bu sessizlik rahatsız edici değil, aksine bir huzur kaynağıdır. Efe: Birden farklı bir konu açar “Belki de planlarımızı yine bozmalıyız. Ne dersin, başka bir yere gitmeye?” Derin: Gözlerini kısarak, Efe’nin gözlerine bakar “Sanırım daha fazla plan yapmayalım. Bugün çok güzel geçti, neden olduğu gibi devam etmesin?” Efe: Gülerek başını sallar “Tam da söylediğim gibi, spontane! O zaman, hadi bakalım... başka bir sürpriz hazırlayayım.” [Şehir Dışında – Akşam] Bir saat sonra, Efe, Derin’i şehir dışındaki terkedilmiş bir ambarın olduğu yere götürür. Hava kararmaya başlarken, şehir ışıkları çok uzaktan parlıyor. Efe, biraz heyecanlı ve gizemli bir şekilde bakar. Efe: “Burası, küçükken çok severdim. Hep buraya gelirdim. İnsanların gitmediği yerlerde vakit geçirmeyi seviyorum.” Derin: Hafifçe şaşırarak “Neden buraya?” Efe: Yavaşça gülümseyerek “Burada bir şeyler hissediyorum... ama kelimelerle anlatmak zor. Sanırım biraz farklı olmak, her zaman en iyi hissettiren şey oluyor.” Derin, Efe’nin sözlerini duyarak kafasında bir şeyler düşünür. Efe, aslında derin bir düşünceye sahip, her şeyin farkında biri gibi görünmektedir. Derin, Efe’nin yanında kendini daha rahat hisseder ve her şeyin biraz daha doğal olduğunu fark eder. [Sonsuz Gece] Gece ilerlerken, Derin ve Efe sahile doğru yürürler. Sahildeki kumlar, ay ışığı altında gümüş gibi parlamaktadır. Efe ve Derin, her adımda birbirlerine daha da yakınlaşırlar. Gece boyunca sohbet etmeye, gülmeye devam ederler. Derin: Bir anda durarak “Bazen düşündüm... belki de hayat, plansızca alınan kararlarla güzel. Ama en güzeli, yavaşça hissettiğimiz şeyler.” Efe: Yavaşça yaklaşarak, gözlerine bakar “İşte bu yüzden spontane olmamız lazım. Bazen en güzel anlar, sadece gerçek hislerimizle ortaya çıkar.” Ve o anda, Derin ve Efe, gece boyunca birbirlerinin gözlerinde bir şeyler bulurlar. Artık birbirlerine çok daha yakınlardır. Birbirlerinin içinde kaybolmuş, ama bir o kadar da kaybolmaktan korkmayan iki insan…
Bölüm 9
Spontene günün devamı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.